Antik Çağ’da coğrafi açıdan İran platosunun Anadolu içine uzanmış devamı olan, volkanik dağlar ve nehirlerle dolu Karduk ve Khalyb ülkeleri arasında yer alan bölgenin adı Armenia bu ülkenin at yetiştiriciliği yapan halkı ise Armeni[1] (Ermeni) olarak bilinmekteydi. Ermeni adı ilk olarak MÖ 5. yüzyılda Herodot’un Tarih’inde anılmış olup, yazar Kızılırmak’ın Armenia Dağları’ndan çıktığını, Fırat’ın kaynağını Armenia’dan aldığını, Armenia’nın Asur ülkesinin kuzeyinde bulunup 13. Pers şatraplığı sınırlarından yer alıp yılda 400 talenton gümüş vergi ödediğini ve Ermenilerin Frigyalı bir göçmen topluluk olup, onlarla aynı geleneklere sahip olduğunu kaydetmiştir[2].

Ermeni Halkı Hakkında

Ermeniler Frig ve Trak halklarıyla ilişkili olup, muhtemelen Urartularla da karışarak

Trabzon yöresi Ermenileri bölge kıyafetlerini giyiyordu

ortaya çıkmış olup, Bilge Umar’ın deyişiyle[3] tıpkı Anadolu Türkleri gibi Anadolu’da oluşmuş bir halktırlar. Bununla birlikte MÖ 1.000’li yıllarda kullanılan Frig alfabesini hiç kullanmadan ancak MS 400’lü yıllarda Süryani ve Pers eski Pehlevi alfabelerinden etkilenerek bir yazı dili geliştirip, Kitab-ı Mukaddes’i kendi dillerinde yazıya dökebilmişlerdir. Kendilerine “Hay” ülkelerine ise “Hayk” adı veren Ermeniler’i diğer uluslar Yunanlılar’ın kullandığı “Armenioni” kelimesi ile tanımlamışlardır ki o da Perslerin kullandığı “Armina” kelimesinden ödünçlenmiş olmalıdır.

Osmanlı dönemi öncesi Anadolu Ermenileri

Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’yu istilası tehdidine karşı Pontus Mithridatlar’ı

Artziv Spor kulübünde Ermeni sporcular. Trabzon, 1912

ile işbirliği yapan Ermeni krallığının da sonu farklı olmamış, önce Roma ardından Bizans egemenliğine girmiştir. Arap dünyası ile ekonomik ve kültürel ilişkileri bulunan Ermeniler her iki devletin yönetim ve ordusunda önemli pozisyonlarda bulunmuşlardır. Anadolu’nun Hristiyanlaşması döneminde Ermeni Kilisesi, Khalkedon konsülünün kararlarını kabul etmemiş dahası Pavlusçuluk ve Tondrakites gibi radikal anti-Ortodoks mezhepler Ermeni halkınca önemli ölçüde benimsenmiştir. Arap istilası döneminde Ermeniler

Tehcir günü Ermeni kafilesi, 1915

geleneksel yurtları olan Doğu Anadolu’dan ayrılarak daha güvenli gördükleri Bizans topraklarına (Armeniakon, Khaldia, Batı Anadolu, Balkanlar-özellikle Philippopolis) hatta Güney İtalya’ya bile göç etmeye başlamıştır ki Ermeni tarihçi Lewond MS 790’da 12 bin Ermeni soylusunun aileleri ile birlikte topraklarını terk ettiğini bildirmiştir. Ermenilerin göçü kültürel etkileşimi hızlandırırken, 10. yüzyıldan itibaren Bizans bürokrasisinde

Trabzon Sahak Mesropyan Okulu 1919-1922 Amerikan Ermeni yetimhanesi

önemli görevler üstlenmiş, pek çok general hatta imparator çıkarmışlardır. 11. yüzyılda oldukça kalabalık bir Ermeni kitlesi Kapadokya ve komşu bölgelere yerleşirken doğal olarak, dil, din ve geleneklerini de birlikte getirmiştir.[4] Ayrıca Osmanlı döneminde Doğu Karadeniz Ermenileri Hemşin ve civarında büyük ölçüde İslam’a geçerken ihtida etmeyenler Karadeniz sahiline dağılmıştır.

