Dünya Halkları

Arnavutlar ve Arnavutluk

 

Arnavutluk’un tarihsel adları: Albania, Arberia ve Shqiperia

 

MÖ 2. Yüzyılda Ptolemy’nin notlarında bahsi geçen ve bir zamanlar Orta Arnavutluk’ta yer alan ülkenin ikinci büyük şehri Dıraç’ın (Durrës) kuzeyinde yer alan Albanopolis kenti ve civarında yaşayan İlirya kabilesi Albani, batı dillerinde Arnavutluk ve Arnavutlar için kullanılan Albania kelimesinin kaynağıdır. Albania kelimesinin de Latince ‘beyaz’ anlamına gelen albus kelimesiyle ilişkili olduğu ve bölgedeki dağların karlı zirvelerine atıfta bulunduğu sanılmaktadır. Ortaçağ kroniklerinde bölgede Albanon veya Arbanon anılan bir yerleşimin adı geçmekteyse de aynı yer olup olmadığı belli değildir. Bizanslı tarihçi Michael Attaliates 1043’te Albanoi‘de Konstantinopolis’e karşı isyan çıktığını burada yaşayan Arbanitai halkının ise Dyrrachium dükünün tebaası olduğunu bildirmiştir. Ortaçağ boyunca Katolik Arnavutlar ülkelerini Arbëri veya Arbëni kendilerini ise Arbëreshë veya Arbëneshë olarak adlandırmış olup, Osmanlılar bu kelimeyi Arnavut olarak değiştirmiştir. Günümüzde Güney İtalya’da yaşayan Arnavutlar hala Arberesh olarak adlandırılmaktadır.  

Günümüzde Arrnavutlar ülkelerine Shqipëri veya Shqipëria adını vermekte olup, 17. yüzyılda kuzeydeki Shqipëria bölgesi ve buradaki yaylalarda

Albania map
Arnavutluk haritası

yaşayan Shqiptarë halkının adı zamanla Arbëria ülkesi ve Arbëresh halkının yerine kullanılmaya başlanmıştır ki aşağı yukarı ‘Kartallar ülkesi’ ve ‘Kartalların çocukları’ anlamlarına gelmektedir.

 

 Arnavutluk coğrafyası

 

Arnavutluk, Güneydoğu Avrupa’da 39 ° 38 ‘ve 42 ° 39’ N ve 19 ° 16 ‘ve 21 ° 4’ E arasında 28,748 km² alan kaplayan batıda İon ve Adriyatik Denizi vasıtasıyla Akdeniz, güneyinde Yunanistan (212 km), doğusunda Kuzey Makedonya Cumhuriyeti (181 km), kuzey ve kuzeydoğusunda Kosova (112 km) ve Karadağ (186 km) ile çevrili bir Balkan devletidir. İtalya’nın topuğundaki stratejik öneme sahip Otranto’dan 72 kilometrelik Otranto Boğazı ile ayrılan ülkenin 476 km sahil şeridi bulunmaktadır. Arnavutluk’un % 76’sı dağlık, % 23.4’sı düzlük olup, engebeli arazisi komşu ülkelerle arasına set çekmiş böylece yerel kültürün korunmasına olanak sağlamıştır. Arnavutluk’un batısı düzlük kıyı şeridi olup, kuzeydoğuda Şar Dağları (Malet e Sharrit), merkezde Scanderbeg Dağları (Krahina Malore Qëndrore), doğuda Korab Dağları (Mali i Korabit), güneydoğuda Pindus Dağları (Yunanca Πίνδος) güneybatıda Ceraunia Dağları (Vargu Detar, Malësia Akrokeraune) ile çevrili olup, ülkenin en yüksek dağı Korab’dır (2,764 m). Başlıca nehirler, Drin, Mat, Shkumbin, Vijose ve Seman

Berat, Arnavutluk

olup, bunlardan Shkumbin nehri ülkeyi iki ayrı diyalekt grubu olan Ghegs ve Tosks‘a ayırmaktadır. Arnavutluk topraklarının içte biri orman ve bataklık, üçte biri ise otlaklardan oluşmakta olup, Scutari Gölü, Ohri Gölü ve Prespa Gölü ülkenin başlıca gölleridir. Arnavutluk’un nüfus açısından en yoğun bölgesi aynı zamanda en önemli tarım olanı olan kıyı bölgesi olup, yazları kurak kışları yağışlı kıyı iklimi özellikleri göstermektedir. Arnavutluk’taki dağlık iç kesimde ise kışın soğuk, yazın ılık geçmektedir.

