Özhan Öztürk

Moğollardan farklı olarak bozkırın batısında yaşayan göçebe bir halk olan İskitler, tarihi kaynaklarda İskitya olarak geçen bugünkü Ukrayna dışında, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan hatta Moğolistan’a dek yayılan bir coğrafyaya dağılmışlardır. Birbirlerinin dilini anlamayan çok sayıda kabileden oluşmasına karşın genelde İndo-İran dillerinden birini konuştukları iddia edilen bu halkın adı kendilerine verdikleri skudat[1] kelimesiyle ilişkili olmakla birlikte, Yunan kaynaklarında Skythai[2] olarak kayıtlıdırlar.

İskitler kimdir?

Herodot, Perslerin İskitlere Sakâ[3] adını verdiğini belirtmiş olup, Çin

Karadeniz bölgesinde bulunmuş altın tabaka iskit atlısı tasviri (M.Ö. 400-350). © The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V Terebenin.

kaynaklarında[4] Sai halkı, Asur kaynaklarında Aşguaziler de aynı anlamda kullanılmış olmalıdır. Hint efsanelerinde Saka adıyla Puranalar, Manusmriti, Ramayana, Mahabharata’da İskitlere rastlanmakta MÖ 4-2. yüzyıllar arasında Güney Sibirya’dan Hindistan’ın batısına yerleşmeleri anlatılmaktadır.[5]

İskitler nerede yaşadı?

İskitler hakkında bildiklerimiz yukarıda verilen yazılı kaynaklar ile sınırlıyken yakın

İki İskit okçusu altın aplik

zamanlarda gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda daha çok bilgi elde edilmiştir. 17. yüzyılda Sibirya kurganlarında defineciler tarafından bulunan İskit hükümdar mezarlarının bilim adamları ve maceracıların dikkatini çekmesiyle arkeolojik çalışmalar başlamış Altaylar’da 1865’de Radlof’un Katan’da, 1924’de Rudenko’nun Pazırık, Tuva’da 1970’lerde Gryaznov’un Arjan (MÖ 7. yüzyıl sonları), Güney Rusya’da Panticapeaum ve Chertomlyk kurganları bulunmuştur.

İskit ok başları.The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V. Terebenin.

Potratz, Rostovtzeff, Von der Osten ve Grousset gibi Modern tarihçiler İskitlerin Hint-Avrupalı kavimler olduğunu ve dil ve din açısından daha çok Perslerle ilişkili olduğunu ileri sürerken[6] Niebuhr, Grote ve Huntignford ise Moğol veya Tatar ırkına mensup olduklarını iddia etmiş[7] olup, İskitlerin kökleri ve modern halklardan hangileriyle ilişkili olduğu konusu neredeyse 200 yıldır tarihçi ve

Altın kemer plakasında İskitler ve atları ağaç altında tasvir edilmiş (Sibirya, MÖ. 4-3. yüzyıl). © The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V Terebenin.

etnografların en hararetli tartışma konularından birisi olmaya devam etmektedir.

Bıjışkyan’ın aktardığı[8] Nuh peygamberin 3. oğlu Yafes’in büyük oğlu Gomer’in oğlu Aşkenaz’ın[9] bu bölgede ikamet ettiği için Karadeniz’e Aksenios adı verildiği söylencesi göz önüne alındığında Yeni Ahit’te Ermeni ve Minni[10] halklarının atası olduğu [11] ve Medlerle birlikte Babil’in düşmanı olduğu bildirilen Aşkenaz’ın İskitleri tanımlayabilecek İbranice Aşkuz kelimesinin yanlış telaffuz edilmiş formu olması ihtimali de düşündürücüdür[12].

Asur kaynaklarında imparator Asarhaddon (MÖ 680-668) dönemine ait Prizma B tabletlerde bahsi geçen İskitler olduğu iddia edilen Aşguazi halkından bahsedilmektedir. Bu kayıtlara göre imparator, ülkesinin kuzey sınırlarını tehdit eden Gimirrai (Kimerler?) ve Manna halklarının saldırılarına karşı İskit hükümdarı Bartatua’dan yardım istemiş ve düşmanlarıyla savaşmasını sağlamıştır[13].

