Amazonlar, bir görüşe göre savaş tanrısı Ares ile su perisi Armonia’nın kızları olan savaşçı kadınlardan oluşup, erkekleri toplum dışında bırakan efsanevi bir halkın adıdır.

Amazonlar nerede yaşadı?

Pontus bölgesinde Thermodon nehri kıyısında Hippolyta veya Hippolyte adlı bir kraliçenin yönetiminde yaşayan Amazonların başta Smyrna, Ephesus, Sinope ve Paphos olmak üzere pek çok kentin kurucusu olduğuna inanılmaktaydı. Kimi yazarlar ise onları Azak Denizi’nin kuzeydoğu sahilleri, Tanais nehrinin doğusuna veya Kafkasya’da Keraunia dağı eteklerine yerleştirmiştir. Farklı referansları açıklamak için oyun yazarı Aeskhylus (MÖ 525-456) çok eskiden İskitya’da Palus Maeotis’de yaşayan Amazonların Thermodon nehri kıyısında bulunan Themiskyra kentine göç ettiğini yazmıştır. Plutarkhos ise Pompeus’un yaşamı adlı çalışmasında (35) Pompeus’un Mithridat seferi sırasında Romalıların Kafkasyalılarla yaptığı savaşın ardından savaş alanında Amazonlara ait kalkanlar ve bağcıklı ayakkabılar bulduklarını bildirmiştir.

Amazonların Sarmatya –  İskitya sınırında yaşadığını kaydeden Herodot, İskitler‘in Amazonlar’ı ‘erkek katilleri’ anlamına gelen ‘Oiorpata’ olarak andığını bildirirken (iv. 110), antik yazarlara göre yılda bir kez cinsel ihtiyaçları ve soylarının devamını sağlamak için komşuları Gargarealıların erkeklerini ziyaret eder ve onlardan çocuk doğurur, erkek çocuklar öldürülür veya babalarına gönderilirken, kızlar Amazon gibi yetiştirilirdi (Diod. ii. 45, iii. 52, Justin, ii. 4). Amazon toplumunda kız çocuklar savaşçı olarak yetiştiriliyor, okçuluk yetenekleri sınırlanmasın diye sağ göğüslerini dağlıyorlardı ki inanışa göre bu yüzden Yunanca ‘memesiz’ anlamına gelen Amazon olarak adlandırılmışlardır.

Amazon kelimesinin anlamı

Bazı modern yazarlar Kafkas dillerinde ‘ay’ anlamına gelen ‘maza’, bazıları ise Farsça savaşçı anlamına gelen “hamazan” kelimesinin bu halka adını verdiğini iddia etmiştir. Bazı modern yazarlar ise Amazon efsanesinin kadınlarla alakalı olmadığını Orta Asya ve Rus steplerinin çoğunlukla sakalsız olan erkek savaşçılarına yakıştırılan bir mecaz olduğunu iddia etmiştir. İlyada’da (VI, 186) ‘antianeirai’ (erkek gibi savaşan) Herodot tarihinde ‘androktones’ (erkek katili) olarak tanımlanan savaşçı kadınların vatanı Karadeniz kıyısındaki Themiskyra (bugünkü Terme) olarak gösterilse de çeşitli Yunan efsanelerinde Amazonların başka coğrafyadaki (Trakya, Anadolu, Ege adaları, Yunanistan, Suriye, Mısır, Arabistan, Mısır, Libya) maceralarını anlatan farklı çalışmalar da bulunmaktadır. Herodot, İlyada’da Amazonların erkek gibi savaştığını yazarken arkaik dönem Yunan sanatında Amazon tasvirleri sıkça yer almıştır. Bellerophon, Herakles, Perseus ve Theseus gibi en önemli Yunan kahramanlarının tümü Amazonlara karşı savaşmış, hatta Theseus Amazon kraliçesi Hippolyte’i (Antiope) kaçırmıştır.

