Aşağıdaki  Halkbilim Sözlüğü, Folklor Sözlüğü adlı kısa çalışmada efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni hatta yıldızlara ait inanma ve büyüleri bile kapsayan kültür ögeleri maddeleştirilmiş olup, aşağıda A harfinin (AA-AK) arasında yer alan maddeler verilmiştir.

Aşermek Hamile kadının, gebeliğin ilk dönemlerinde mevsimi olmayan ya da zor bulunan besinlere karşı konulmaz iştah ya da tiksinti duymasının adıdır.

Muğla’da ‘Abayı şişirmek’, ‘Bakla yutmak, ‘sepet örmek’, ‘kedi marazı bulmak’ terimleriyle tanımlanan dönemde hamile kadının süt ve yoğurda aşermesi doğacak çocuğun güçlü kuvvetli olacağına yorulmaktadır.

Aşık 1. Saz eşliğinde dindışı konularda doğaçlama şiir okuyan kişilerin adıdır. Anadolu’da göçebe kavimlerin yerleşik yaşama geçtiği 16. yüzyıldan itibaren destan anlatan ozanların yerini saz çalan aşıklar almaya başlamıştır. Halk arasında ‘Saz şairi’ veya ‘Hak şairi’ adıyla da bilinen aşıkların rüyalarında Hızır adlı ermişi görüp onun elinden içki (bade) içip aşık olma izni aldıklarına inanılmaktadır.

  1. 17. yüzyılda yaşamış ve Girit’in fethine katılmış bir asker ve destancının adıdır.

‘Garip Aşık bunu böyle der idi

Kalmayıp düşmanın bağrı eridi

Bin elli beşinde aldık Girit’i

Gayet mübarektir hal padişahım’

Aşık Bektaş Kaymaz 1935 yılında Malatya ili, Arguvan kasabasına bağlı Eymir köyünde doğmuş bir halk şairinin adıdır.

“Bektaş halin nedir dalma gaflete

Hatalar işledim geldim mürvete

Kargalar koymaz ki bülbüller öte

Tam zamanı yâ Muhammed gel yetiş”

Aşık Dertli MS 1772-1845. Bolu’ya bağlı Sahnalar köyünde doğmuş, çocukluğunda çobanlık yaptıktan sonra çeşitli devlet görevlerinde çalışmış Bektaşi tarikatına girmiş, hece ve aruz vezniyle pek çok şiir yazmış bir halk ozanının adıdır.

‘Ey Dertli âlemde biz şah-ı diliz

Hak’tan hakikatten agâh-ı diliz

Tarik-ı esrâra ervâh-diliz

İrşat olsak da bir olmasak da bir’

Aşık Efkârî 1898 yılında Artvin ili, Ardanuç ilçesi, Yolüstü köyünde doğmuş, mahkemelerde iş takibi ve dilekçe yazma işiyle uğraşmış, pek çok semai, türkü ve ağıt yazmış bir halk ozanının adıdır.

“Efkârî, sen gamsız kalamazsın bir gün.

Ortada bir tabut, bu nasıl düğün!

Her kimin yüzüne baktımsa bugün,

Çekilir yürekler, içler ağlıyor”

Aşık Eyüp Tekyurt 1908 yılında Erzincan ili, Tercan ilçesi, Gezesi köyünde doğan bir halk şairi olup, şiirlerinin konusu daha çok Allah sevgisidir.

“Dekyurt’um divanda durmuşum dâra

İhtiyacım vardır o şuh didara

Şeyda bülbül gibi düşmüşüm zara

Medet Allah yâ Muhammed yâ Ali”

Aşık Garip Birbirlerini rüyalarında görerek aşık olan iki gencin hikâyesinin erkek kahramanının adıdır. Gerçek adının 16-18. yüzyıllar arasında yaşamış Tebrizli Resul olduğu, babasından miras kalan serveti har vurup harman savurduktan sonra, bir dervişin kendisine ikram ettiği bade ile hayalinde Şah Sanem’i görmüş ve kıza aşık olmuş, derviş kıza da bade ikram ettiğinden bu aşk karşılıklı gerçekleşmiş, aşıklar türlü maceralardan sonra birbirine kavuşup evlenmişlerdir.