Nüfus ve Etnisite: Arnavutluk ve Arnavutlar

 

Avrupa’da yaklaşık 6 milyonun üzerinde Arnavut yaşamakta olup, Arnavutluk Cumhuriyeti’nin 1991’de 3.255.891 kişi olan nüfusu göç yüzünden 2011’de 2,821,977’e inmiştir. Kosova’da yaklaşık 2 milyon, Makedonya Cumhuriyeti’nde yaklaşık 100 bin, Karadağ’da yine 100 bin civarında Arnavut yaşamaktadır. Güney İtalya‘ya asırlar önce yerleşen Arnavutlardan en az 100 bin kişinin anadilini konuştuğu tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminde Türkiye’ye gelen, sözgelimi Fatih sultan Mehmet döneminde Osmanlı topraklarına getirilen Arnavutlar’ın büyük kısımı İstanbul’un Arnavutköy adıyla bilinen semte ayrıca bazı Karadeniz kıyı kentlerine yerleştirilmişse de büyük oranda asimile olan Arnavutların sayısını vermek mümkün değildir. Türk dilinin üstadlarından Şemsettin Sami, Jöntürk hareketi ideologlarından İbrahim Temo ve İstiklal Marşının şairi Mehmet Akif Ersoy, Osmanlı’nın son döneminde öne çıkan Arnavut asıllı önemli kişilerdir. Günümüz Türkiyesinde 65 bin kadar Arnavut’un etnik kimliğini koruduğu ve en az 15 bin kadarının anadilini konuştuğu sanılmaktadır. Yunanistan‘daki Arnavut sayısı da belli olmayıp, Yunan hükümeti Arnavut azınlığın varlığını kabul etmediğinden elde bir istatistik bulunmamaktadır. Bununla birlikte 20. Yüzyıl sonlarında Arnavutluk ve Kosova’dan Yunanistan’a en az 300 bin, İtalya’ya ise 200 bin göçmenin geldiği,  aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya’ya büyük ölçüde göç verildiği yine çoğu Kosova’da İsviçre ve Almanya’ya yaklaşık 200 bin Arnavut’un gittiği bilinmektedir.

Arnavutluk’un kuzeyinde bulunan İşkodra’nın Dukagjin bölgesinden Katolik dağlı Arnavut halkı 1913 (Fotograf: Auguste Leon).

Balkanlardaki Arnavutların sadece % 60’ı Arnavutluk Cumhuriyeti’nde yaşamakta olup, kuzeydeki Karadağ Cumhuriyeti’nin sınırında Ulcinj, Tuz,

