Aşağıdaki  Halkbilim Sözlüğü, Folklor Sözlüğü adlı kısa çalışmada efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni hatta yıldızlara ait inanma ve büyüleri bile kapsayan kültür ögeleri maddeleştirilmiş olup, aşağıda A harfinin (AA-AK) arasında yer alan maddeler verilmiştir.

A Cholla mo Rùn Bir tulumun (İskoç gaydasının) konuşma yeteneğine kazanması konulu bir İskoç efsanesidir.

Aatkse, Aatksegorri, Aatxe Batı Pirene Dağları boyunca yaşayan Bask halkının dilinde ‘genç kızıl boğa’ anlamına gelen ve geceleri özellikle fırtınalı havalarda mağarasından çıkıp insan şeklinde göründüğü zamanlar dışında boğa formunda bulunan kötü bir ruhun adıdır.

Aba Deve, keçi ya da koyun tüyünden dokunmuş kumaş ve bu kumaşın dövülerek aprelendikten sonra dikilmesiyle (gerekirse boyanır) elde edilen kıyafetlerin adıdır. Osmanlı döneminde tarikat mensupları tarafından da giyildiğinden derviş kıyafeti olarak da bilinmektedir.

Aba Atma, Aba Atmaca, Bohça Atma, Aba Alması Konya yöresinde oynanan bir çocuk oyunun adı olup, oyuncular birbirlerini top gibi kullandıkları bir bohça ile vurmaya çalışmaktadırlar. Oyuna Gaziantep’te Aba Dolambaç, İstanbul’da orospu bohçası veya ebem kızda Isparta’da boğça adlarıyla bilinmektedir.

Aba güreşi Kolsuz kıyafet (aba) giyilerek yapılan, Judo’ya benzeyen geleneksel bir güreş türü olup Moğolistan, Kazakistan ve Özbekistan’ın yanı sıra Anadolu’da Gaziantep ve Antakya yörelerinde Orta Asya kökenli göçmenler tarafından yapılmaktadır.

Âbâ-ı Ulviyye Arap halkının inanışında insanın talihine yöne veren yıldızlara verilen isim olup, İslam öncesi dönemde yıldızlara tapınmanın işareti olarak algılanmalıdır.

Abaia Pasifik adları halkının inanışında sihirli bir balığın adı olup, kadınalrın balık tutmasına kızarak tufana sebep olmaktadır.

Aban İrlanda masal ve efsanelerinde Cormac ve Millas’ın rahip olmak isteyince babasının zincire vurduğu doğaüstü güçlere sahip oğullarının adıdır. Amcası İnbhar’ın Roma’ya yolculuğuna dalgaların üzerine yürüyerek eşlik etmiş,  hayvan sürülerinin koruyucusu olmuş, çok sayıda kilise kurarak Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamıştır.

Âbân, Âbângâh İran’da Mart ayının onuncu gününe verilen isim olup yağmur yağmasının erkeklere yağmamasının kadınlara uğur getireceğine inanılmaktadır.

Abatva Güney Afrika’da yaşayan Zulu halkının inanışında karınca tepelerinde yaşayan insan formunda barışsever ve utangaç minik bir ırkın adıdır. Abatvaları sadece dört yaşın altındaki çocuklar, büyücüler ve hamile kadınlar görebilirler. Hamile bir kadın eğer erkek bir Abatva görürse erkek bir çocuk doğuracağına inanır.

Bir Abatva ile karşılaşıldığında, Abatva insana kendisini ilk olarak ne zaman gördüğünü sorar eğer ilk defa görüldüğü cevabını alırsa muhatabını zehirli bir okla vurarak öldüreceğine inanılır. Kişinin canını kurtarmak için yaratığı uzun zamandan beri ya da uzak bir yerde gördüğünü bildirmesi gerekmektedir.

Abaya Arap ülkelerinde kadınlar tarafından ev dışında giyilen kolsuz ve uzun geleneksel siyah elbisenin adıdır.

Abayı Azerbaycan’ın Şaki bölgesinde oynanan yavaş tempolu bir halk dansı olup ‘orta yaşlı’ anlamına gelmektedir.

Abayifo Gana ve Fildişi Kıyısı’nda cadılara verilen isim olup, büyülerinden korunmak için koruyucu ayinler düzenlemek gerekmektedir.

