Makale: Özhan Öztürk

Giresun ve civarında neredeyse hiç arkeolojik araştırma yapılmadığından yazılı tarih öncesine dair pek bir şey bilinmemekteyse de Ordu ve Trabzon civarındaki bulgulardan bölgenin geri kalanıyla uyumlu olduğu sanılmaktadır. Öyleyse kabaca Giresun civarında insan yerleşiminin Alt Paleolitik Dönem’e dek gittiğini, Erken ve Orta Kalkolitik dönem boyunca devam edip günümüze kadar kesintisiz geldiğini söyleyebiliriz. Hitit kaynaklarına göre Azzi ülkesi içerisinde olduğu anlaşılan bölgenin Kaşkalarla ilişkisi ve Frig istilasının Giresun’a dek ulaştığına dair bir bilgi olmamakla birlikte kanımca her ikisi de muhtemeldir. Ege kıyılarında hızla kolonileşen Miletliler, Kimmer istilasının sona ermesinin ardından Karadeniz kıyılarında kurdukları Kerasus, genel olarak Kolh adı verilen Khalib, Mosynoik ve Tibaren halklarının topraklarında kurulan yeni emporion ve kolonilerden birisi olmuştur. Ahameniş sülalesinden II. Kiros’un Med devletini yıkıp, Anadolu’ya girmesi ve Lidya kralı Kroisos’u MÖ 546’da yenmesinin ardından Pers İmparatorluğu’nun 23 şatraplığından biri olan “Pont Kapadokyası” sınırları içerisinde kalmıştır.

Pharnakeia Sikkeleri

Pharnakeia sikkesi. MÖ 85-65. Ön yüzde başı defne yapraklarıyla süslü Zeus portresi, arka yüzde ayakları arasında yıldırım demeti tutan kartal figürü, solda monogram ve yıldız ile altta kentin adı ΦΑΡΝΑΚΕΙΑΣE yazısı

Pharnakeia sikkesi. MÖ 85-65. Ön yüzde başı defne yapraklarıyla süslü Zeus portresi, arka yüzde ayakları arasında yıldırım demeti tutan kartal figürü, solda monogram ve yıldız ile altta kentin adı ΦΑΡΝΑΚΕΙΑΣE yazısı

MÖ 4. yüzyıl ortalarında Pharnakeia’da basılan tek sikkenin ön yüzünde Zeus portresi, arka yüzünde hörgüçlü boğa zebu tasviri ile kent adı yer almaktadır. MÖ 2-1. yüzyıllarda ön yüzünde bir erkek portresi arka yüzünde yıldız, ön yüzünde Zeus arka yüzünde zebu, ön yüzünde Zeus arka yüzünde kartal tasviri ile kent adı ΑΡΝΑΚΕΙΑΣ veya  ΠΑΡΝΑ-ΚΕΩΝ yazısı bulunan sikkeler basılmıştır.

Giresun Roma Dönemi Tarihi

İskender’in MÖ 331’de Pers İmparatorluğu’nu yıkmasından sonra Kapadokya’da bağımsızlığını ilan eden I. Ariarathes Zile yakınlarındaki Gaziura’yı başkent yaparken, Giresun’un da dâhil olduğu Sinop ile Trabzon arasındaki sahil şeridini kontrol etmeyi başarmıştır. İskender’in ölümünün ardından Kapadokya krallığı kısa bir süre için Makedon diadok Antiogonos’un eline geçmişse de MÖ 301’de Ariarathes’in oğlu II. Ariarathes adıyla Kapadokya kralı olmuştur. Bu sırada Mithridates Ktistes’in daha kuzeyde Ilgaz dağı yakınlarındaki Kmitene kentinde kurduğu Pontus devleti Karadeniz sahiline doğru hızla büyüyerek Pharnakes döneminde (MÖ 190-169) sırasıyla Sinop, Kotyora ve Kerasus’u ele geçirmiş, bugünkü Giresun’un bulunduğu mevkide Pharnakia kenti kurulmuştur. Roma İmparatorluğu’nun Pontus devletini yıkmasının ardından Giresun’un içinde bulunduğu bölge Pontus Polemoniakus vilayetine bağlanarak imparatorluk topraklarına katılmıştır. Marcus Aurelius Commodus Antoninus dönemine (MS 180-192) ait bir sikkede kadırga resmi bulunması Classis Pontica‘ya bağlı bir filonun Giresun’da üslendiğini düşündürmektedir[1]. MS 254 yılında Roma’nın doğu sınırlarını etkileyen Sasani saldırıları ve aynı dönemlerde Trabzon’un Gotlarca yağmalanması da Giresun yöresini de olumsuz etkilemiştir. Kerasus, Roma İmparatorluğu’nun doğu ve batı olarak ikiye bölünmesinin ardından MS 395’de Bizans olarak da adlandırılan Doğu Roma İmparatorluğu’nun Pontus Polemoniakos eyaleti sınırları içerisinde kalmıştır. Dini açıdan 4. yüzyıldan itibaren Neocaesareia’ya bağlı yardımcı piskoposluk statüsünde olan kent ancak 11. yüzyılda bağımsız metropolitlik olmuştur. MS 7-8. yüzyıllarda Giresun’da Trabzon ve Lazia ile aynı mührü kullanan Bizans ticaret ofisinin bir bürosu bulunmakta, limandan yerel ürünler ve elbisenin yanı sıra ve Koloneia (Şebinkarahisar) şapının da ihraç edildiği tahmin edilmektedir. 1057’de Giresun’un dağlık güneyinde yer alan Şebinkarahisar yöresi Türkmen akınlarına maruz kalmışsa da Bizans egemenliğinden çıkmamıştır. Panaretos, Sgouropoulos, Chionides, Loukites, Lazaropoulos hatta Bessarion’un notlarında Trabzon İmparatorluğu ile Türkmenlerin bölgedeki hâkimiyet mücadelesine ilişkin bilgi edinmek mümkündür.