At üzerinde bir İskit (Resim: D. V. Pozdnjakov)

İskit Tarihi

Bilindiği gibi Proto İndo-İran dili konuşan halklar MÖ 2000’lerin başlarında Ukrayna üzerinden güneydoğuya doğru inmeye başlamış, bu göç sonucu Yamnaya kültürü ile Andronovo kültürü yer değiştirmiştir. Afganistan’a dek işgal ettikleri coğrafyada dağılanlardan ilk grup önce Aria adını verdikleri bugünkü İran’a yerleşmiş, diğer gruplar MÖ 1500’lerde Pencap’a ulaşmışlardır.

Tarihi kaynaklarda ilk olarak MÖ 8. yüzyılda görülen, Antik Çağ boyunca Kuzey Karadeniz’i çevreleyen engin düzlüklerde at koşturan pastoral göçebe İskitler[14] Herodot’un da aktardığı gibi Orta Asya’dan MÖ 8-7. yüzyıllarda göre daha önceden Kimmerlerin yaşadığı bugünkü Ukrayna ve civarı bölgeye yerleşmişlerdir:

“Göçebe Skythler, Asya’daydılar; Massagetlerle yaptıkları bir savaştan yenik çıktılar, Araxes ırmağını geçtiler, Kimmerlerin yanına göç ettiler. (Skythlerin oturdukları yerler eskiden Kimmerlerinmiş, öyle derler). Skythleri geldikleri zaman, Kimmerler büyük bir istila karşısında oldukları düşüncesiyle toplanıp görüştüler… Skythler geldiğinde kimse kalmamıştı”[15]

Herodot’un tanıklığına karşın kuzey Karadeniz bozkırlarında Kuzey Kafkasya’ya oranla çok az sayıda İskit mezarına karşılaşılması bu halkın MÖ 7-6. yüzyıllarda Kuzey Kafkasya’da yaşadığını düşündürmektedir.[16] MÖ 6. Yüzyılda İran’a hâkim olan Akhaemenidlerin kentlerde yaşamakta birlikte hala göçebe hayat tarzlarını koruduklarını Herodot kaydetmiştir:

“Persler çeşitli boylardan oluşmuşlardır. Kyros bunların bazılarını bir araya getirmiş ve Medler’e karşı ayaklandırmıştır; bunların geri kalan bütün öbür Perslerin de bağlı oldukları boylardır, demek istediğim, Pasargadlar, Maraphlar, Masapilerdir; Pasargadlar en soylu olanlarıdır, Perslerden sonra gelen krallar bu boyun kollarından biri olan Akhemenidlerden çıkmışlardır. Öbür Persler, Panthialailar, Derusialılari Germanilerdir hepsi de daha öncekiler gibi çiftçidirler; Daolar, Mardiler, Dropikler, Sagartlar ise çobandırlar.”[17]

MÖ 512’de Pers imparatoru Büyük Darius’un İskit seferi başarısızlıkla sonuçlanmış[18], MÖ 5-3. yüzyıllara arasında gittikçe güçlenen İskitler Tuna nehrini

İskit at başlığı. © The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V Terebenin.

geçerek Romanya üzerinden Bulgaristan’a dek inmişler, Olbia, Kırım Boğazı, Gorgippa ve Khernessos gibi kuzey Karadeniz’deki Yunan kolonileri üzerinden Yunanistan’a yapılan köle ve tahıl ihracatını denetimleri altına almışlardır. Strabon’un zamanında Kırım İskitleri Aşağı Dinyeper ile Kırım arasında yeni bir krallık kurmuşlar, Mithridates’e (MÖ 120-63) karşı savaşmışlarsa da başkentleri Neapolis MS 3. yüzyıl ortalarında Gotlar tarafından yok edilmiştir.