Osmanlı dönemi Anadolu Ermenileri

I. Mehmet, 1461 yılında Bursa piskoposu Hovakim’i İstanbul’a davet ederek, “Ermeni milleti” olarak adlandırdığı Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni, Süryani, Kıpti ve Habeşler üzerindeki dini etkisini patrik statüsü vererek tanımıştır. Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde İstanbul, İzmir, Trabzon, Samsun gibi büyük şehirlerin yanı sıra Ermeni vilayetleri olarak adlandırılan 6 Doğu ili (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Sivas, Elazığ) ile Kilikya topraklarında yaşamakta, kentli olanları esnaflık, vergi tahsildarlığı, müteahhitlik, komisyonculuk, zanaatçılık, kuyumculuk, bankerlik, kâtiplik, tabiplik ve ticaret ile uğraşmaktaydı.

1897 Osmanlı İstatistik-i Umumisi’ne göre Ermeniler 1.042.912 kişilik nüfuslarıyla 19.050.307 kişiden oluşan imparatorluk nüfusunun % 5.4’7sine denk gelmekteydi. 1906 nüfus sayımında ise imparatorluğun nüfusunun 20.947.617’ye çıkmasına paralel olarak Ermenilerin nüfusu artarak 1.280.493’e erişmiş hatta nüfus oranı artarak % 6.1’e yükselmiştir.[5] İstanbul’daki Ermeni patrikhanesi 1882’de Osmanlı rakamlarının neredeyse 2 katını vererek imparatorlukta 2.5 milyon Ermeni yaşadığını ve bunların 1.6 milyonu doğu vilayetlerinde bulunduğunu iddia etmiştir. Patrikhane, 1912’de Ermeni sayısını 1.018.000’i Türk Ermenistan’ında, 145 bini 6 vilayette, 407 bini Kilikya’da olmak üzere 2.100.000 bin olarak bildirirken[6], bu rakam o dönemin bazı yazar ve siyasetçileri tarafından da sahiplenilmiştir[7]. 1914’de 1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde ise Osmanlı resmi belgeleri imparatorluk nüfusunu 18.520.016 olarak gösterirken Ermenilerin sayısını 1.294.831 olarak vermiştir ki bu rakam toplam nüfusun % 6.9’una denk gelmektedir[8]. Görüldüğü gibi daha Osmanlı döneminden itibaren Ermeni ve Osmanlı rakamları uyuşmamakta olup, 1915 öncesi Ermeni nüfusu özellikle soykırım iddiaları açısından hayati önem taşıdığından modern yazarlar arasında da tartışma konusu olmaya devam etmektedir[9].

Bithynia Ermenileri

 

Yunanlı Profesör Soteriadis’e göre 1912 yılında Bursa vilayetinin Bursa (50.809), Bilecik (17.822), Afyon Karahisar (5.040), Kütahya (8.800), Balıkesir (7.495) sancaklarında toplam nüfusun % 5.7’sine denk gelen 89.966 Ermeni yaşamakta, Türkler ve Rumlardan sonra üçüncü büyük etnisiteyi oluşturmaktaydı. Kastamonu vilayetine bağlı Bolu sancağında ise çoğu merkez kazada olmak üzere 507 kişilik bir Ermeni topluluğu yaşamaktaydı.

