Özet:  Makalede Yunan mitolojisindeki Altın Post efsanesi ya da Argonotlar Destanının öyküsünün geri planında Argo gemisinin aslında Karadeniz’e Antik Çağ’ın en kıymetli ticari maddelerinden biri olan Şur Moru boyasını satıp, karşılığında altın almaya giden bir Miken ticaret gemisi olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Altın Post Efsanesi

İskenderiye Kütüphanesi’nde görevli olan Rodoslu Apollonius’un MS 3. yüzyılda yazıya döktüğü Troya Savaşı öncesi döneme ait ‘Argonautica’ (Ἀργοναυτικά) adlı

argonautica map

Argo gemisinin rotası (wikiwand)

efsaneye göre, İason’un liderliğindeki Argonotlar (Αργοναύται), altın postu ele geçirip Yunanistan’a getirmek amacıyla, Argo gemisiyle Kolhis’e (Aea) giden sayıları elliyi aşan denizcilerin adıdır. İnanışa göre Athena’nın gözetimi altında inşa edilip, tanrıça Hera’nın korumasına giren o zamana dek yapılmış en güzel kürekli gemi Argo (Ἀργώ) gemisinin pruvası Dodona’daki kutsal ormandaki sihirli meşe ağaçlarından yapılmış olup, gemi zaman zaman konuşabilme yeteneğine de sahipti. Efsanenin daha eski bir versiyonu ise Pindar’a (MÖ 518 – 438) ait olup, daha geç dönemlere ait farklı varyantları da bulunmaktadır. Büyük İskender’in ölümünden sonra Yunan dünyasının iç savaşlarla

Tanrıça Athena Argo gemisinin inşaasına yardım ederken (Roma, MS 1. yüzyıl)

kaosa sürüklendiği bir dönemde Apollonios’un bu eski efsaneyi yazıya dökmesinin sebebi görkemli geçmişe duyulan özlem olmalıdır.

Rodoslu Apollonius’un anlatısına göre Boetia’da bulunan Orkhomenus kenti kralı Athamas’ın bulut tanrıçası Nephele’den bir kız (Helle) bir de oğlan (Phriksos) çocuk sahibi olmuşsa da sonradan İno’ya âşık olunca Nephele kendisini terk etmiştir. Bir versiyona göre İno üvey çocuklarını kıskanıp zehirlemeye kalkınca bir diğerine göre ise Athamas bir kuraklığa son vermek için Phriksos’u kurban etmeye karar verince, Nephele veya kadının ruhu çocuklarını kurtarması için altın postlu bir koç getirmiştir. Deniz tanrısı Poseidon ile güneş tanrısı Helios’un torunu su perisi Theophane’nin yavrusu olan altın  (postlu) koç (Κριος Χρυσομαλλος) çocukları sırtına alıp Kolhis’e doğru uçarken, Helle denize düşerek boğulmuş, bu yüzden adı Çanakkale Boğazı’na (Hellespont) verilmiştir. Phriksos kendini kurtaran koçu Zeus veya Poseidon’a kurban ettikten sonra altın postunu Kolhis kralı Aietes’e hediye etmiştir. O da postu Ares’e adanmış bir ormanda bir ejderha tarafından korunan ve kutsal sayılan bir meşe ağacına asmıştır.

Efsaneye göre Teselya’da bulunan İolkos tahtını kardeşi Aison’un hakkı olmasına karşın zorla ele geçiren kardeşi Pelias, krallığını ele geçirme planları yaptığından şüphelendiği yeğeni İason’u Yunanistan’ın en yiğit denizcileriyle birlikte efsanevi Altın Post’u ele geçirmesi için uzaklardaki Kolhis’e göndererek ülkeden

Medea çeşitli ilaçları karıştırıken

uzaklaştırmıştır. Argonotlar kıyıları düşman halklar ve canavarlarla dolu yabancı bir coğrafyada yaşadıkları çeşitli maceraların ardından Kral Aietes’in Güney Kafkasya kıyısındaki krallığına varmıştır. Argonotların lideri İason kendisine altın postu vermek istemeyen Kolhis kralı tarafından ölümcül testlere tabi tutulmuşsa da kendisine âşık olan kralın büyücü kızı Medea’nın da yardımıyla testleri geçmeyi başarmış ama kral sözünü tutmayınca postu ve Medea’yı alıp ülkesine dönmüştür.

