Makale: Özhan Öztürk

Eski Yunanca bir kelime olan Pontus[1] çok sayıda yazılı kaynakta deniz[2], Gaia’nın oğlu[3] ve Karadeniz sahili[4] anlamlarının yanı sıra, Küçük Asya’nın kuzeydoğusunda, Halys[5] Irmağı’nın doğusunda kalan coğrafi bölgenin Antik Çağ’daki adıdır. Yunanca metinlerde bu coğrafyada doğmuş ünlü kişilerden[6] bahsedilirken de “Pontuslu” anlamına gelen Pontikos[7] terimi kullanılmıştır. Bununla birlikte tarihi bölge için kullanıln Pontus kelimesinin kökeni ‘Kapadokya’nın deniz kıyısı’ cümlesinin (Καππαδοκία η προς τον πόντο) kısaltılmış formudur.

Antik Pontus, Küçük Asya’nın kuzey-kuzeydoğusunda yer almakta olup, kuzeyinde Pontus Euxinos, batısında Paphlagonia ve Galatia, güneyinde Kapadokya ve doğusunda Kolhis ile Küçük Ermenistan ile sınırlanmıştı. Kafkas dağlarının uznatısı kabul edilen Paryadres dağları Pontus’u sahil ve  iç bölgeler olarak ikiye ayrımakta, sahile paralel uzanan dağlar Halys (Kızılırmak), İris (Yeşilırmak), Lykus (Kelkit veya Germeli Çay), Thermodon (Terme Çayı) gibi pek çok nehrin açtığı vadilerle bölünmekteydi.

Pontus, MÖ 1700-1200 Hitit ve MÖ 1200-676 Friglerin kısmi[8] hâkimiyetlerinde geçen dönemlerinin ardından MÖ 676 tarihinde, Kafkasya üzerinden gelen Kimmerlerin istilasına uğramış, aynı dönemde Sokrat’ın Platon’un aktardığı sözleriyle[9] Karadeniz sahilinde “Göl etrafındaki kurbağalar gibi” Yunan kentleri kurulmuştur. Buna karşın Karadeniz’de Helen kolonizasyonunun başlangıç tarihi konusunda yazarlar arasında kesin bir uzlaşma yoktur[10]. Yunan mitolojisinde Karadeniz Amazon ve Khaliblerin vatanı olmakla birlikte Argonaut efsanesinin varlığı Yunanlıların bölgeye deniz yoluyla aşina olmaya başladığına dair önemli bir delildir. Yunanlıların Propontis[11] ve Aratake’de[12]  MÖ 750 yılı civarında kolonize oldukları göz önüne alındığında Sinop ve Trabzon’un[13] daha erken bir tarihte kurulması mantıklı görülmemekteyse de Korinthlilerin Sinop’a yerleşen Miletlilerden daha çok kolonileştiği ve Karadeniz dağlarındaki mineral yataklarının peşine düştükleri de dikkate alınan diğer bir iddiadır.

Antik Çağ’da, Yunanlılar, tekne yapımı için gerekli keresteyi Sinop civarından temin etmekte[14] olup, bölgede mobilya yapımı için gerekli ceviz ve akağaç da bol miktarda bulunmaktaydı. Tüm Karadeniz sahili zeytin ağaçlarıyla kaplı olup, deniz de balıkçılık açısından oldukça verimliydi[15]. Ayrıca iç bölgelerden elde edilen demir madeni de Sinop limanı üzerinden ihraç edilmekteydi[16].

Antik Çağ’da Karadeniz sahilinde Helen toplumu ile iç bölgelerde Anadolu kültürü arasında keskin bir çizgi olup, sahil kültürü iç bölgelere nüfuz edememiş, tersine Ksenofon, Anabasis adını verdiği yolculuğu boyunca Kolhi, Mossynoik, Khalyb, Tibaren, Paflagonyalı, Mariandin, Bithniyalı gibi yerli kabilelerin yaşadığı bölgelerden geçmek zorunda kalmıştır. Çağlar boyunca Yunan,  Roma ve Bizans kültürlerinin doğu sınırı olan Pontus coğrafyasını bizzat bölgenin yerlisi olan, Amasyalı Strabon şöyle tanımlamıştır:

“Makedonyalılar Kappadokia’yı ele geçirdikleri zaman burası Persler tarafından iki şatraplığa ayrılmış bulunuyordu. Makedonyalılar ülkenin bir kısmını isteyerek, bir kısmını da istemeyerek şatraplıktan krallığa çevirmişlerdir. Bu krallıklardan birine “asıl Kappadokia”, “Tauros yakınındaki Kappadokia” ve hatta “Büyük Kappadokia” ve diğerine de başkaları “Kappadokia Pontika” ismini vermişlerse de bunlar “Pontos” olarak adlandırmışlardı”, “Pontos’a gelince; Mithridates Eupator kendini buranın kralı ilan etti ve Tibarenler ve Armenia’ya kadar Halys Nehri’nin sınırladığı ülkeye egemen oldu” [17]

Bölgenin siyasi önemi MÖ 280 tarihinde Büyük İskender’in yıktığı Pers İmparatorluğu’nun külleri üzerinde bağımsız bir Pontus Devleti’nin kurulmasıyla artmıştır. İskender’in ölümünün ardından 1 asır süren kaos ortamı sırasında toprakları üzerinde hâkimiyet kuran Pontus kralları sahildeki Yunan kolonilerini ele geçirip, güçlü bir donanma oluşturarak sınırlarını genişletmeye çalışmışlardır. Pontus Krallığı hatta daha öncesinde bölgede var olan yerli kabileleri, Herodot, Ksenofon ve Strabon’un kayıtları sayesinde isimleriyle bilmekteyiz. Bu kayıtlara göre Pers İmparatoru Darius’un 3. ve 19. şatraplıkları bu kabilelerden oluşuyordu[18]. Syrianlar ya da Perslerin onları adlandırdıkları biçimde Kapadokyalılar[19] Mithridat krallığının son döneminde bile varlıklarını sürdürüyorlardı. Halys Irmağı’nın doğusunda yaşayan Kolhisliler ve Makronlar ise başlangıçta Pontus krallığının toprakları dışında yaşamaktaydı.

MÖ 63 tarihinde Mithradates’in ölümüyle sonuçlanan bir dizi Pontus-Roma savaşından sonra bir Roma eyaleti olan Pontus’ta Amastris (Amasra), Sinope (Sinop), Amisos (Samsun), Pompeiopolis (Taşköprü), Neapolis/Neoclaudiopolis (Vezirköprü), Magnapolis, Diospolis/Neocaesarea (Niksar), Nikopolis, Zela (Zile), Megalapolis/Sebasteia (Sivas), ve Amaseia ya da Abonuteichos/Ionopolis adlı 11 kent kurulmuş ya da yeniden kolonize edilmiş, etnik yapısı hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmadığımız bu kentlere çoğunluğu eski asker olan Roma vatandaşları yerleştirilmiştir. Hristiyanlığın devlet dini olmasının ardından incilin Yunanca dışında başka bir dilde yazıldığı ya da Bizans kilisesinin başka bir dilde eğitim verdiğine dair hiç bir iz bulunmamaktadır. Bu durumda bölgede yaşayan ve Yunanca’dan başka bir dil konuşan halklar bulunsa bile dinlerini anlayabilmek ve ticaret yapabilmek vatandaşı oldukları ülkenin linga francası olan Yunancayı öğrenmeleri gerekiyordu ki bu durum Helenistik dönemde başlayan asimilasyonun tamamlanmasını sağlamıştır.

MS 255 yılında Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Bosphorus Krallığı’nı işgal edip, MS 257 yılında Trapezus’u yağmalayan Gothlar[20] kent halkını esir etmişlerse de, bölgeyi sürekli yağmalayarak önemli demografik değişikliklere sebep olan İskitler kadar zararlı olmamışlardır. Zosimus’un bildirdiğine göre, Phasis civarında Pityusa Limanı’na da saldıran İskitler’in yağmasından kaçan Kolhis’in sahil halkı iç kesimlere göç etmiştir[21].