Strabon, İskitleri MÖ 1. yüzyılda Kuzeydoğu Asya’da Baktria ve Sogdiana’nın ötesinde yaşayan göçebeler olarak tanımlamış, İskit coğrafyasının yanı sıra, gelenek ve göreneklerine dair bilgiler de vermiştir[19]. Hippokrates (MÖ

İskit dövmesini gösteren mumyalanmış cilt parçası.© The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V Terebenin.

460-377) “Havalar, Sular ve Mevkiler” adlı eserinde İskitlerin yaşam tarzı ve kültürüne değinirken, Thukydides (MÖ 460-400) “Peloponnessoslularla Atinalıların Savaşı” adlı eserinde “Asya’da dahi hepsi birleşmiş bir hâlde hareket edecek İskitlere karşı durabilecek bir kavim yoktur” sözleriyle İskitlerin gücünü vurgulamıştır[20].

İskit Kabileleri

Pers kraliyet yazıtlarında[21] “Saka” adıyla geçen İskit kabilelerinin MÖ 6-4. Yüzyıllar arasında adları ve yaşadıkları bölgeler, Pers, Yunan ve Çin metinlerine göre kabaca şöyle sınıflandırılmıştır[22]:

1. Sakâ haumavargâ: Farsça “Haoma içen Sakalar” anlamına gelen kabileyi Herodot

Bir sanatçının sulubaya kurgan (mezar höyüğü) tasviri.18. yüzyıl. Rus Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü Arşivi, St Petersburg.

Amyrgiya İskitleri adıyla anmıştır. Haoma, zehirli sinek mantarından elde edilen hipnoz hali yaratan bir içecek olup adını Amudariya ırmağından almıştır. Sivri başlık ve pantolon giyen, savaş baltası ve ok kullanan bu halk Özbekistan’da yaşamaktaydı.

2. Sakâ tigrakhaudâ: Farsça “Sivri şapkalı Sakalar” anlamına gelen, Büyük Darius’un yendiği bu kabile Krasnovodsk’un güneyinde Hazar denizi civarında yaşamakta sivri şapkalarını bir türbanla örtmekteydi.

3. Apâ Sakâ: Farsça “Su Sakaları” anlamına gelen terim Aral gölü civarında yaşayan kabileleri tanımlamaktaydı, Herodot onları Pausikoi, Nicomedialı Arrian ise Abian İskitleri olarak anmıştır.

4. Mâh-Sakâ: Farsça “Ay Sakaları” anlamına gelen ve Herodot’un Massagetler olarak

Ahşap tabut (MÖ. 4-3. yüzyıl sonları). © The State Hermitage Museum, St Petersburg, 2017. Fotoğraf: V Terebenin.

andığı bu halk Orta Asya’da Pamir dağlarının bastısında yer alan Syrdarya (Jaxartes) nehri havzasında yaşamaktaydı.

5. Dahâ: Farsça “Soyguncular” anlamına gelen ve Xerxes’in Daiva yazıtında geçen halk Herodot’un bahsettiği Dai kabilesi olmalıdır.

6. Sakâ paradrayâ: Farsça “Denizi geçen Sakalar” anlamına gelen terim, Ukrayna’da yaşayan ve Yunanlılar’ın İskit dediği halklar için kullanılmıştır[23]. Bunlardan “Krallık İskitleri” Karadeniz sahil şeridinde kurulan Yunan kolonilerinin çevresinde yaşamaktaydı. Bu bölgedeki İskit çiftçiler Demir Çağı Slavlarının, Dinyeper ve Pripyat nehirleri çevresinde, Kiev’in kuzeyindeki İskitler Baltık halklarının, Argippyalıların Kalmukların atası olabileceği düşünülmektedir. İssedonlar ise Çin kaynaklarında Wu-sun olarak geçen bir halk olup Balkaş Gölü civarında yaşamaktadırlar. Yine Herodot’un yamyam olarak tanımladığı İskit kabileleriyle ilgili olabilecek arkeolojik bulgular (İnsan çenesiyle kemirilmiş insan kemikleri) Sula nehri havzasında bulunmuştur.