Aşık Kalender Eren 1924 yılında Elbistan’ın Kösehiye köyünde doğmuş bir halk şairinin adıdır.

“Ey Kalender, şikayetin bitmiyor

Ya delisin, ya da aklın yetmiyor

İnsanlar bozulmuş, düzen tutmuyor,

Ne kusur bulalım devrana dostum”

Aşık Ömer 16. yüzyılda yaşamış bir Mevlevi dervişi ve bir halk şairidir.

“Aşık Ömer eydür ey peri resmim

Eğrilmiş hilâle döndürdün cismim

Şimdi ar edersin anmaya ismim

Hatırından çıkmaz ola bir zaman”

Aşık Pervanî 1931 yılında Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Okar köyünde doğmuş bir halk şairinin adıdır.

“Pervaniyim giydim akı siyahı

Açıldı kapılar gördüm dergâhı

Hazineden aldım malı matahı

Götürüp sarrafa satmak içindir”

Aşık Şenlik 1853-1914. Çıldırlı bir halk şairinin adı olup ömrü boyunca çiftçilik yapmıştır.

Aşık Seyranî 1807-1866. Kayseri’nin Develi (Everek) ilçesinde doğmuş, medrese eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a gelmiş yedi yıl sonra tekrar memleketine dönmüş koşma ve taşlamalarıyla ünlü bir halk şairinin adıdır.

‘Ağır meclislerde sıkılmaz isen

Mengeneye versen bükülmez isen

Seyranî aslana yıkılmaz iken

Derdinden tilkiye pes kara bahtım’

Aşık Yaşar Reyhanî 1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğmuş bir halk şairinin adıdır.

‘Der Reyhanî görem yüzün gül senin

Yanağından rengin almış gül senin

Bülbülisen has bahçede gül senin

Boşuna düşmüşsün gam efkâra ne’

Aşık Veysel Şatıroğlu 1894 yılında Sivas ili, Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde doğmuş, geçirdiği çiçek hastalığı neticesinde görme duyusunu kaybetmiş, babasının oyalansın diye aldığı kırık sazla müziğe adım atmış, köy köy kahve kahve dolaşarak sanatını geliştirip tanıtmış, bir süre köy enstitülerinde öğretmenlik yaptıktan sonra 1973 yılında vefat etmiş bir halk şiirinin adıdır.

 

Toprak (Aşık Veysel)
Dost dost, diye nicesine sarıldım,

Benim sadık yârim kara topraktır

Beyhude dolandım, boşa yoruldum,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Nice güzellere bağlandım kaldım,

Ne bir vefa gördüm, ne fayda buldum,

Her türlü isteğim topraktan aldım,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi,

Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi,

Kazma ile döğmeyince kıt verdi,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Adem’den bu yana neslim getirdi,

Bana türlü türlü meyve bitirdi,

Her gün beni tepesinde götürdü,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Karnın yazdım kazmayınan, belinen

Yüzün yırttım tırnağınan elinen,

Yine beni karşıladı gülinen,

Benim sadık yârim kara topraktır.

İşkence yaptıkça bene gülerdi

Bunda yalan yoktur,herkes de gördü,

Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Havaya bakarsam, hava alırım,

Toprağa bakarsam, dua alırım,

Topraktan ayrılsam nerde kalırım

Benim sadık yârim kara topraktır.

 

Dileğin var ise iste Allah’tan

Allah için uzak gitme topraktan

Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan

Benim sadık yârim kara topraktır.

 

Hakikat ararsan açık bir nokta,

Allah, kula yakın, kul da Allah’ta,

Hakk’ın gizli hazinesi toprakta,

Benim sadık yârim kara topraktır.

 

Bütün kusurumu toprak gizliyor,

Merhem çalıp yaralarım düzlüyor,

Kolun açmış yollarımı gözlüyor,

Benim sadık yârim kara topraktır.

