Tek tanrılı dinlere göre ilk yaratılan ve insanoğlunun atası kabul edilen insan çiftinin adı olup, İbranice Adam ‘insan’, Havva ise ‘canlı’ anlamına gelmekteydi. Babil ve Asur mitlerindeki öncülleri gibi Eski Ahit’te de yer alan yaratılış öyküsünün aynı metin içerisinde iki ayrı kaynaktan derlendiği anlaşılmaktadır. MÖ 600-400’e tarihlenen versiyonunda Tanrı Yahveh Elohim’in yaratılışın altıncı günü tüm canlılarla birlikte erkek ve kadını kendi suretinde yarattığı (Tekvin 1:1-2:4a), MÖ 10-9. yüzyıllara dayanan daha eski anlatıya göre Tanrı’nın önce Âdem’i topraktan şekillendirip ona burun deliklerinden hayat nefesini üfleyerek can verdiği ardından uykuya dalan Adem’in kaburga kemiğinden Havva’yı yarattığı bildirilmektedir (Tekvin 2: 4b-25).

Adem ile Havva’nın Sümerlerden ödünçlendiği iddiası

Tanrı Âdem ile Havva’ya ‘bilgi ağacı’nın meyvesini yememeleri emrni verdikten sonra ilk insan çifti Adn veya Eden adı verilen, Ortadoğu’nun kurak topraklarından farklı olarak son derece sulak ve verimli tasvir edilen Cennet bahçesinde (İbranice Gan Eden) yaşa-maya başlamıştır. Cennet bahçesindeki kurnaz bir yılan Havva’nın aklını çelerek meyveden ısırmasını sağlamış, kadının hemen ardından Âdem’de meyvenin tadına bakınca çifti masumiyetini kaybetmiş, ilk kez çıplak olduklarının farkına vararak bedenlerini yapraklarla örtmeye çalışmışlardır. Tanrı bu olaydan sonra emrine karşı çıkıldığını söyleyerek Âdem ve Havva’yı ölüm ve acının var olduğu yeryüzüne kovmuştur. Yeryüzünde yaşamak için çok çalışmak zorunda kalan insan çifti yaşlanıp ölmeden önce Habil ve Kabil adlı iki oğul sahibi olmuştur.

Bir Sümer söylencesine göre Enki karısı tanrıça Ninhursag’a ait olan sekiz bitkiyi yiyince karısı tarafından bedeninin sekiz parçasının hastalanması için lanetlenmiştir. Tanrı ölüm döşeğinde yatarken karısına kendisini iyileştirmek üzere sekiz şifa tanrıçası yaratması için yalvarmıştır. Ninhursag’ın yarattığı tanrıçalar da Enki’nin kaburgasını iyileştiren Ninti’nin adı ‘Kaburganın Hanımı’ ve ‘Hayatın Hanımı’ anlamlarına gelmekte yani Sümerce ‘kaburga’ kelimesi ‘hayat’ ile eşanlamlı kullanılmaktaydı. Yahudi mitolojisinde Âdem’in kaburgasından yaratıldığı söylenen Havva’nın adının benzer şekilde ‘hayat’ anlamına gelmesi söylencenin Sümer bağlantısına delil olarak sunulmaktadır.

Adem’in ilk eşinin Havva değil iblis kadın Lilith olduğu iddiası

Yakındoğu mitolojisinde dişi bir gece cini olan Lilith, ilk olarak MÖ 3. Bin yılın ortalarına tarihlenen Sümerlerin Gılgamış destanında Lilutu adıyla anılmış, İnanna tarafından dikilen bir ağacı işgal etmişse de kovulunca çöle yerleşmiştir. Babil söylencelerinde Ardat Lili ve Irdu Lili ile birlikte bir grup fırtına ruhundan birisi olarak anılmıştır. Eski Ahit’in ilk kitabında (Tekvin 1:27) Âdem’in kaburga kemiğinden Havva’nın yaratılmasından önce (Tekvin 2:22) bir karısı olduğu ima edilmekte, Talmudları yorumlayan bazı teologlar Âdem’in ilk karısının Lilith olduğuna inanmaktadırlar. Söylenceye göre Lilith, Âdem ile aynı anda (ya da daha önce) yaratılmış, Âdem’in birleşme teklifini kabul etmişse de eşit olduğu gerekçesiyle adamın altına uzanmayı reddetmiştir. Bu olaydan sonra Yehova’nın

