9-12. yüzyıllar arasında hızla gelişen İtalyan kent devletlerinden[1] Venedik, çizme formundaki yarımadanın diğer tarafında kalan Cenova, Pisa ve Amalfi’ye oranla sahip olduğu coğrafi avantajını iyi kullanarak Anadolu ve Levant’tan Avrupa limanlarına giden deniz yolları üzerinde hâkimiyet kurarak Doğu Akdeniz’de bir ticaret imparatorluğu kurmayı başarmıştır[2].

Konstantinopolis, Bizans donanmasının çöktüğü bir dönemde güçlü donanmasıyla

Pisa flag

Pisa bayrağı

Genoese flag

Ceneviz bayrağı

venetian flag

Venedik bayrağı

kuşatmacı güçlere karşı koruma sağlaması karşılığında Venediklilere ticari imtiyazlar tanımış, düşük gümrük vergisi imtiyazını içeren ilk khrysobull[3] II. Basil tarafından 992 yılında verilmiştir. Özellikle I. Aleksios Komnenos’un verdiği 1084 tarihli imtiyaz sayesinde Bizans kentlerinde yerli tüccarların bile ödemek zorunda olduğu % 10 vergiden muaf tutulan Venedikliler rakiplerine oranla büyük bir avantaj sağlayacak duruma gelmişlerdir[4]. 1126’da John, 1147’de Manuel, 1187 ve 1189’da II. İsaac eski imtiyazları genişleterek tanımış, son olarak 1198’da III. Aleksios önceki anlaşmaların süresini uzatmanın ötesinde Venediklilerin başkentte yasal bir statüde ikamet etmelerine olanak sağlamıştır. İlk khrysobullda Venediklilerin imtiyazlı ticaretine izin verilen 32 liman arasında Karadeniz kentlerinin bahsi geçmemekte hatta daha sonrakilerde de Venediklilerin ve Cenevizlilerin de Karadeniz’de aktif olduklarına dair bir iz bulunmaması 1204 öncesine dek İtalyan tüccarları Karadeniz’den uzak tutmanın bir imparatorluk politikası olduğunu düşündürmektedir[5].

Ortaçağ’da Karadeniz çevresindeki İtalyan kolonileri (Bryer, 1978 16)

4. Aleksios Komnenos 1111’de Pisalılar’a da Ege adaları ve Konstantinopolis’te ticari imtiyazlar sağlamış olup, MS 1160-1200 arasına tarihlenen Herakleia, Matris, Trabzon, Matraha, Soldata, Kersen, Köstence, Varna ve Mesembria gibi Karadeniz limanlarını içeren bir Pisa seyir kılavuzunun varlığından İtalyanların Karadeniz’e girdiği ya da girmek üzere gün saydığı anlaşılmaktadır.[6] Bu arada rakiplerine aman vermeye niyeti olmayan Venedikliler 1099’de Korfu adası civarında yakaladığı Pisa gemilerine saldırmış aldığı esirleri ancak Bizans ile ticaret yapmamaları karşılığında serbest bırakmıştır.[7] İtalyanların Karadeniz kıyılarındaki faaliyetleri hakkında Batı kaynaklarının yokluğu 1162’de Cenevizliler’e Venedik, Pisa ve Bizans saldırıları, 1171’de Venediklilerin Cenevizlilere saldırısı, 12 Mart 1171’de Bizanslıların Venediklileri tutuklaması, 1182’de Rumların Ceneviz ve Pisalılar’a saldırısı ve 1204 4. Haçlı seferi sırasında pek çok belgenin yok olmasıyla açıklanmak istenmiştir[8]. Venedikli tüccarlardan Enrico Zusto’nun 1155’te Konstantinopolis’te içi tıka basa mal dolu 200 gemisinin bulunması ticaretin çapı açısından bir fikir vermekte olup, Konstantinopolis 1142, 1155’de ve 1261’de[9] Cenevizliler ile bir dizi anlaşma yapılarak İtalyan rekabetinden faydalanarak Venedikliler’e karşı denge oluşturulmak istemiştir. Cenevizliler, Venedik’e karşı silah yardımı sağlaması karşılığında, imparatorluk arazisinde vergi ve gümrük ayrıcalığı ile ticaret yapabilmeleri için kendilerine Pazar yeri sağlanması hakkı elde etmişlerdir. Haçlı seferlerini finanse eden Venedik Dükalığı bir tarihten sonra Bizans İmparatorluğu’nu korumak yerine yağmalamanın daha karlı olduğunu keşfetmiştir. 1204 yılında Konstantinopolis işgal edilip Latin hâkimiyeti ilan edildiğinde, Bizans topraklarının sekizde üçü ele geçirilmiş, şehir devleti aynı gün içerisinde imparatorluğa dönüştürülmüştür.