 

Her kim ki bu sırra olursa mazhar,

Dünyaya bırakır ölmez bir eser,

Gün gelir Veysel’i bağrına basar,

Benim sadık yârim kara topraktır.

 

 

Aşıklar bayramı İlk olarak 7-9 Ekim 1966 tarihinde gerçekleştirilen, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen aşıkların çeşitli dallarda yeteneklerini sergileyip yarıştıkları, o tarihten itibaren her yıl Konya Turizm Derneği tarafından organize edilen bir şenliğin adıdır.

Aşırma Barı Erzurum yöresinde oynanan bir bar çeşidinin adıdır.

Aşiakle [Afrika Mitolojisi] Gana’da bolluk ve deniz tanrıçası olup, Nai’nin kardeşidir.

Aşiney Antep yöresinde kadınlar tarafından oynanan sözlü bir halk oyunun adı olup, adı ‘Ayşe’ ile ilişkili olabilir.

Aşir Doğu Anadolu bölgesinde kabile (aşiret) reislerine verilen isimdir.

Aşkar Battal Gazi’nin doru atının adıdır.

Aşuğ Doğu Anadolu’da Türkçe ve Ermenice türküler söyleyen gezgin sokak şarkıcılarının adıdır. Bkz. Aşık

At nalı oyunu ABD’de iki ya da dört oyuncunun ellerindeki at nallarını fırlatarak 12 metre uzaklıkta bulunan 36 cm boyundaki bir kazığa geçirmeye ya da yakın düşürmeleriyle oynanan bir oyunun adıdır.

At oynatma Anadolu’da karnavalların son haftasında tahtadan hazırlanıp, boyanan 1,5 m yüksekliğindeki atma ketinin ortasına açılan bir delikten binici kılığındaki oyuncuya eteklik şeklinde giydirilmesi suretiyle oluşturulan, yüzü siyaha boyanıp (veya maske takan), kafasına külah geçiren ve Türk zaptiyesini temsil ettiği sanılan atlı figürünün beş-altı yardımcısı ve davul zurna eşliğinde, köye gelip halktan haraç istemesi, vermeyenleri dövdürmesi bu sırada halka Türkçe küfürler etmesi ve komik danslar yapması suretiyle gerçekleştirilen seyirlik bir oyun örneğidir (And, 1976: 13)

Bkz. Han-Paşa, Han, Melik

Atabarı Artvin Barı adıyla da bilinen geleneksel halk oyununa Cumhuriyet’in ilk yıllarında (3 Eylül 1936) M. Kemal Atatürk onuruna verilen isimdir.

Atçalı Kel Mehmet 1828 yılında Aydın bölgesinde, yerel ağaların baskısından bunalan köylülerin desteğiyle yönetime el koyarak kendini vali tayin ettiren bir efenin adıdır. 1830 yılında yakalanıp idam edilmesine karşın halk kahramanı olarak anılmıştır.

Ateş 1. Pek çok kültürde kutsal sayılır ve ateşe tükürmenin, su dökerek söndürmenin, içine saç, tırnak vs. atmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Ateşe tapınmanın güneş kültünün devamı ya da bir parçası olduğu yaygın kanaattir.

  1. Sabahleyin başkasına ateş verenin ocağının söneceğine, ateş verenin evinin bereketinin alana geçeceğine inanılmaktadır (Anadolu)

Ateş Üstünden atlamak Tek tanrılı dinler öncesinde güneşe tapınma ayinlerinin bir parçası olan bu adet özellikle bahar ve yaz ortasında düzenlenen çeşitli festivaller içerisinde günümüze dek yaşatılmıştır.

Atışma Aşıkların belirli kurallar dahilinde saz eşliğinde karşılıklı şiir okuması geleneğinin adıdır. Atışmanın başlangıcı yörede saygı duyulan ve aşık geleneğinin içinden gelen birisinin ortaya çıkıp, atışacak aşıklara devam etmeleri için bir ayak vermesiyle başlar, aşıkların bu ayağa uygun kafiye ile kurduğu doğaçlama sözlerle devam eder.

