Aşağıdaki  Halkbilim Sözlüğü, Folklor Sözlüğü adlı kısa çalışmada efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni hatta yıldızlara ait inanma ve büyüleri bile kapsayan kültür ögeleri maddeleştirilmiş olup, aşağıda H (HAM-Hİ) harfi ile başlayan maddeler verilmiştir.

Hamam Anadolu’da halka açık yıkanma ve keselenme ihtiyaçlarının karşılandığı geleneksel taş yapıların adıdır.

  • Gelin hamamı: Gelini düğüne hazırlamak amacıyla kadınlarca toplu olarak gidilip, eğlenilmekte, türküler eşliğinde yemekler yenilmekte, oyunlar oynanılmaktadır.
  • Damat hamamı: Düğün öncesinde damat ile arkadaşlarının toplu olarak yıkanmak amacıyla hamam gitmesinin adı olup eğlence yapılmaz.
  • Kırk hamamı: Kırk günlük bebeğin özel bir törenle yıkanıp, yeni giysiler giydirilerek hediye getiren akrabalara gösterilmesi geleneğinin adı olup, evde gerçekleştirilir.
  • Adak hamamı: Çocuğu olmayan kadınlar hamamın en sıcak yerine oturup adak adarlar adakları gerçekleştiğinde bir günlüğüne hamamı halka açıp tüm masrafları karşılarlardı.

Hamaylı, Hamayıl Omuzdan çaprazlamasına asılan bağın adı olup, taşıyanları göz, nazar ve uğursuzluktan koruyacağına inanılan muska ve uğur tılsımları da aynı şekilde adlandırılmaktadır. 2. Abdülhamit döneminde çocukların okul üniformalarının üzerinde ‘Padişahım çok yaşa’ yazılı okul hamaylıları yaygın olarak kullanılmaktaydı. Arapça kökenli olan sözcük kılıcını omuzdan çaprazlama kuşanmak anlamında da kullanılmaktaydı.

Hamçor Az işlenmiş deriden yapılmış erkek yemenisinin adıdır (Kayseri).

Hamse Arabistan’da beşinci göbeğe kadar uzanan akrabalara verilen isim olup daha yukarı göbekten olanlara Simye adı verilmektedir.

Han Anadolu Ermenileri tarafından 1910’lu yıllara dek oynanan ve Osmanlı yöneticilerinin adaletsizliğini taşlayan seyirlik bir köy oyununun adıdır. Çevik ve güçlü bir genç Han gibi giydirilip, başına dibi delik bir tas geçirilip üzerine bir şal sarılarak, yanında yazmanı, habercisi ve zaptiyeleriyle birlikte dolaşmakta köylülerin toplandığı avluya gitmekte, Türkçe hal hatır sorarken casusları vasıtasıyla halk hakkında gizli bilgileri edinmektedir. Sonra köylüleri tek tek yanına çağırıp çeşitli sorular sorduktan sonra haraç isteyip, dövdürmektedir. Toplanılan paralar oyuncular tarafından paylaşılmaktadır.

Han Kızları Kars yöresinde özgün türküsü eşliğinde oynanan bir kadın barının adıdır.

“Araz üstü buz üstü

Kebap yanar köz üstü

Koy meni öldürsünler

Bir ela göz kız üstü

Ay laçın, can laçın

Can sana kurban laçın”

Han Paşa Osmanlı döneminde Anadolu Ermenilerinin yöneticilerin baskısını, yolsuzlukları ve keyfi uygulamalarını taşlamak amacıyla (genellikle Türkçe) oynadıkları seyirlik köy oyunlarının adı olup perhizden önceki karnavala denk getirilmektedir. And, ‘Han’, ‘Paşa’ ya da ‘Şah’ adı verilen yöneticilerin bazı oyunlarda kovulmasını sembolik olarak bazı Avrupa oyunlarında rastlanan düşman tanrının ya da kötülüğün kovulmasıyla ilişkilendirmiştir.