Yunan mitolojisine göre Amazonların Likya akınları Bellerophon tarafından önlenmiş, Troya savaşında Priam’a yardım etmişler, Herakles 12 görevinden birisinde Amazon kraliçesi Hippolyte’nin kemerini elde etmiş,  Akhilleus’in küllerinin Thetis tarafından taşındığı Tuna nehri ağzındaki Leuke adasına bir sefer düzenlemişlerdir. Anadolu seferine çıkan Romalı General Pompeius ise onlara Mithridates’in ordusunda rastladığını bile iddia etmiştir. MS 6. Yüzyılda Prokopius’un, Amazon miti hakkında yazdığı “barbarların eşleriyle birlikte Asya’yı işgal ettiğini, Thermodon Nehri kıyılarında kamp kurduklarını, kadınlarını burada bırakan erkeklerin diğer bölgeleri işgale gitmelerine karşın yaptıkları savaşlarda yok edildiklerini, kadınların kocalarından kalan silahlarla diğer milletlerle yok olana dek savaştıkları” anlatısı Herodot ve Aeskhylus’un aktarıları ile birleştirildiğinde yılan hikâyesine dönen bu halkın öyküsüne ışık tutmaktadır. Antik Çağ anlatılarından Amazonların barbar, denizciliği bilmeyen, tahılları tanımayan dolayısıyla tarım yapmayan, etobur, atlı ama savaş arabası kullanmayan bir halk olduğu anlaşılmaktadır ki o dönem İskit ülkesinde yaşayan Orta Karadeniz’e Kafkasya yoluyla Karadeniz’in karşı kıyısındaki Kırım civarından gelip, MÖ 630 civarında Lidya ve Asur saldırıları karşısında yok olan Kimmerler, Amazon efsanesinin de kaynağı olmalıdır ki Kimmerler’in yolculuklarına başladıkları ve ulaştıkları rota, antik yazarların verdikleri tüm coğrafi referansları da doğrulamaktadır. Muhtemelen kadınları da savaşçı olan atlı göçebeler olan Kimmerler’in erkekleri savaşlarda yok edildikten sonra kadınları yerleşim yerlerini düşmanlarına karşı savunmak zorunda kalmış, böylece günümüze dek süregelen ‘kadın savaşçılar’ efsanesi ortaya çıkmıştır.

Diodoros, Amazon toplumunun Yunan toplumunun tam tersi olduğunu, kadınların savaşırken erkeklerin yün eğirip çocuk yetiştirdiğini ve daha çocukken savaşçı olmasınlar diye sakat bırakıldığını, kız çocukların ise daha iyi ok atmaları için sağ göğüslerinin dağlandığını bildirmiştir. Yunan sanatında mızrak ve miğfer taşıyan savaş tanrıçası Athena ile avcılık tanrıçası Artemis, Amazon gibi tasvir edilmişse de Artemis’in Amazonların lideri olduğuna dair hiçbir kayıt ve ilişki tespit edilememiştir. Amazonlar çoğunlukla kürk gömlek ve pelerinden oluşan İskit kıyafetleri ile genellikle at sırtında, başlarında Frigya başlığıyla tasvir edilmişlerdir. Yunanlıların, Amazonlara karşı zaferi edebiyatçılarca çağlar boyu uygar bir halkın barbarlara üstün gelmesi olarak yorumlamasının da etkisiyle Amerikan yerlileri ile karşılaşan İspanyol fatihler Amazon ırkını bulduklarını iddia etmiştir.

Güneydoğu Avrupa Slavlarının masal ve efsanelerinde kadın savaşçılara dair anlatıların varlığı da dikkat çekici olup, bunların en ünlüsü bugünkü Çek Cumhuriyeti topraklarında yer alan Vltava nehri üzerindeki bir kaleye hükmeden Vlasta’ya aittir. Bir başka söylencede ise ‘Şarka’ adlı kadın savaşçı ünlü kahraman Dobrynia’yı saçından tutup atından aşağı sürükledikten sonra cebine koymuş ve kendisiyle evlenme sözü verene dek bırakmamıştır.

Kaynak

Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016
Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için