Site icon Özhan Öztürk Makaleleri

12 Olimpos Tanrısı (Yunan Tanrıları)

12 Olympos Tanrısı veya 12 Olymposlu (Δώδεκα θεοί του Ολύμπου)

Makale: Özhan Öztürk

Antik Yunan din ve mitolojisinde 12 Olympos Tanrısı veya 12 Olymposlu (Δώδεκα θεοί του Ολύμπου) Yunan panteonunun başlıca tanrıları olup, inanışa göre Olympos Dağı’nda oturduklarından bu şekilde adlandırılmaktalardı. Olympos Tanrıları denilince Zeus, Hera, Poseidon, Demeter, Athena, Apollo, Artemis, Ares, Aphrodite, Hephaestus, Hermes, Hestia veya Dionysus adlı tanrı ve tanrıçalar kastedilmektedir.

Zeus dünyayı kardeşleri ve çocukları ile birlikte Olympos Dağı’ndan (Όλυμπος) yönetmekteydi. Olymposlular, esasen üçüncü ve dördüncü nesil ölümsüz varlıklardan oluşan tanrılar ırkıydı. Tanrılar Uranus’ü yani gökyüzünü deviren Titanlara karşı 10 yıl süren bir savaşın ardından Zeus’un liderliğinde zafer kazanarak iktidarı devralmışlardı. Titanların lideri Kronus, çocuklarının bir gün ona karşı çıkacağından korkuyordu. Bunu önlemek için çocuklarını doğdukları gibi yutuyordu. Sonunda, karısı Rhea, oğulları Zeus’u saklayıp, yutulmaktan kurtarılınca Kronus’un korktuğu başına gelmiştir. Zeus büyüdükten sonra kardeşlerini kurtarmayı başarmış dahası devasa yarı-kardeşleri, üç Kyklop (Tepegöz) ve üç Hekatonkheires’in (elli başlı canavar) yardımıyla Titanları yenmişlerdir.

Zeus ve Olympos Tanrıları

Olympos Tanrıları (‘Theoi Olympioi’), eski Yunan yaşamının her yönüne liderlik etmiş ve genellikle ortak işlevlerine göre gruplandırılmıştır. Zeus altın tahtına oturur, tanrılar onun liderliğinde festivaller düzenler ve birlikte mutlu bir yaşam sürerdi. Gökyüzü tanrısı Zeus, Hera ile evli olmasına rağmen, ölümlü kadınlardan pek çok çocuğun babası olduğu bilinmektedir. Tanrıların tükettiği yiyecek ve içecekler insanlarınkinden farklı olup, bunlar “ambrosia” ve “nektar” adıyla anılmaktaydı. “Ölümsüz” anlamına gelen Ambrosia, pek çok çiçeğin özlerinden yapılmış bir bal türüydü. Böylece, bunlarla beslenen tanrılar genç ve ölümsüz kalıyordu. Tanrıça Hebe, altın kapların içindeki içeceklerle diğer tanrılara hizmet ederdi. Daha sonra Zeus, içki servisi için Ganymede’yi (Troya Kralı Tros’un oğlu) görevlendirdi. Apollo, ve Muse yani ilham perileri ise enstrüman ve şarkılarıyla tanrıları eğlendirirdi.

Tanrılar insanlar gibi giyinir, sinirlenir, üzülür ve onlar gibi acı çekerdi. Tanrılar aralarında kavga edebilir hatta bazen yaralanabilirlerdi. Yaraları onları incitmekteyse de öldürmezdi. Vücutlarında akan kan değil, ‘ichor’ denilen bir sıvıydı. Bir kavgada Aphrodite ve Ares derin yaralar almıştı ve acı çekiyorlardı, ama ölmediler. Tanrı Apollon yaralarına pansuman yaptı ve onları iyileştirdi. Bir söylenceye göre demircilik tanrısı Hephaestus, Zeus’u kızdırmış ve Zeus onu Olympos dağından aşağı atmıştı. Böylece Hephaustus sakatlanmıştı ki bir başkası bebek tanrıyı annesi hera’nın aşağı attığını söylemekteydi. Yine bir söylencede tanrılar Zeus’a karşı bir komplo kurmuştu ki öfkelenen Zeus, Apollo ve Poseidon’u bir yıl boyunca Troya Kralı’nın hizmetinde çalışmaya mahkûm ederek cezalandırmıştı.

Tanrılar asla Olympos’un mutlak hükümdarı olan Zeus’un emrine karşı gelmezlerdi. O tüm tanrıların ve göklerin sahibinin başı ve kralıydı. Emri kanundu ve yıldırımları mutlak tahakkümün sembolüydü. İlk nesil Olymposluların (Zeus, Poseidon, Hera, Demeter ve Hestia) kardeşi olmasına rağmen, krallığı Olympos’tan uzakta yeraltı dünyasında olan Hades Olympos’ta yaşamıyor bu yüzden 12 Olymposlunun arasında sayılmıyordu.