Bkz. Momoyer, Seyirlik oyunlar, Han (3)

Ermeni seyirlik oyunları
Şebinkarahisar’daki Ermeniler beyaz koyun postundan bir başlık giymektedir. Paşa’nın yaveri, baş kolluğu ve onların yardımcıları olur. İki zaptiye kimi oyunlarda biri topal, öteki tek gözlüdür. Gene kişilerden zeybek kısa sakallı, kırmızı giyisili, belinde kuşak, içinde bıçak, boynunda mendil, yüzünde maske, elinde kargı bulunur. Oyunda yargıç varsa bu ak sakallı, uzun siyah cüppeli, sarı maskelidir. Bir de yazman bulunur. Ayrıca ikinci kişiler de vardır. Bunlar arasında soytarı, kötü bir kişilik olan Kizir, bayrak taşıyıcı, uşak, askerler, polisler, küçük çocuklar vb. Han-Paşa türü oyunlar en az otuz kişiden olmak üzere kimi kez 200 kişilik topluluklarca köy meydanlarında, evlerin damlarında, avlularda oynanan bir dramatik köy oyunu kümesidir (And, 1976: 9; V. Bdoyana, Huy Zoghovriaga Kahgher [Ermeni Köylü Oyunları], Erivan 1963)

 

Hançer Barı Ellerinde bıçak taşıyan iki kişi tarafından davul zurna eşliğinde oynanan bir savaş dansının adıdır (Erzincan, Erzurum, Van).

 

Hançer Barı
… İki erkek tarafından karşı karşıya ve her elde bir yalın hançer bulunduğu halde ikiElazığ Kılıç-kalkan oyunu, Halk bilim sözlüğü çift hançerle oyuna başlanır. Önce bir oyuncu meydana çıkarak bir eli arkasında ve öbür eli yukarda olduğu halde alanın bir yanında durur. Öbür oyuncu, pek ağır yürüyüşlerle alanı dolanarak, karşılık tarafta on-on beş adım uzunlukta arkadaşının hareketlerini tekrarlar. Bu sefer ilk çıkan oyuncu yürüyüş hareketlerine geçer. Her iki oyuncu bu hareketleri üçer defa tekrar ederler. Bıçak hareketlerine kollar da, hançerli eller de katılır. En önemli iş bilhassa bileklerdedir, çünkü hançerler ani hareketlerle koltuk ve bacak aralarından geçirilirken yaralanma tehlikesi vardır. Bu hareketlerden sonra her iki oyuncu aynı zamanda birbirleri üstüne yürüme ve koşma gösterişleri yaparlar. Gerek yürüyüşte ve gerek koşmalarda kol ve hançerlerde hareketlere uydurulur. Hançer hareketleri bilhassa koşuş esnasında tebarüz ettirilecektir. Oyunun sonuna doğru oturup sıçrama hareketleri yapılır. Bu oturuş esnasında her iki oyuncu ellerindeki hançerlerle karşılıklı saldırışlar yapar, hamleleri savuştururlar. (Mahmut Ragıp Gâzimihâl, Yurt Oyunları Kataloğu).

Bkz. Bıçak oyunu

Hançer Piçak Muş’ta davul zurna ve tef eşliğinde elinde bıçak taşıyan bir kişi tarafından oynanan bir oyunun adıdır.

Hans Hagen II. Dünya savaşına katılmış bir Alman askerinin hayaletinin adı olup, Amerika ve Çekoslavakya’da barış sağlandıktan yıllar sonra bile savaşmaya devam eden bir çeşit kurt adam olara tasvir edilmekteydi.

Hans Heiling, Jan Svatos Çek Cumhuriyeti’nde yaşayan Alman kökenli halkın inanışında Loket Kalesi masalının kahramanının adı olup annesi Ohre nehrinin su perisi Oharka oğluna ruhları kontrol edebilme yeteneğini verip büyücülüğü öğretmiştir.