7. Sauromatlar: Herodot’a göre İskit çiftçiler ile Amazon kadınların soyu olan bu kabile Krallık İskitlerini asimile ederek MÖ 1. yüzyılda Sarmat birliğini kurmuştur. Bu birlik Tuna’nın kuzey sahili ve Azak denizi civarında yaşayan Iazygler, Dinyeper nehri havzasında yaşayan Urgiler, Ukrayna’da yaşayan Krallık İskitleri, Don ve Dinyeper arasında yaşayan Roxolaniler adlı 4 kabileden oluşmaktaydı.

Tauri

Antik Çağ’da Kırım yarımadasının ucunda yaşayan yaşayan bir kabilenin adı olup yarımadaya (Taurica) adlarını vermişlerdir. Herodot bu halkın yağma ve savaşla geçindiğini, pusu kurup yakaladıkları Yunanlılar ile ellerine düşen deniz kazazedelerini bakire tanrıçalarına kurban ettiklerini yazmış gerek Herodot gerekse Strabon Tauri kabilesini İskit olarak anmıştır[24]. Tauri halkı savaşta ellerine geçen düşmanları paylaşır, her savaşçı bir kafa kesip evine götürü, uzun bir sırığa geçirir ve kulübesinin üstüne, yukarıda tam dumanın çıktığı yerin tepesine dikerdi.

İskit Kültürü

İskitler ile ilgili araştırmaların sayısı artıp yeni arkeolojik bulgular ortaya çıktıkça bu antik halkın kimliği ve günümüz toplumlarıyla ilişkisi hakkındaki tartışmalar da aynı oranda artmış olup, özellikle İran, Slav ve Türklerle[25]  ilişkileri sorgulanmaya devam etmektedir.

Herodot, İskitlerin suyla yıkanmayıp, topraklarında yetişen kenevirin tohumunu ateşte yakarak çıkan buharla banyo yaptıklarını, ölülerini 40 gün boyunca bir araba içerisinde gezdirdikten sonra gömdüklerini, içine kanlarını damlattıkları şarap içerek yemin ettiklerini, öldürdükleri ilk düşmanın kanını bir kupaya döküp içtiklerini, öldürdükleri düşmanların kafasını kesip, yüzdükleri kafa derilerinden yaptıkları paltoları giydiklerini, savaş esirlerinden yüzde birini kurban ettikleri gibi detaylar vererek[26] İskit halkının uygarlığın karşı tezi gibi[27] algılanmasına yol açmıştır.  Böylece Avrasya bozkır kuşağı içerisinde çok sayıda etnisiteden oluşup birbirinden farklı diller konuşan atlı göçebe kavimlerinin tümüne Romalı ve Bizanslı yazarlarca İskit denilmeye başlanmış Bizans kaynaklarında Slavlar ve Peçenekler gibi bazı Türk kavimleri de İskit olarak adlandırılmıştır[28]. Bu sebepten dolayı başka ırka mensup kabilelerin oluşturdukları göç dalgaları veya iktidarı elde etmeleri sonucunda başlangıçta Proto-İndo-İran inançlarına sahip olan İskitler zamanla Slav, Türk ve Oset dinlerinin etkisi altına girmiştir.

Ata binmeyi ilk öğrenen halklardan olan İskitler o dönemin en büyük askeri gücü Pers imparatoru Büyük Dareos’un ordusunu püskürtecek güçte bir ordu oluşturmuşlardı. Askerlerine ancak öldürdükleri düşmanın başını getirdikleri takdirde ganimetten pay veren İskit ordusunda çift boğumlu yay, Pers kılıcı, tunç miğfer, zincirli zırh kullanılmaktaydı.