Genoa map, Nuremberg chronicles f 58v 1

Cenova haritası, Nuremberg chronicles f 58v 1

1223’den sonra Avrupa üzerine Moğol baskısının artması üzerine Karadeniz’den Konstantinopolis’e oradan da İtalyan tüccarlar aracılığıyla Akdeniz dünyasına gerçekleştirilen deri ve köle ticareti ivme kazanmıştır[10]. 13. Yüzyıl başlarında Anadolu madenleri batıda gelişen dokuma merkezlerinin dikkatini çekmeye başlamış ve Mısır’ın yanı sıra Ege kıyısındaki Phoeka (Foça) ve Karadeniz’de Koloniea’dan (Şebinkarahisar) büyük ölçüde şap[11] Konstantionople üzerinden batıya ihraç edilmiştir. Venedikliler, Partitio Romaniae’nin merkezinde olmanın tadını çıkarırken Cenevizliler Nikea’daki sürgün Bizans hanedanını desteklemiş, 1261’de sürgün hanedanın lideri VIII. Mihail Paleolog’un Latinleri kovarak tekrar tahta çıkmasının ardından imzalanan Nymfeo antlaşmasıyla sabırlarının mükâfatını görmüşlerdir. Cenevizliler, Karadeniz dâhil imparatorluğun tüm limanlarının kendilerine açılması gibi pek çok imtiyaz elde ederken Anadolu kıyısında Amasra ve kuzey kıyısında Kefe’de[12] ilk kolonilerini kurup, Haliç kıyısında Pera civarındaki mahallelere yerleşmekle yetinmemiş, Sinop, Samsun ve Fatsa gibi çok sayıda yeni koloni de oluşturmuşlardır. Bu gelişme Pisa, Venedik ve Ceneviz deniz güçleri arasında kimi zaman Bosphorus’da vuku bulan şiddetli çatışmalara sebep vermiş, filosunun önemli bölümünü kaybeden Pisa aradan çıkarken Akdeniz’de Venediklilerin üstünlüğü, Karadeniz’de ise Venedikliler ile Cenevizliler’in isteksiz ortaklığı ile sonuçlanmıştır.

Üstte: Venedik mavna gemisi.
Altta: II. Bayezid dönemine ait bir Osmanlı gemisi (1481-1512)
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan 1192, fol. 16ba

1265 yılında Bizans imparatoru ile bir antlaşma imzalayan Venedikliler 1204’ten önceki haklarını geri almakla kalmamış o zamana dek Ege’nin ötesine geçmemelerine rağmen 1268’den itibaren Karadeniz hububat pazarından paylarına düşeni almışlardır. Karadeniz ticaretinin böylesine amansız rekabetin konusu olmasının ardında, Kudüs’ün düşmesi[13] ile Doğu Akdeniz ticaret yolunun güvenirliğini kaybetmesi ile Moğolların kuzey Karadeniz’ de Altın Orda Devleti’nin kurarak alternatif bir ticaret yolunun oluşumu yatmaktadır. İtalyanlar kuzey Karadeniz kolonileri sayesinde Çin, Hindistan, İran ve Orta Asya ticaretini kontrol eden Moğolların Avrupa kıtası ile ticaret yapmalarına aracı olmuş, özellikle Hint baharatı, köle, at ve kürk trafiğinden büyük paralar kazanmışlardır[14].

Italian Trade league 1399 Venetiand and Genoese

İtalyan Ticaret Birliği haritası, 1399
Sarı: Ceneviz toprakları
Kırmızı: Cenevizlilerle ticaret yapan yerler
Açık yeşil: Venedik toprakları
Koyu Yeşil: Venediklilerle ticaret yapan yerler