Harmandalı Zeybeği Geleneksel bir zeybek oyununun adı olmasına karşın günümüzde bu adla oynanan sözleri, figürleri farklı zeybek oyununun söz ve müziğini 1916’da Çanakkale savaşı sırasında Ahmet Yekta Madran yazmıştır ki Madran zeybeği adıyla da bilinmektedir. İzmir yöresinin orijinal Harmandalı oyunun sözleri şöyledir:

“Harmandalı efem bakıyor, hey hey

Bileğinden kanlar akıyor, vay hay

Gümüş bilezikli mavzerin vay hay

Namlusunda şimşek çakıyor, vay hay

Efeme her cepken yaraşır, hey hey

Korku nedir bilmez dolaşır, vay hay

Bütün kızanların önünde, vay hay

Elinde yatağan savaşır, vay hay”

Harun, Haruna Fas ve civarında su ruhlarına verilen isimdir.

Hasapika, Kasapiko İstanbul kökenli bir oyun havası ve dansın adı olup (Bkz. Kasap havası) Rumlar tarafından Yunanistan’a taşınmıştır.

Hase Çerkez toplumunda önemli meselelerin çözüldüğü, davaların karara bağlandığı yaşlılar meclisinin adı olup, köy veya bölge hatta tüm ülkenin Hase’si gibi daha üst meclislerde yaşlılar (thamade) toplanır alınan kararlar (vunafe), tellallarla (ğuva) halka duyurulurdu.

Haşhaçul Kafkasya efsanelerinde İnsana benzeyen ufak gözlü köpek kafalı, ata ayağı gibi toynaklı yaratıkların adı olup, bir ihtimal Çerkezlerin düşmanları Moğol ve Kalmukların fiziksel özelliklerini abartmasıyla gelişmiştir. Haşhaçullar küçük ayaklarıyla buz üzerinde yürüyemediklerinden karşılaşanlar ancak buz tutmuş nehirler üzerinden kaçabilirlermiş.

Hatayî 1486 yılında Erdebil’de doğan, 1502 yılında Tebriz’de Safavî kralı olan, 1514 yılında Osmanlı devletiyle (Yavuz Sultan Selim) savaşıp yenilen,1524 yılında 38 yaşındayken ölen Şah İsmail Safavi’nin takma adıdır. Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmasına karşın Anadolu Alevileri tarafından Anadolu Türkçesi’ne çevrilmiştir.

 

Hatayi

(Şah İsmail Safavî)

Vardım kırklar yaylasına

Gel beri hey can dediler

Yüz sürdüm ayaklarına

Gir işte meydan dediler

Kırklar bir yerde durdular

Yerlerinden yer verdiler

Meydana sofa serdiler

El lokmaya vur dediler

Erenler gönlü ganidir

Yuduğu kalbi andır

Gelişin kandan beridir

Söyle ey ihvan dediler

Gir semaa bile oyna

Silinsin pak olsun ayna

Kırk yıl bir kazanda kayna

Daha çok çiğsin yan dediler

(Yener, 1989: 278)

Hatem Cömertliği dillere destan olan Arap beyi Hatem-i Tal’in destan ve masallarda geçen kısa adıdır.

“Fahr-ı âl-i Cengiz Han-ı mükerrem

Muhabbette Ali sehada Hatem

Çıktı istikbale sadrı muazzam

İzzikbal ile hem-inan geldi” (Destan: Gevheri, 17. yüzyıl)

Hatim Ta’i Bengal ve Kuzeydoğu İran masal ve efsanelerinde İran ve Hindistan’ı sömüren ünlü bir Arap kabile şefinin adıdır.

Havette Canavarı Fransız halkının inanışında çocukları boğan bir yaratığın adıdır.