Altın

Kolhislilerin, Phasis nehrinde altın toplamak için taranmamış koyun postları kullandığını, altın post efsanesinin adını bu yüzden almış olabileceğini daha Antik Çağ’da Strabon yazarken (Strabon XI.2.19), modern yazarlardan Lordkipanidze yakın zamanlara dek Batı Gürcistan’da koyun postu kullanarak nehirlerden altın toplandığını belirterek, Aietes’in postunun bunlardan biri olabileceğini iddia etmiştir.

1984 yılında Tim Severin (1940, -) adlı Britanyalı tarihi, yazar ve maceraperest Argo benzeri 20 kürekli bir gemi ile aynı seyahati gerçekleştirmiş, Kafkasya içlerinde Svaneti’de koyun postu ile altın arandığını gözleriyle görmüştür. Son birkaç yıldır önce Cominco Madencilik ardından Inmet Mining adlı Kanadalı bir şirketin halkın tepkisine karşın Artvin’in Cerattepe mevkiinde bakır ve altın madeni işletmesi kurmaya çalışması da tesadüf değildir.

Kempinski ile Košak Hitit imparatorluk envanterindeki altın stokuna, Barnett, Urartu yazıtlarına dikkat çekerken, Homer’in İlyadası’nda (18.268-92) Hektor Yunanlıların Troya’ya altın ve bronz için geldiklerini itiraf etmiş, Strabon ve Yaşlı Pliny (Naturae Historiae. 33.52) kendi çağlarında bölgede altın varlığını onaylamıştır. Ayrıca Kolhis yolu üzerinde yer alan Marmara Denizi kıyısındaki Kyzikus’un MÖ 6. yüzyılda beyaz altın paralarıyla meşhur olduğu bilinmektedir. Kısacası hem Kolhis’te hem de yol boyunca Yunanlıların iştahını kabartacak kadar altın olduğu anlaşılmaktadır. David Braund, Yunanlıların bölgeye gelmesinin en önemli nedenini altın olarak açıkladıktan sonra Kolhis altınının MÖ 5. yüzyıldan önce eski dünyanın en önemli maden kaynağı olduğunu ve Yunanlı kuyumcuların bölgede son derece aktif olduğunu belirtmiştir. İlyada’da (VII.180; 11.46) Mikenlerin altın zengini olduğu belirtilirken Schliemann’ın toprak altından çıkardığı hazineler de efsaneyi doğrulamıştır. Knossos’ta bulunan Linear B yazıtlarında ise Bronz Çağ’da Yunanlıların ihracat yapabilecek ölçüde koyun yetiştirdiği kanıtlanmıştır ki sadece Girit merkezinde 10.000 koyun yetiştirilmekteydi. Limni Adası’nda yapılan kazılarda da Troya ile kültürel bağı olan bir Neolitik ve Bronz Çağı yerleşimi bulunmuştur. Karadeniz yolu üzerindeki Çanakkale Boğazı açıklarında, Yunan anakarası, Troya ve Milet arasında stratejik pozisyona sahip bir liman olan Limni’de arkeologlar çok sayıda Miken çömleğine rastlamışlardır.

Şur moru boyası

Para öncesi İlkçağ ekonomisinde önemli bir rol oynayan altının yanı sıra Atinalı hatip

tyrian purple

Kral, soylu ve din adamlarının giymekten pek hoşlandığı kırmızımsı mor şur moru (Tyrian) rengi. (Phoshop skalasına renk kodu: #66023cd)

İsokrates’in (MÖ 436-338) vurguladığı gibi Şur moru boyasının da ticari değeri dikkate alınmalıdırve Karadeniz’de bulunmayan bu boya altın karşılığı değiştiriliyor olabilir. Fenikeliler tarafından ilk olarak Lübnan’ın Şur kentinde (Fenike dili Şur, Arapça Şûr, İbranice Tzor, Akadca Şurru, Tiber İbranicesi Şor, Yunanca Tiros ‘Τύρος’) üretilen, porfira (πορφύρα), ‘imparatorluk moru’, ‘imparatorluk boyası’ adlarıyla da bilinen mor boya o kadar değerlidir ki MÖ 4. yüzyılda Atinalı tarihçi Thepompus, Kolophon’da ağırlığınca gümüşle değiştirildiğini bildirmiştir (Athenaeus 12.526). Antik Çağ’da mor renk, yün boyamak amacıyla murex brandaris türü Akdeniz’e özgü bir kabuklu deniz salyangozundan elde edilmekteydi. Çanakkale Boğazı açıklarında Şur moru

