Makale: Özhan Öztürk

Khalibler[1], Onbinlerin Mossynoik ülkesinde Kerasus’tan batıya doğru giderken karşılaştıkları pek kalabalık olmayan, Mossynoiklerin boyunduruğu altında yaşayıp, demir işçiliğiyle geçinen bir halkın adıdır[2] ki isimleri de Yunanca demir[3] anlamına gelmektedir. Herodot onları Halys Irmağı’nın öteki yakasında yaşayan, Pers egemenliğini kabul etmiş halklardan birisi olarak saymış[4], Hekaistos[5], Armenia’nın kuzeyinde Stamene[6] kasabası civarında, Apollonius Rhodius[7] ise Thermodon’un doğusunda bir günlük mesafede yaşadıklarını yazmış, Plutarch[8] onları Khaldei adıyla anmış, Bizanslı Stephanus Thermodon civarında, Festus Avienus[9] Tibarenler’le birlikte, Strabon[10] sahilden içerde yaşadıklarını kaydedip, sonradan Khalybes adını aldıklarını ve ülkelerinin tam karşısında Pharnakia kentinin kurulduğunu bildirmiştir[11].

Homeros, İlyada destanında “gümüşün yurdu” olarak nitelediği Alybe ülkesinden gelen Alizon halkından bahsederken[12] muhtemelen Khalybe halkını kastetmiştir. MÖ 2000 yıllarından beri madencilik faaliyetlerinin sürdüğü[13] Espiye ve Bulancak’ta geçmişte madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirildiğine dair fiziki bulgular ve sözlü tarih anlatıları bulunmaktadır. Bu bölgede 1969 yılında Etibank tarafından yapılmış olan sondajlı maden aramaları sırasında, Espiye ilçesi yakınlarındaki Karaerik Madeni mevki ile Bulancak ilçesine bağlı Eriklik Köyü’ne ait Tekmezar Mahallesi Cüruftuk mevkinde MS 10-11. yüzyıllara tarihenen eski devirlere ait maden ocakları saptanmış, Karaerik madenindeki eski maden ocağında kızılağaç kütüğünden oyularak yapılmış MS 11-13. yüzyıllara tarihenen iki adet madenci küreği, Tekmezar Mahallesi Cürufluk mevki antik maden ocağında ise kestane ağacı gövdesinden alınan bir kütük parçasından oyularak yapılmış bir adet cevher taşıma teknesi bulunmuştur.[14] Arkeolojik amaçlı olmayan üstünkörü bir araştırmadan elde edilen bulgular daha geç dönemlere ait olmasına karşın hem bölgede demir, bakır, kurşun yataklarının işletildiğinin tespit edilmesi açısından önemlidir.

1956 yılında define avcıları Bulancak’a bağlı Pirali Nahiyesi’nin Çataltepe Köyünde taştan oyulmuş ve 15 kişiyi içine alabilecek büyüklükte bir dehliz içerisinde bir altın dökümhanesi, bir kap içerisinde kül ve insan kemiklerine rastlamışlardır.[15] Hamilton, 19. Yüzyılda Ünye’de halkın tepelerden demir madeni çıkarıp İstanbul’a gönderdiğini kaydetmiştir[16]. Bunların yanı sıra Giresun ile Of ilçesi arasında sahilden 15-75 km içerde, Kalopotamos Deresi havzasında, Gümüşhane bölgesi ve Çoruh Nehri havzasında geçmişte işletilmiş demir madenlerine ait cüruflar tespit edilmiştir[17].  Türkiye’deki 71 gümüş yatağından 14’ü[18] Trabzon-Gümüşhane civarında olup, bu madenler Antik Çağ’dan itibaren 19. yüzyıl ortalarına dek maden çıkarılmıştır[19]. Bizans kaynaklarının bölgedeki madencilik hakkında pek bir şey söylememesine rağmen Marco Polo ve diğer Avrupalı gezginler etkilenmiş ve Argyropolis’de Suriye ve Iraklı tüccarlara bile rastladıklarını belirtmişlerdir[20].

Yukarıda bahsi geçen halkın Onbinlerin Taokhların ülkesinden çıktıkları bugünkü Erzurum’un kuzeybatısına düşen bölgede karşılaştığı ve aynı adla andığı halkla aynı etnisiteden olduğu için mi yoksa madencilikle uğraştıkları için mi Yunanlılarca bu şekilde adlandırıldığı bilinmemektedir. Roebuck, Khalib demirinin MÖ 550’de Ege’ye ihraç edildiğini bildirmişse de daha eski döneme ait kanıtlar bulunmuştur sözgelimi daha eski bir dönemde Aiskhylos, Khalybesli yabancı kelimesini “çelik bir bıçak” için mecaz olarak kullanmıştır. Yunanca karbonlu demir yani çelik anlamında kullanılan en eski sözcük khalib olup, yine çeliğe ilişkin kullanılan stomoma sözcüğünün en eski formunun KHALYBDİKON STOMÔMA[21] olması bu madenin adının Samsun ile Kolhis arasındaki dağlık bölgede yaşadıkları söylenen bu halktan almış olduklarını doğrulamaktadır.