Hayalet Dansı 19. Yüzyılda toprakları Avrupalı yerleşimciler tarafından zorla ellerinden alınıp, topluca katledilip, asimilasyona zorlanan Kuzey Amerikan Yerlilerinin geçmiş günlere dönmek ve kültürlerini korumak amacıyla başlattıkları Şamanist ritüellerin adıdır. Kaliforniya ve Oregon’da 1871-73 tarihleri arasında şaman Wodziwob tarafından başlatılan hareket Büyük Ruh ile konuştuğunu ve kendisine yerlilerin tekrar özgür olacağı günlerin geleceğini söylediğini iddia eden Wovoka adlı hayalperest tarafından yaygınlaştırılmıştır. Hayalet Dansı Missouri nehri, Kanada sınırı, Sierra Nevada hatta kuzey Texas’a dek yayılmış Sioux halkının isyan etmesine yol açınca, Wounded Knee savaşında (1890) topluca katledilmişlerdir.

Hayalet Gemi Denizde kaybolmuş veya batmış olmasına karşın zaman zaman ortaya çıkıp hayalet tayfası ile birlikte insanlara görünen efsanevi gemilerin ortak adı olup, en tanınmış örneği Uçan Hollandalının (Flying Dutchman) gemisidir.

Açık denizde kaybolmasına karşın belirli bir süre sonra fiziki olarak ortaya çıkan gemiler de -örneğin Azor adaları civarında 1882 yılın-da kaybolan Mary Celeste gibi- ayrı bir kategori olarak değerlendirilmelidir.

Hayalî 16. yüzyıl sonlarında yaşadığı sanılan bir yeniçeri ozanının adı olup, Çıldır savaşı (1578) üzerine yazdığı üç destan bulunmuştur.

“…Haberimiz iletsin dosta gidenler

Varup dostun didarını görenler

Şahin şahin paşaları soranlar

Din yoluna şehit düştü diyesin”

Hayat Anadolu’da geleneksel köy evlerinin birinci katında yer alan giriş ile yatak odaları arasında kalan, günlük ev işlerinin görüldüğü aydınlık ve geniş odanın adıdır.

Hayriye Eğin bölgesinde oynanan bir halayın adı olup sol ayak iki kere yere vurulduktan sonra havaya kaldırılıp eller çırpılmaktadır (Erzincan).

Hayşere Ellerin kenetlenip omuzlara dek kaldırıp indirilmesi hareketleriyle kılıç savaşının taklit edildiği bir halk dansının adıdır (Hakkari).

Hayvanlara Tapmak Tarihin en eski dönemlerine dek inen hayvanların kutsal kabul edilmesi inancına neredeyse tüm toplumlarda rastlanmaktadır. Girit adasında boğalara, Eski Mısır’da öküz, timsah, su aygırı ve kedilere, Hindistan’da inek, fil ve maymunlara, İskandinavya’da ayılara tapınılmıştır.

Hedik Dişi çıkan çocuklar için gerçekleştirilen bir törenin adı olup çocuk büyük bir siniye oturtulduktan sonra başı örtülüp eline hedik (buğday) konulur ve önüne makas, bıçak, ayna,kuran ve çekiç koyularak bunlardan birisini seçmesi beklenir. Seçiminin çocuğun gelecekteki mesleğini belirleyeceğine inanılır (Doğu-Güney doğu Anadolu)

Heinzelmännchen Alman masal ve efsanelerinde cüce ve elflere verilen isimdir. Bkz. Brownie

Helessa 1. Ramazan ayının 15. günü düzenlenen bir festivalin adıdır (Sinop).

Helisa Yâran sohbeti sırasında oyuncuların küçük parmaklarından tutuşarak halka oluşturup oynadıkları bir oyunun adıdır:

“Helisa helâl olsa yansa

Yanılsa koynuma girse

Bir şeftali verse helisa” (Çankırı)

Bkz. Helassa, Heyamola

Helleme 93 Harbi sırasında Sivas’ın Hüyük ve civar köylerini basan çekirgelere atfen yakılan türkünün ve çekirge hareketlerini taklit eden oyununun adıdır.