Draç’ta (Durres) genç bir Arnavut tavuklarıyla poz vermiş 1913

Plava ve Gucinj kasabalarında % 10’luk Arnavut azınlık yaşarken ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Kosova Cumhuriyeti (Republika e Kosovës) halkının % 90’ı Arnavut olup,  Sırp, Türk, Çingene, Karadağlı, Hırvat ve Çerkez azınlıklarla birlikte yaşamaktadırlar. Ayrıca Sırbistan’ın güneyinde Kosova’ya yakın konumda etrafı Sırp köyleri ile çevrili Presheva (Presevo) ve Bujanovc (Bujanovac) bölgelerinin halkı da Arnavut’tur. Yugoslavya’da ayrılan Kuzey Makedonya’da Üsküp, Kumanovo ve Bitola kentlerinde Arnavut azınlığın oranı % 15-50 arasında değişmekte, Batı Makedonya’daki Tetova (Tetovo), Gostivar ve Dibra (Debar) ile Struga bölgesinde Arnavutlar’ın çoğunluk olduğu ve Makedonya nüfusunun % 30’unu oluşturduğu sanılmaktadır. Yunanistan’da ise Arnavutluk sınırına yakın köylerde yaşayan ve anadillerini konuşabilen Arnavutların yanı sıra Orta Çağ sonlarında Orta ve Güney Yunanistan‘a yerleşip büyük ölçüde asimile olan Arvanitler de yaşamaktadır. Bununla birlikte Yunanistan’da Boeotia bölgesinde Levadhia civarında, Güney Euboea, Attika, Corinth ve Kuzey Andros’ta yaklaşık 123 köyde Arvanitika dili konuşulmaktadır. 1468’de Scanderbeg’in ölümünden sonra Arnavutluk’tan kaçıp İtalya’ya yerleşen ve Arbaresh olarak anılan Katolik Arnavutların çoğu Calabria‘da Cosenza’nın dağ köylerinde ve Sicilya’da Palermo civarında yaşamaktadır. Ayrıca Yunanistan, İtalya, İsviçre ve Almanya’ya 20. yüzyılda iş bulmak amacıyla gidip yerleşen önemli miktarda Arnavut yaşamaktadır.

Arnavutluk Cumhuriyeti’nde Arnavutlar dışında Efir bölgesine komşu topraklarda yakın zamana dek önemli bir Yunan azınlık (% 5.2) yaşamaktaysa da bunların çoğu 1990’dan sonra Yunanistan’a gitmiştir.  Arnavutluk’ta Balkan Romenleri veya Vlahlar (% 0,5) is büyük ölçüde asimile olmuş durumda olup, ayrıca Makedonlar (% 0,4), Karadağlılar (% 0,2)

Katolik Arnavut. İşkodra,1913.

ve Çingeneler (% 0,2’den az) varlıklarını sürdürmektedir. Osmanlı kölelerinin soyundan gelen çok az sayıda siyah Arnavut (Arigi) ülkede bulunmakla birlikte az sayıda Arnavutluk Yahudisi Ocak 1991’de Uçan Halı Operasyonu (Operation Flying Carpet) ile İsrail’e taşınmıştır.

Arnavutların ve Arnavutluk’un Tarihi

 

Illyria’da MÖ 2 bin yılına ait insan yerleşimine dair arkeolojik kanıtlar bulunmuştur. Başlangıçta Yunan uygarlığı etkisinde kalan Illyria MÖ 168’de Roma egemenliğine girmiş, 4-6 yüzyıllar arasında Hun ve Goth saldırılarına maruz kalmıştır. 6. Yüzyıldan itibaren Slavlar, Illyria topraklarına yerleşmeye başlayınca bölgenin yerli halkı Kosova’da olduğu gibi dağlara çekilmiş böylece Sırp-Arnavut anlaşmazlığının tarihi temelleri daha o dönemde atılmıştır. Bölge 750’de Bizans, 851-1014 arasında Bulgar krallığı, 1081-1185 arasında Norman, 1271’de Regnum Albaniae adıyla Napoli,1334-1347 arasında Sırp sonrasında Venedikliler tarafından yönetilmiştir. 1388’de başlayan Osmanlı dönemi ise 1912’e Arnavutluk’un bağımsızlığını ilan etmesine dek sürmüştür.

Balkanlar’da başka yerlerde olduğu gibi 19. yüzyıla dek Arnavutluk’ta  kolektif kimlik din temel alınarak tanımlanmaktaydı. Osmanlı Devleti millet sisteminde Müslüman Arnavutlar ‘Türk’ Ortodoks olanlar ‘Rum’ olarak sınıflandırılmaktaydı. Avrupa’da yanan milliyetçilik ateşi Balkanlar’a sıçradığında mlliyetçi liderler dinin bölücü etkisini anlayıp halka anlatmaya başladı. Milliyetçi devlet adamı Paşko Vasa’nın (1825–1892) bu duruma sitem ettiği şiirinin çevirisi aşağı yukaru şöyledir:

Arnavutlar, kardeşlerinizi öldürüyorsunuz, / Yüzlerce gruba bölünmüşsünüz/ Kiminiz Tanrıya inanıyorum ‘der kiminiz Allah’a/ Bazısı Ben Türk’üm der diğeri Ben Latin’im’, ‘Bazısı Ben Yunan’ım,’ bazısı ‘Ben Slav’ım der / Ama siz kardeşsiniz, hepiniz, benim talihsiz insanımsınız!/…/ Uyan Arnavutluk! uykundan uyan!/ Hepimiz tüm akrdeşler yemin edelim/ Camiye ve kiliseye bakmayalım/ Arnavut’un imanı Arnavutçuluk olsun!/

Kronolojik Arnavutluk Tarihi

 

5. yüzyıl Bugünkü Arnavutluk’un bulunduğu Balkanlardaki Antik Illyria bölgesi, Bizans

Arnavutluk Bayrağı

İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelmiştir.

732 Bizans imparatoru III. Leo döneminde Arnavutluk Kilisesi’ni Doğu Ortodoksluğuna dahil edilir

1054 Hıristiyan Kilisesi Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılınca Kuzey Arnavutluk Roma Katolik Kilisesinin, Konstantinopolis etkisindeki Güney Arnavutluk ise Ortodoks Kilisesi’nin parçası olarak kalmıştır.

11. yüzyıl Arvanites olarak adlandırılan Arnavutlar topluca Yunanistan’a göç ediyor

1388 Osmanlılar Arnavutluk’u işgal ediyor

1443–68 Skanderbeg (George Castriota) yönetimi

1444-66 Osmanlı yönetimine karşı başarısız Arnavut isyanları

1462 Arnavutça en eski yazılı doküman

1506 Osmanlılar Arnavutluk’u yeniden isgal ediyor ve İslam’ı yayıyorlar

Kuyudan su çeken bir Arnavut kadın. Üsküp,1916

1750–1831 Kuzey Arnavutluk’ta Bushati ailesi yönetimi

1788–1822 Arnavutluk’un Tepedelen (Tepelena) kasabasında doğmuş olup sonradan Yanya Aslanı olarak da anılan sonradan Osmanlı Devletine isyan ettiği için başı kesilen Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa (1740-24 Ocak 1822) güney Arnavutluk ve Kuzey Yunanistan’ı yönetiyor.

1878 Arnavut liderler bütün Arnavut bölgelerini birleştirmesini amaçlayan Prizren Birliği‘ni kuruyor

1887 Emma adlı Arnavutça ilk tiyatro oyunu,  İtalya Arnavutlarından Anton Santori tarafından yazılıp, sahneleniyor

1908 Latin harfleri kullanılan ilk Arnavut alfabesi

1910–12 Arnavut milliyetçileri Osmanlı yönetimine karşı bağımsızlık arzusuyla ayaklanıyor

1912 Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı orduları Sırp, Yunan ve Bulgar ordularına yenilince Arnavutlar fırsattan yararlanıp bağımsızlık ilan etmiştir.

1913 Arnavutluk’un bağımsızlığı Avrupalı Büyük Güçler tarafından tanınmakla birlikte Kosova Sırbistan’a, Çamëria (Çamlık) Yunanistan’a verilmiştir

1920 Arnavutluk Milletler Cemiyeti’ne kabul ediliyor. Arnavutluk’ta Bey Zogu’nun

Sarandë. Arnavutluk’TA Gün Batımı

liderliğindektoprak ağası aşiret liderleri ve Fan S. Noli liderliğinde modernizasyon isteyen liberaller olmak üzere iki siyasi akım rekabet halinde.

1922 Tiran’da Milli Kütüphane kuruluyor

1925 Başbakan Noli umutsuzca ülkeyi demokratikleştirmeye çalışıyor

1928–39 Zogu Arnavutluk kralı oluyor

1937 Konstantinopolis Patriği Arnavut Kilisesinin bağımsızlığını tanıyor

1939–45 II. Dünya Savaşı sırasında Arnavutluk, Kosova ve Çamlık, İtalya tarafından işgal ediliyor.