[1] Αρμένιος (Ksenophon, Anabasis IV, 3. 4; IV. 5. 33-34)

[2] Herodot, Historiae I. 72, 180, 294; III, 93; V. 49; VII. 93

[3] Umar, 1998: 183

[4] Oxford Dictionary of Byzantium, 1991: I, 181-82

[5] İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. Belge No: TY947

[6] Normal şartlarda artması gereken Ermeni nüfusunun Patrikhane’nin rakamlarında neden 500 bin azaldığını açıklamak güçse de Ermeni yazarlar bu durumu Hamidiye alaylarına bağlama taraftarı olup,1894-1896 arasında 300 bin Ermeni’nin öldürüldüğünü iddia etmişlerdir (Suakjian, 1981: 31). Abdülhamit’in Kürt aşiretlerini silahlandırarak oluşturduğu 85 kadar Hamidiye alayının Ermenilerle ilişkileri için Bkz. (Pears, 1916: 151-161)

[7] Hovannisian, 1969: 42

[8] 1914’de 2.1 milyon rakamını telaffuz eden Arnold Toynbee (Toynbee, 1917: 15) ile 3 milyon iddiasında bulunan Lord Curzon (Nicolson, 1934) bu gruba örnek gösterilebilirse de iddialarının özgün bir çalışma değil Patrikhanenin verilerine dayandığı ve dönemin siyasi şartlarından etkisinde olduğu düşünülmelidir.

[9] Suakjian, Türk tarafının ayrılıkçı iddialarda bulunan Ermeni nüfusu küçük göstermesinin işine geleceğini oysa Patrikhanenin Ermeni nüfusu olduğundan yüksek göstermesinin mantıklı bir sebebi olmadığını iddia etmişse de (Suakjian, 1981: 22) nüfuslarını olduğundan fazla göstermenin bağımsızlık iddiasındaki Ermenilerin taleplerine meşruiyet kazandırmaya yarayacağı ortadadır.

Karadeniz Bölgesi Ermenileri

Ermeniler, tarih boyunca Karadeniz Bölgesi’nin tüm vilayetlerinde azınlık olarak yaşamakta olup, çeşitli dönemlerde Doğu Anadolu’dan göç etmek zorunda kalarak bölgeye yerleşmişlerdir. Ortaçağ Ermeni tarihçileri Ghevond ve Hovann Mamikonean bölgeye ilk Ermeni yerleşiminin MS 788-790 arasında Ermenistan’a Arap akınları düzenlendiği sırada gerçekleştiğini, Ermeni prensi Şapuh Hamatuni’nin oğlu Hamam ve 20 bin askerinin aileleriyle birlikte Bizans imparatorluğunun Haldiya themasına yerleştiğini kaydetmiştir. Hovann Mamikonean, Tambur adlı bir kente yerleşildiğini ama Gürcistan kralı olan amcası Vaşdean’ın Araplarla müttefik olup bu kenti yaktırıp, Hamam’ın ellerini kestirdiğini, Hamam Hamtuni’nin yıkılan kentin hatırasını yaşatmak için Hamamşen adlı yeni bir şehir inşa ettirdiğini kaydetmiştir. Selçuklu akınları yüzünden Ani kentinden kaçan Ermenilerin de 1064 ve sonrasında Karadeniz bölgesine yerleştiği bilinmektedir. Bununla birlikte 1400’lerde Sivas’tan kaçarak gelen Ermeni ailelerin varlığı kayıtlıdır hatta 1414’de 80 Ermeni ailenin Girit’e gitmek için Venediklilerden izin istediği 1414, 1421-1423, 1429 ve 1431’de Ermeni Hıristiyanlar için kilise tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Ermeni tarihçiler Hemşin bölgesinde Trabzon imparatorluğuna kısmen bağımlı bir Ermeni prensliğinin var olduğunu Arakel (1401-1406), I. David (1425-1440), Vard (1440-?) ve Veke (1460-?) ve II. David (1480) adlı presnlerin adlarını vermektedir[1].