“Çekirgenin önü indi yazıya

Ot komadı koyun ile kuzuya

İlâhi çekirge boynun uzaya

Eğri büğrü, sivri çekirge

Çekirgeyi hellemeden gelirler

Az kaldı keveni kökünden yuta”

Helosa Safranbolu’da sağdıç gecesi eğlencelerinde birbirlerini bileklerinden tutan dört kadının kollarının birleştiği yere sağdıcı (sonra kaynanayı) oturtup bahşiş alıncaya dek sallamaları sırasında söyledikleri türkünün ve oyunun adıdır.

“İstanbul’dan gelir hekim, helôsa helôsa

Hele mele yusa yusa hey!

Cevahirdir benim yüküm, helôsa helôsa

Hele mele yusa yusa hey!

Kızılbel’den gelir pekmez, helôsa helôsa

Hele mele yusa yusa hey!

Peştamala koysam akmaz, helôsa helôsa

Hele mele yusa yusa hey!”

Bkz. Helassa

Helva Şeker, yağ ve un (veya irmik) kullanılarak yapılan geleneksel tatlının adıdır. Özellikle doğum, ölüm, sünnet düğünü, hasta iyileşmesi, gurbet yolculuğuna çıkış/gurbetten dönüş gibi özel günlerde yapılarak eş, dost ve komşulara dağıtılmaktadır.

Helva, Arapçada tatlı anlamına gelmekte ve tüm tatlı çeşitlerinin genel adı olarak kullanılmakta iken Anadolu’da sadece un, yağ ve şeker (Osmanlı döneminde şeker yaygınlaşmadan önce pekmez ve bal) karışımlarının adı olmuştur.

Helvacı Baba İstanbul Şehzadebaşı’nda bulunan boş bir mezarın adı olup derdine derman arayanların, dua edip mezarın yanındaki çınar ağacının çevresinde yedi kez döndüğü bir ziyaret yeridir.

Helvacı Oyunu Samsun’a mübadele ile gelen Selanikli göçmenlerin davul zurna eşliğinde oynadığı bir oyunun adıdır. Biri usta diğer eli süpürgeli çırak iki kişinin içi çamur veya pekmez dolu bir çömlek içerisinde helva pişirmesi tasvir edilmektedir.

Herne Windsor’un şen dulları romanında da Windsor ormanında adı geçen bir hayalet avcının adı olup, Alman folk-lorunda Kara Orman’da yaşayan French Fontainebleau’ya benzer bir karakterdir.

Herrani, Esmerim 4/4lük ritimde özgün türküsü eşliğinde oynanan bir halay çeşididir (Diyarbakır)

“Esmerim biçim biçim

Ölürüm esmer için

Alem bana düşmandır

Esmer sevdiğim için

Hele yar yar kibar yar yarim esmerim

Sen güzelsin esmerim, sen benimsin esmerim”

Herşele Ostropoler Etrafına olur olmaz şakalar yapan ve bir gün zengin olmayı düşleyen yoksul bir Yahudi’nin adı olup, öyküleri Ukrayna’nın Ostropol kasabasında geçmektedir. Nasreddin Hoca ile Till Eulenspiegel varyantlarından birisi olmasına karşın 19. Yüzyılda yaşamış tarihi bir karakter olduğu iddia edilmiştir.

Heyamola Karadeniz bölgesinde toplu işlerde söylenilen bir türkünün adı olup bazı yörelerde (İnebolu) özgün bir halk dansı olarak da oynanılmaktadır.

“Solo: Bismillahi başlayalım

Koro: Helessa helessa

Solo: Ayva turunç taşlayalım

Koro: Helesse yelessa

Solo: Bu işi nişleyelim

Koro: Helessa yelessa

Solo: Bu yıl burada gışlayalım

Koro: Helessa yelessa

Heyamola yessa yessa

Mola heyamo

Ya mo heyamo

Mola heyamo

Helessa sellim yessa yessa yessa” (Yurt: 4655)

Heyamola çekmek Düğün gecesinde kız evindekilerin ellerinde mumlarla oğlan evine gelirken yolda eğlence amaçlı söylediği türkülerin adıdır (Kocaeli).