İskitler: Arkeoloji ve Genetik

Herodot’un İskit seçkinlerinin gömü töreni aktarısına[29] ek olarak yapılan arkeolojik kazılarda at kurban ettikleri, ölüleri savaş arabalarıyla gömdükleri, zenginlerin atlarının yanı sıra hizmetçi ve eşlerinin de kurban edilip birlikte gömüldükleri, altın ve diğer değerli madenleri işledikleri tespit edilmiştir. Sibirya’da yer alan Tuva Özerk Cumhuriyeti’nde Arjan 2 kurganında ortaya çıkarılan mezar komplesinde bulunan ve bazıları MÖ 7. yüzyıla tarihlenen eşyaları inceleyen arkeologlar bölgeye sonradan göçen Türk boylarının kendi akrabalarını eski mezarların üstüne gömdüğünü bu yüzden çıkarılanların en az yarısının İskitlere ait olmadığını tespit etmiştir[30]. Kazakistan Esik kurganındaki bulgular da göz önüne alındığında Türklerin İskitlerle akrabalığına dair somut bir delil olmasa da sırf bu gelenek bile Türklerin İskitlerin en güçlü kültürel mirasçıları olduğunu göstermektedir. Pazırık kurganında İskit naaşlarında rastlanan balık dövmelerine benzer koşum takımlarını süslemekte kullanılan altın varaklı balıklar bulunmuş olması da anlamlıdır. Günümüzde bile nehirlerinde çakıllar arasında yılda bir ton altın çıkarılan Tuva’da Arjan 2 kurganında gerçekleştirilen keşfin en önemli sorusu ise mezarlardan çıkan altın eserlerin kimlerin elinden çıktığıdır. Karadeniz kurganlarında bulunan İskit altınları Yunanlı sanatçılara mal edilirken bu bölgede o tarihte Yunanlılar ile ilişki kurulduğuna dair bulgunun olmaması göçebe İskitlerin sanatkâr yönlerinin sorgulanmasını gerektirmektedir.

Moğolistan’da kazı yapan uluslararası bir arkeoloji ekibinin bulduğu 2.500 yıl öncesine ait 30-40 yaşındaki bir kadına ait iyi durumdaki mumyanın sarı saçlara sahip olması dikkati çekerken[31], C. Keyser ve ekibi Krasnoyarsk bölgesindeki MÖ 500-MS 400 arasına tarihlenen 26 iskeletten elde ettiği DNA örneklerini Avrasya’da bolca bulunan R1a1-M17 haplogrubuyla ilişkilendirmiş, bronz ve demir çağında güney Sibirya’da yaşayan yeşil-mavi gözlü ve beyaz tenli ve açık renk saçlı bir topluluğun bulunduğu ve bunların Rus-Kazak steplerine göç ederek Avrupa’nın iskânında önemli bir rol oynadıklarını ileri sürmüştür[32]. Buna karşın diğer genetik çalışmalar da bu kadar net sonuçlar elde edilememiş, Altay Cumhuriyeti’nde bulunan Kızıl arkeolojik sitesindeki kurganlardan elde edilen Mitokondrial DNA örnekleri üzerinde yapılan çalışmalarda mtDNA N1a haplogrubunun en yüksek orana sahip olduğu anlaşılmıştır[33]. 12.000-32.000 yıl önce Arap yarımadasında ortaya çıktığı sanılan haplogrup N1a Avrupa’da neolitik dönemde tespit edilmişse de günümüzde Avrupa kıtasında % 0.2 oranında rastlanılmakta, Avrupa popülasyonunda bu en yüksek oran %9.5 oranıyla Komi-Permyaklar, % 3,6 ile Başkır, % 1.8 Çuvaş ve % 04 oranında Tatarlarca taşınmaktadır. Tömöry ve ekibin yaptığı bir çalışmaya göre Macar halkında yok denecek kadar az olmasına karşın 10-11. yüzyıllarda Macar soylularının N1a1a1 haplogrubuna mensup olduğu benzer şekilde Hırvatistan’da % 0.7 oranına sahip olmasına karşın Adriyatik denizinde yer alan Cres adasında %9.24’e ulaştığı görülmektedir. Afrika’da sadece Sami grubunda tespit edilen haplogrubun İran’da % 0.3 Türkiye’de ise % 0.2 oranında bulunduğu kaydedilmiştir[34].

Ayrıca Okuyun: Karadeniz’e adını kim verdi?

