Gogorina, Karabatak

Dere kenarında yaşayan su tavuğu ile denizde yaşayan karabatak kuşlarının ikisi içinde kullanıldığı kaydedilmiştir. Trabzon’da su tavuğu için gogorina (Derenin kıyısında/ vurdum gogorinayı), Rize’de ğorğorina; karabatak ise Trabzon, Rize ve Artvin’in Laz olan sahil kesiminde gogorina, kokorina, kukarma, Lazca kukulina (Megrelce kokorina) olarak anılmaktadır. Orta dönem Yunanca gagarinos (γαγαρίνος ό) olarak tespit edilmiştir.

Teophile Deyrolle, 1869’da Karadeniz’de kukarina avını şu sözlerle anlatmıştır:

Karabatak

‘1865’den 1868’e kadar çok faal ve bereketli bir kukarina avı yapılmıştır. Trabzonluların kukarina adını verdikleri, bizim grebe dediğimiz kuştur. İç tarafın gölleri ve büyük bataklıkları şiddetli soğuklarla donduğu vakit, bu bataklık ve göl kuşları sığınacak yer ve yiyecek aramak için sahil boyuna inerler. Her birinin içinde üç dört adamla yüzlerce kayık açılır. Usta avcılar kayığın başına geçer, öbürleri küreklere asılır. Kayıklar, kukarinaların çok bulunduğu körfezin karşısında bir dizi olurlar ve sahile dizi halinde ilerlerler. İyi bir dalgıç olan bu kuşlar denize dalarlar ve kayıkların altından ve arasından geçerek açılmak isterler, lakin bir kaç saniye sonra nefes almak üzere su yüzüne çıkmak mecburiyetinde kalınca, kayıklardaki avcıların ateşine hedef olurlar. Pek çoğu bu ateşten kurtulur ve civardaki başka bir körfeze sığınırlarsa da kayıklar peşlerini bırakmazlar. Batum’da bu kuşlardan o kadar çok vurulmuştu ki, bozulmaları karşısında halkın sıhhatini koruyan Türk polisi, kuşları toprağa gömdürmüştü. Bu kuşların derisi 1864’de bir kaç metelikti. 1868’de tanesi beş altı frank ediyordu. Bu dört yıl içinde Avrupa’ya altı yüz bin kukarina derisi sevk edilmişti. Fakat bu av o kadar ihtiyatsızca yapılmıştı ki, bu kuşun Karadeniz sahilinde adeta neslini tüketmişti.’

Ğaço, Kızıl sırtlı örümcek kuşu

Kızıl sırtlı örümcek kuşuna Rize ve Lazca konuşulan doğu sahilinde verilen isimdir ki aynı zamanda Rize’de ‘lapa’ anlamına gelmektedir. Gaço eğitilerek atmaca avında kullanılan bir kuş çeşididir. Ğvapa adı verilen danaburnu böceği yem olarak kullanılarak yakalanan kuş, gözleri kapatılarak bir sopanın ucuna bağlanır ve kanatlarını çırparak oynamaya alıştırılır. İyi oynamayan kuş ya kesilir ya da kuyruğu koparılarak serbest bırakılır. Atmaca ufukta göründüğü zaman ğaçonun kanatlarını çırpması sağlanır, avcının atmacaya görünmeyecek şekilde kavyada saklanması gerekmektedir. Atmaca ğaço üzerine dalınca ağa yakalanır (Latince Lanius collurio, İngilizce Redbacked Shrike, Danimarkaca Rødrygget Tornskade, Hollandaca Grauwe Klauwier, Fince Pikkule-pinkäinen, Fransızca Piegrièche écorcheur, Almanca Neuntöter, İtalyanca Averla piccola, Norveçce Tornskate, İspanyolca Alcaudón dorsirrojo, İsveçce Törnskata)

Hopal, Tahtalı

Tahtalı veya kuskuğuk; güvercingiller familyasından uzun kanatlı, uzun kuyruklu, iri ve güzel bir güvercin türüne Trabzon, Gümüşhane ve Giresun civarında verilen isim olup, hopal veya hobal aynı zamanda ‘sevimli köpek yavrusu’ anlamında da kullanılmaktadır. Sadece Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu’nun bazı kesimleri ve Güney Batı Marmara Bölgesinde tüm yıl yerlidir. Doğu Karadeniz sahil kesiminde görülmeyen bu kuş yaz mevsiminde Trabzon ve Giresun’un güneyine özellikle Şebinkarahisar ilçesi ve civarına beslenmek amacıyla gelmektedir. (Latince Columba palumbus, İngilizce Wood pigeon, Danimarkaca Ringdue, Hollandaca Houtduif, Fince Sepelkyyhky, Fransızca Pigeon ramier, Almanca Ringeltaube, İtalyanca Colombaccio, Norveçce Ringdue, İspanyolca Paloma torcaz, İsveçce Ringduva)