Trabzon’un fethinden sonra yapılan 1486 tarihli tahrire göre kentte Hristiyanların %15,46’sını oluşturan 132 hanede Ortodoks Ermeni yaşamakta olup, bu oran 1520’de 151 hane, (%11.80), 1554’te 109 hane (% 9.07), 1583’de 123 hane (%5.59) şeklinde değişerek giderek azalma eğilimi göstermiştir[2].19. yüzyılda Trabzon Ermenileri’nin daha çok ayakkabıcılık, kalaycılık, terzilik gibi zanaatların[3] yanı sıra muhasebecilik, veznedarlık, sekreterlik ve dükkân işletmeciliği yaptığı anlaşılmaktadır ki[4], 1871’de Augustus Thurlow Cunynghame, Ermenilerin Trabzon Çarşısı’nda büyük dükkânlara sahip olduğunu bildirmiştir[5]. Rumlar gibi Ermeniler’de Osmanlı toplumuyla diplomat, askeri uzman veya tüccar olarak ilişki kurmak isteyen Batılılar’a önce tercüman veya danışman olarak hizmet vermiş, bu sayede Batı’yla ticari ve kültürel bağlar kurmuşlardır. 1884 yılında Trabzon’daki 14 ticari acentenin 3’ü İranlı, 1’i İsviçreli geri kalanlarının Rum ve Ermeni olması[6] benzer şekilde şehirdeki 32 büyük tüccarın 29’unun ve 14 sigorta acentesinin 10’unun Rum ve Ermeni olması azınlıkların gittikçe ticari hayata hâkim olmaya başladıklarının göstergesidir. Ermeni kadınlar erkeklerinden geri kalmamış Rum hemcinsleri gibi hemşirelik, banka memurluğu ve öğretmenlik gibi mesleklerin yanı sıra bir kısmı da ticarete atılmıştır. Hemşin bölgesinin İslamlaşması sırasında Trabzon ve batısına önemli miktarda Ermeni göç ederken bunların Çarşamba’ya giden kol Hristiyan kalmayı başarmış, Araklı Karadere’ye gidenlerin büyük bölümü İslam’a geçmiştir[7]. Ermeni dilbilimci H. Acaryan’ın ” Hamşen Lehçesi Araştırması” adlı çalışmasında 1. Dünya Savaşı öncesi Karadeniz bölgesindeki (Hristiyan) Ermeni yerleşimleri hakkında verdiği istatistik sağlıklı olmamasına karşın eldeki tek veri olduğu için değerlidir. Bu istatistiklere göre Trabzon kent merkezinde 800 Ermeni hanesi bulunmakta, Değirmendere ile Yanbolu dereleri arasında Kavata ve Yomra’da Zefanos, Samaruksa, Kukhla, Şana (Tzinkila, Kuşana), Coşara, Kalafka, Uz, Apion, Kromila köylerinde toplam 2.340 Ermeni yaşamaktaydı. Sürmene’de Pervana, Gatra, Elemonas, Vahantzik, Makhtela, Kutunotz, Kinostzotz, Sares, Alçakdere, Jujk, Pirki ve Mandral adlı yerleşimlerde 100 hane, Akçaabat’ta Merkez, Satarya, Mala, Anifa, Verana, Eleu, Foş, Galinos köylerinde 4.000 kişi, Tirebolu’da 40 hane, Giresun’da kent merkezinde 400 kişi ayrıca Camal, Musagırık, Keltepe, Hoçoğlu, Sollar, Hoşgelir, Pagarsu, Guşçi, Ören, Alaçatam, Sayaça, Gırma, Bultan, Gatır, Çatar, Fotana, Tepeköy köylerinde, Samsun’da –Merkez ilçedekiler Anadolu içlerinden diğerleri Hemşin’den gelen- (Çarşamba’da 17, Ünye’de 8, Terme’de 3 ve Fatsa’da 2 köy)- 2 bin hane Ermeni yaşamaktaydı[8]. 1906 tarihli Osmanlı nüfus sayımı sonuçlarına göre Trabzon Vilayeti’nde yaşayan 1.387.164 kişinin 46.789’u Ermeni olup, toplam nüfusun %3.3.’üne denk düşmekteydi. Ermeni Devrimci Federasyonu ise 1911 yılında Trabzon vilayetinde 64.966 Ermeni’nin yaşadığını bildirmiş olup, bunları kazalara göre aşağıdaki gibi tasnif etmişse[9] de rakamların kabaca yuvarlanmış olması dikkat çekicidir.