Abbâs’ın eli İslam ülkelerinde el formunda bir nazarlığa verilen isim olup adını Hz. Peygamberi düşmanlarına karşı koruyan amcası Hz. Abbâs’tan almıştır. Arapça hamsa (beş), Hamza’nın eli, İbranice Hameş eli ya da Meryem’in eli, Hıristiyan ülkelerde ise Fatıma’nın eli adlarıyla bilinen yaygın bir tılsımdır.

Bkz. Fatıma’nın eli

Abbas Ali, Baba Abbas 1620 yılında inşa edilen türbesi Arnavutluk’ta Tomor dağının güney yamacında bulunan bir Bektaşi büyüğünün adıdır. Türbesi her yıl Ağustos ayında Müslümanlar tarafından ziyaret edilmekte kurbanlar kesilmektedir. Efsaneye göre Hz. Hasan ve Hüseyin’in kardeşi olup Arabistan’dan Arnavutluk’a bölgeyi kâfirlerden kurtarmak için gelmiştir. Hıristiyan geleneğinde ise St. Elias ile özdeşleştirilmektedir (Elsie 2000: 3).

Abd-el-Rahman Fransa’yı istila etmeye kalkan Müslüman Arapların liderinin adı olup, 732’de Tours savaşında öldürülmüştür.

Abdal Musa Elmalı’da bulunan tekkesinden ve Kaygusuz Abdal’ın şiirlerinden Elmalılı olduğu sanılan, Alp erenlik yakıştırılan bir Bektaşi dervişinin adı olup Nasihatnâme adlı bir kitabı bulunmaktadır.

“Abdal Musa oldum geldüm cihana

Ârifler anlar bizi ne boydanuz”

Abdallah Binbir Gece Masalları’nda adı geçen bir balıkçı olup, çığlıyla bir deniz canavarını öldürmüştür.

Abdestlik Osmanlı dönemi erkek kıyafetinin bir parçası olup erkeklerin sırtlarına giydikleri kolları dirseğe kadar uzanan kısa gömleğin adıdır. Özellikle Aydın ve Bursa zeybekleri tarafından giyilmekteydi.

Abdurrahman Halayı Sivas ili Divriği köylerinde davul zurna eşliğinde 3-12 kişi tarafından oynanan hareketli bir halay çeşidinin adı olup, esas, yanlama ve hoplatma bölümlerinden oluşmaktadır.

Abere Malenezya adaları halklarının inanışında, bataklıklarda sinsice dolaşarak insanları tuzağına düşürdüğüne, kurbanlarının kanını içtiğine inanılan dişi bir iblisin adıdır.

Abra Anadolu’da bir değiş tokuş sırasında üste verilen şey (para, mal, emek…) anlamında kullanılmaktadır.

Abrek Çerkez efsanelerine göre savaştaki becerikliliğini 16 yaşında ispatlamış bir kahramanın adıdır.

Abril beşi Anadolu’da Nisan ayının ondördü ile onsekizi arası gerçekleşeceğine inanılan soğuk havalara verilen isim olup adını Rumî takvimin ilgili 5 gününden almıştır.

Abrskil Abhaz masallarında şeytanın mülkiyetinde oldukları gerekçesiyle mavi gözlü adamları öldüren bir kahramanın adıdır.

Acabad, Hacabad Rize bölgesinde Akçaabat horona verilen isim olup, kemençe eşliğinde şu türkü söylenilerek oynanılır:

Aşçı hala ayar ayar

Bir kepçe kor, iki sayar

Onun ile can mı doyar?

Heyamol, heyamol, helesa Yelesa…

Acem Halayı, Oymak Halayı Çukurova Türkmenlerine özgü bir halay çeşididir.

Acem Şalı Osmanlı döneminde İran üzerinden getirilen, kadınların soğuktan korunmak amacıyla bel çevresine sardıkları geleneksel şalın adıdır.

Acem tıraşı Anadolu’da başın yan ve tepesindeki saçların sıfır numara kesilmesine karşın ensede saç bırakılmasıyla gerçekleştirilen saç modelinin adıdır (Ankara).

Acemi Ocağı Osmanlı İmparatorluğu’nda çoğunluğu Rumeli Hıristiyan gençlerden devşirilen yeniçerilerin ilk defa askerlik eğitimi aldıkları kurumun adıdır.

Acika Gürcü, Laz ve Abhaz mutfağında özellikle sabah kahvaltısında yenilen ceviz, sarımsak, acı biber ve kişniş otu karışımı bir aperatifin adıdır.

Aç Kapıyı Bezirgânbaşı Anadolu’da aynı adlı türküsü eşliğinde oynanan bir çocuk oyununun adıdır.