Kalopya, Bayağı sarıasma kuşu

Sarıasma kuşu. Bıldırcın büyüklüğünde, eti hafif yağlı, sarı renk tüyleri olan (erkeğin vücudu kanarya sarısı, kanatlar siyah, gaga kırmızı; dişisinin göğsü kırçıllı beyaz, kanatlar ve sırt yeşile çalan gri) incire, karayemişe gelen ve yenilebilen göçmen bir av kuşudur. Rize’de kalopya, kalobya ve kalobika (İyidere), Lazca malağure ve malağuri adlarıyla bilinmektedir. Sonbaharda göçmen kuşlarından biri olan kalopya sarı renginden dolayı, avlanmak isteyenler için kolay bir avdır (Latince Oriolus oriolus, İngilizce Golden Oriole, Danimarkaca Pirol, Holllandaca Wielewaal, Fince Kuhankeittäjä, Fransızca Loriot d’Europe, Almanca Pirol, İtalyanca Rigogola Rigogolo, Norveçce Pirol, İspanyolca Oropén-dola, İsveçce Sommargylling)

Kanlı Mustafa

Bkz. Cennetuka

Karabaş

Büyük baştankara kuşu; Rize’de doğusunda atmaca yakalamak için eğitilen, göğüs kısmı sarı, baş çevresi siyah, yanak kısmı beyaz, kanatları ve sırtı yeşilimtrak gri renkli bir kuş cinsidir. Anadolu, Avrupa ve Kafkasya’da tüm yıl boyunca yerli olan kuş Rize’de karabaş, Lazca mşkiri adlarıyla bilinmektedir. Rize’de bir çeşit mantar hastalığı yüzünden kararmış ve yenilmez duruma gelmiş mısırlar da karabaş olarak anılmaktadır.

Karatavuk

Karatavuk ormanlık alanlarda yaşa-yan, siyah tüylü, sarı gagalı, Turdinae ailesinden yabani tavuk cinsi olup, Trabzon ve Rize’de gosva (Sürmene) veya karatavuk, Laca zemsku Anadolu’da ise kara bakal veya boz bakal olarak isimlendirilmektedir. Bolu ve Ardahan’da karatavuk isimli köyler bulunmaktadır. Hint Avrupa dillerinde ames- kökünden gelmesine rağmen (Germanik Amsel; İtalyanca merula; Keltce mwyalch) Yunanca kotsufas (κότσυφας) ve Rumca gelişimi farklıdır. (Latince Turdus merula, İngilizce Blackbird, merle, Almanca Amsel, merle, İspanyolca Mirlo, İtalyanca Merlo, Hollandaca merel, Lehce Kos, Fince Mustarastas)

Kasgara

Saksağan’a Torul ve civarında verilen isimdir (Latince Pica pica, Almanca Elster, İngilizce Magpie, İspanyolca urraca, Fransızca Pie, İtalyanca gazza, Holallandaca Ekster)

Kisa

Saksağan (Sürmene, Tonya), kise (Maçka, Akçaabat), çisa (İkizdere). Antik Yunanca kisa (κίσσα), kita (κίττα) “alakarga, Garrulus glandarius” kelimesinden ödünçlenmiştir.

Ketifeli

Saka kuşuna Rize’de verilen isimdir. Doğu Karadeniz Bölgesinde de tüm Anadolu, Avrupa, Kafkasya ve Kuzey Afrika’da olduğu gibi tüm yıl yerlidir. (Latince Carduelis carduelis, İngilizce Goldfinch, Danimarkaca Stillits, Holllandaca Putter, Fince Tikli, Fransızca Chardonneret élégant, Almanca Stieglitz, İtalyanca Cardel-lino, Norveçce Stillits, İspanyolca Jilguero, İsveçce Steglits)

Kotala

Florya ispinozgiller familyasından sırtı yeşile çalan sarı, göğsü ve kanat uçları sarı, kanatları siyah-gri tonlarda ötücü bir kuş türü olup, Rize ve civarında kotala, Lazca purmoli adıyla bilinmektedir. Avrupa’da Batı ve Kuzey Anadolu’da tüm yıl boyunca yerlidir (Latince Carduelis chloris, İngilizce Greenfinch, Danimarkaca Grønirisk, Hollandaca Groenling; Fince Viherpeippo, Fransızca Verdier d’Europe, Almanca Grünling, İtalyanca Verdone, Norveççe Grønnfink, İspanyolca Verderón, İsveççe Grönfink)

Kuku, Guguk kuşu

Guguk kuşu; Yöreye Nisan Mayıs aylarında gelen ve yaz sıcaklarında ayrılan göçmen

bir kuş türüdür. Trabzon’da gugu ve kuku, Rize’de kukudi, kukuma ve kuko, Lazca guguli olarak bilinmektedir. Adını kuku şeklinde çıkardığı sesten alan bu kuşun gelişi baharı, dolayısıyla çalışma zamanının geldiğini müjdelediğinden, kukunun sesini duymadan uyanıp yemek yiyip tarlaya çalışmaya gitmek gerekir, kukuya aç yakalanılırsa tüm yılın kötü geçeceğine inanılırdı:

Kukuya yenilmemek için, herkes sabahla birlikte kalkar, ilk iş olarak ağzına bir lokma atar. Ondan sonra bir daha yatmadan işine gider. Kukuya yenilmek hiç iyi karşılanmaz. O yıl işlerin aksi gideceğine herhangi bir uğursuzluk olacağına inanılır. Ama kuku bir kez yenildi mi o yıl artık bütün işler yolunda gidecektir’.

