Makale: Özhan Öztürk

Zela[1], Pontus içlerinde İris nehrinin sol kıyısında Galatia sınırı yakınlarında, Semiramis tepesi[2] üzerinde yer alan içinde Pers tanrıları Omanus[3], Anadatus’un yanı sıra Ermenilerin de saygı gösterdikleri bereket tanrıçası Anaitis’e ait bir tapınak bulunan antik bir tapınak kentinin adıdır.

Zile’de harman

Anadolu içlerine ticaret amacıyla gelen Asurlu tüccarların duraklarından birisinin

adı Durkhamit olup, asırlar sonra Hitit yazıtlarında Durmitta adıyla geçmektedir. Pers kralı Büyük Kyrus MÖ 6. yüzyılda Kapadokya’yı fethettiğinde buraya İran su tanrıçası Anahita adına büyük bir tapınak inşa ettirmiş ve Zelonitis adlı başrahibe kısmi otonomi vermiştir. Strabon, bu tapınağın Kapadokya’yı yağmalayan Sakalar’ın geceleyin yağmaladıklarının keyfini çıkaracakları bir eğlence düzenledikleri sırada Pers ordusunun baskınına uğrayarak yok edildiğini, Persler’in zafer kazandıkları bu mevkide sunağını Omanus ve Anadatus ile paylaşan bir Anahita tapınağı inşa ettiklerini bildirmiştir[4]. Muhtemelen bu

Zile Hazinedar Sokağı, 1909

olaydan esinlenen Zela’nın en önemli festivali Sakaia adını taşımakta olup, 1 gün ve 1 gece sürmekte İskit elbiseleri giyilen halk zil zurna sarhoş olana dek içmekteydi[5]. Anahita veya Anaitis[6], Aphrodite’in özellikle Ermeniler tarafından benimsenmiş formu olup, özellikle Euphrates nehrinin civarında kültü yayılmışsa da en önemli tapınakları Komana ve Zela’da bulunmaktaydı. Lydialılar, ay ve avcılık tanrıçası Artemis’i bu şekilde adlandırmaktaydılar[7]. Antony, Partia seferinden bu tanrıçanın altından yapılmış bir resmi ile geri dönmüştür[8]. Pontus halkının en önemli konularda yemin ettiği kutsal ayinlerin yapıldığı tapınak, başlangıçta rahipler tarafından yönetilmekteyken Pompeius tarafından sınırları genişletilerek kent haline getirilmiştir[9]. Zela’daki toprak yönetimi diğer tapınak kenti Komana’da olduğu gibi kent etrafındaki tarım alanlarının sahibinin rahipler, toprağı işleyenlerin ise toprak kölesi olduğu bir sisteme sahipti.

Bugün Tokat iline bağlı bir ilçe olan Zile’nin 20 km güneydoğusunda Maşat

Üzümleriyle meşhur Zile’de pekmez imalathanesi

(Yalınyazı köyü[10]) civarında 1943 yılında bulunan bir Hitit tableti bulunmuş, 1945 ve 1982 yıllarında yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulardan yörede ilk yerleşimin Kalkolitik Çağ’da başladığı, elde edilen insan yapımı eşyaların Orta ve Kuzey Anadolu’da açılan diğer höyük kültürleri ile çağdaş ve benzer olduğu saptanmıştır. Kuzey Hitit ülkesinde Kaşkaların ülkesi ile Kızılırmak yayı arasında savunması kolay kayalık kitlelerden

Zile Hacimehmet Mahallesi

biri üzerinde yer alan ve Hitit dilinde adı Tapigga olan yerleşim Maşat höyüğün ikinci katmanını oluşturmaktadır. Kaşkalar tarafından yıkıldığı sanılan yapıların bulunduğu 3. katmanda ise 40’tan fazla odası ortaya çıkarılmış bir Hitit sarayı bulunmaktadır. Sarayın doğuya bakan odalarında iyi korunmuş kral mektupları, kehanetler ve çeşitli konulardaki listeleri içeren kil tabletlerden çok sayıda bulunurken Hattuşaş ile Tapigga arasında düzenli haberleşmenin olduğu da ortaya çıkmıştır.

Tokat Zile’de Zahire Pazarı.