Ati Yeni Zelanda’nın yerli halkı olan Maori halkının inanışında sevimli bir periyi bir ağ vasıtasıyla yakalayıp onunla evlenen bir kabile reisinin adıdır.

Atlama, Atlama Horonu Doğu Karadeniz bölgesinde oynanan bir horonun adı olup, Akçaabat yöresinde langevton (Rumca ‘atlama’) adıyla da bilinmektedir. Bkz. Pidiktos

Atlas Atkı ve çözgü iplikleri ipekten olan, parlak yüzlü sık dokunmuş bir kumaş türünün adı olup Osmanlı döneminde şalvar, kaftan ve entari günümüzde yorgan yüzü yapımında kullanılmaktadır. Hindistan’dan gelenler dışında en kaliteli atlaslar Bursa ve İstanbul’da dokunmaktaydı.

Atlı Düğüne kız ve erkek tarafının çağırdıkları konukların adı olup, her iki taraf kendi konuklarını ağırlar (Kars)

Atma türkü Düğün, dernek gibi toplu eğlencelerde, yedili hece ölçüsüne (x-a-x-a) veya kısmen (a-a-x-a) kafiye düzenine dayanan, enstrüman eşliğinde veya çalgısız birden fazla ozan tarafından karşılıklı sataşma ve cevapları içeren halk şiiri tarzının adıdır. Rize civarında kesme türkü adıyla da bilinmektedir. Bkz. Atışma

Atmacacılık Bir ağ yardımıyla canlı olarak atmaca yakalanmasının ardından, yakalanıp evcilleştirilen atmaca yardımıyla bıldırcın avlama işi olup, Kuzeydoğu Anadolu’da Çayeli ilçesi ve Hopa’ya kadar doğuya doğru sahil boyunca yaşayan Lazlar arasında yaygındır.

Attar Çiçeklerden elde edilen yağın adı olup, Arap halkının inanışında aynı zamanda bitkinin ruhudur.

Atua Polinezya adalarında ölmüş ataların ruhu olup neredeyse tanrılar kadar saygı duyulmaktadır. Kuşlar gibi uçar ve ağaçların tepelerinde yaşayabilirler. Bazen Nuku-mai-Tore ‘öteki dünyanın insanları’ olarak da isimlendirilirler.

Aubusson halısı Düz/havsız dokunmuş Fransız döşeme halılarının genel adı olup adını Orta Fransa’da bulunan Aubusson köyünden almıştır.

Audie Leon Murphy 1924-1971. 2. Dünya savaşı sırasında en çok madalya kazandığı için kahraman olarak görülen ABD askerinin adı olup savaştan sonra sinema filmlerinde oynamış, şakı sözü yazmış ve söylemiştir.

Auld Clootie İskoçya’da şeytanı tanımlamak için kullanılan bir deyim olup İskoç dilinde auld ‘eski’ + clootie ‘yarık/çatlak, atak’ anlamına gelmektedir.

Aulie Akaş Kazak dilinde ‘Evliya ağaç’ anlamına gelen kelimedir.

Aunga Malenezya’da insan ruhunun iyi parçasına verilen isim olup ölümden sonra yok olduğuna inanılmaktadır (kötü özellikleri taşıyan parçaya ise ‘adaro’ denilmekte ve ölüme rağmen yok olmamaktadır.

Aunt Nancy, Anansi, Nancy Teyze ABD’de Güney Carolina sahilinde, civar adalarda ve kuzeydoğu Florida’da yaşayan Gullah adı verilen Afrika kökenli Amerikalıların inanışında insanları doğru yoldan saptırdığına inanılan örümceğe verilen isimdir.

Aurresku Çiftlerin yaptığı fandango dansından önce erkeklerin eşlerine kur yapmak amacıyla sırayla çeviklik ve enerjilerini gösterdikleri geleneksel Bask dansın adıdır.