1943 Alman ordusu Arnavutluk’u işgal ediyor

1944 Komünist Parti Genel Sekreteri Enver Hoca, Arnavutluk’u yönetiyor

Tiran’da bir Arnavut 1913

1948 Arnavutluk, Komünist Sovyetler Birliği’nin (SSCB) siyasi baskısına maruz kalıyor

1953 Tiran’da Opera ve Bale Tiyatrosu kuruluyor

1961 Arnavutluk’ta Hoca rejimi başlıyor SSCB ile ilişkileri koparılırken Çin’in Maocu çizgisine kayılıyor

1963 İsmail Kadare’nin Ölü Ordunun Generali romanı yayınlanıyor

1966 Tiran’da Kültür Sarayı inşa ediliyor

1967 Arnavutluk’ta tüm dinler yasaklanıyor ve devlet ilk ateist devlet olarak ortaya çıktı

1976 Tiran’da Ulusal Sanat Galerisi kuruldu.

1981 Tiran’da Ulusal Tarih Müzesi kuruldu.

Kosovada Sırp papaz sözde başıbozuk Arnavut tarafından öldürülüyor. 1913 yılına ait bir Sırp propaganda fotoğrafı (canlandırma )

1985 Hoca’nın ölümünden sonra yerini alan Ramiz Alia, Komünist devleti korudu.

1988 Tiran’da Uluslararası Kültür Merkezi kuruldu.

1990 Bağımsız siyasi partiler kuruldu. Arnavut vatandaşlarına yurtdışı seyahat hakkı verilince binlerce Arnavut yurtdışına kaçıp, Batılı ülkelere iltica etti.

1991 Arnavutluk Halk Cumhuriyeti’nin adı Arnavutluk Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Kosova Yugoslavya’dan bağımsızlığını kazanıyor.

1997 Parlamento, Sosyalist Recep Mejdani’yi başkan olarak seçti.

1998 Kosova’daki Sırp saldırılarının ardından Arnavutluk’a Kosova’dan mülteciler sığınıyor

1999 Uluslararası barış planı Kosova’da müzakere edildi.

 

Arnavutça

 

Avrupa’nın en eski dillerinden birisi olan Arnavutçanın (Shqip) başta Slav dilleri ve Yunanca olmak üzere komşu diller akraba olmamasına karşın haklarında çok az

İtalya‘da bir Arnavut barı.

şey bilin İllyria veya Trak dillerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belli değildir. Bununla birlikte Arnavutluk devletinin resmi tarih tezi Arnavut halkının Illyria kökenli dolayısıyla dillerinin de Antik Illyria halkının dilinden kaynaklandığı şeklindedir.  Hint-Avrupa dil ailesinin 9 kolundan birisini (diğerleri: Ermenice, Baltık dilleri-Slavca, Germen dilleri, Yunanca, Hintçe, Farsça, Latince ve Keltçe) oluşturmaktadır. Arnavut alfabesi Latin kökenli olmakla birlikte ë, ç harfleri ile dh, gj, ll, nj, sh, th, xh, zh gibi tek ses oluşturan 9 çift harfi ihtiva etmektedir. Arnavutça ülkeyi batıdan doğuya, kuzey ve güney olarak iki parçaya bölen Shkumbini nehri sayesinde kuzeyde konuşulan Ghegs ile güneyde konuşulan Tosk adlı iki lehçeye ayrılmışsa da resmi dil Tosk lehçesindedir. Arnavutça tarih boyunca Latince, Slavca ve Türkçe’nin etkisinde kalmış olup ayrıca Yunanca, Sırp-Hırvatça, Romence ve Bulgarca ile sürekli etkileşim yüzünden Balkan dillerine özgü bazı fonetik özellikleri de zamanla kazanmıştır. Arnavutça isimler erkek ve dişi olarak ikiye ayrılmakta olup çok az isim cinsiyetsizdir. 1972 yılı Kasım ayında Tiran’da düzenlenen bir kongre sırasında gjuha letrare adı verilen standart bir edebiyat dili kullanımı kararı alınmış, o tarihten sonra Arnavutluk, Kosova ve Makedonya’da tüm yayınlarda kullanılmıştır.