Zile adının anlamı

Karadeniz kıyılarında yaşayan Kaşka halkı hakkında da bilgi edinilebilen bu

Asık Veysel Zile’de

tabletlerden Hitit çağında Zile’nin Anziliya olarak adlandırıldığı ortaya çıkmış, Anziliya adının Zile’ye dönüşmüş olabileceği iddia edilmiştir[11]. Buna karşın Trak dilinde “şarap” anlamına gelen zelâs[12] veya Gürcüce “ahşap” anlamına gelen zeli[13] kelimeleriyle de ilişkili olması muhtemeldir. Antik Zela kentinin devamı olan Tokat Zile[14] dışında Kayseri[15], Nevşehir[16] ve Ordu Mesudiye’de[17] aynı isimli köylerin bulunmasının yanı sıra Artvin Ardanuç’ta Zela isimli bir ormanın[18] varlığı ve Karadeniz bölgesinde aile (Zele[19]) ve köy adı (Zeleki[20], Zeliyeti[21]) olarak kullanımı düşündürücüdür.

MÖ 8. yüzyılda Gordion liderliğinde büyüyen Frig Krallığı’nın kuzey sınırlarının

Zile’de Boğazkesen Arastası

bugünkü Tokat yöresini Zile dahil kapsamasının yanı sıra Samsun yakınlarındaki Akalan’ı da içerdiği sanılmaktadır. MÖ 7. yüzyılda gerçekleşen Kimmer istilasından etkilendiğine dair bir bulgu olmayan yöre sonradan Pers İmparatorluğu’nun Kapadokya Şatraplığı sınırları dâhilinde yer almıştır.  Zela’nın diğer en önemli özelliği de Pontus kralları ile Romalılar arasında iki önemli muharebeye ev sahipliği yapmasıdır. İlki MÖ 67 yılında

Zile’de Kiraz Bayramı, 1974

VI. Mithridates ile Gaius Valerius Triarius arasında gerçekleşip Mithridates’in zaferiyle, ikincisi MÖ 21 Mayıs 21 tarihinde Romalı General Gaius Julius Caesar ile Pharnakes arasında gerçekleşip, Caesar’ın zaferiyle sonuçlanmıştır. Caesar, tarihe geçen “geldim, gördüm, yendim” (Veni, vidi, vici) sözlerini bu zaferden sonra sarfetmiştir[22]. Zela kenti, Roma zaferinden ve MS 64’de II. Polemon’un ölümünün ardından önce Pontus

Zile Mal Pazarı

Polemoniacus Nero döneminde ise Galatia vilayetlerinin bir parçası olmuştur.  Antik Çağ’ın sonlarında Hristiyanlığın yayılması sürecinde Anahita kültü kutsal bakire Meryem’e dönüşmüştür. Zela civarı Bizans döneminde Armeniakon Theması’na bağlanmış olup[23] Sasani savaşları sırasında önem kazanmıştır. Danişmendlilerin ardından, Selçuklu,  İlhanlı, Eretna ve son olarak da 1397’de Osmanlıların eline geçen kentin çevresindeki Türkmenler özellikle Osmanlı-Safevi çatışmaları sırasında Şah İsmail’i destekleyip, Osmanlı ordusuna karşı savaşmışlardır[24].  Zamanla İslamlaşmış olan yerli halktan Hristiyan kalanların önemli bölümü 20. yüzyıla dek varlığını sürdüren Ermeniler olup[25], 1883 Sivas Vilayet Salnamesi’nde

Zile’de Kızılay kolunda görevli çocuklar bağış topluyorlar

yerliler ve göçmenler[26] ayrı sayılmış, 1.198’i Hristiyan 27.983 yerliye karşılık 6.860 göçmen olduğu gösterilmiştir[27]. 19. yüzyılda Şemseddin Sami Kamus ül-Âlam adlı eserinde Zile’nin Sivas Vilayeti’nin Tokat Sancağı’na bağlı bir kaza olup, 13 nahiye ve 182 köyünde 45’i bin Müslüman 58 bin kişin yaşadığını, dokumacılığın yaygın olup kazanın pekmezi ile ünlü olduğunu bildirirken Ali Cevad, Zile’de 30 cami, 7 medrese, 2 kilise

Zile Reji binası önünde araba üzerinde yüklü olan tütün balyaları

ve 20 okul bulunduğunu, çeşitli tarım ürünlerinin yanı sıra önemli miktarda küçükbaş hayvan yetiştirildiğini vurgulamıştır.