Notlar

[1] Macar dilbilimci Oswald John Louis Szemerényi (1913-1996) bu halkı tanımlayan İskit, Skudra, Sogdiyalı, Saka kelimelerinin eski İran dilinde işkuzi “okçular” anlamına geldiği iddia ederken, kelimenin Hint Avrupa dillerinde kök karşılığının “skuza” olduğunu belirtmiştir.

[2] Yunanca Σκύθες, Σκύθο

[3] Herodot, Historiae VII. 64

[4] MÖ 260- MS 20 tarihleri arasında bilgi veren Han-Shu’da Sailer ve Sai-wangların yaşadıkları alan hakkında bilgi verilmektedir.

[5] Cunningham, 1971: 33

[6] Potratz, 1963: 17; Rostovtzeff, 1969: 60; Von der Osten, 1956: 71; Grousset, 1980: 24

[7] Niebuhr, 1830; Kiepert, 1878: 343; Huntingford, 1830: 785; Durmuş, 2008: 15-16

[8] Bıjışkyan, 1988

[9] Eski Ahit, Tekvin 10: 3

[10] Yeni Ahit’te Minni adıyla geçen krallık İran’da MÖ 10-7. yüzyıllar arasında yaşamış, Urartu ve Asurlulara komşu Mannaya halkının kastedildiği ileri sürülmektedir.

[11] Yeremya Kitabı 51: 27

[12] İbranice Aşkuz (אשכוז), Aşkenaz (אשכנז)

[13] Streck, 1916

[14] Sulimirski, 1985: 149-199

[15] Herodot, Historiae IV.11

[16] Tsetskhladze, 2005: 40

[17] Herodot, Historiae I. 125

[18] “Skythler Yukarı Asya’da yirmi sekiz yıl hüküm sürmüşlerdir. Kimmerleri kovalayarak gelmişler, Med egemenliğine son vermişlerdir. Skythler gelmeden bu ülkenin sahibi Medlerdi. Skythler yirmisekiz yıllık bir ayrılıktan sonra kendi yurtlarına döndükleri zaman, Medlerle yaptıkları savaştan daha az olmayan güçlüklerle karşılaştılar; bir ordu yollarını kesmişti, bu ordu öyle umursanmayacak gibi değildi; zira erkeklerinin dönmediklerini gören Skyth kadınları, köleleriyle ilişki kurmuşlardı”. Herodot, Historiae I. 4

[19] Strabon, Geographika XI.8.1

[20] Thukydides II.97

[21] Büyük Darius’a ait Behistun Kitabesi en önemli kaynaktır (Rawlinson, 1847)

[22] Listeyi Hollandalı tarihçi Jona Lendering (1964, -) hazırlamıştır.

[23] Herrmann, 1933: 158

[24] Herod. 4.99, 4.103, Strabo. Geographica. 7. 4. 2

[25] Togan, Kırzıoğlu, Tarhan, Ögel ve Durmuş İskitlerin Türklüğünü savunmuştur. İskitlerin İrani bir kavim olduğunu ileri sürenlerin İskitlerin dilleri ve dinlerinin dışında delil getiremediğini, Slav kökenli olduğunu ileri sürenlerin sağlam herhangi bir delili ortaya koyamadığını ileri süren Türk tarihçiler (Durmuş, 2008: 39), Türklük ile göçebe yaşam tarzını özdeşleştirirken o dönemde Perslerin de göçebe kabileler olduğunu (Herodot, Historiae 1. 125) ve Dinyeper ile Dinyester nehirleri arasında çiftçilik yapan (Chernoles kültürü) İskitlerin (Herodot, Historiae IV. 17) Slavların atası olabileceği etnogenez teorisi gibi iddiaları çürütecek delilleri ortaya koyamamışlardır.

[26] Herodot, Historiae IV.59-75

[27] Arkeolojik kanıtların yanı sıra MÖ 589’da Karadeniz’in kuzey sahilindeki yurdundan Atina’ya giden bir İskit filozofu olan Anakharsis (Ἀνάχαρσις) –ki Pliny’e göre çömlekçi çarkının mucididir (Pliny VII.56.198) – gerçekte Yunanlılar ile Barbar dünya arasındaki ilişkinin sadece ticari değil kültürel boyutlarda da gerçekleştiğine dair mükemmel bir örnektir.