Açeri Hint masallarında bahsi geçen küçük bir kızın hayaleti olup, geceleyin dağlık bölgelerden yerleşim merkezlerine çocukları hasta etmek için hastalık taşımaktadır. Açeriyi çocuklardan uzak tutmak için boyunlarına parlak kırmızı bir iplik bağlanmaktadır.

Açık Arttırma En yüksek fiyat öneren alıcıya satışın yapıldığı halka açık bir ticaret yöntemidir.

Açıl Susam Açıl 1001 Gece Masalları’ndan biri olan “Alibaba ve 40 Haramiler”de, haramilerin gizli hazinelerini sakladığı mağaranın kapısının açılmasını sağlayan sihirli sözdür.

Açılsın Demir Kapı Rize merkez ilçede derlenmiş, tek bir erkek tarafından oynanan bir çeşit köçek oyununun adıdır.

Açkapı Oyunu Safranbolu yöresinde, özellikle düğünlerde özgün türküsü eşliğinde oynanan bir çeşit çengi oyunudur.

“Aç kapıyı ben geldim civanım aman

Sefâ geldin, hoş geldin ölüyon aman

El ediye, el ediye

Gara da gözler kül ediye”

Aç göz Başkurd destanlarında geleceği görebilen, çok yemek yediği ve yedikçe doymadığı için bu adla tanınan bir kahramanın adıdır.

Adak 1. Tanrıya, yatıra, evliyaya hatta ağaç ve kayalara bir dileğin gerçekleşmesi niyetiyle adanan maddi veya manevi değeri olan hediyelerin (kurban edilen hayvan, yiyecek, yardım, oruç) tümünün adıdır. Adak adayan kişi yatır, evliya veya kutsal objenin (ağaç, kaya vs.) kendisine Tanrı ile bağlantı kurma işinde aracılık edeceğine inanmaktadır. Bu yüzden adak seçimi:

  1. Yatırla bir dilek seçiminde anlaşarak
  2. Kurban keserek
  3. Bağış yaparak
  4. Yatırın hoşuna gidecek bir eylemde bulunarak gerçekleştirilir (Boratav 1984: 42)

Anadolu’da adak türleri (Uygulama şekli):

  1. Su adağı: ‘Ya Vedût’ sözüyle başlayan bir dua yazılı kâğıt Cuma günü dereye atılırken (Çubuk Çayı) “elimi salladımulu deryaya, yalvarırım ulular ulusu Mevlaya, muradımı isterim önümüzdeki cumaya” sözleri söylenir (Ankara)
  2. Baca adağı: Mutfak bacasından gökyüzüne bakılarak tanrıdan dilek dilenirken bir tespihle 700 besmele çekilir (Ankara)
  3. Dört yol adağı: Gece ortasında bir dört yol ağzına gidilip tanrıdan ihsan dilenir (Ankara)
  4. Zekeriya sofrası adağı: Şaban ayında iki rekat namaz kılınmasının ardından, Meryem ve Zekeriya (Kaha) surelerin okunduktan sonra sofradaki 41 türlü yiyeceği yerler (Ankara)

Anadolu’da adak türleri (Uygulama nedenleri):

  1. Dilek adağı: Kaza dan beladan kurtulma, kötülüklerden korunma
  2. Dileğinin gerçekleşmesinden sonra adağı yerine getirme
  3. Belirli dönem ve zamanlara özgü: Doğum, evlilik, askere gitme
  4. Kefaret adakları: Bir günahın bağışlanması amaçlı

Adak Aşı Yağmur yağdırmak ya da tam tersine güneşin açmasını sağlamak için köy evlerinden ortaklaşa toplanan malzeme ile hep birlikte yenilmek üzere hazırlanan yemeğin adıdır.

Adaklama Tütsüsü Anadolu Türklerinde zamanı geldiği halde yürümeyen çocuğun cinler ve periler tarafından etkilendiğine inaldığından ocakta hazırlanan adaklama tütsüsü uygulanmaktadır. Karadeniz bölgesinde ise çocuğun ayakları arasında görünmez bir bağ olduğuna inanılmakta, sembolik olarak bu bağ kesilmektedir.

Adam kurutma kayası Anadolu’da Safranbolu’nun Akveren köyü yakınlarında bulunan bu kayalık, geçmişte yörenin zalim beyi tarafından insanları sıcağın etkisiyle öldürmek amacıyla kullanılmıştır. Söylenceye göre amansız bir hastalığa tutulan Bey’e rüyasında Hızır görünerek bu kayalıkta iki rekât namaz kılmasını öğütlemiş, namaz kılarken ayakları sıcaktan yanan Bey hatasını anladıktan sonra iyileşmiştir.