“Heyamola biz geliyoruz

Heyamola, heyamola

Bizim tayfa aslan marka

Heyamola heyamola

Kızın evi ışıl ışıl

Oğlan evi mışıl mışıl

Heyamola heyamola”

Hıdırnebi Şubat ayının ilk haftası başlayıp üç hafta süren geleneksel eğlencelerin adıdır (Van)

Hıdrellez, Hıdırellez, Hıdırilyas, Hızır Günü, Hızır Bayramı, Eğrilce Her yıl 5 Mayıs gecesi başlayıp 6 Mayıs günü de devam eden Hızır-İlyas adıyla da bilinen geleneksel bahar şenliğinin adıdır.

Ak sakallı, kırmızı ayakkabılı, üzeri çiçeklerle örtülü Hızır ile keçi derisinden imal edilmiş gömlek giymiş elinde çoban değneği taşıyan İlyas’ın ab-ı hayat suyundan içerek ölümsüzlük özelliği kazanmış iki ayrı peygamber oldu-ğuna ve 5 Mayıs gecesi (geleneksel takvimde yaz mevsiminin başlangıcı) tabiata can vermek üzere buluştuklarına inanılmaktadır. Hızır’ın mutluluk ve bereket getireceğine inanılmakta, Hıdrellez toplantıları su kenarları ve ağaçlık alanlarda düzenlenmektedir. 6 Mayıs sabahı ot ve ağaç yaprakları üzerindeki çiğ damlaları toplanarak bir kısmı süte karıştırılır kalanıyla mayasız hamur yoğurulur. Ertesi gün hamur mayalanmışsa ya da süt yoğurt olmuşsa Hızır’ın gelişine yorulup o yılın bolluk ve bereket içinde geçeceğine inanılmaktadır.

Çeşitli illerde:

  • Bir gün önceden genç kızlar ve yeni gelinler belirli eşyaları bir gül ağacının dibine gömerler. Hıdrellez günü bir çeşme ya da pınar başında dilekler tutulduktan sonra gömülenler çıkartılır (Aydın).
  • 27 Ocak-3 Şubat zaman aralığında iki Cuma arasına denk düşecek biçimde kutlanır. Sac üzerinde kavrulan buğday el değirmeninde çekildikten sonra kabut yapılır ve boş bir leğen, su dolu bir ibrik, maşraba ve bir kaşıkla birlikte boş bir odaya bırakılır. Hızır’ın odada abdest almaya gelip bir tas içindeki kavutu suyla karşıtırarak eve bereket getireceğine inanılmaktadır (Yurt, 4547: Kars)

Boratav, Hıdrellez’i daha çok kadın ve genç kızların bayramı olarak niteledikten sonra töreni üç gruba ayırmıştır (Boratav,1984: 222):

  1. 5 Mayıs gecesi gerçekleşmesi istenilen bereket, sıhhat vs. bazı dilekler için bazı işlemlere girişilir.
  2. Önceki gece hazırlanıp, bir gül fidanı dibine bırakılan içi su dolu ‘mantıvar/niyet çömleği’ geleneğe göre bir kızın başı üzerinde açılır. Geceden çömlek içine atılmış yüzük, bilezik gibi nesneler maniler okunarak çıkartılır.
  3. Hıdrellez günü komşu ve akrabalarla birlikte kırlara toplu olarak gidilerek yemekli eğlence yapılır.

Hırka [İslam] Sufilerin giydiği topuklara dek uzanan bir giysinin adı olup, şeyhin iradesine teslimiyetin sembolüdür.

Hısta Dağıtmak Cenaze çıkan evin, talebelere ve yoldan geçenlere dağıttığı lokum, şeker, kurabiye, meyve gibi yiyecklerin adıdır (Tahtacılar)

Hızır 1. İçene ölümsüzlük veren ‘Dirlik Suyu’ndan içtiği için ebedi yaşam hakkı kazanan, dara düşen insanlara yardım ettiğine inanılan bir varlığın adıdır.

