Makale: Özhan Öztürk

Troya veya Truva (Yunanca Τροία veya Ίλιον [İlion], Latince Troia veya Ilium) , Homeros’un İlyada ve sonrasında Latin şair Vergilius’un Aeneid destanlarında adı geçen antik bir site olup, İlion (Latince İlium) adıyla da bilinmekte, Anadolu’da Ege Denizi kıyısında Çanakkale Boğazına hâkim Hisarlık denilen mevkide yer almaktadır. Yunan mitolojisinde Troya kenti Dardanus tarafından Dardania adıyla kurulmuş ardından oğlu Erikhthonius ve torunu Tros tarafından yönetilmiş, Tros’un üç oğlundan İlus kentin adını İlion’a dönüştürmüşse de zamanla Troya olarak adlandırılmıştır. Kentte tanrıça Athena’nın Palladium olarak adlandırılan ahşap bir heykeli bulunmaktaysa da savaş sırasında kent yakılıp yıkan Yunanlılar tarafından ele geçirilmiştir.

Troya’nın tam mevkii 1870-73 arasında Alman tüccar ve amatör arkeolog Heinrich

Troya Atı (Gayley, 1893)

Troya Atı

Schliemann’ın yaptığı kazılarla saptanmıştır. Bununla birlikte Schliemann’ın Hisarlık Tepe’de bulduğu farklı dönemlere ait yaşam alanı kalıntıları Homeros’un anlattığı kente ait değildir. Homeros’un Troya’sının Amerikalı arkeolog Carl Blegen tarafından 1930’lu yıllarda keşfedildiği daha yaygın bir kanaattir. Yunanistan’da altın çağını yaşayan Miken uygarlığının Troya’yı ele geçirmek istemesi Homeros’a göre güzel Helen’in kaçırılması gibi bir onur sorunu gibi gösterilmekle birlikte gerçekte tamamen ekonomik ve stratejik sebeplere dayanmaktadır. Çünkü Troya kenti, Karadeniz’in Ege Denizi’ne açılan tek kapısı olan Çanakkale Boğazı’nı dolayısıyla önemli bir ticaret yolunu kontrol eden bir mevkide konumlanmıştı. Dahası Çanakkale Boğazı’ndan Karadeniz’e açılmak isteyen gemiler rüzgâr ve akıntının müsait olmasını yine Troya kontrolündeki Beşik koyunda bekleyerek geçirmek zorundaydı. Bir iddiaya göre

 Trojan horse Troy

Truva atı

Troya Homeros’un anlattığından daha mütevazı bir kent gibi görünmekle birlikte efsanenin tarihi gerçekliği zenginliğinden ziyade yerleşimin yok edilmesiyle ilişkili olmalıdır. Bkz. Troya Savaşı

TROYA SAVAŞI 

Anadolu’da yer alan ticaret kenti Troya ile birleşik Yunan kuvvetlerinin mücadelesini konu alan efsanevi savaşın MÖ 1200’lerde yaşandığı sanılmaktadır.