Adamastor Portekizli şair Luís Vaz de Camões’in (1524-1580) Vasco da Gama’nın (1460-1524) Hindistan yolculuğunu anlattığı Lusiad destanında adı geçen, Afrika’nın en güney ucunda yer alan Ümit Burnu’na ait mistik ve görünmez bir yaratık adıdır.

Adaro Malenezya’da Ulava, Mala ve San Kristoval bölgeleri halklarının inanışında insan ruhunun kötü parçasının adı olup ölümden sonra hortlağa dönüşmektedir. Güneşte yaşayıp, gökkuşağı çıkınca yeryüzüne inmekte, yeryüzünde su kanalları üzerinde yolculuk etmektedirler.

Adat Endonezya’da kelime anlamı ‘dünyanın yolu’ olan ve insan, hayvan ve bitkilerin görev, sorumluluk ve kaderlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bir terimdir.

Addank, Adank, Afank, Abhak Galler halkının inanışında bir göl canavarının adı olup bazen bir cin, timsah hatta kunduz olarak da tarif edilir. Brynberian köprüsü civarındaki Llyn Barfog veya Bettwsy-Coed bölgesindeki Llyn yr Afanc gölünde ikamet ettiğine inanılmaktadır.

Âdem Anadolu’da çiftçilik zanaatının piri kabul edilen insanoğlunun ilk atasıdır.

Âdem Çukuru Seylan adasındaki bir tepede bulunan bir çukura Müslümanlarca verilen isimdir. Müslümanlar bu çukurun Hz. Âdem’in Budistler tanrı Şiva’nın Hıristiyanlar ise St. Thomas’ın ayak izi olduğu inancındadır.

Âdet 1. Karşı çıkılmasının yakışık almayacağına, ayıplanacağına hatta felaket getireceğine inanaılan toplumsal alışkanlık ve eğilimlerin tümüne verilen isimdir.

  1. Anadolu’da günlük hayatta yapılması adet haline getirilen alışkanlıklarından birisinin ihmali ya da unutulmasının o güne uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır.

Adhene Man adasında perilere verilen isim olup cennetten kovulan melekler olduklarına inanılmaktadır. Denizde balık tutan, tepelerde sığırlarını güden ve hasat zamanı geldiğinde yiyeceklerini fıçılara koyarak mağaralarda stokladıklarına inanılan küçük çocuk boyunda yaratıklar olarak tasvir edilirler.

Adı ağır gelmek İstanbul’da bir inanışa göre yeni doğan çocuğun sık sık hastalanması ve gelişme bozukluğu göstermesi durumunda adının ağır geldiği düşünülüp değiştirilmekteydi.

Adım peksimeti, Adım çöreği Trakya’da çocuğun yürümeye başladığı zamanda yapılıp komşulara ve çocuklara dağıtılan çöreklerin adı olup bir tanesinin içine para veya altın konulması gelenektendir (Tekirdağ).

Adi Putra Malezya’da bir azizin adı olup ‘Adi-Buda’ kelimesinin deforme hali olmalıdır.

Adobo Domuz etinin soya sosu, sirke, sarımsak, defne yaprağı ve kara biberle birlikte kısık ateşte pişirilmesiyle hazırlanan Filipinlerin milli yemeğinin adıdır.

Adsız Türkmen geleneğinde çocuklarını doğmadan kaybeden ailenin bir sonraki çocuğunun yaşaması için koyduğu isimdir.

Adur Bask halkının gerçek objelerle birleşmiş doğaüstü güçlere verdiği isimdir. Adur, bir objeye adı veya sembolüyle bağlı olup, bu bağlılık Bask animizmine (eşyaların ruh sahibi olduğuna inanç) özgüdür. Bir eşya veya kişiyi pozitif veya negatif etkilemek istendiğinde bu isim veya sembol kullanılabilir.

Aftal dede Bulu ilinin Ulu-mescit köyünde bulunan bir yatırın adı olup, huysuz çocukların uslanmasında keramet sahibi olduğuna inanılır. Yıkanıp, yeni elbiseler giydirilen çocuk yatıra getirilip sırtıstü yatırıldıktan sonra karnında içinde bozuk paralar bulunan bir çörek parçalanıp oradaki diğer çocuklara dağıtılır. Daha sonra çocuğun arkasına bakmadan yatırdan uzaklaşması sağlanır.