Ksenofon, İskitler ile Taokhlar arasında yaşayan savaşçı Khalib halkını Yunanlılarla göğüs göğüse savaşmaktan çekinmeyen barbarlar olarak andıktan sonra karınlarının altına dek inen keten zırhlar, etek yerine ince örülmüş ip eteklikler giydiklerini, bacaklarında zırh başlarında miğfer, bellerinde kılıç ve ellerinde 20 ayak uzunluğunda mızrak taşıdıklarını belirtmiştir. Yunanlılarla savaşmak için peşlerine düşen Khalibler, erzaklarını müstahkem köylerinde sakladığı için Yunanlılar bu ülkede hiçbir şey ele geçirememişti[22]. Kanımca iki halk “madencilik” ile uğraştıkları için Yunanca bu adla tanımlanmış olmalarıdır ki Yaşlı Pliny Kotyora’nın batısındakileri Khalybes Giresun’un güneyindekileri Armenokhalibes olarak adlandırmış[23] bu bölgedeki halkın Ermeni toplumuna asilime olduğunun ilk sinyallerini vermiştir.

Kendilerini Laz olarak tanımlayan Trabzonlular bugün bile Parhar Dağlarının güneyinde Gümüşhane ve Bayburt ovalarında yaşayan komşularını Halt olarak anarak kendileri ile komşuları arasında net bir etnik ayrım yapmaktadır[24]. Kelime etnik anlamının yanı sıra “dağların öte tarafında yaşayanlar” anlamıyla Perateia’nın[25] bir varyasyonu olarak kullanılmıştır. Urartu kökenli bir kelime olan Haldi, dağların üzerinde yaşayan Urartu güneş tanrısının adı olup[26], 820’lerde Bizans’ın Khaldia Theması’na adını vermiştir.

Trabzon ili, Çaykara ilçesi, Söğütlü Köyünün eski adı Halt, Akçaabat ilçesi, Zeytinlik Köyünün eski adı Haldandoz, Çaykara ilçesi, Demirkapı Köyünün eski adı Haldizen, Rize ili Merkez ilçe, Bağdatlı Köyünün eski adı Haldoz ve Bayburt ili, Aydıntepe köyünün eski adı Hart toponimleri doğrudan bu antik halkın adıyla ilişkilidir[27].

Driller

Dril[28], Anabasis’te Trabzon yakınlarında bir köy ve o köyde yaşayan savaşçı bir halkın adı olarak geçmekte, Bizanslı Stephanus’un[29] yanı sıra Arrian’ın Periplus’unda adları anılmaktadır. Onbinler Trapezoslu bir kılavuzun yardımıyla dağlık bir bölgede oturan Driller’in yurduna gitmiş, Dril kalesini ele geçirip ahşap evlerdeki yiyeceklerini yağmalamışlardır[30]. Dril savaşçıların sorgun ağacından kalkanları, mızrak ve baldır zırhlarının Makronlarla benzerliği dikkat çekicidir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Pontus Makale Serim

Pontus: Antik Çağ’da Doğu Karadeniz Coğrafyası

Pontus: Antik Çağ’da Doğu Karadeniz Arkeolojisi, Etnik Yapı ve Genetik Verileri

Doğu Karadeniz’in Antik Çağ’daki yerli halkı: Byzerler, Bekhiriler, Heptakometler, Mossynoikler

Kaşkalar  

Tibarenler

Antik Çağ’da Doğu Karadeniz halklarından Moskhiler veya Muşkiler 

Makronlar

Khalibler ve Driller

Tzanlar, Canlar, Sanniler

Karadeniz Bölgesinde Türkmen Yerleşimi

Notlar

[1] Yunanca Χάλυβες, Χάλυβοι

[2] Ksenophon, Anabasis V.5. 1

[3] Yunanca Khalips (χάλυψ)

[4] Herodot, Historiae I. 28

[5] Hekaistos fr. 202 ve 203

[6] Trapezus ile Yasun burnu arasındaki sahil üzerinde bir mevki adıdır.

[7] Apollonius Rhodius, Arg. II. 970

[8] Plut. Luc. 100.14

[9] Descript. Orb. 5.956

[10] Strabon, Geographika  XV. 5. 23

[11] Strabon, Geographika  XII. 3. 19

[12] Homeros, İlyada II.865

[13] Kovenko, 1939

[14] Kaptan, 1979

[15] Milliyet Gazetesi, 26 Aralık 1956 s. 3

[16] Hamilton, 1842:1, 275

[17] Ryan, 1974:70-2, 76-7, 99-101.

[18] Ryan, 1974: 19-20

[19] Hamilton,1842: I, 234-38

[20] Janssens, 1969: 16

[21] Cratinus fr. 247 (Koch)

[22] Ksenophon, Anabasis 4.7.15

[23] Pliny, Nat. VI.4. 8-22

[24] “Xaldizen şeydedur şera tarafında//onlar xalt biz laz” Brendemoen, 2002: II, 74 (Sürmene Arpalı)

[25] Yunanca Περατεία “denizin ötesinde yaşayanlar” (Trabzon’a bağlı Kırım kentleri. Bkz. Magnup)

[26] Burney ve Lang, 1971: 159, 163-64.

[27] Öztürk, 2005: 478-47-421. Ayrıca Bkz. Trabzon, Of Halt köyü

[28] Yunanca Δρῖλαι

[29] Δρύλαι formunda yazmıştır.

[30] Ksenophon, Anabasis V.2.14

Takip, tavsiye ya da beğeni için