Dede Korkut masallarında Boğaç Han’ın yarasını tedavi eden şifacı rolündedir. Manas destanında ise Manas doğduğundan itibaren Hızır onun için du aetmekte, Şah İsmail ve Gülizar destanında ise babası İsmail’in gözüne mil çekerken yetişip kurtaran, Saltukname’de Sarı Saltuk’u alevlerden kurtaran, Köroğlu’nun Türkmen varyantında bizzat kahramana Köroğlu adını veren varlıktır.

Kökeni hakkında çeşitli teoriler vardır:

  1. Dirlik Suyunu içtiği Hz. Âdem zamanından beri yaşamış, Nuh tufanını görmüş, Hz. Muhammed hatta Hz. Ali ile görüşmüştür.
  2. Gılgamış destanındaki Atra-Hasis adlı karakterin zamanla çevre kültürler ve yeni gelen dinlere adapte olmasıyla günümüze dek yaşatılmıştır.
  3. Alevi-Bektaşi folklorunda Hz. Ali ile özdeşleştirilmiştir.
  4. Arap kökenli bir kelime olan Kıdır’la bağlantı kurularak, Türk kültürüne İslam’la birlikte girdiği iddia edilmiştir.
  5. [İslam] El-Hidr Hezr adlarıyla bilinen denizciler ve sufiler arasında yaygın bir efsaneye göre ölümsüz bir evliya olup adının anlamı Arapça ‘yeşil olan’dır. Kur’ân’da kıssası geçmekte (18:66) ve Hz. Musâ ile görüştüğüne inanılmakta olup, bugün bile yaşadığına inanılan El Hidr’in nebi mi veli mi olduğu tartışmalıdır.

 

Hızır’ın kerameti
Vaktiyle bir ihtiyar köylü, çayırını belliyormuş, zavallı kan ter içinde:

-Ey Hızır Aleyhüsselam… herkese görünürsün de bizim gibi zavallıları ihmal edersin, revayı hak mı? Ne olur biraz da bizlerle meşgul ol… demiş ve gözlerini kaldırınca temiz pak… Fakat sade elbiseli, aksakallı, elinde asası bir ihtiyarın karşısında belirdiğini görmüş…

Köylü: “Sen kimsin?”

Hızır (AS): “Çağırdın geldim işte … Hızır benim.”

Köylü: “Bırak Allah aşlına… Hızır olsan evvela kendine yararlı olurdun. Baksana şu üstüne, başına.”

Hızır (AS): “İnan bana doğru söylüyorum. Dile benden… O zaman anlarsın…” diye cevap verince içerleyerek;

Köylü: “Peki… Madem öyle… Şu elimdeki belin demirini oduna çevir, görelim”, demiş ve gözlerini bele çevirince, hakikaten madeni kısmın ahşaba döndüğünü görmüş, başını kaldırınca da nurani yüzlü ihtiyarın kaybolduğunu anlayınca; “Ey Allah’ım… Fakir insanların talihi gerçekten kör oluyormuş, ömrümde bir defa Hızır (AS)’la karşılaştım. Desene ki eldeki belden de olduk…” (Rahmi Arer, Rize. 1952:49)

 

Hızır Cemi [İslam] Hızır ayında Alevilerce gerçekleştirilen dini toplantının adıdır.

Hızır Günleri, Ruz-ı Hızır, Yeşeren Gün Anadolu geleneksel takviminde yaz başlangıcına denk gelen Hızır ile İlyas’ın buluştuğu 5 Mayıs gecesi ile kış mevsiminin başlangıcı kabul edilen 8 Kasım arasında kalan yüz seksen altı günlük sürenin adıdır.

Hickathrift, Tom Hickathrift İngiliz çocuk şarkılarında adı geçen olağanüstü güce sahip bir kahramanın adı olup Tilney bataklığında yaşayan (Norfolk) bir devi öldürmüştür.