Afurugu Dominik ve St. Vincent adalarında yaşayıp Amerikan yerlileri ve Afrikalı kölelerin soyundan gelen Garifuna halkının inanışında bir kişinin ölümünden sonra ortadan kaybolan ikili ruhun (yürek-ruh) adı olup gizli düşmanlık taşıdığına inanılmaktadır.

Agaiuma Dominik ve St. Vincent adalarında yaşayan Garifuna halkının inanışında ırmak kenarına yaşayan ruhların adı olup, güzel kadın kılığına girerek erkekleri baştan çıkardıklarına inanılmaktadır.

Agal Doğu Anadolu’da erkeklerin başlarına taktığı, geleneksel renkli puşuların adıdır (Muş)

Agora Meyhanesi Özellikle 1940’lı yıllarda popüler olmuş İstanbul’un Balat semtinin en ünlü meyhanesinin adıdır.

Agta, Bawa, Ungo Filipin masallarında adı geçen herkes tarafından görülebilen, bacaklarının arasından geriye bakabilecek derecede kıvrılabilen, sigara içmeyi seven, siyah renkli bir yaratığın adıdır.

Agueplh Gelecekten haber veren Çerkez kâhinlerinin adıdır.

Bkz. Blegueplh

Aguinaldo Porto Riko ve Venezüella’da İspanyolca noel şarkılarından esinlenilerek geliştirilmiş bir müzik türünün adıdır.

Ağabani Üzerinde safran sarısı renginden yapraklı dallar işlenmiş beyaz bezin adı olup, Anadolu’da sarık, yorgan yüzü, bohça yapımında kullanılmaktaydı.

Ağaç Baba Adapazarı’nda Erenler tepesinde mezarı bulunan bir ermişin adı olup ilkbahar geldiğinde boş alanlara fidan diktiğine ve Ağaç Baba’nın diktiği taze fidanları kesenlerin ellerinin kuruyacağına inanılmaktadır.

Ağaç Ereni Uğurlu olduğuna inanılan bir ağacın etrafında küçük taşlardan bir yığın oluşturulması, kumaş parçalarından çaputlar veya saç telleriyle ağaç dallarının süslenmesiyle oluşturulan ziyaret yerinin adıdır (Muğla).

Ağaç Kişi Karaçay ve Azeri folklorunda varolan bir karakoncolos varyasyonudur. Kadın veya erkek olabilen ağaç kişinin vücudu baştan başa tüylerle kaplı olup maymuna benzemektedir. Çok pis kokan ağaç kişi yemek bulmak için bağ ve bostanları dolaşmaktadır.

Ağaçlara Tapınma 1. Ağaç başlangıçta tanrı veya tanrıça olarak tapınılan toprağın bir parçası ve temsilcisidir. Ağaçların bir ruhunun olduğuna ve yaşam döngüsünün sembolü olduğuna ilkçağdan itibaren inanılmıştır. İlkbaharda yeşillenip yazın meyve veren, sonbaharda solup kışın yapraklarını döken ağaçlar doğum-yaşam-ölüm süreci ile özdeşleştirilmiştir.

Mezopotamya, Türk ve Hint-Avrupa halkları evreni bir ağaç formunda düşünmüşlerdi. Kökleri cehenneme dalları cennete ulaşan bu Yaşam Ağacı inanışının günümüze ulaşan uzantılarından birisi de mezarlıklara ağaç dikilmesi geleneği olmalıdır. Gömülenlerin öteki dünyaya ağaçlar sayesinde ulaşacağı düşünülmüş olmalıdır.

Antik Girit’te Tanrıların cisimleşmiş hali olduğuna inanılan ağaçlara tapınılırken, Kelt ve Germen mitolojilerinde durum farklı değildir. Tacitus, Germania adlı eserinde Germenlerin ormana tapındığından bahsederken, Eski Yunan’da meşe ağacına tapınılmaktaydı. Alman folklorunda yürürken bir ağaca sürtünmenin ağrı ve sıkıntıları azaltacağına inanılmakta, İzlanda da kızılçam ağacına bir işaret çizilip altında rüyaya yatıldığında geleceğin görüleceğine inanılmaktaydı.

Eski Yunan ve Roma’da bazı ağaçlar tanrıların barınağı olarak görülmüş hatta onlarla özdeşleştirilmiştir. Zeus/Jüpiter meşe ağacı ile Apollon defne ağacı ile Minerva zeytin ağacı ile özdeşleştirilmişti.