Arnavutluk Ekonomisi

 

1453’te Konstantinopolis düşene dek Roma ve Bizans arasındaki önemli ticaret yolu Via Egnatia, Durris’den geçmekteyse de Osmanlı fethi sonrasında bu durum değişmiştir. Osmanlı döneminde İşkodra ve Prizren bölgenin ticaret merkezleri olarak öne çıkmıştır. 1946’da Arnavut Sosyalist Halk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesinden iki yıl sonra Yugoslavya ile olan ekonomik ilişkiler son ermiştir. 1946-1990 arasında Devlet çiftliklerinin

Arnavut kadın yük taşırken

tarımsal üretime hâkim olduğu merkezi sosyalist ekonomiye sahip olan Arnavutluk, kendine yeterlilik konusunda komünist propagandaya rağmen, hiçbir zaman kendi kendine yeterliliğe sahip olmamış halk yetersiz beslenmiş ve dış yardıma muhtaç kalmıştır. Arnavutluk 1949’dan itibaren Sovyetler Birliği Doğu Avrupa Ekonomik Kalkınma Konseyi üyesi olup, 1961’e kadar en önemli ticaret ortağı Sovyetler Birliği olmuştur. SSCB ile ilişkiler kopmasından sonra 1961’den 1978’e kadar Çin’den ekonomik yardım alınmış, 1968 yılında Arnavutluk Varşova Paktı’ndan da ayrılmıştır. Arnavutluk ancak Mayıs 1990’da yabancı yatırıma izin vermişse serbest piyasa ekonomisine geçiş sancılı olmuş, 1991 yılında % 50 civarında azalırken, maden ocaklarında greve gidilmesi, Arnavut parasının değersizliği ve % 60’lara varan işsizlik dış göçü teşvik etmiştir. Ülkede istihdam yaratmak ve dış göçü engellemek için Arnavutluk ekonomisi Eylül 1991’den sonra Avrupa Topluluğu programları aracılığıyla desteklenmiştir. Arnavutluk demir cevheri ve kromit gibi maden cevherleri ve metaller, elektrik, gaz, tarım ürünleri,  tekstil ve el işi ürünleri, inşaat malzemeleri, kimyasal ürünler, plastikler, tütün ve sigara ihraç ederken, tahıl, lüks mallar, makineler, araçlar, kimyasal ve elektromekanik ürünler ithal etmektedir. Arnavutluk halkının % 60’ı hala kırsal kesimde yaşayıp, tarım ve hayvancılıkla geçinmekle birlikte ülke gıda ithalatını sürdürmektedir.

Arnavutluk’ta geleneksel el sanatları devam etmekte olup, Osmanlı döneminden beri el yapımı çömlekler, ahşap ve metal eşyalar haftanın belli günlerinde pazarlarda satılmaktaydı. Tarım ve ev aletleri, çifteli ve lahuta gibi çalgı aletleri, dini ikonalar, demir eşyalar, gümüş ve altın telkâri işleri, nakış ve diğer iğne işleri, tahta kaşıklar, süslemeli oyma ahşap sandalyeler, beşikler ve gelin sandıkları Arnavut zanaatkârların başlıca ustalık alanlarıdır.

Theth Church Albania
Theth Katolik Kilisesi, Arnavutluk

Arnavutluk’ta Din

 

Arnavutluk MS 1. Yüzyılda Roma egemenliğinde girdiğinde ülkede Illiria pagan inançları ile Doğu’ya özgü Mithra dini gibi inançların bulunduğu bilinmekteyse de

Arnavut gençler geleneksel giysileriyle 1913

Hıristiyanlık tüm bölgeye yayılmıştır. Bununla birlikte Roma’nın ikiye ayrılma sürecinde Arnavut halkı da mezhep açısından kuzeyi Roma’ya bağlı Roman Katolik güneyi ise Konstantinopolis’e bağlı Rum Ortodoks olarak ikiye bölünmüştür.  Osmanlı egemenliği sonrasında özellikle 17. Yüzyılda Arnavutların İslam’a geçirilmesi için bedelsiz toprak verilmesi ve düşük vergi gibi ekonomik teşvikler uygulanınca halkın büyük kısmı din değiştirmiştir.