Bu inanış sadece Trabzon’a özgü olmayıp, Rize, Hemşin, Yusufeli hatta Abhazya’da benzerleri derlenmiştir:

Bir Abhaz köylüsü ilkbaharda eğer daha kahvaltısını etmeden bütün kuşlardan önce bir guguk kuşunun öttüğünü duyarsa ürünü kötü olacak demekti. Henüz yemek yememişse, kötü kaderi kovmak için kuşun öttüğü sürece büyük bir parça tuzu emmeliydi. Aynı şekilde yemek, yemeden önce bir sarıasma (Bkz. Kalopya) kuşunun öttüğünü duyarsa o yıl içinde hastalanması olasılığı var demektir. Veya daha yine hazırlanmadan önce bir oğlağın melemesini işitirse, dikkatsiz, geveze ve boşboğaz olacak demekti”

Trabzon Çaykara ilçesine bağlı Şahinkaya (Şur) köyünden derlenen bir masalda ise kuku kuşunun Ortadoğu mitleri ve inançlarında sırtında Kaf dağına yolculuğu çıkılan Simurg (Anka Kuşu) ile yer değiştirdiği görülmektedir:

Batişahluği bana ver desen bile verurum. Uşak dedi altunki dünyanun batişahluğu sizun olsun beni dünyama gönderecemi-sinuz. Dediler buni yapsa yapsa “kuku” kuşi yapar. Kiz ile beraber kuşun olduği ormana gitiler. Kuş dediki ne isteyinuz benden. Uşak dediki ben üstinki dünyaya çıkmak isteyirum. Başindan geçenleri anlati. Bunu üzerne kuş dedi ki bu iş çok zor ama bize bu kadar eyluler yaptukten sonra benda sana bu eyuliği yapacağum. Şimdi bana gİt getur bi ibrik su ile bi batman et. Uşakta istedikleruni gitti geturdi. Kuş dedi ki ben hazirum siz da hazirisenuz hayden. Onlari ikisini kanatlarinin altina aldi. Suyi kiza etida uşağa verdiler. Kuş dedi ki kıku, kuku deye deye gittiler gittiler gittiler. Alti ay bir küz etiler. En soninda ustinki dünyaya çıka-caklari sirada et bitti. Uşakta baldirindan bir parça kesti kuşa verdi. Kuş bu etun insan eti olduğuni anladi. O eti yemedi. Ustunki dünyaya çiktuklari zaman kuş onlara gidun bakalm nasil gideceksunuz. Uşak dedi ona evvela sen git. Kuş dedi yo evvela siz gidun. Bakayim sağluğunuz yerindemidur. Uşak giderken hangi balturindan et kesti ise o ayağı biraz topallayudi. Kuş oni çağirdi. Dedi ona eti sana veren biraz eksuk verdi herhalda benda senden en sonunda eti isteduğum zaman senda baldurundan kestun verdun. Kuş, dilinin altından kesilen parçayi aldi uşağun ayağuna yapişturdu. Uşağun ayaği eskisinden sağlam oldi”

Karadeniz folklorunda kuku kuşunun gitmesine yakın zamanlarda (yaz başlarında) tükürmeye başladığına inanılmakta olup, kuku tükürüğü deyimi ‘çok az miktarda’ anlamına kullanılmaktaydı. Bu yüzden Rize’de 90 yaşına vardığı halde evlenmek istiyen bir erkeğe şöyle derlerdi:

‘Var bir kuku tükürüğün. Oni da atacasun, sonra yana yatacasun, olacasun şehit’

Mimilik Karabatak yavrusu yada karabatağa benzeyen daha küçük boyutlarda bir deniz kuşunun adıdır. Günümüzde görülmeyen bu kuş cinsi eskiden kış mevsiminde Doğu Karadeniz sahillerine uğramaktaydı.

Mustafacık

Bkz. Cennetuka

Tarakçi, İbibik kuşu

İbibik, gökkuzgunumsular takımının, ibibikgiller familyasında yer alan tek kuş türü

İbibik

olup, Trabzon ve Rize’de tarakçi ve tarakli, Lazca opampe, Anadolu’da tarakçın (Edirne), tarakçır (Bursa) çavuş kuşu, hüt-hüt, ibibik adlarıyla bilinmektedir (Latince Upupa epops, İngilizce Hoopoe, Danimarkaca Hærfugl, Hollandaca Hop, Fince Harjalintu, Fransızca Huppe fasciée, Almanca Wiedehopf, İtalyanca Upupa, Norveçce Hærfugl, İspanyolca Abubilla, İsveçce Härfågel).

Takip, tavsiye ya da beğeni için