  1. Eski Prusya Çingeneleri çam ağacını (ya da kuşburnunu) Yeni Prusya’dakiler kayın ağacını, Hannover’dakiler ise üvez ağacını kutsal kabul etmektedirler. Ölülerin gömülmesi sırasında kabilenin kutsal kabul ettiği ağaç mezar üzerine dikilmektedir.

Bkz. Save Sumbeskro Kaşt

  1. Kuzeydoğu Anadolu’da ağaçlara tapınmaya (özellikle meşe) dair izlere rastlanmıştır. 19. yüzyılda Akçaabat ilçesine bağlı Mersin köyünden bir avcının, köylülerin kragen denilen bir ağaca tapındıklarını gördükten, sonra ağacı kesmesi, bunun üzerine köylülerin avcıyı “Avcı, Evliya’yı kesti” diyerek karakola şikayet etmesiyle ortaya çıkan ‘ağaç evliya’ vakası, avcının, Evliya adlı birini öldürdüğünü zanneden polislerin avcıyı tutuklaması ve köylülerin evliya olarak nitelendirdiği ağaca tapındığını öğrenince avcıyı salıvermesiyle sonuçlanmıştır.

Bkz. Evliya Ağaç, Aborijinler

  1. Abhazya’da yaşlı ağaçlara ve özellikle meşeye tapınmanın örneklerine antik çağdan itibaren yazılı kaynaklarda rastlanmıştır. Abhazya’da her köyün, köylüleri ilgilendiren önemli bir konuda toplantı yapacağı özel bir ağacı bulunmaktaydı. Abhazlar, düşmanlarıyla savaşmadan önce köyden pek uzak olmayan bu ağaca başvururlar, meşenin dallarına silahlarını ve renkli kumaş parçaları asarlar, kılıçlarının düz taraflarıyla ağacın gövdesine dokunarak dilekte bulunurlardı. Kafkasya’da ölülerin son yolculuklarında ağaçlara emanet edilmesi de oldukça eski bir adettir. Argonaut destanında çıkarlar İason ve adamlarının Kral Aetes’in sarayına giderken yolda söğüt ağaçlarının dallarına zincirlerle bağlanmış cesetler gördüğü kayıtlıdır.

Kafkas halklarının Hıristiyanlığa geçmelerin ardından asırlar sonra 17. yüzyılda rahip Lamberti ağaçların ortasının oyulup, ölü insanların sanki bir tabuta koyarcasına yerleştirildiğini bildirmiştir.

Ağıl, Per Küçükbaş hayvanlarının gece barınmasını sağlamak amacıyla yerleşim yerlerinin dışında yapılan üstü açık, etrafı duvarlarla çevrili yapıların adıdır.

Ağır Bar Doğu Anadolu bölgesinde davul zurna (Kars), saz, gırnata veya tulum (Yusufeli) eşliğinde 10-20 kişi tarafından oynanan bir sıra oyununun adıdır.

Ağır elbise Kadınların ev dışında giydiği geleneksel elbiselerin adıdır (Kütahya)

Ağır Hava Urfa’nın Birecik yöresinde daha çok düğünlerde davul zurna eşliğinde oynanan bir halk oyununun adıdır.

Ağır Karadağ Azerbaycan’ın Karadağ bölgesine özgü yavaş tempolu bir halk dansının adıdır.

Ağır Zeybek, Aydın Zeybeği Ege bölgesinde tek bir erkek tarafından ağır tempoda oynanan, ileri geri yürüyüş, kollu yürüyüş, sallanma, soldan dönme, diz çökme, dönme, geri yürüme ve çapraz basma figürlerinden oluşan bir halk oyununun adı olup, Efe Türküleri eşliğinde oynanılır:

“Uzun olur (aman) efelerin pıçağı

Beş yüz dirhem Şam Trablus kuşağı

Serbest olur (aman) Anadolu uşağı

Aşırdılar karlı (da) dağdan Keşiş’ten

Bilmiş ol ki geçmiş olur iş işten

Silâhı da elinde, kaması da belinde

Yavrum İzmir yolunda ben bir güzele vuruldum”

Ağırbasan Tüm vücudu tüylerle kaplı, başındaki kırmızı fesi sayesinde görünmez olup uyku halindeki insanların üzerine çöken bir albastı varyantı olup adı Ali’dir. Tüylerini koparabilenlerden tüylerini geri alabilmek için tüy başına bir altın verdiğine inanılmaktadır. Boğmaya kalkıştığı güçlü bir adam tarafından avucundan bıçaklandığı için avucunun delik olduğuna, üstüne çıkıp ağzını, burnunu eliyle kapattığı insanların bu delik sayesinde nefes alıp hayatta kalabildiklerine inanılmaktadır (Artvin).