Arnavutluk küçük bir ülke olmakla birlikte Arnavut halkı Roma Katolikliği, Yunan Ortodoksluğu ve İslam arasında üçe bölünmüştür. Arnavutluk’ta din konusundaki son güvenilir istatistik 1942 yılında yapılmış olup, 1.128.143 kişinin 779.417’u (% 69) Müslüman, 232,320 (% 21) Ortodoks ve 116,259 (% 10) Katolik olduğunu söylemiştir. 1967’de Komünist hükümet dinin kamu eliyle uygulanmasını yasaklamak gibi saldırgan ateist politikalar izleyenince dini cemaatler büyük ölçüde çözülmüşse de bu kanun Aralık 1990’da iptal edilmiştir.

20. yüzyılda dinsel farklılıkların üzerinde milli bir Arnavut kimliği geliştirmeyi başaran Arnavutluk’ta dinsel topluluklar birlikte uyum içinde yaşar ve dini bayramlar birlikte kutlanmaktadır. Kosova’da, Aligjyni günü (Ali Günü) Müslümanlar ve Hıristiyanlar birlikte Peştri Dağı’nı ziyarete gitmektedir. Holokost sırasında Arnavutluk güvenli bir liman olmuş, Avusturya, Sırbistan ve Yunanistan‘dan kaçan Yahudiler burada saklanabilmiştir. Arnavutluk’ta Yahudilere kucak açan Müslümanların ve Hıristiyan Arnavut Yahudi kurtarıcılarının isimleri Kudüs’teki Yad Vashem Anıtı’nda anıldı ve Washington DC’deki ABD Holokost Anma Müzesi’ndeki ünlü Kurtarıcı Duvarına yazılmıştır.

Arnavut Mutfağı

50 yıllık Stalinist diktatörlük ve yoksulluk ülkenin yemek kültürünü mahvetmiştir. Yoksul Arnavutların çoğu on yıllarca ekmek, pilav, yoğurt ve fasülyeden daha

Birinci Balkan Savaşı sırasında Sırp ordusu tarafından esir alınan Türk ve Arnavut askerler, Üsküp Tren İstasyonu’nda vagonlara bindirilirken. (1912)

fazlasını sofrasında görmemiştir. Geleneksel Arnavut mutfağı ise et odaklı olup,  Arnavut rakısıyla yıkanan etler şişte kızartılmakta, düğün zamanlarında, misafir çağrıldığında ve yurtdışında yaşayan refah seviyesi yüksek Arnavutlar tarafından yapılmaktadır.. Arnavut geleneklerinde misafir ağırlamak çok önemli olup, Arnavutlar son derece cömert ve misafirperverdir.  Hıristiyan Arnavutlar 1 Ocak’taki Aziz Basil, 18 Ocak’ta Aziz Athanasius, 23 Nisan ve 6 Mayıs’ta Aziz George, 29 Eylül’de Saint Michael, 6 Aralık’ta Aziz Nikolaos ve 25 Aralık’ta Noel bayramlarında Müslümanlar ise Şeker ve Kurban bayramlarında özel yemekler pişirmektedir. Güneydoğu Arnavutluk’un Ortodoksları paskalya öncesi perhizi sırasında un, yumurta ve sütden yapılmış bir muhallebi yemeği olan Qumështor yapmaktadır. 14 Mart’ta düzenlenenDita e Verës adlı yıllık bahar festivalinde, Elbasan ve çevresindeki bölgelerdeki kadınlar, Ballakum Elbasani olarak bilinen tatlı bir kek pişirmektedir. Bektaşî mezhebi mensupları, on gün süren açlık döneminin sonunda kırık buğday, şeker, kuru meyve, ezilmiş fındık ve tarçından yapılan aşure adlı tatlıyı yemektedir.