[28] Psellos’un Khorographiası’nda Slavlar “İskit” olarak adlandırılmıştır. Ayrıca Anna Komnena’nın Alexiad’ın da I. Aleksios ile Bryennios arasındaki savaşta gerek düşman Slavlar gerekse müttefik Türkler “barbar” olarak tanımlanırken Slavlar “İskit”, Türkler ise “Türk” tanımlanmış, Kumanlardan ise kendi adlarıyla bahsedilirken Peçenekler çoğunlukla “İskit” olarak anılmıştır (Anna Komnena, 1996: 27-29, 213-25)

[29] Herodot, Historiae IV. 71-73

[30] “Sibirya İskitleri”. National Geographic Dergisi (Haziran 2003): 56

[31] “Ancient Mummy Found in Mongolia”. Speiegel Online. (25 Ağustos 2008). 16 Ocak 2011 <http://www.spiegel.de/international/0,1518,433600,00.html>

[32] Keyser, 2009: 395-410

[33] Ricaut,  2004: 109–125

[34] Abu-Amero, 2008: 1-15

Kaynakça

Abu-Amero, Khaled K ve Larruga, José M ve Cabrera, Vicente M ve González, Ana M. Mitochondrial DNA structure in the Arabian Peninsula”. BMC Evolutionary Biology 8: 45 (2008). 26 Nisan 2011 <http://www.biomedcentral.com/1471-2148/8/45>

Anna Komnena. Alexiad.  Çev. Bilge Umar. İstanbul: İnkılap Kitabevi, 1996. ISBN: 975-10-1135-3

Bıjişkyan, P. Minas. Pontos Tarihi. 2. Baskı. İstanbul: Çivi Yazıları, 1998

Cunningham, Sir Alexander. Coins of the Indo-Scythians, Sakas, and Kushans. Varanasi (Hindistan): Indological Book House, 1971, (ilk baskı 1888)

Durmuş, İlhami. İskitler (Sakalar). Ankara: Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, 2008. ISBN 978-975-409-466-4

Grousset, R. Bozkır İmparatorluğu. Çev. Reşat Uzmen. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1980

Herrmann, Albert.“Die Saken und der Skythenzug des Dareios”. Beihefts zur Archiv für Orientfors- Chung, I, 1933

Huntingford, G. W. B. “Who were the Scythians?”. Anthropos XXX. Viyana, 1935

Keyser, Christine. “Ancient DNA provides new insights into the history of south Siberian Kurgan people”. Human Genetics. 126.3 (Eylül 2009): 395-410

Kiepert, H. Lehrbuch der alten Geographie, II. Berlin: Dietrich, 1878

Niebuhr, B.G. A dissertation on the Geograpy of Herodotos and Researches in to the History of the Scythians, Getae and Sarmatians. Oxford, 1830

Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3.Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Potratz, Johannes A. H. “Die Skythen in Südrussland: Ein untergangenes Volk in Südosteuropa”, Basel: Raggi Verlag, 1963

Ricaut, F. et al. “Genetic Analysis of a Scytho-Siberian Skeleton and Its Implications for Ancient Central Asian Migrations”. Human Biology. 76 (1) 2004: 109–125

Rostovtzeff, Michael. Iranians and Greeks in South Russia. New York: Russel and Ruslell, 1969

Streck, Maximilian. Assurbanipal und die letzten assyrischen könige bis zum untergange Niniveh’s. Leipzig: Hinrichs, 1916

Sulimirski, T. “The Scyths”. İçinde: Ilya Gershevitch (ed.). The Cambridge History of Iran. 2. Cilt. The Median and Achaemenian Periods. Cambridge, (1985): 149-199.

Tsetskhladze, Gocha R. Karadeniz’in Tarih ve Arkeolojisi Üzerine. Haz. Sümer Atasoy. İstanbul: Ege Yayınları, 2005.

Von der Osten, H. H. Die Welt der Perser. Stuttgart: Gustav Kil-pert Verlag, 1956

Takip, tavsiye ya da beğeni için