Binbir Gece Masalları, İslam dininin altın çağını yaşadığı Abbasi halifesi Harun el-Reşid döneminde Batı ve Güney Asya’dan derlenen bir masallar koleksiyonu olup, Arapça ‘Kitâb alf laylah wa-laylah’ (كتاب ألف ليلة وليلة), Farsça Hazâr-o Yak Šab (هزار و یک شب) İngilizce Arap Geceleri (Arabian Nights) adıyla bilinmektedir.

Masalların kökeni 988-1011 arasında derlenen Arapça Alf layla (Bin Gece) ve Farsça Hezâr af-sân (Bin efsane) adlı kitaplara dayanmaktaysa da sonradan MS 9. yüzyılda

1090 tarihli İngilizce çeviri Richard Francis Burton’a ait olan Binbir Gece Masalları (‘The Arabian Nights: Tales from a Thousand and One Nights’) kitap kapağı

Ebu Abdullah Muhammed el-Gahşigar tarafından derlenmiş, Antoine Galland tarafından 1704–1717 arasında Fransızca ‘ya ardından Arap Geceleri Eğlencesi adıyla (The Arabian Nights Entertainment) İngilizce’ye çevrilmiştir. Koleksiyonda yer alan 264 masal bir kişinin ağzından çıkıyormuş izlenimi vermekteyse de kitap gerçekte doğu dünyasının pek çok köşesinden farklı kişiler tarafından anlatılmış olup, Arap, İran, Hint, Mısır ve Mezopotamya masalların derlemesidir. Bununla birlikte kitaba adını veren masal Sultan Şehriyar ve eşi Şehrazat’ın öyküsüdür. Eski karısı tarafından aldatılmış olan Sultan Şehriyar, bu olaydan sonra kadınlardan nefret etmiş ve bir daha aldatılmaması için evlendiği genç kızları düğünden sonraki sabah öldürmek için yemin etmiştir. Pek çok kadının boynunu evlilik ertesinde vurdurmasından sonra vezirin kızı Şehrazat ülkenin kızlarını kurtarmak için bir plan yaparak babasının izniyle sultanla evlenmiştir. Şehrazat da evlendiği gece kocasına bir masal anlatmış ama sabah olduğunda masalın sonunu bitirmemiş, merak içindeki sultan kızı öldürmemiş, ertesi gün masalı dinledikten sonra öldürtmeye karar vermiştir. Kız, ertesi gece başka bir masalı da yarım bırakınca bu durum tam bin bir gece boyunca devam etmiş, bu sürenin sonunda Şehrazat kocasının güvenini kazanmayı başararak krala yeminini bozdurmuştur. Masalların kökeni özellikle anlatım tarzı olarak Hint masal kalıplarıyla ilişkisi, İran’a özgü arka planın yanı sıra Şehrazat, kız kardeşi Dünyazade, Şahriyar, erkek kardeşi Şahzaman gibi Farsça kahraman isimlerinin kullanılması ise tartışmaların odak noktasını oluşturmuştur. Şehrazat dışında Bağ-dat halifesi Harun Reşid’in kılık değiştirerek halkın arasında dolaşırken başından geçenler, Ali Baba ve Kırk Haramiler ve denizci Sinbad,  Binbir Gece Masalları’nın en ünlüleridir.

Arap Masalları

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde Rawiya veya Rawi adı verilen gezgin ve profesyonel öykücülerce sözlü olarak anlatılan veya Hakawati denilen ozanlarca şarkı olarak söylenilip dilden dile dolaşan Arap masal, efsane ve şiirleri çok az bir kısmı yazıya geçirilip günümüze ulaşmıştır. Bunlardan en ünlüsü olan 1001 Gece Masalları Batı Kültürünü de önemli olarak etkilemiş cinler, sihirli lambalar, yerine getirilen dilekler ve uçan halılar günümüz popüler kültürünün bir parçası olmuştur. El Asmai tarafından (MS 739–831) yazılan Sirat Antar adlı destan ise İslam öncesi Arap toplum yapısı, değerleri, gelenek ve efsaneleri hakkında detaylı bilgi vermekte kimi yazarlarca Arapların İlyada’sı olarak adlandırılmaktadır. Süryani alfabesinin ortaya çıkışından itibaren sözlü edebiyat ürünleri yazıya geçirilmeye başlanmış, sözgelimi 8. Yüzyılda Hammad “Mu’allaqat” adlı çalışmasında çok sayıda şiiri derleyip bir araya getirmeyi başarmıştır.