Arnavut Edebiyatı

Ulusal Arnavut edebiyatın temelleri, 19. yüzyılın ikinci yarısında çürüyen Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopmak isteyen Arnavut milliyetçileri tarafından atılmıştır. Rilindja dönemi denilen bu yanış dönemi edebiyatı romantik milliyetçilik çizgisindeydi.  20. yüzyıl başlarında Avusturya Macaristan İmparatorluğu Kultusprotektorat’ının desteğiyle Fransiskenler ve Cizvitler’in İşkodra’da açtığı okullar iyi eğitimli bir kuşağın oluşmasını sağlamıştır. II. Dünya Savaşı öncesi Arnavut edebiyatının en önemli ismi Franciscan rahibi Gjergj Fishta (1871-1940) olmasına rağmen şair 1945’ten 1990’a kadar, politik nedenlerden ötürü Arnavut edebiyat dünyasından dışlanmıştır. Stalinist diktatörlüğün kısıtlamalarına rağmen, Arnavut edebiyatı 1970’ler ve 1980’lerde çok ilerleme kaydetmiştir. Günümüzde uluslararası üne sahip tek Arnavut yazar, 1992’de Uluslararası Cino del Duca Ödülü’nü ve 2005’de Man Booker Uluslararası Ödülü’nü kazanan İsmail Kadare‘dir (1936, -).

Bir Arnavut Aşiret liderinin Cenaze Töreni, 1937

1937’de bir sabah, Kuzey Arnavutluk’ta, Teth yakınlarındaki vadi halkı köyden köye bağıran habercilerin sesiyle uyandı: Vadinin kuzeyinden Ujk Vuksani Ağa ölmüştü.Arnavut geleneklerine göre gömülen Ujk Vuksani’nin cenaze merasimini fotoğraflar eşliğinde anlatacağım.Ujk Vuksani Ağa’nın aşireti, saygılarını sunmak için cesedinin başında toplanmıştı.Ölü evinin bahçesinde misafirler için kaplar içinde yiyecek vardı.Gelenleri kapıda Ağa’nın erkek kardeşi karşılıyordu.Birbirlerine “Paçi baftin” diyorlardı: “ölen arkasında açık baht bıraksın”.

Evin üst katında, 5 sini etrafında 50 erkek oturmuş yanlarında getirdikleri kaşıklarla cenaze yemeği yiyordu. Masalarda koyun peyniri, mısır ekmeği ve mısır lapası vardı. Yemek bitince herkes birer sigara tellendirdi. Ölüye en güzel giysileri giydirilmişti. Göğsünde biri Osmanlı biri Avusturya-Macaristan devletinden iki madalya vardı. Silahı da yanı başındaydı.Etrafındaki kadınlar ağıt yakıyor, biri de yüzü etrafında dolaşan sinekleri kovuyordu .Ölünün parmakları arasına bir dal sigara tutuşturmuşlar, ayrıca kollarına elmalar, tütün yaprakları ve kutusu; bir şişe de rakı koymuşlardı. Bunlar Ağa’nın cömertliği ve misafirperverliğinin sembolleriydi.Gömmeden hemen önce, 12 adam diğerlerinden ayrıldı. Bunların biri liderdi.Yavaşça dizlerini yere koydu, diğerleri onu takip etti ve ağıt yakmaya başladılar:

“Ah zavallı kardeşim!”

Ağa’nın cansız bedeni bir ağacın altına konmuştu bu sırada.12 kişilik özel ekip geleneksel cenaze merasimlerini düzenlerken, kadınlar ve 12 kişi dışında kalan erkekler onları izliyordu.Merasim taburu ölü etrafında göğüslerini yumrukluyor, şakaklarını sıvazlıyor ve burun kapatarak inliyordu. Ağıtlar git gide yükseliyordu. Sonunda Ağa’nın kardeşi geldi, 12 kişinin de sırtına başını koyarak teşekkür etti. “Yeterli” demekti bu, 12 kişi kenara geçip sigara yaktı. Sonra kadınların ağlaşmaları ve Ağa’nın hayatı üzerine anlatımları başladı. Daha sonra ölünün bedeni kazılan mezara kondu, üzerine önce yapraklar sonra toprak atıldı. Ağıtlar gece yarısına dek sürdü. Kuzeyin aşiretleri, Dinar Alplerinin binlerce yıllık geleneğini böyle noktaladı.

Kaynak: Reimer Schulz: Leichenbegräbnis und Totenkult bei den Malisoren. in: Atlantis, Länder, Völker, Reisen, Leipzig, vol. 10 (1938), s. 257-259