Yer Adı Ermeni nüfus
Trabzon kenti 6.000[10]
Trabzon’un doğu köyleri 4.016
Trabzon’un batı köyleri 3.500
Gümüşhane 1.200
Elevi 250
Tirebolu 800
Giresun 3.000
Ordu kenti 3.000
Ordu köyleri 10.000
Samsun civarı 5.000[11]
Çarşamba 1.200
Çarşamba köyleri 15.000
Ünye ve köyleri 9.000
Terme, Bafra ve Fatsa 3.000

 

Prof. Soteriadis’e göreyse 1912 yılında Trabzon vilayetinin Trabzon sancağında 26.321 (% 4.4), Canik sancağında 22.585 (% 5.7), Gümüşhane sancağında ise 1.718 (% 1.1) Ermeni yaşamakta olup, toplam 50.624 rakamı 1906 tarihli Osmanlı istatistiğini doğrular niteliktedir. 1915 felaketi sonrasında Karadeniz bölgesinde Ermeni varlığı sona ermiştir.

Detaylı bilgi için Bkz. 1895 Ermeni ayaklanması ve 1915 felaketi (Trabzon)

[1] Haçikyan, 1969: 115-130

[2] Bostan, 2002: 162,165, 169,174; Lowry, 1981: 33-34; Özgür, 2007: 193

[3] Suakjian, 1981: 47

[4] Yılmaz, 2007: 194-95

[5] Cunynghame, 1872: 345-346

[6] Turgay, 1982: 294

[7] Detaylı bilgi için Bkz. Hemşinliler (Kolhis)

[8] Haçikyan, 1996: 65-66 (Acaryan, 1947: 9-10)

[9] Bryce, 1972: 291

[10] Trabzon’da ikamet eden İtalyan konsül Gorrini 1915’de kent ve köylerinde toplam 14 bin Ermeni olduğunu söyleyerek bu rakamı doğrulamıştır (Bryce, 1972: 212)

[11] Trabzon’da ikamet eden Amerikalı konsül S. Heizer Samsun’da 5 bin Ermeni yaşadığını doğrulamıştır.

Trakya Ermenileri

Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Trakya’da varlıkları bilinen Ermeniler 1912 yılında Edirne vilayetinin Rodosto[1] (13 bin), Çorlu (1.600), Malkara (3.200), Edirne (3.500), Dimotika (1250), Lüleburgaz (50), Gelibolu (1.250), Maditos (30), Dedeağaç (350), Sufli (30), Gümülcine (800) ve Xanti’de (100) yerleşimlerinde 24.060 kişilik[2] nüfuslarıyla toplam nüfusun % 2.34’üne denk gelen bir azınlık olarak yaşamakta, Türkler, Rumlar ve Bulgarlar’dan sonra 4. büyük etnisiteyi teşkil etmekteydi. Aynı tarihte İstanbul vilayeti Ermenileri ise 159.193 kişilik nüfuslarıyla toplam nüfusun % 13.5’ini teşkil ederek Türkler ve Rumlardan sonra 3. büyük etnisiteyi oluşturmaktaydı.

[1] Bugünkü Tekirdağ

[2] Soteriadis, 1918: 5

Paphlagonia Ermenileri

1912 yılında Kastamonu Vilayeti’nin Kastamonu (1.424), Küre (960) ve Sinop (314) sancaklarında da çok sayıda Ermeni yaşamaktaydı.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Ayrıca Oku: Ermeni Mitolojisi Sözlüğü

Takip, tavsiye ya da beğeni için