Binbir Gece Masalları kısa sözlük

Açıl Susam Açıl

1001 Gece Masallarından biri olan ‘Ali Baba ve 40 Haramiler’de, haramilerin gizli

Açıl Susam Açıl (Çizim: Rene Bull, 1912)

hazinelerini sakladıkları mağaranın kapısının açılmasını sağlayan sihirli sözdür.

Ahmed 1001 Gece Masallarında bahsi geçen bir prens olup, Paribanou’dan aldığı ve içine bir orduyu alabilen bir çadırı cebine sığdırabilmektedir. Ahmed ayrıca

Alaaddin

Binbir Gece Masallarından birisinin muhtemelen en ünlüsünün kahramanıdır. Mustafa adlı yoksul bir terzinin tembel oğlu olan Alaaddin, bir sihirbazın (dervişin) sayesinde, çeşitli engelleri aştıktan sonra dünyanın merkezinde içi hazinelerle dolu bir mağarada bulunan bir sihirli lambayı alır. Yeraltında başına gelenlerden sihirbazın iyi niyetli olmadığını ve lambayı kendi için istediğini anlayan Alaaddin mağaradan çıkmadan sihirbaza lambayı vermeyi reddedince adamda da kızıp mağaranın ağzını kapatmıştır. Sihirbazın kendisini kötülüklerden koruması için verdiği yüzüğün gücünü keşfeden delikanlı çeşitli serüvenlerden sonra bulduğu lambanın içinden çıkan cin sayesinde servet sahibi olup, sultanın kızı Badr al-Budur ile evlenmiştir. Sihirbaz hileyle prensesin elindeki sihirli lambayla bir benzerini değiştirip, cini kontrol altına almayı başarınca cine Alaaddin’in sarayını Afrika’ya taşıtmıştır. Alaaddin ile karısı büyücüye yenmiş ve lambayı ele geçirmeyi başarmış ama bu sefer de adamın kendisi kadar kötü erkek kardeşiyle uğramışlardır. Sonunda eve dönüp sultan olan Alaaddin karısıyla birlikte mutlu ve uzun bir ömür sürmüştür. Arap, İran ve Hint masallarını içeren öykülerin arka planını MS 9. Yüzyıla tarihlenmekte olup, 14. Yüzyıla tarihlenen en eski kayıt olan Suriye derlemesinde Alaaddin’in bahsi geçmemektedir. Ortaçağ Arap folk-lorunda da Alaaddin öyküsünün izine rastlanmamasına karşın Fransız tercüman Antoine Galland, Suriyeli Hıristiyan bir masalcıdan Halep kentinde bu masalı derlemiştir (25 Mart 1709). Günlüğünde, masalları Youhenna Diab adlı Maronit (Roman Katolik) âlimden aldığını belirtmiş masallar 1710 yılının kış mevsiminde basılmıştır. Türlü zorluklardan sonra lambayı ele geçirip önce sihirbazı sonra sihirbazın kendisi kadar kötü erkek kardeşini saf dışı bırakan Alaaddin karısıyla birlikte mutluluk ve refah içinde bir yaşam sürmüştür. Kendi kaderini kendi eylemleriyle belirleyecek cesareti gösteren Alaaddin ile sihirbaz karakterlerinin ikisinin de düzenbaz olduğu ve dünyanın pek çok yerinde anlatılan düzenbazlık öyküleriyle benzerdir.

Alasnam

Binbir Gece Masallarında bahsi geçen sekiz değerli heykelin sahibi olup, yeryüzünün en güzel kadını olan karısını dokuzuncu heykel olarak bir kaide üzerine yerleştirmiştir. Alasnam aynı zamanda kadınların sadakatini kendisine bildiren sihirli bir aynaya da sahiptir.

Ali Baba

1001 Gece Masallarında birisi olan “Ali Baba ve 40 Haramiler” masalının kahramanı

Ali Baba ve Kırk Haramiler. Çizim: Albert Robida (1848-1926)