MS 820 yılında Roma imparatoruna karşı Haldiya’da[22] bir isyan başlatan ve kendi ordusunu kuran Slav Thomas’ın ordusunda bulunan Haldiyalı, Pavlusçu Ermeni, Med, Vandal, Get, Alan, Sarazen, Mısırlı, Asurlu ve Çingeneler gibi etnik grupların varlığı sahil kesimi hakkında olmasa da Doğu Karadeniz sıradağlarının hemen ardınında yaşayan halkların çeşitliliği hakkında fikir vermektedir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Pontus Makale Serim

Pontus: Antik Çağ’da Doğu Karadeniz Coğrafyası

Pontus: Antik Çağ’da Doğu Karadeniz Arkeolojisi, Etnik Yapı ve Genetik Verileri

Doğu Karadeniz’in Antik Çağ’daki yerli halkı: Byzerler, Bekhiriler, Heptakometler, Mossynoikler

Kaşkalar  

Tibarenler

Antik Çağ’da Doğu Karadeniz halklarından Moskhiler veya Muşkiler 

Makronlar

Khalibler ve Driller

Tzanlar, Canlar, Sanniler

Karadeniz Bölgesinde Türkmen Yerleşimi

Notlar

[1] Yunanca πόντος

[2] Homer Odysseia III. 158,24. 83, 10. 195; Homer, İlyada I. 350; Thucydides, Peloponnesia Savaşı Tarihi IV. 126;

[3] Gaia, Yunan mitolojisinde yeryüzünün kişileştirilmiş hali olan bir tanrıçadır (Hesiod, Theogony 132,233)

[4] Appian, Mithridat Savaşları; Ksenophon’un Anabasis’inde (V. 6. 15) Güney Karadeniz sahilleri anlamında kullanılmıştır: ὄντας δ’ ἐν τῳ̂ Πόντῳ…

[5] Bugünkü Kızılırmak

[6] Örneğin Pontuslu Heraklides (Ἡρακλείδης ὁ Ποντικός) Heraklea Pontika (Karadeniz Ereğlisi) doğumlu Yunanlı filozoftur (MÖ 387-312)

[7] Yunanca Ποντικός “Pontus’tan gelen, Pontus’a ait, Pontuslu” Herodot IV.23. Pontikos mus “Bir çeşit gelincik” (Arist.HA600b13, 632b9), Pontikos karion ise “fındık” (Gal.6.355); Pontarhis (Ποντάρχης), Pontarhu (Ποντάρχου) ise MS 3. yüzyılda Pontus vilayetleri konsil başkanı anlamları da kayıtlıdır (OGI531.10).

[8] Orta Karadeniz’in iç bölümlerinde hakim olan Hititler sahil kesiminde yaşayan Kaşka adlı halk üzerinde hakimiyet kuramamış hatta bizzat bu halkın saldırıları neticisinde Hitit devleti yıkılmıştır.

[9] Plato, Phaedo 109B

[10] Drews, 1976: 18-31

[11] Marmara Denizi

[12] Bugünkü Erdek

[13] Eusebios’un Trabzon için verdiği MÖ 756 tarihli kuruluş tarihi bu yüzden tartışmalıdır.

[14] Strabon VII. 6. 2

[15] Strabon VII.6.2

[16] Daimachus, Jacoby, F Gr Hist 65 f4

[17] Strabon, Geographika, 12.1.4; 12.3.1

[18] Herodot, Historiae III. 89-96

[19] Herodot, Historiae I.72.1

[20] Gotlar, MS 3-4. yüzyıllarda ortaya çıkıp Roma imparatorluğunu yağmayalayan Doğu Germen kabilelerinin adı olup zamanla Hristiyanlığı kabul etmelerine ve MS 5-6 yüzyıllarda Vizigot ve Ostrogotlar olmak üzere ikiye ayrılmalarına rağmen Roma’nın varisi olacak güçlü devletler kurmayı başarmışlardır. Gotlar MS 2. yüzyılın ortalarından itibaren Karadeniz kıyılarına yerleştiğinden Kırım yarımadasının güneybatısında bir bölge Gothia olarak anılmaya başlanmıştır.

[21] Zosimus, Historia Nova, I. 32. 1-3

[22] Bugünkü Gümüşhane ve civarını içinde alan bölge

 

Takip, tavsiye ya da beğeni için