İlyada destanında anlatılan Troya efsanesi

Yunan mitolojisine göre savaş Phthia kralı Peleus’un su perisi Thetis ile evlilik törenine tüm tanrı ve tanrıçalar davet edilirken nifak tanrıçası Eris’in davet edilmemesi bir tanrıçaya hakaret edilmesi yüzünden başlamıştır. Hakarete uğrayan Eris intikam almak için bir plan yaparak uygulamaya koymuştur. Altın bir elma yapıp üzerine “en güzel olan için” yazan tanrıça bunu bir ziyafete gönderdikten sonra olacakları keyifle izlemiştir. Gerçekten de tanrıların kraliçesi Hera, bilgelik tanrıçası Athena ve güzellik tanrıçası Aphrodite elmanın hangisine ait olması gerektiğine dair tartışmış, sonunda Troya prensi Paris bilinen ilk güzellik yarışmasında hakem olarak seçilmiştir. Üç tanrıça da Paris’e kendini seçmesi durumunda çeşitli ödüller vaat etmişse de genç adam elmayı kendisine yeryüzündeki en güzel kadın olan Helen’in aşkını sunan Aphrodite’e vermiştir. Troya prensi Paris, Sparta kralı Menelaus ile evli olan kadını Yunanistan’dan ülkesine kaçırınca Menelaus ile ağabeyi Agamemnon -ki Helen’in kız kardeşi Klytemnestra ile evlidir- aralarında Akhilles ile Odysseus gibi büyük savaşçıların da bulunduğu büyük bir ordu toplayarak Troya üzerine bir sefer düzenlemiştir.  Troya’nın sağlam surları ve halkının kahramanca direnişi Yunan ordusunun 10 yıl boyunca başarı sağlamasını engellemiştir. Savaşın uzamasının bir nedeni de Yunan ordusu komutanı Agamemnon’un Akhilles’e hakaret edince büyük kahraman savaşmayı bırakmış bu durumda Yunan üstünlüğünü sona erdirmiştir. Bununla birlikte Troya prensi Hektor Akhilles’in en iyi arkadaşı Patroklos’u savaş teke tek mücadelede meydanında öldürünce içi nefretle dolan kahraman tekrar savaş meydanına göndererek Hektor’u öldürerek savaşın seyrini değiştirmiştir. Akhilles Troya prensini yenmekle kalmamış aynı zamanda Troyalıların müttefiklerinden Amazon kraliçesi Penthesilea ile Etiyopyalıların kralı Memnon’u da öldürerek düşmanlarının moralini bozmuşsa da Apollo’nun yardımıyla Paris tarafından topuğundan vurularak öldürülmüştür.

Troya Atı

Savaş sürerken Yunan askerlerin kent surlarını aşmak ve kente fark edilmeden girmek amacıyla inşa edip içine saklandığı büyük ahşap at maketinin adıdır. Homeros’un İlyada’sında atın yapımı ile bilgi bulunmamakla birlikte Odysseia’da ve Virgil’in Aeneid destanlarında yer almaktadır.

10 yıldan çok süren savaş yüzünden bıkkın ve yorgun olan Yunan ordusu, Akhilles’in hayaleti ile konuşan Odysseus’un önerisiyle hazırlanan tahta atı kumsala bıraktıktan sonra ülkelerine dönmüş numarası yaparak Tenedos (Bozcaada) adasına saklanmıştır. Troyalılar Yunanlıların geride bıraktıkları atı bir çeşit hediye olarak düşünüp kentin içine almıştır. Sinon adlı bir Yunanlı sözde kurban edilmekten kaçıp Troya saflarına katılmış numarası yaparak kent halkını Yunanlıların dönüş yolculuğunun güven içinde geçmesi için yola çıkmadan önce tanrılara bir sunu bırakacaklarına inandırmış, tahta atın tanrıça Athena’ya armağan olduğunu bildirmiştir. Troya prensesi Kassandra Apollo’dan aldığı kehanet yeteneğiyle olacakları görüp kent halkını at konusunda uyarmışsa da tanrı tarafından kimseyi inandıramama lanetine maruz kaldığı için sözünü dinletememiştir. Kassandra dışında Laokoon adlı bir rahip de kent halkını uyarmak istemiş, mızrağını tahta ata doğru fırlatarak Timeo Danaos et dona ferentes (Yunanlıların hediyelerinden sakının) demişse de kısa bir süre sonra bir deniz canavarı tarafından öldürülünce bu durumda da adamın yanıldığı anlamına yorulmuştur (Virgil, Aeneid II, 49). Gece olup, Troya halkı uykuya daldığında Sinon Tenedos’taki Yunanlılara işaret göndererek eski pozisyonlarına dönmelerini sağlamış ayrıca tahta at içerisinde saklanan Odysseus ve diğer Yunan savaşçıları serbest bırakmıştır.