1071 Malazgirt savaşının ardından Anadolu Türkmen yerleşimine açılmışsa da Theodore Gabras adlı yerel bir liderin hâkim olduğu Doğu Karadeniz bölgesine nüfuz etmeyi başaramamışlardır. 1204’de Bizans başkentinin Latinlerce işgal edilmesinin ardından Trabzon’a sığınan Komnenos hanedanının üyelerinin burada kuracağı devletin sınırları içerisinde kalan Giresun iki yüzyıl boyunca pek çok kez batı ve güneyden taarruz eden Türkmen akınlarının hedefi olduysa da ancak 1461’de Osmanlılar tarafında yıkılana dek Trabzon İmparatorluğu’nun ikinci önemli kenti konumunu sürdürmüştür.

Panaretos’a göre 1301 Eylül ayında II. Aleksios, Türkmenlere karşı önemli bir zafer kazanarak Giresun kentinin dışındaki köylere[2] de hâkim olmayı başarmış, Sgouropoulos’a göre zaferin ardından kentin savunması güçlendirilmiştir. III. Aleksios döneminde Giresun kırsalında yaşayan Çepniler ayaklanmışsa da 4 Mart 1380’de ordusunu iki parça halinde harekete geçiren imparator isyanı bastırmayı başarmıştır. Moğolların Anadolu valisi Demirtaş’ın (1314-1327) oğlu Şeyh Hasan Şebinkarahisar, Erzincan ve Trabzon üçgenine yaptığı akınlarda topladığı esirlere İslam’ı kabul ettirdikten sonra bunlardan bir hassa ordusu oluşturmuş ve beraberinde İran’a götürmüştür. Bu dönemde Çepni boyundan kabileler Torul ile Görele arasındaki dağlık bölgeye yerleşmişler, 1332’de Bayram Bey komutasında Trabzon civarını Cenevizliler ise 1348 Ocak ayında Giresun’u yağmalamışlardır. Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir Ordu civarında beyliğini ilan ettikten sonra, 1358’de Maçka’ya saldırmıştır. 1368 Temmuz ayında Osmanlı denizcileri Giresun adasına kadar gelmişlerdir ki bu olay Osmanlılar ile Trabzonlular arasındaki ilk askeri ilişkidir. 1404’de Timur ile görüşmek için bölgeye uğrayan Kastilya kralı III. Henry’nin elçisi Clavijo Ünye’de Melasenao adlı bir Rum beyinin hüküm sürdüğünü bildirirken civarındaki toprakların Hacı Emir’in hüküm sürdüğünü, Giresun’un meyve bahçeleri arasında korunaklı bir kent olduğunu bildirmiştir. Bu dönemde halkı tamamen Rum olan Görele, Tirebolu ve Giresun kaleleri Trabzonluların elinde bulunurken, Kürtün-Eynesil arasındaki yaylalarda Çepniler yaşamaktaydı. 1397’de Hacı Emir Oğullarından Süleyman Bey kısa bir süreliğine olsa da o güne dek hiçbir Müslüman’ın giremediği Giresun kentini ele geçirmiş[3] ama Bayramlu Beyliği yıkılınca Trabzonlular Giresun kalesini geri almışlardır. Karakoyunlu Beyi Yusuf’un 1418’de Erzincan’a vali atadığı Pir Ömer ise Melik Ahmed oğlu Hasan tarafından yönetilen Şebinkarahisar’ı kuşatmışsa da başarılı olmamış, Giresun bölgesi 1461’de Trabzon İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla Osmanlıların eline geçmiştir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Giresun tarihi Makale Serim

Giresun Tarihi: Kerasus, Pharnakia, Kerasunta, Giresun Adlarının Anlamı

Giresun Antik Çağ ve Roma Tarihi

Giresun Osmanlı Dönemi Tarihi

Giresun Cumhuriyet Dönemi Tarihi

Alucra Tarihi, Giresun

Bulancak Tarihi: Pharmatenos, Kepsil, Akköy, Bulancak

Keşap (Kasopia) Tarihi, Giresun

Görele (Koralla, Yavebolu, Elevi) Tarihi, Giresun

Piraziz (Pentahor, Mendehor, Abdal İskelesi) Tarihi, Giresun

Tirebolu (Tripolis) Dereli ve Yağlıdere İlçeleri Tarihi, Giresun

Şebinkarahisar (Koloneia, Koğoniya, Mavrokastron, Kara Hisar) Tarihi, Giresun

Notlar

[1] Kienast, 1966: 117

[2] Panaretos ayrıca Giresun’da Koustouganis’i (Κουστουγάνης) adlı mevkiyi ele geçirdiğinir bildirmiştir.

[3] Esterabadî, 1990: 485

Takip, tavsiye ya da beğeni için