Lilith

yanına giden Lilith tanrıyı kandırarak gizli adını öğrenmeyi başarmış böylece kanatlanarak batıdaki çöllere doğru uçmuştur. Lilith burada doğa ruhlarıyla birleşerek çok sayıda iblis çocuk doğurmuştur. Tanrı ise Âdem’e yeni eş olarak Havva’yı (Eve) yaratmıştır. Bununla birlikte Lilith geceleri Âdem’in rüyalarına girerek adamla birleşerek aralarında Samael’in de bulunduğu iblisleri doğurarak intikamını almayı başarmıştır. Lilith, gösterişli saçları, kanatları ve ayak yerine pençeleri olan bir kadın formunda tasvir edilmekte olup, güzelliğiyle genç erkeklere musallat olmaktaydı. Yeni doğan çocuklara da musallat olduğundan Yahudi anneler çocuklara ‘‘Sen Sam San’’ yazılı bir muska takmaktaydı. Ortaçağ’da yeni evli Yahudi çiftler yataklarına 4 madeni para attıktan sonra ‘Âdem, Havva, sen defol git Lilith’ dedikten sonra yatağa girerlerdi. Geceleri gelen Lilith bebeklerin ayağını gıdıklamakta çocuk kıkırdadığında yaratık tarafından boğulmaktaydı. Bu yüzden anneler çocuklarının güldüğünü duyarsa çocuğun burnuna 3 kez vurarak Lilith’i uzaklaştırmaya çalışırlardı. Kabala’ya göre Lilith’in erkeği Samael ile diğer kaynaklara göre Asmodeus adlı iblis olup, bir söylenceye göre Kudüs tapınağı yıkıldığında Yehova’nın gelini olmuştur.  Sembolü baykuş olan Lilith’in kültü Filistin üzerinden Yunanistan’a yayılmış ve orada Hekate ile birleştirilmiştir.

Eski Ahit’in ilk kitabi Tekvin’de Eve olarak anılan Havva’nın ilk insan olan Âdem’e (Adam) can yoldaşı (İbranice ‘ezer’) olarak yaratıldığı kayıtlı olup, bazı Hıristiyan din kitaplarında ise eğitici ve yol gösterici yolu öne çıkarılmıştır. 1945 yılında Mısır’da keşfedilen Hıristiyanlığın erken dönemlerine ait Nag Hammadi yazıtlarında Havva’nın Tanrı İaldaboath tarafından Adam ile aynı anda ve topraktan yaratıldığından bahsedilmektedir. Kaynak ayrıca Havva’nın tanrının kudretini alaşağı edecek bir sırrı bildiği için cezalandırıldığı iddiasını da içermektedir ki bu durum Sümer mitolojisinde Lilith’in tanrıyı kandırıp gizli adını öğrenmesi söylencesiyle uyuşmaktadır. Kabalistik bir söylencede Cennet’in ikiye bölünüp Havva’nın batı ve güneyde Âdem’in ise kuzey ve doğuda hüküm sürdüğünü bir başkasında ise Havva yaratılana dek Âdem’e çeşitli hayvanların kadınlık yaptığı anlatılmaktadır. Söylenceye göre yılan bir meyveye zehir bulaştırmış bu meyvede Havva’nın ilk kez adet kanaması geçirmesine sebep olmuştur. Yahudi folklorunda Yehova’nın Âdem ile Havva’ya ölebilecekleri uyarısıyla Dünya Ağacı’na dokunmalarını yasakladığını, Şeytan’ın tanrının yalan söylediğini iddia ederek, yılanın da yol göstermesiyle Havva’nın yasak meyveyi yediği anlatılmaktadır. Bir başka söylencede ise Habil ile Kabil’in Havva’nın gerçekte bir melek olan yılan ile birlikteliğinden doğduğunu da iddia edilmektedir. Kâhinlik özelliği olan Havva oğlunun öleceğini görmüşse de Kabil’in Habil’i öldürmesine engel olamamış bu olaydan sonra Âdem Havva’yı terk etmiş ve Lilith ile birlikte yaşayıp ondan iblis çocukları olmuştur. Bununla birlikte oğullarının eşleri Âdem’in yaptığından utanmasını sağlayarak Havva’ya geri döndürmüş, bu olaydan sonra çiftin 30 ikiz çocuğu olmuştur. Bin yıl sonra Âdem ağır şekilde hastalanıp ölümün kıyısına geldiğinde Havva gökyüzüne giderek Yehova’ya merhamet için yalvarmış, Tanrı bunun üzerine Âdem’in ölümünden sonra yeniden doğacağı sözünü vermiştir.

Hristiyan dininde Adem ve Havva

Hıristiyan inancında Âdem ve Havva öyküsünde üç önemli öge bulunmakta olup bunlar ‘yılan’, ‘kovulma’ ve ‘ilk günah’ kavramlarıdır. Yılan, tüm kötülüklerin kaynağı durumundaki düşkün melek ‘Şeytan’ ile özdeşleştirilmiştir. Kendini Tanrı ile eşit statüde görecek kadar gururlu olan Şeytan, yılan kılığına girerek Havva’yı bilgelik ağacının meyvesini yerse tanrı gibi olabileceğine inandırmayı başarmıştır. İlk insan çiftinin kovulması motifi her şeyin mükemmel olduğu Eden Bahçesi’nden yaşamın zor ve çaba gerektirdiği yeryüzündeki hayata işledikleri günah yüzünden gönderilmelerini ifade etmektedir. Âdem ve Havva’nın yedikleri yasak meyvenin günahını tüm insanların doğuştan taşıdığı inancını ifade eden İlk Günah kavramı Aziz Pavlus tarafından ortaya atılmış ve kendisinden sonraki teologlarca da benimsenmiştir. Ortaçağ Hıristiyan düşüncesine göre Âdem, İsa peygamberin Havva ise Meryem Ana’nın öncülüdür. Hıristiyan düşüncesine göre topraktan yaratılan Âdem aynı zamanda günah işleme ve ölümün sembolüyken ruhtan yaratılan İsa hayat kaynağıdır.