murex snail and tyrian purple colour

Şur moru boyası Akdeniz’de yaşayan mürekkep salyangozlarından elde edilmekteydi

boyasının elde edildiği murex tipi dikenli deniz salyangozlarının bolca bulunmakta olup özellikle Limni adası salyangozdan boya elde edilmesi konusunda çağının önemli merkezlerindendi. Midilli adasının en önemli kenti Mytilene’de Helenik dönemde murex çıkarıldığına dair arkeolojik, Demir Çağı’nda Khios, Kos, Amorgos ve Rodos’ta Şur moru üretimi yapıldığına dair yazılı kanıtlar vardır. Herodot (IX.114, V.95), kabukluların Lektum ve Sigeum’da yakalandığını ve Marmara Denizi Adaları’nda porphyrione adıyla bilindiğini bildirmiş, Aristotle (Historia Animalium V.15.547), Troad bölgesinde mor renk üretim geleneğinden

 The natural dye came from the spiky murex marine snails

Meksika’da bir kadın deniz salyangoz kullanarak doğal yöntemle iplik boyarken

bahsetmiş, MÖ 1. yüzyılda Romalı yazar, mimar ve mühendis Marcus Vitruvius Pollio ise bu rengi alışılanın aksine ‘Pontus moru’ olarak anmıştır. Ugarit metinlerinde ve Akad dilinde “argamannu” ve “argmn” kelimelerinin “mor” ve “vergi” anlamlarına gelmesi ile argo kelimesi ile etimolojik bağlantı kurmaya çalışanlar da olmuştur. Kısacası, efsanenin arka planında Bronz Çağı ekonomisinin işleyişine dair ipuçları bulunmakta olup, bir teoriye göre Argo gemisi gerçekte mor renkli kumaş kargosu taşıyan bir ticaret gemisidir ve Kolhis’te yükünü üzeri altın dolu koyun postlar ile değiştirerek Yunanistan’a dönmüştür.

Hermes Kriophoros, Cebrail’in öncülü mü?

Hermes, Yunan panteonunda tanrıların habercisi ve ticaret tanrısının adı olup, Zeus ile su perisi Maia’nın oğludur. Pylos ve Knossos’ta ki Miken tapınaklarında bulunan Linear B yazıtlarında Hermes Araoia (koç) adıyla tanımlanmış, daha geç dönemde Hermes Kriophoros (koç taşıyan) adıyla sırtına koç taşırken tasvir edilmiş ve koç kurban etme töreniyle özdeşleştirilmiştir. Athamas’ın çocuklarını Kolhis’e, yolcuların koruyucusu Hermes’in sembolü olan koçun sırtında göndermesi ve Phriksos’un Kolhis’e vardığında kendini kurtaran koçu Zeus veya Poseidon’a kurban etmesi bu açıdan anlamlıdır. Eski Ahit’te İbrahim’in oğlunu kurban edeceği sırada Cebrail adlı meleğin kucağında bir koçla inmesi ve oğlu İsmail’in yerine koçu kurban etmesi gerekliliğini Tanrı emri olarak sunması ile Boetia’da Tanagra kentinde başlayan bir salgını getirdiği koç ile sona erdiren Hermes’in misyonları arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Koç ve Hermes’in bahsinin geçtiği Miken Linear B yazılarının tarihinin Tevrat’ın yazılış tarihinden çok daha eski olması da tıpkı Tufan efsanesinde olduğu gibi Tevrat’ın muhtemel esin kaynaklarının sorgulanması açısından önemlidir

Argo efsanesi zamanında o derece popüler olmuştur ki MÖ 5-2. yüzyıllara ait 20’den fazla arkeolojik eserde yolculuğu anlatılan sahnelere yer veren tasvir bulunmuş özellikle büyücü Medea en eskisi MÖ 530’ye tarihlenen Yunan, Roma hatta MÖ 630-600 tarihli Etrüsk sanat eserlerinde bolca yer almıştır.