Troya atının içinde bulunan savaşçılar

Atın içinde yer alan Agapenor, Aias, Akamas, Akhilles, Amphimakhus, Antiklos, Antiphates, Demophon, Diomedes, Ekhion, Epeius, Eumelus, Euryalus, Eurydamas, Eurymakhus, Eurypylus, İalmenus, İdomeneus, İphidamas, Kyanippus, Leonteus, Makhaon, Meges, Menelaos, Menestheus, Meriones, Neoptolemus, Peneleus, Philoktetes, Podalirius, Polypoetes, Sthenelus, Teuker, Thalpius, Thersander, Thoas, Thrasymedes dışarı çıkmış, kent kapılarını açarak pusuda bekleyen Yunan savaşçılarının kente girmesini sağlamıştır. Yunanlılar Troya’yı alevler içerisinde bırakırken, kadın ve çocuklarının ölüm veya tutsak edilmesini engellemek isteyen Troyalı erkekler umutsuzca savaşmışsa da büyük bölümünü öldürmüş veya esir etmiştir. Troya kralı Priam oğlu Hektor’u öldüren Akhilleus’un oğlu Neoptolemos tarafından surlardan atılmıştır. Troya’dan kaçanlar arasında bulunan Aphrodite’in oğlu Aeneas, yaşlı babası, oğlu Askanios ve beraberindekiler ile birlikte İtalya’ya gitmiş burada geleceğin büyük uygarlığı Roma devletinin kurulması için temel atmıştır. Yunanistan’a dönmek isterken Odysseus’un maceraları Homeros’un Odysseia adlı eserinin konusu olacak denli çok ve olağanüstüdür. Agamemnon ise ülkesine döndüğünde yokluğunda 10 yıl boyunca ülkeyi yöneten karısı Klytaimnestra tarafından öldürülmüştür.

Troya’nın yağmalanması (Gayley, 1893)

TROYA’NIN YAĞMALANMASI

Yunanca İliou Persis olarak bilinen yapıt Troya Savaşı hakkında yazılan destanlardan birisi olup, Troyalıların tahta ile karşılaştıkları an yaşadıkları şaşkınlık ile başlamakta, Sinon ve Laokoon öykülerinden sonra kentin Yunanlılarca yağmalanıp, halkının katledilip, esir edilmesiyle son bulmaktadır. MÖ 8 veya 7. Yüzyılda yaşadığı sanılan Miletli Arktinus’a atfedilen çalışma İlyada Destan dizisinde Küçük İlyada’dan sonra ve Dönüşler’den (Nostoi) önce gelmektedir. 10 satırı dışında orijinal eser kayıp olmasına karşın MS 2. Yüzyılda Proclus Diadochus tarafından hazırlanan özeti Chrestomatheia günümüze ulaşabilmiştir. Destan Troyalıların ülkelerine dönme numarası yapan Yunanlıların Troya surları önüne bıraktığı tahta atı ne yapacakları konusunda tartışmasıyla başlamaktadır. Troya kralı Priam’ın kâhin kızı Kassandra Troyalıları atın içerisinde Yunanlı savaşçılar olduğu konusunda uyarmışsa da ciddiye alınmamıştır. Kassandra’ya inana tek kişi prens Aeneas olmuş, ailesi ve adamları ile birlikte kenti terk etmiştir. Troyalıların surların içine aldığı tahta attaki savaşçılar gece olunca dışarı çıkıp şehir kapılarını açarak Yunan ordusunu içeri almış, onlarda kent halkını katletmiştir. Bunlardan Odysseus önce Zeus sunağının önünde kral Priam’ı ardından Hektor’un küçük yaştaki oğlu Astyanax’ı öldürmüştür. Menelaos ise zamanında Paris’in kaçırarak uğruna savaş çıkan karısı Helen’i geri almayı başarmıştır. Ajax ise prenses Kassandra’ya Athena sunağı önünde tecavüz ettiği için Yunanlılarca taşa tutulup, kent dışına çıkarılmıştır. Destanın sonunda Yunanlılar Akhilles’i onurlandırmak için mezarı önünde Priam’ın kızı Polyxene’yi kurban etmiştir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Ayrıca Oku: Homeros’un İlyada Destanı ve Vergilius’un Aeneid destanı 

Takip, tavsiye ya da beğeni için