Bkz. Al karısı, Ala bastı, Davara

Ağırlama Bergama civarında zeybek oyununa verilen isimdir (İzmir).

Ağırlık Evlilik sırasında erkek tarafının kız tarafında vermek zorunda olduğu altın lira, canlı hayvan, elbiselik kumaş gibi hediyelerin adıdır (Tahtacılar).

Ağırşak, Ağrişak, Eğircek, Ağşak Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parçanın adıdır.

Ağıt Ölen bir kişinin arkada bıraktıklarını, çektiği acılarını, yaptığı iyilikleri, maddi ve manevi özelliklerini anlatan halk edebiyatı türünün adıdır. Anadolu’da her ölenin ardından ağıt yakılabilirse de daha çok düğününe az bir süre kala ölen ya da öldürülen delikanlı veya gelinler ve tabiat afetleri tercih edilmektedir. Söylenen ağıtlar genellikle kadınlar tarafından, uyaklı ve ölçülü olarak söylenirse de erkekler tarafından doğaçlama ve uyaksız olarak da yakılabilirler. Genellikle evin ortasında evin ortasında üzerine beyaz bir örtü örtülmüş ölünün başında halka formunda dizilen akrabadan kadınlar tarafından yakılan ağıt, profesyonel ağıtçılar tarafından mezar başında hatta ölü kaldırıldıktan sonra da yakılabilir.

Ağıtçı Ağıt yakma işini meslek edinmiş kişilere denilmektedir.

Ağız arama Beğenilen kızın evine, erkek tarafının yakını olan kadınlardan birisinin kızın erkeğe karşı duygularını ve ailesinin evliliğe yaklaşımını öğrenmek amacıyla yaptığı ziyaretin adıdır (Gümüşhane).

Ağız bağlama Kurtların koyun sürülerine musallat olmasını engellemek için yapılan bir çeşit büyüdür. Sürünün yayımı esnasında evde ocağın başındaki toprağa hayvanların otlayacağı bölgenin sınırları hayal edilip çizilerek okunup üflenerek gerçekleştirilir. İnanışa göre hayvanlar sınırların dışına çıkmadıkça kurtlardan korunmaktadır (Trabzon).

Ağız tadı Kız istenmesinin ve başlık miktarının kararlaştırılmasının ardından kız evinin konuklarına ikram ettiği tatlı ya da lokumun adıdır (Kırşehir).

Ağlatma havası Gelin alayının, kız evinden çıkarırken bölgeden bölgeye değişen bir enstrümanla çalınan (Ordu’da davul-zurna, Giresun ve Trabzon’da kemençe, Rize’de kemençe veya tulum) hüzünlü yol havasının adıdır.

Ağlayan Kadın Bkz. La Llorona

Ağlayıcılık Dinî ayinler özellikle cenaze törenleri sırasında ağlaması hatta saçlarını yolup, üstünü başını yırtıp feveran edecek derecede üzüntü gösterip gözyaşı dökmesi için tutulan kişilerin geleneksel mesleği olup, günümüzde özellikle Ortadoğu’da icra edilmektedir.

Ağvan Kadınların giydiği şapkaya benzer geleneksel başlığın adıdır (Van).

Ahal Tuareg halkının dinî çerikli müzikli sohbetlerine verilen isimdir.

Ahenk Düğün öncesi (Salı günü hamam dönüşünde) kız ve erkek evleri ayrı ayrı toplandıktan sonra güvey evi kız evine tahinli çörekler göndermektedir (Burdur).

Ahi Tacı Beyaz çuhadan sekiz dilimli içi pamuklu kavuğun adı olup, Kadiri tarikatının Ahi kolundan şeyhler tarafından takılmaktaydı.

Ahkiyyini Eskimo inanışında dans etmeyi seven iskelet formunda bir hayaletin adıdır.

Ahmet-i Muhtar Hz. Muhammed için kullanılan isimlerden birisidir.

“Arzum budur sana Ahmet-i Muhtar

Destur ver esrarım kalsın yadigâr

Sana benim demiş Hazreti Gaffar

Bildir Sümmanî’ye üftadesini”

(Koşma: Sümmanî)

Ahret bebesi Güzel ve uslu duran bebekleri nitelemek için kullanılan terimdir (Kastamonu).