Miken Uygarlığı ve Karadeniz

MÖ 17-15. yüzyıla tarihlenen Troya 6’da Miken çömleklerine rastlanmış, MÖ 14-11. Yüzyıllara tarihlenen Troya 7’de ise Miken tarzı çömleklerin taklit edildiği tespit edilmiştir. Karadeniz sahilinde bugüne değin Miken çömleklerine rastlanmamış olup,  sadece güney Karadeniz sahilinden 130 km içerde yer alan Maşat sitesinde Hitit ve Kıbrıs’tan ithal bazı eşyalar arasında 5 Miken çömleği ile U şeklinde bir kavanoz bulunmuştur. Martin P. Nilsson, Yunan Mitolojisinin Miken kökleri adlı çalışmasında Argo seyahatinin başladığı İolkos’un en kuzey Miken kenti olduğunu ve bu yolculuğa başlamak için ideal bir nokta olduğunu belirtmiş dahası mantıklı deliller sunarak efsanenin kökenini Mikenler’e bağlamıştır. Argo efsanesinde bahsi geçen isimlerin bazıları (Aiaia, Aiates, Athamas, Kretheus, Amythaon, İason, Mopsos, Lynkeus) Carl Blegen’in 1939’da, Homer’e göre Nestor’un sarayının bulunduğu Pylos’ta yaptığı kazılarda bulduğu Linear B tabletlerinde geçen Miken dönemine ait isimler olup aynı şekilde Miken adı Ko-ki-da’nın ‘Kolhidas’ (Κολχίδας) veya Kolhis ülkesinin orijinal formu olması muhtemeldir.

Mikenler, Mezopotamya örneklerinin aksine, Knossos ve Pylos’un dışında, Mykenai, Thebai ve Tiryns’te tek tük bulunan tabletlerini pişirmemişler bu yüzden ancak yangın geçirmiş bir binada bulunan tabletler onlarda yangın sırasında ateşle piştiğinden tesadüfen günümüze ulaşabilmiştir. Böylece Yunancanın daha eski ve arkaik bir formu ortaya çıkmıştır ki benzer bir mucizenin Karadeniz sahillerinde belki de zehirli dip sularında gerçekleşmesi gelecekte mümkün olabilir.

Kaynakça

Barnett, Richard D. “Ancient Oriental Influences on Archaic Greece.” İçinde. Saul.S. Weinberg (ed.), The Aegean and the Near East. Locust Valley, N.Y.: Augustin, (1956): 212-38

Bennet, John. “The Structure of the Linear B Administration at Knossos.” American Journal of Archaeology, 89 (1985): 231-46.

Braund, David. Georgia in Antiquity. A history of Colchis and Transcaucasian Iberia 550 BC- AD 562. Oxford: Oxford University Press, 1994. s. 62

Hammond, N.G.L. “The Physical Geography of Greece and the Aegean.” İçinde: Alan J.B. Wace ve Frank H. Stubbings (ed.), A Companion to Homer. Londra: Macmillan, (1962): 269-82.

Kempinski A., Košak,S.  “Hittite Metal “Inventories” (CTH 242) and Their Economic Implications”, 1977. Tel Aviv 4: 87-93

King, Charles. Karadeniz. Çev. Zülal Kılıç. İstanbul: Kitap Yayınevi, 2008. s. 63

Landau, Oscar. “Mykenisch-Griechische Personennamen”. Studia Graeca et. Latina Gothoburgensia, vii. Göteborg, 1958

Lordkipanidze, Otar. “The Golden Fleece: Myth, Euphemeristic Expanation and Archaeology”. Oxford Journal of Archaeology, 20, (2001): 1-38.

MacKendrick, Paul. The Greek Stones Speak: The Story of Archaeology in Greek Lands, 2. Baskı. New York: Norton, 1981

Mee, Christopher. “Aegean Trade and Settlement in Anatolia in the Second Millennium B.C.” Anatolian Studies, 23. (1978) 123-156.

Mee, Christopher. “Anatolia and the Aegean in the Late Bronze Age”. İçinde: Cline and Harris-Cline (eds.), The Aegean and the Orient in the Second Millennium, (1998): 137-46

Nilsson. Martin P. The Mycenaean Origin of Greek Mythology. Berkeley: University of California, 1932

Öztürk, Özhan. Pontus: Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi. Nika Yayınevi (3. Baskı) Ankara, 2016

Radwin, G. E. ve D’Attilio, A. Murex shells of the world. An illustrated guide to the Muricidae. Stanford, California: Stanford University Press, 1986

Takip, tavsiye ya da beğeni için