XIX. Yüzyıl’da Anadolu’yu gezen ünlü Fransız arkeolog Charles Texier Zile’de yılda bir kez pamuk hasatı sonrasında büyük bir panayır düzenlendiğini[28], Ainsworth’un rivayetine göre, buraya her yıl 40-50 bin kişi geldiğini bu panayırın Anaïtis Tapınakları’nın çevresinde yapılan dinî panayırları hatırlattığını

Zile’de gazoz imalatı

bildirmiştir. Panayıra başkent veya diğer Anadolu kentlerinden hatta Ortadoğu’dan gelen tüccarlar katılmakta, peşin parayla pamuklu ve yünlü kumaş ve giysiler alınıp satılmaktaydı. Buharlı gemilerin gelişmesi ve yolda yağma tehlikesi olmadan İstanbul gibi büyük kentlere gidebilme imkânının doğması ile Zile gibi panayırlar da önemini kaybetmiştir.

Zile Sikkeleri

Pontus krallığı döneminde kentsel yapıların olmadığı sanılan ve Trabzon’un kale

Zela bronz sikke MS 193-217 (16.11gr). Ön yüzde Septimius Severus’un karısı Julia Domna’nın portresi arka yüzde 6 sütunlu tapınak tasviri, etrafında ZΗΛΙΤ−ω−Ν ΤΟ−Υ ΠΟΝ yazısı, altında basım tarihi EΤ ΡΜΓ (MS 143)

anlamındaki polisma (πολισμα) kelimesiyle andığı[29] Zela’da VI. Mithradates döneminden itibaren sikke basılmıştır. Roma egemenliğinde Trajan, Carcalla, Septimus Severus dönemlerinde Anaitis tapınağı, iki kule ve kemeraltı, buğday başakları, buğday başakları tutan erkek figürleri içeren ΖΗΛΙΤΩΝ ΤΟΥ ΠΟΝΤΟΥ yazılı sikkeler basılmıştır.

Zile Tarihi Eserler

Zile Kalesi, ilçe merkezinde denizden 780 m yer seviyesinden 30 m yüksekte

Anadolu’nun ender dolma kalelerinden biri olan Zile Kalesi

bulunan Anziliya Höyüğü/Semiramis Tepesi üzerinde bulunan kesme ve moloz taştan inşa edilmiş olup, Roma döneminde Zile ovasını kontrol etmek amacıyla muhtemelen daha eski bir yapının yerine inşa edilmiş, 1336’da Eretna Beyi Alâeddin tarafından onarılmıştır. 1656’da Evliya Çelebi, yapıdan içerisinde 300 ev, bir cami, bir cephanelik ve su sarnıçları bulunan 26 kuleli, kapısı kıbleye bakan bakımlı ve korunaklı bir kale olarak bahsetmiş, şehir ayanı ve köylülerin kıymetli eşya ve erzaklarının Celalilerin eline geçmemesi için burada kale ağası ve neferleri tarafından korunduğunu bildirmiştir. Kalenin giriş kapısı üzerinde yükselen saat kulesinin başlangıçta gözetleme kulesi -hatta İslamlaşmadan sonra minare- olarak kullanılmış olması muhtemeldir.

Ulu Camii, Mehmet Zaluli bin Abu Ali tarafından 1267’de yaptırılan kare planlı bir yapı olup 1909’da Zile kaymakamı Necmeddin Bey’in çabalarıyla yenilenmiştir.

Çifte Hamam, 1656/7 tarihli Tacettin İbrahim Paşa vakfı olan moloz taştan inşa edilmiş, kare planlı kubbeli bir yapı olup, Sakiler Mahallesi’nde yeralmaktadır. Ayrıca Sakiler Mahallesi’nde bulunan 1497’de Ali bin Sultan Hoca’nın yaptırdığı Boyacı Hasan Ağa cami, 1475 tarihli Hoca İshak Camii, 1106 tarihli Musa Fakih Türbesi ve 16. yüzyıl yapısı olan Yeni Hamam diğer tarihi yapılardır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Tokat Tarihi Makale Serim

Tokat Tarihi

Almus, Turhal ve Kazova Tarihi (Tokat)