fakir bir esnafın adıdır. Masal ilk olarak Galland tarafından Suriyeli Hristiyan Youhenna Diab’ın anlatısının Fransızca tercümesi olarak yayınlanmıştır. Kardeşi Kasım ile birlikte İran’da yaşayan Ali Baba ormanda odun toplarken tesadüfen ‘Kırk Haramiler’ adı verilen haydut çetesinin ganimetlerini sakladığı mağaranın sırrını öğrenmiş, kapıyı ‘açıl susam açıl’ sihirli sözleriyle açarak içeri girmiş, kısa bir süre geçirdikten sonra evine dönmüştür.  Kısa bir süre sonra kardeşi Kasım’da mağarayı öğrenmişse de sihirli sözleri unutunca dışarı çıkmayı başaramamıştır. Haramiler mağaraya döndüklerinde Kasım’ı öldürüp, parçalarını mağara duvarına asmışlardır. Kardeşini arayan Ali Baba mağarada bulunca parçalarını almış ve bir ayakkabı tamircisi yardımıyla diktirmişse de tamirciyi sorgulayan Haramiler Ali Baba’nın evini bulmayı başarmıştır. Haramilerin lideri yağ tüccarı kılığında Ali Baba’nın evine girmiş ve yağ fıçılarını Ali’nin evinde depolamak için izin istemiştir. Ali’nin hizmetçisi Morgiana’nın yemek yapmak için biraz yağa ihtiyacı olunca fıçıların birinden almak istemiş, fıçıya dokunduğu anda içinden birisinin “zaman geldi mi?” diye sorduğunu duyunca Ali Baba’yı öldürmek isteyen haramilerin fıçılara saklandığını anlamıştır. Kız fıçıların hepsini teker teker kontrol etmiş sorulan soruya “henüz değil” cevabını verirken fıçılardan sadece bir tanesinin gerçekten yağ ile dolu olduğunu anlamıştır. Yağ dolu fıçıyı bir kazanda kaynatan kız fıçıların içine bu yağı dökerek tüm haramileri öldürmeyi başarmıştır. Morgiana sayesinde büyük bir servetin sahibi olan Ali Baba durumu öğrendiğinde kıza minnettar kalmış ve yeğeniyle (veya oğluyla) evlendirmiştir. Bkz. Alaaddin

Alasnam

Binbir Gece Masallarında bahsi geçen 8 değerli heykelin sahibi olup, yeryüzünün en güzel kadını olan karısını 9. heykel olarak bir kaide üzerine yerleştirmiştir. Alasnam’ın kadınların sadakatini kendisine bildiren sihirli bir aynası vardı.

Alnaskhar

1001 Gece Masallarında zengin olmak isteyen berberin sınır tanımayan ihtirasından bıkan kardeşidir.

Badoura

1001 Gece Masallarına göre yeryüzüne gelmiş en güzel kadının adıdır.

Büyülü At

1001 Gece Masallarından birisi olup, bir kâşif mekanik bir at inşa edip Pers kralı Sabour’a hediye edince adam kızını yaşlı kâşif ile evlendirmek istemiştir. Kızla evlenmek isteyen genç bir prens yaşlı adamın yanına giderek ata binmek istediğini söylemiş, gençten korkan adam prense at ile uçmayı öğretmişse de nasıl yere ineceğini söylememiştir. Gökyüzüne yükselen prens Allah’a dua ederek atı yere indirecek kolu bulmuş, çeşitli maceralardan sonra prenses ile evlenmeyi başarmış ve atı yok etmiştir.

Cin Öyküleri

Binbir Gece Masallarından ‘Balıkçı ile Cin’ ve ‘Alaaddin ile Sihirli Lambası’ cin insan ilişkilerini konu alan en ünlü cin öyküleridir. İlk öyküde bir balıkçı intikam peşindeki tehlikeli bir cini şişesinden çıkarmışsa da yaptığı hatanın canına mal olacağını anlayınca cinin bir şişeye girecek denli küçüleceğine inanmadığını söyleyerek kandırdığı yaratığı tekrar şişeye hapsetmeyi başarmıştır. İkinci öyküde ise yoksul Alaaddin’in bir kandilin içinde hapis kalıp, kandilin sahibinin 3 dileğini yerine getirmekle görevli cinin sayesinde refah ve mutlu bir hayata ulaşmasının öyküsü anlatılmaktadır.

Dendan

1001 Gece Masallarının 9. Kitabında ‘Balıkçı Abdullah ile Deniz adamı Abdullah’ adlı masalda bahsi geçen insan eti yiyen canavar balıkların adıdır. Balıkçı Abdullah bu balığın yağını bedenine sürünce suyun altına inmeyi ve arkadaşı deniz adamı Abdullah ile buluşmayı başarmışsa da bu sırada yanlarına gelen deve büyüklüğünde siyah bir dendan balığını görünce çığlık atmış balık sesin şiddetinden ölmüştür.