Hicranî 1908 yılında Bayburt’un Ahpunus köyünde doğmuş 1970 yılında vefat etmiş bir halk ozanının adıdır.

‘Ben dilerdim muradıma ereyim

Sunam hangi bağın gülün dereyim

Senden gayrı kime gönül vereyim

Hicranî dünyada poç oldu gitti’

Hilâl . Anadolu’da ayın hilal formunda iken iki ucunun aşağı bakacak şekilde görülmesi ertesi günü yağmurlu, uçların yukarı bakması ise güneşli olacağına yorulmaktaydı (Trabzon).

Hildesheim Hanover civarındaki Hildesheim kasabasından bir rahibin adıdır. Bir gün tanrının binlerce yıl var olabildiğinden şüphe etmiş, ormanda güzel bir kuş sesini bir kaç dakika dinlemeye kendini kaptırınca aradan üç yüz yıl geçmiş olduğunu fark etmiştir.

Hilebaz, Trickster Sözlü destan geleneğinde ne yapacağı tahmin edilemeyen, hilebaz, büyü ve şiddet içeren efsanevi öykülerin kahramanı şekil değiştirebilen doğaüstü yaratıkların genel adıdır. Hilebaz, hem yaratıcı tanrıdır hem de ölümcül kötülüğü içinde barındırır, çocukça şakalar yaparsa da zeki insanlar tarafından kolayca kandırılır. Kuzey Amerika yerlilerinin efsanelerinde güneybatı sahilinde çakal (koyote), kuzeybatı sahilinde ise karga en tanınmış hilebaz karakterlerdir. Çeşitli Afrika kabilelerinin öykülerinde ise tavşan, kaplumbağa ve örümcek gibi çok sayıda hilebaza rastlanmaktadır.

Bkz. Anansi, Coyote, Loki, Maui

Hipilik Hemşinlilerin inanışında geceleyin uyuyan insanların göğsüne oturarak nefes almalarını engelleyen gözle görülmeyen bir iblisin adıdır. Al Bastı/Hal Anası’ndan farkı sadece yeni doğum yapmış kadınlara değil kadın erkek herkese musallat olması, daha da önemlisi genellikle kadın olarak tasvir edilmekle birlikte erkek varyantlarına da rastlanabilmesidir. Bir diğer önemli fark ise Hipilik’in avucunun delik olması dolayısıyla boğmak için yüzünü kapattığı kişinin bu delikten nefes alabilmesidir. Bununla birlikte tıpkı Azeri varyantında olduğu gibi Hipilik’i de engellemek için yatağın altına bıçak, Kur’ân, tabanca, kapının arkasına süpürge konulur. Ermenice Hipilik, Doğu Anadolu Türkçesi’nde Hıbılık olarak bilinen varlığın yakalayana bol altın verdiği, başındaki şapkayı ele geçirenin zengin olacağına inanılmaktadır.

Hirizi Svahili tılsımlarından birisinin adıdır.

Hitar Peter ‘Kurnaz Peter’ Kurnaz, nükteli ama yoksul Bulgar köylüsünü temsil eden bir fıkra kahramanının adı olup zenginler, asiller, din adamları ve Osmanlı yöneticileri ile eğlenceli mücadelesini konu alan sayısız öyküsü Nasreddin Hoca fıkraları ile benzerlik göstermektedir. 16-17. Yüzyıllarda Osmanlı yönetimi sırasında geliştiği ya da Anadolu’dan ödünçlenildiği sanılan karakterin öyküleri ilk olarak 1873 yılında İlya Blaskov tarafından kayıt altına alınmıştır.

Folklor Sözlüğü önceki bölümler

AA-AK,  AL -AS, AS, AZ, BA -BAŞ, BAT-BLU, BO-BY, C, Ç, DA, 

DİN-DZ, E, F, GA-Gİ, GJ-GZHA-HAL

Kaynak

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için