Avabi Japonya’da, Honşu adasında bulunan Nanao şehri civarında yaygın olarak bahsi geçen bir deniz cinidir. Boğulan denizcileri yediklerine ve içinde inci bulunan istiridyelerin koruyucuları olduklarına inanılır.

Avalu, Yanvalu Haiti’de omuz ve kolların hızla çırpılmasıyla gerçekleştirilen bir Voodoo dansının adı olup, bir çeşit tanrılara yakarma ayinidir.

Avarı Adını Avar halkında alan bir Azeri halk dansının adı olup yavaş ritimde başladıktan sonra hızlanmakta ve Lezginka oyunu ile bitmektedir.

Avarız Olağanüstü durumlarda savaş giderlerini karşılamak için alınan verginin adı olup Tanzimat’ın ilanın ardından kaldırılmıştır

Avat altından geçmek Çocuğu olmayan kadınlar ve yüklü olmayan sığırların hamile kalmaları için, yürüyemeyen, altına çiş yapan çocukların bu sorunlarını çözmek için, avat adı verilen böğürtlen çalısının altından geçirilme işlemine denilmektedir (Giresun, Trabzon)

Avezuha Roman halkının inanışında dişi bir iblisin adıdır.

Ay Anadolu’da ay erkek, güneş ise dişi olarak kişileştirilmektedir. Bu yüzden ilk ayı erkek çocuğun görmesinin tüm ay boyunca bereket, kız çocuğun görmesinin ise uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır (Tokat).

Ayağında nasırı olan kişilerin de ilk ayı gördüğünde ‘Ayı gördüm yay gibi/Nasırım erisin yağ gibi’ derse nasırının iyileşeceğine inanılmaktadır (Yurt, 7142).

Ay danası İngiltere’de ineklerin (ya da genel olarak tüm çiftlik hayvanlarının) düşük doğum yaptığı ölü yavruların adıdır. Avrupa folklorunda ay ışığının rahim içindeki gelişimi olumsuz etkilediğine dair yaygın inanış terimin kaynağı olmalıdır. İngiliz argosunda (Mooncalf) genetik deformasyona sahip kişileri tanımlamakta veya bir hakaret cümlesi olarak ‘akılsız, aptal’ anlamında da kullanılmaktadır.

Ay tutulması Ayın cinler (Ankara, Gaziantep, İzmir, Kırşehir, Tokat), periler (Bursa, İzmir, Kıbrıs, Uşak), bir Arap (Bursa) veya şeytanlar (Muğla) tarafından kaçırıldığına, bir canavardan korkup saklandığına (İstanbul), cadı karılarından korkup Kaf dağına kaçtığına (Kıbrıs) bu yüzden ay tutulmasının gerçekleştiğine inanılmaktadır. En ilginç inanış ise Soma’dadır: devlerle ejderhaların güneş kızın memelerinin sütünü sağmaya gittiklerinde Ay çocuğun onlara engel olmaya çalıştığını bu sırada Meleklerin Ayı korumak için gözlerden gizlediğine, bu durumda Ay tutulmasının gerçekleştiğine inanılmaktadır (Boratav 1984:17-18).

Ay tutulmasının cin, peri ya da canavarlar tarafından kaçırılmasının gerçekleştiğine inanılan bazı bölgelerde bu kötü varlıkları korkutup Ay’ı kurtarmak için davul veya teneke vs. çalınarak gürültü yapılırdı ki şamanlara özgü bir uygulamanın mirası olabilir. Malatya’dan yüz yaşındaki (1989) Süleyman Çiçek’in anlatısında:

‘Ben görmedim anlatırlardı. Bir yerde adamın biri analığıyla cinsel ilişkiye geçmiş. O anda Ay tutulmuş. Yani Güneş ve Ayın tutulmasının birilerinin anasıyla, bacısıyla ya da herhangi bir hayvanla cinsel ilişkiye geçmesiymiş. Böyle bir durumda, melekler güneşin ve ayın etrafını sararlarmış, ışıkların gelmesini engellerlermiş. Güneş ve ay tutulduğunda hemen silah sıkılır, teneke çalınır, dualar edilir. Büyüklerimiz böyle anlatırlardı. Doğru mu, yanlış mı bilemiyorum. Ama akıl da almıyor. Çünkü Dünya’daki köy bekarları içinde eşek, at, it, kedi hatta keçi ve koyunla ilişkiye geçenlerin haddi hesabı yok. Öyle olsaydı, güneş ve ayın hiç doğmaması gerekir’ (Şahhüseyinoğlu, 15)