Douban

Binbir Gece Masallarında bahsi geçen bir doktorun adı olup, cüzzam olan İran şahı Younan’ı tedavi etmekle görevlendirilmiştir. Vezirlerinden birisi şaha doktorun kendisini öldürmeye niyetlendiğini söyleyince Younan doktorun öldürülmesi emrini vermiştir. Douban, şahtan bir günlüğüne izin isteyerek evine gitmiş ertesi gün idamına gelirken elinde içi toz dolu bir tas ve kitapla şahın huzuruna çıkmıştır. Doktor şaha kafasının kesilmesinden sonra kellesini tastaki toza koyarsa kanamasının duracağını ve bir süre daha kendisiyle konuşabileceğini bu sırada verdiği kitabı okumasını söylemiştir. Şah cellata doktorun kafasını kesme emri verirken kitabı okumaya başlamış, kesik kafa tas içindeyken Douban krala hangi sayfaları okuması gerektiğini söylemeye devam etmiştir ki bir süre sonra Younan kaskatı kesilmiş kitap sayfalarından zehirlendiğini anlamışsa da doktor ile birlikte o da can vermiştir.

Ebu Hasan

1001 gece masallarında genç bir tüccarın adı olup, uyurken halife Harun el Reşid’in sarayına yanlışlıkla girmiş tesadüfler sonucunda halifenin sağ kolu olmuştur.

El Kadir

Binbir Gece Masalları ve İslami söylencelerde bahsi geçen denizin yaşlı adamı varyantı olup, Babil söylencelerindeki Xisuthros ile ilişkili olduğu sanılmaktadır.

Haramiler

Binbir Gece Masallarından ‘Ali Baba ve 40 Haramiler’in yanı sıra Köroğlu efsanesinde Haramiler adıyla anılan bir başka çetenin üye sayısı da Behçet Mahir’e göre 40 iken Kaftancıoğluna göreyse sadece dörttür.

Hasan

1001 Gece Masallarından birisinde büyücüye filozof taşını bulmasında yardım eden bir kahramandır. Büyücüyü öldürdükten sonra cinin yardımıyla Vak Vak adasına giderek karısını kurtarmıştır.

Kasım Baba

Binbir Gece Masallarının kahramanlarından Ali Baba’nın babasının adı olup, sihirli mağaraya girmesine karşın kapıyı açacak sihirli sözleri unuttuğu için dışarı çıkamayınca haramiler tarafından öldürülmüştür.

Labe

1001 Gece Masallarında bahsi geçen bir büyücü kadının adı olup insanları hayvanlara dönüştürmekteydi.

Lamba cini

En ünlü örneği Binbir Gece Masallarından Alaeddin’in Lambası adlı öyküde bahsi geçen lamba içine hapsedilmiş cindir. Lambaya sahip olan kişi kandili elleriyle ovalayınca dışarı çıkacak, ancak lamba sahibinin üç dileğini yerine getirdikten sonra özgür kalabilecektir.

Şehrazat

1001 Gece masallarının (MS 9-10. Yüzyıl) anlatıcısı olan efsanevi Pers prensesinin adı olup, gerçek mi yoksa kurgu bir karakter mi olduğu bilinmemektedir. Efsaneye göre bugün Özbekistan’da yer alan Semerkand’ın sultanı Şahriyar karısının sadakatsizliğine şahit olduktan sonra hiçbir kadına güvenememiş ve pek çok kez evlendikten sonra tüm eşlerini bir bahane bularak öldürtmüştür. Sultanın sarayındaki görevlilerden birisinin kızı olan Şehrazat bir plan yaptıktan sonra ülkenin kızlarının katledilmesine son vermek isteyerek Şahriyar ile evlenmek için gönüllü olmuştur. Kız evliliklerinin ilk gecelerinde sultana bir masal anlatmak istediğini söyleyerek saatler süren ama heyecanını hiç kaybetmeyen öyküleri birbiri ardına sıralarken masallarını en can alıcı yerinde keserek ertesi gün devam edeceğini bildirerek sultanı merak içerisinde bırakmıştır. 1001 gece süren bu masal maratonunun sonunda kız Şahriyar’ın kadınları katletme huyundan kurtulmasını sağlamıştır.  Öyküden ilham alan Rus besteci Nikolay Rimsky-Korsakov 1880’de Şehrazat isimli senfonik bir süit, 1898’de Fransız besteci Maurice Ravel’de aynı isimli bir beste yapmıştır.

Yamilka

1001 Gece Masallarından birisine adını veren bir fırtına olup, gökyüzünden düşen bir yıldız ile yılan kralın ailesi yok olmuştur.

Kaynakça

Öztürk, Özhan. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Öztürk, Özhan. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınevi. Ankara, 2016

 

Takip, tavsiye ya da beğeni için