İslam dininde Adem ve Havva

İslam mitolojisine göre Allah, Cebrail, Mihail ve İsrafil’e yedi kat yerden farklı derinlik ve renklerde yedi avuç toprak getirmesini emretmiştir. Yeryüzü bu toprağı vermek istemeyince melekler eli boş dönmüşlerdir. Bu sefer Allah toprağı zorla alması için Azrail’i göndermiş o da toprağı Arabistan’da Mekke ile Taif arasından almayı başarmıştır ki Kuran’da ‘insanı kumla, toprak ve pis kokan çamurdan yarattık’ sözleriyle bahsi geçmektedir. Allah yağmur yağdırıp yumuşattığı bu toprağı meleklerine yoğurtmuştur. Seksen yıl hamur formunda kalan Âdem’e insan şekli verildikten sonra yüz yirmi yıl ruhsuz bekletilmiş ardından ruhuna kavuşmuştur. Allah’ın meleklerine hükümdar yapmak istediği Âdem’in önünde sadece Şeytan diz çökmeyince İblis lanetlenip, Cennet’ten kovulmuştur. Allah, Âdem’i yarattıktan 40 yıl sonra onu gökyüzünde yer alan Firdevs Cenneti’ne sokmuş, Cennet elbiseleri giydirip, sayısız nimet vermiştir. Allah, Âdem’in bu nimetlerle yetinmediğini görünce onun kaburga kemiğinden Havva’yı yaratmıştır. Bin yıl boyunca Cennet’te yaşayan çift, iblisin yılanı, yılanın Havva’yı, Havva’nın da Âdem’i baştan çıkarmasıyla yasak elma (veya buğday) ağacının meyvelerini yiyince cennet elbiselerinden soyularak yeryüzüne gönderilmiştir. Seylan adasında yüksek bir dağ üzerine inen Âdem 200 yıl boyunca ağlayıp, tövbe edince duaları kabul edilmiştir. Cebrail tarafından Mekke yakınlarındaki Arafat Dağı’na getirilen Âdem burada Havva ile buluşabilmiştir. Allah, Âdem’e Kâbe’yi inşa etmesini buyururken, Cebrail Hac gelenekleri konusunda bilgi vermiş, böylece ilk insan çifti Mekke yakınlarına yerleşmiştir (Bkz. Âdem Çukuru). Erkeklerin boğazında yer alan gırtlak çıkıntısına ‘Âdem Elması’ adı verilmesinin nedeni halk inancında Âdem’in yasak meyveyi yerken boğazında kaldığına atıf yapılmasıyla ilişkilidir. Âdem, İslam tasavvufunda kişinin tanrı aşkıyla kendinden geçmesi halini tanımlarken, Anadolu’da çiftçilik zanaatının piri olarak kabul edilmektedir.

İslam inancında Havva’nın ilk insan Âdem’e eş olarak erkeğinin kaburga kemiğinden yaratılan kumral, soluk tenli, tombul ve kara gözlü bir kadın olarak tasvir edilmektedir (Kur’ân 2:35, 7: 189). Yahudi-Hıristiyan geleneğinden farklı olarak yılandan bahsedilmemiş, Havva Âdem’i elmayı yemesi için baştan çıkarmamış, tersine Âdem Şeytan’a inanarak yasak meyvenin tadına bakmıştır. Ayrıca Kuran’da Âdem ve Havva’nın tövbe ettikleri zaman günahlarının bağışlandığını vurgulanırken, Hıristiyanlar yılan tarafından kandırılan Havva’nın günahını tüm insanların taşıyacağına inanmaktadır.

Modern Düşünce Âdem ve Havva

20. yüzyılda gelişen feminizm akımı efsanelerdeki kadın ve erkeğin yerini sorgulamada yeni bir bakış açısı geliştirmiş tek tanrılı dinlerin temel inançlarından Âdem ile Havva’nın yaratılışı efsanesinin erkek egemen toplumun önyargılarını yansıttığını ve kadını itaatkâr rolüne razı eden ögeler içerdiğini göstermiştir.

Adem Çukuru

Seylan’da Âdem Tepesi adı verilen dağ üzerinde bulunan ve 46.9 m uzunluğundaki (70 arşın) bir çukura Müslümanlarca verilen isimdir. Müslümanlar Âdem’in Budistler Şiva’nın Hıristiyanlar St. Thomas’ın ayak izi olduğu inancındadır.

Kaynakça

Öztürk, Özhan. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınevi. Ankara, 2009

Öztürk, Özhan. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınevi. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için