Aya tapınma Evrendeki yaşam döngüsünün bir parçası sayılan Ay’ın gözden kaybolması, dolunay ya da hilal formunda görünmesi gibi hareketlerin insanların kaderi ve tabiat olayları arasında bağlantı kurulması neticesinde geliştirilen inanç sitemlerinin adıdır. Avcı toplumlarda erkek ve kötü tarımcı topluluklarda dişi ve iyi olarak kabul edilmektedir.

Kırsal toplumlarda bugün bile, ay tutulması, ayın insanlara hilal ya da dolunay formunda gözükmesi gibi çeşitli durumlar uğur ya da uğursuzluk olarak yorumlanarak günlük olayların akışını etkiler. Örneğin Anadolu’da ay yeniye geçmeden ekin ekilmesi uğursuzluk sayılmakta, aya karşı küçük su dökme, tükürmenin kötü şans getireceğine inanılmaktadır. Karadeniz Bölgesi’nde yeni doğan çocuklar güzel olmaları için, şifasız hastalar iyileşmesi için ay ışığına çıkarılmaktadır.

Ay ışığının insanlara kötülük yapan cin ve perileri kaçıran koruyucu bir güç olduğuna inanılmaktadır:

“Ay aldi karanluğe

Kaçurdi perileri

Korkma kiz yemam seni

Gel azucuk beriye” (Trabzon)

Bkz. Dolunay, Hilal

Ayak açma hamamı Nişanlılık döneminde güvey anasının yakın akrabaları ve kız tarafını hamama davet etme geleneğinin adıdır (Sivas)

Ayak bağı kesmek Zamanında yürüyemeyen çocukların ayaklarını kırmızı bir iple birbirine bağladıktan sonra yoldan geçen bir çocuğa ya da Cuma namazından ilk çıkan kişiye kestirme adetinin adı olup sözde çocuğun ayakları arasındaki görünmez bağın koparılacağına, böylece yürüyeceğine inanılmaktadır (Anadolu).

‘Bağını kestim, hastalığını, kötülüğünü kestim’ (Yurt, 6417: Rize)

Bkz. Basılmak

Ayak çırtma Çok ağlayan çocukların ayak tabanlarının bir ustura yardımıyla hafifçe çizilmesi geleneğinin adı olup şifa sağlayacağına inanılmaktadır (Artvin).

Ayak payı Kız babasının aldığı başlık parasının bir kısmını konuklarını onurlandırmak için geriye vermesi adetinin adıdır (Hakkari)

Ayaklık Şalvardan biraz daha dar kesimli, topuğa kadar uzanan paçaları lastikli geleneksel kadın pantolonunun adıdır (Marmaris)

Âyan Osmanlı Devleti’nde özellikle 18. yüzyıldan itibaren güç kazanmaya başlamış taşralı nüfuzlu ailelerin yarı resmi unvanının adıdır.

Ayazma Ortodoks Rumların kutsal saydıkları su kaynaklarının adıdır. Suyunu içmenin çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılıp bazıları Müslümanlar tarafından da ziyaret edilmektedi. Genellikle bir Hıristiyan aziz ya da azizenin adını taşıyan ayazmalardan 1953 yılında yapılan bir araştırmaya göre sadece İstanbul’da 126 tane bulunduğu bildirilmiştir (Yurt, 4103)

Ermenilerin ayazma inancı bulunmamakla birlikte Osmanlı döneminde bazı Rum kiliselerinin başka cemaatlere devri sırasında Balat’ta bulunan Surp Reşgadabet gibi ayazmalı Ermeni kiliseleri de bulunmaktadır.