Zile (Anziliya, Zela,  Zila) Tarihi, (Tokat)

Niksar (Kabeira, Diospolis, Sebaste, Neocaesarea) Tarihi, Tokat

Erbaa Tarihi (Eupatoria, Magnopolis, İbora), Tokat

Gümenek (Komana Pontika, Hierocaesareia) Tarihi (Tokat)

Sulusaray (Sebastopolis, Herakleopolis) ve Reşadiye (İskefsir) Tarihi, Tokat

Notlar

[1] Yunanca Ζῆλα

[2] Strabon, Geographika XII.3.37

[3] Hayvanların koruyucu tanrısıydı

[4] Strabon, Geographika XI.8.5

[5] Strabon, Geographika XI.5.12

[6] Yunanca  ̓Αναΐτις

[7] Pausan. iii. 16, 8

[8] Pliny H. N.xxxiii. 4

[9] Strabon, Geographika  XII. 3. 37

[10] Zile’nin en büyük Alevi köyü olup, rakımı 850 m nüfusu 5.275 (2000)dir.

[11] Alp, 1977: 637 – 646

[12] Duridanov, 1976; Choerob. 124, 11 Gaisf.; Cobeti excerpt e cod. Marc. 489. Litvanca, Letonca ve Bretonca gibi Hint-Avrupa dillerinde zalas “kırmızı” kelimesiyle ses benzerliği olması şaraba kırmızı renginden dolayı zelas adı yakıştırıldığını düşündürebilir.

[13] Hemşin’de kıvrılabilecek incelikte dal parçası “zelor” ve Ordu’da öküzlere boyunduruk geçirmek için kullanılan eğri, ahşap araç “zelve” kelimeleri bu anlamı güçlendirmekte ve toponimin Ermenice ile ilişkisinin de sorgulanmasını gerekli kılmaktadır.

[14] 40° 18′ 11N 35° 53′ 11E

[15] 38° 17′ 60N 35° 28′ 0E

[16] 38° 27′ 0N 34° 42′ 0E

[17] 40° 34′ 60N 37° 49′ 60E. Beyağaç köyünün eski adıdır.

[18] “Biz çocuklar mal otlatırken, Zela’daki hozanların başında, Bilalgilin eski yayla evinin önündeki derede mevcut ‘çakrak’ların önünü kapatır, küçük gölcükler oluşturulur, Haziran sıcaklarında bu göllerde yıkanır, serinlerdik”. Ünsal, 1999: 63

[19] Rize ili, Pazar ilçesi, Apso (Suçatı) köyü, aile adı (Öztürk, 2005: 1201)

[20] Rize ili, Pazar ilçesi, Balıkçı köyünün eski adı.

[21] Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Yarbaşı (Körta) köyü, mezra adı

[22] Pliny. Nat. VI. 3. 13; Appian, Mithrid. 89; Plut. Caes. 50

[23] Bugünkü Tokat ilinin güney ilçeleri ise Sebasteia (Sivas) themasına bağlanmıştır.

[24] Şah İsmail’in Anadolu’ya gönderdiği Nur Ali Halife bölgede yaşayan Alevilerden 4.000 kişilik bir kuvvet oluşturmuş, Tokat’ı ele geçirmiş ve üzerine gönderilen Faik Bey komutasındaki Osmanlı ordusunu yenilgiye uğratmıştır. Sonrasında 1518’de Celal adında bir Alevi çevresinde 20.000 kişilik bir güç toparlamayı başarmışsa da Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa tarafından yenilip idam edilmiştir.

[25] “Zela”. Catholic Encyclopedia, 1913. 9 Mayıs 2011 < http://oce.catholic.com/index.php?title=Zela>

[26] Alevi Türkmenler

[27] 1881-82 Nüfus sayımına göre Zile’de 49 Rum Ortodoks’a karşılık 2.018 Ermeni, Tokat Merkez ilçede ise 2.167 Rum’a karşılık 9.198 Ermeni yaşamaktaydı. Erbaa ve Niksar’da ise Rumların oranı daha yüksekti.

[28] Anadolu’da Balıkesir ve Çankırı Yapraklı’da aşağı yukarı aynı büyüklükte 2 panayır daha düzenlenmekteydi.

[29] Strabon XII. 3. 37

Takip, tavsiye ya da beğeni için