1270 yılında Amasra’yı Bizanslılardan bazı imtiyazlar ile birlikte kiralayıp, Karadeniz’de ticaret tekeli oluşturmaya çalışan Cenevizliler, Bizans ve Trabzon’un Venedikliler’e yanaşarak denge politikası kurmaya çalışmaları üzerine Osmanlılarla ittifak yapmış, 1380’de Ereğli’yi Osmanlılar’a satarken, 1387’de imzalanan bir anlaşma ile Osmanlı kıyılarında serbest ticaret yapma hakkı kazanmışlardır. 1402’de Timur’un Anadolu’ya girmesinin ardından da imtiyazlarını korumalarına karşın Osmanlı yayılmasından endişe eden Cenevizliler, 15. Yüzyılın ilk çeyreğinde Amasra’daki bazı depolarını daha güvenli gördükleri Kefe ve Galata’ya taşımışlardır. II. Mehmed’in Ağustos 1452’de Rumeli hisarını inşa etmesiyle birlikte Osmanlılar Karadeniz ticaretinin girişini kontrol etme imkânına sahip olunca, İtalyanlar için işler iyice zora girmiştir. Sözgelimi 25 Kasım 1452’de Venedikli Antonio Erizzo’nun Konstantinopolis’e buğday getiren gemisi dur ihtarına uymayınca top ateşiyle batırılmıştır[15]. 1460 yılında Bartın’da konaklayan Osmanlı ordusu kent üzerine yürürken Osmanlı donanmasının da kenti denizden ablukaya alması üzerine Cenevizliler canlarının bağışlanması karşılığında Amasra’yı teslim etmişlerdir. İstanbul’un fethinden sonra Pera’nın özerkliğine son verilmiş, bazı İtalyan aileler kenti terk ederken bazıları İslam’a geçerek kentte kalmıştır. Karadeniz’in tamamıyla Osmanlı egemenliğine girmesinin ardından Avrupa ülkelerinin gemileri savaş şartlarından dolayı Karadeniz’e çıkamamış, 16. Yüzyılda ancak Ragusa[16] kent devleti diplomatik ilişkileri sayesinde Batı Karadeniz limanlarıyla ticaret yapabilmiş, 17. Yüzyılda ise Karadeniz ile Akdeniz arasındaki ticaret Egeli Rum tüccarların eline geçmiştir.

Notlar

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

[1] Repubblica Marinara

[2] Ceneviz ve Pisa nispeten daha fakir olan Batı Akdeniz ile ticaret yapmışsa da Arap korsanlarla mücadele edebilmek için güçlü donanma oluşturmak zorunda kalmış,  yeterli güce kavuştuklarında gözlerini doğuya çevirip Venediklilerle rekabete girmişlerdir.

[3] Yunanca khrysobullos logos veya Latince Bulla aurea “altın mühür” Bizans imparatorlarının yabancı devletlere verdiği ticari imtiyazların adıdır.

[4] Ostrogorsky, 1986: 331

[5] Jacoby, 2008: 678

[6] Dalché, 1995: 138

[7] Lane, 1973: 32

[8] Jacoby, 2008: 687

[9] 1261 Nymphion Antlaşması’yla Cenevizliler, Trabzon’un da dahil olduğu pek çok Karadeniz limanında koloni kurma imkanına kavuşmuştur (Turan, 2000: 41-70)

[10] 1246 yılında Papa IV İnnocent Pisalı tüccarları Karadeniz civarından getirilen Hristiyan kölelerin Kudüs’te Müslümanlara satılmasını kınamıştır (Berger, 1884–1921: 2122)

[11] Kuvars içeriğinden dolayı Antik Çağ’da değirmen taşı olarak kullanılan Alunit madenlerinden günümüzde tekstil ve derinin yanı sıra, gübre, alüminyum, eczacılık, tıp, kağıt, şeker, boya sanayilerinde de faydalanılmaktadır.

[12] Deniz ötesi Ceneviz yerleşimleri, Ceneviz’deki Officium Gazariae tarafından yönetilmekle birlikte gerçek hakim diğer limanların korunması için milis güç sağlayan, vergi toplayan ve bütçe hazırlayan Kefe konsolosunun elinde olmuştur.

[13] Selahattin Eyyubî’nin 1187’de Kudüs’ü fethederek Haçlıları bölgeden uzaklaştırmasının ardından, Türkler Anadolu’ya girerek 5 Mart 1207’de Antalya limanını ele geçirmiş, 13. yüzyılda Mısır’da Memlûk devleti de kurulunca Müslümanların Akdeniz ticaretindeki payları iyice artmış, gelişmeler üzerine Papalık Memlûklara siyasi ve ticari ambargo uygulama kararı almıştır.

[14] Yakubovski, 1992: 93

[15] İnalcık, 1979: 82

[16] Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi sahilinde bulunan Dubrovnik kentinin Orta Çağdaki adıdır.

Takip, tavsiye ya da beğeni için