Aybaşı, Adet Görme İlkel toplumlarda adet gördükleri zaman kadınların kötü ruhlar tarafından ele geçirildiklerine, aileye uğursuzluk getireceklerine inanıldığından tarladaki mahsule, evcil hayvanlara hatta kendi çocuklarına bile dokunmaları yasaktır. Bazı toplumlarda bu durumda sofraya oturmaları, yemek yapmaları, yemeklere dokunmaları dahi engellenmektedir.

Aydaş Cinlerin çaldıkları beşikteki çocukların yerine koydukları kendi çocuklarının adı olup, bu tür çocuklar büyüme ve gelişme geriliği göstererek kendilerini belli ederler. Aydaş çocuklar, üç yol ağzında süpürge çöplerinden yakılan küçük bir ateşin üzerine konulan bir tencerenin üzerine oturtulur ve yoldan geçen üç kişinin ne yapıldığını sorana dek beklenir. Durumu görenler ‘ne yapıyorsun?’ sorunca ‘aydaş pişiriyorum’ diye cevap verilir. İnanışa göre bu süre içinde oğlunun pişirildiğini gören cin ‘aydaşım yanıyor’ diye koşarak oğlunu çaldığı çocukla değiştirecektir (İç Anadolu)

Aydaş Mezarları Konya Seydişehir civarında Kumrallı ile Kilistra köyleri arasında yer alan eski Hıristiyan mezarlığının adıdır. Bölgede aydaş adı verilen zayıf, çelimsiz, hastalıklı çocukları anneleri şifa bulacağı inancıyla buraya getirmektedir. Bir mezar taşının yanına yatırılan çocuğun yanı başında iki rekat namaz kılındıktan sonra, ‘arılık’ adı verilen bir miktar para mezarlıkta bırakılmakta çocuğun elbiselerinden koparılan bir bez parçası aynı mevkideki yaşlı bir ardıç ağacına bağlanmaktadır.

Aygut Tarhana için hazırlanan yoğurdun adı olup içine un, dereotu, fesleğen, nane karıştırılarak tarhana hamuru yoğurulmaktadır (Tosya)

Ayı Dağı Kırım yarımadasında bulunan bir dağın adı olup, bölgenin Osmanlı egemenliğinde olduğu yıllarda bir Levent (Osmanlı denizcisi) ile bir Rus kızı birbirine aşık olurlar. Ancak bölgede yaşayan bir ayı da kızı sevmektedir. Levent ile kız ayıdan gizli sahile kaçarak deniz yoluyla Sinop’a gitmeye çalışırlar. Peşlerinden sahile koşan ayı iki sevgilinin kayığını yakalayamayınca denizin suyunu içerek kayığı karaya oturtmaya çalışır. Nefes bile almadan içtiği deniz suyuyla şişen ayı ölerek bu dağı oluşturur.

Ayı Gezmesi Mart ortasında köy gençlerinden birisinin ayı postu giyip, üzerine çanlar taktıktan sonra ev ev gezdirilerek tef eşliğinde türküler söylenerek oynatılması çeşitli taklit ve seyirlik oyunlar oynanması adetinin adıdır. Ev sahibi oyunculara para, yağ, pekmez ve üzüm vererek ödüllendirir. Evlerden toplanan yiyecekler gençler tarafından hep birlikte yenilir (Kırşehir)

“Hanım pencereden bakar

Sandım ki ellilik atar

Elliliğe mail oldum

Yirmibeşliğe kail oldum”

Bkz. Momoyer, Karakoncolos, Kukeri

Ayı Oynatma Çingene erkekleri tarafından sokak sokak gezdirilerek tef ve türküler eşliğinde para kazanma amaçlı ayı hatta maymun oynatma geleneğinin adıdır.

“Kalk da gidi ya vasıl

İzmir’de yavru ayı oynatan Romanlar

Al bahşış it fasıl

Seni dağdan tuttular

Ayı deye oynattılar

Bahçede dolap düz

Sen de dön de görsünler”

Aymuray İnka halkının hasat zamanı söylediği bir şarkının adıdır.