Ahret kardeşi Anadolu’da üzerine iğne, iplik, oyuncak, meyve konulan ve şimşit/ahret dalı adı verilen bir ağaç dalının, düğünler esansında köyün gençleri tarafından bir saksı toprağa gömülme geleneğinin adıdır.

Ahret bebesi Güzel ve uslu duran bebekleri nitelemek için kullanılan terimdir (Kastamonu).

Ahret kardeşi Anadolu’da üzerine iğne, iplik, oyuncak, meyve konulan ve şimşit/ahret dalı adı verilen bir ağaç dalının, düğünler esansında köyün gençleri tarafından bir saksı toprağa gömülme geleneğinin adıdır.

Aigiarm Moğol efsanelerinde bahsi geçen bir prensesin adıdır. Prenses, tüm erkek taliplerine güreşte meydan okumuş ve taliplerin atlarına karşılık bekaretini ortaya koymuştur. Bu yolla 10.000 at sahibi olduğu bilinmekteyse de, evlendiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Airbedruad Aşılması mümkün olmayan sihirli bir çitin adıdır.

Aitvaras Litvanya halkının inanışında, ev içinde siyah kedi veya siyah horoz şeklide, dışarıda ise ejderha formunda insanlara görünen bir iblisin adıdır. Ruhunu kendisine satanlara para, mal veya diğer insanlardan çaldığı şeyleri verir. Bir eve girdiğinde onu dışarı kovmak mümkün olmayıp ve ev içindekilere şans ve felâketi birlikte getirir.

Ajari Joan Hakkotsu-San (İskelet Dağı) dağında yaşayan bir rahibin adıdır. Budist rahibi olmasına rağmen günah işleyerek bir kıza aşık olmuş bu yüzden bir iblise (Japonca ‘okuma’) dönüşerek kendi tapınağını yıkmıştır.

Ajokit Uganda halkının inanışında hasta insanların şifacılar ile konuşan ruhlarına verilen isimdir.

Akarsu Altın ve platin üzerine bir dizi pırlantanın dizilmesi ile yapılan bir gerdanlığın adıdır.

Akatlakskui Meksika’da yaşayan otomi halkının bereket gelmesi amacıyla yaptığı dansın adı olup, başında Maringuilla adlı bir yılan taşıyan genç bir kız tarafından gerçekleştirilmektedir.

Akın Kırgız ve Kazak halklarının dombra adlı geleneksel çalgının eşliğinde doğaçlama söylediği kahramanlık ve yiğitlik konulu manzum destanların adıdır.

Akışta, Halkuşta, Karakuştani Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde, 2-3 çift erkek tarafından yüz yüze karşılıklı geri ileri yürüyüşlerle ilerleyip el ayalarını çarpıştırma suretiyle oynanan bir halk oyununun adıdır.

Akko Saksağan kuşunun yöresel adı olup evin bir köşesine konup ötmesi önemli bir haber veya gelişmenin işareti sayılmaktadır (Diyarbakır).

Akritik şarkılar, Akritika Trağodiya, Akritik destanlar, Akrites Yunanca ‘kolcuların şarkıları’ anlamına gelen ve MS 9-10 yüzyıllarda Araplara karşı savaşan Bizanslı savaşçıların kahramanlıklarını anlatan manzum destanların adıdır.

Akritik destanların en önemlileri:

  • Digenis Akrites
  • Andronikus’un atı
  • Askerlerin şarkısı
  • Andronikus’un şarkısı

Akuaku Oster adasında koruyucu meleklere verilen isimdir.

Akubra 1870 yılında Benjamin Dunkerley’in kurduğu fabrikada keçeden üretilen esnek kenarlı bir şapkanın adı olup 1. ve 2. Dünya savaşları sırasında Avustralya ordusu tarafından kullanılmış, beyaz perdede Harrison Ford’un canlandırdığı Indiana Jones karakteri tarafından giyilince tekrar popüler olmuştur.

Akuko Dahomey halkının inanışında evi korumak için tılsım (nguneme) olarak kullanılan kutsal yapraklara verilen isimdir.

Akuma, Toori Akuma Japon masal ve efsanelerinde havayı bir kılıç gibi yararak uçan koca kafalı, kömür gözlü dehşet verici ve kötü bir yaratığın adıdır. Akuma’yı havada görmenin kötü şans getireceğine inanılmaktadır.

Kaynak

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için