Ayna Karagöz gölge oyununun oynatıldığı perdenin adı olup başlangıçta 2×2,5 m ölçülerindeyken zamanla 110×80 cm boyutlarında yapılmaya başlanmıştır.

Aynia İrlanda, Ulster bölgesi masallarında adı geçen perilerin kraliçesidir.

Ayran Yayık ya da tuluğa dökülen yoğurdun sıcak veya ılık suyla sulandırıldıktan sonra çalkalanmasıyla elde edilen içeceğin adı olup içine ekmek doğranarak yemek olarak da yenilir (Anadolu)

Ayvaz Osmanlı döneminde büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan (daha çok Ermeni) uşaklara verilen isim olup, ayvazlar başlarına renkli sarık sarmakta ve önlerine futa adı verilen ipekli peştamal bağlamaktaydılar (Van).

Ayyar MS 9-12. yüzyılda Irak ve İran’da ortaya çıkan özellikle Büveyhi yönetiminin (MS 945-1055) anarşi dolu yıllarında yaygınlaşan soyguncu çetelerin adıdır. Geceleri zengin evlerini yağmalayan, yol kesip, Pazar basıp zorla haraç toplayan bu çetelerin adı Arapça ‘serseri’ anlamına gelmekteydi.

Aza-Buk, Aza-Şulbus Tuva halkının inanışında hortlaklar için kullanılan terimlerdir.

Azâim Arapça tılsım anlamına gelen terim cin ve şeytanların zararlarından korunmak için takılan muskaları tanımlamak için kullanılır.

Azap 1. Osmanlı ordu ve donanmasının yanı sıra, Anadolu Beyliklerinin de asker olarak kullandığı hafif piyade biriminin adıdır.

< Arapça azap ‘bekar erkek’

Azapbaşı kaldırma Doğu Anadolu’da sağdıçlara yapılan bir şakanın adı olup genellikle damadın sağdıç seçilmeyen arkadaşları tarafından yapılır. Çarşıdan çuvalla kuruyemiş getiren bir genç sağdıçtan yemişlerin parasını vermesini ya da sağdıçlık görevini kendisine devretmesini ister, para ödenirse evi terk eder. Bazen sağdıçlara şaka olsun diye içi bez, talaş dolu çuvallar da kuruyemiş diye satılmaktadır (Muş)

Azar Bezar Azeri Türkçesinde ‘her türden hastalığı’ ifade eden bir cümle olup, Azar adı verilen ruhların insan bedenine girerek hasta olmasını sağladığından yola çıkılarak bu deyim oluşmuştur.

Azeman Surinam siyahlarının inanışında gündüz yarasa forumunda olmasına karşın geceleri kan emici bir kadına dönüşen yaratığın adıdır.

Azerbaycan Masalları İranlı yazar Samed Behrengi’nin (1938-1968) masal derlemesinin adıdır.

Azeman Güney Afrika, Surinam halkının inanışında bir çeşit dişi bir vampir/kurt adam formu olup geceleyin insan formundan hayvana dönüşerek avladığı insanların kanıyla beslenir. Onu durdurmanın en iyi yolu yere bir miktar tohum serpmektir, bu tohumları gördüğünde onları saymak ve toplamak için dayanılmaz bir istek duyacaktır.

Azima [Folklor, Okült] Svahili’de Kötü ruhları kovmak için bir kâğıt parçasına yazılarak uygulanan büyünün adıdır.

Azraka Banu Karagöz oyunlarından Cazular’da Zenne’nin cadı olan annesinin adıdır. Kızının istediği üzerine önce Çelebi’yi sonra Karagöz’ü çarparak eşek haline sokmuştur. Bkz. Nakayi Cazu

Azukena İtalyan besteci Giuseppe Verdi’nin (1813-1901) ‘Gezgin şarkıcı’ (Il Trovatore) adlı operasında, Kont di Luna’nın kardeşi Garzia’nın bebeğini çalan yaşlı Çingene’nin adıdır.

 

Kaynak

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için