12 Olymposlu olarak anılan bu tanrılar dışında Olympos’ta ikamet eden ikincil tanrılar da vardı. Bunlar arasında Muse adıyla bilinen 9 ilham perisi, ‘Üç güzeller’ olarak da bilinen Kharitler yani Aglaia (canlılık), Euphrosyne (sevinçlilik) ve Thalia (tazelik) -ki bunlar Zeus ile Okeanid Eurynome’nin kızlarıydı. Ayrıca Mevsim tanrıçaları olan 3 Horae (Eunomia ‘düzen’, Dike ‘Adalet’ ve Eirene ‘Barış’) Olymposluları şarkılarıyla eğlendirirdi. Yine Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin oğlu Herakles (Latince Hercules), tanrılaştırılmasından sonra Olympos’ta ikamet etmiş ve başka bir Olympos sakini olan Hebe ile evlenmiştir. Ayrıca Hesiod’a göre Styx’in çocukları Zelus (Kıskançlık), Nike (Zafer), Kratos (Güç) ve Bia (Kuvvet) de Olympos sakiniydi. Peki Styx (Στύξ) kimdir? Styx, Okeanos ile Tethys’in kızı bir Nymph olup, Yeraltı Dünyası’nda yani Ölüler ülkesinde bir nehre dönüşmüştü. Tanrılar onun adı üzerine yemin etmekte, yeminine vefasızlık eden tanrı bir yıl boyunca nektar ve ambrosiadan yoksun bırakılmakta ve 9 yıl boyunca tanrılar arasından kovulmaktaydı.

Yunan dininde 12 Olympos tanrısına tapınmanın arkeolojik kanıtları MÖ altıncı yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Thukydides’e göre, Atina agorasında on iki tanrının bir sunağı vardı. Bununla birlikte Homerik ilahilerden birisinde (MÖ 500) Hermes’in Apollo’dan çaldığı iki ineğin muhtemelen Olympos dağı kıyısındaki Alpheus nehrinin kıyısında 12 parçaya ayırarak yapmasından daha eski bir geleneğin devamı olduğu sanılmaktadır. Yine Pindar’ın Olympos şiirlerinden birinde (MÖ 480) Herakles, Alpheus ile birlikte “on iki yönetici tanrıya” kurban verdiğini bildirirken, bir başkasında ise 6 çift sunaktan bahsedilmiştir.

Aphrodite

1. Aphrodite

Aphrodite (Yunanca Αφροδιτη; Latince Venus), aşk, romantizm ve güzellik tanrıçasıydı. Aphrodite kültü, Finike’deki Astarte kültünden ödünçlenmiş veya en azından bu kültten etkilenmiştir ki onun da kökeni Doğu Sami halklarına “İştar” ve Sümerlere “İnanna” olarak bilinen tanrıçaydı[1][2][3]. Pausanias, Aphrodite kültünü ilk kuranların Asurlular olduğunu, ardından Kıbrıs’ta Baflılar ve ardından Ascalon’daki Fenikeliler olduğunu belirtmiştir[4].

Halk etimolojisinde adına atfen denizköpüğünden[5] doğduğu söylencelerine eklenmişse de bu bilginin mitolojik kökleri şaibelidir. Aphrodite’in oğlu, aşk tanrısı Eros olup bir Olympos tanrısı değildi. Aphrodite’in ateş ve demircilik tanrısı Hephaestus’la evliliği, tanrının onun kalbini kazanmak için muhteşem mücevherler hazırlamasına rağmen iyi gitmiyordu. Aphrodite, kocasını sert tabiatlı savaş tanrısı Ares ile aldattığında durumu öğrenen Hephaestus zanaatkârlığını âşıklara tuzak kurmak için kullanmıştı. Yatağının etrafına görünmez bir zincir ağı yerleştirerek çıplak durumdaki Aphrodite ve Ares’i tuzağa düşürmüştü. Kapana kısılmış âşıklarla acımasızca alay eden Hephaestus diğer tanrı ve tanrıçaları çağırarak küçük düşürmeyi de başarmıştı. Sonunda serbest kalan iki tanrı bir süre için Olympos’tan uzaklaşmışlardır.

Aphrodite ayrıca ölümlü insanlarla da flört etmiştir. Yakışıklılığıyla tanınan Kıbrıslı genç Adonis, çoban-prens Ankhises, bunların en ünlüleridir. Mitolojide belki de en ünlü öyküsü altın elma ödüllü güzellik yarışmasında kendisini seçmesi karşılığında yarışmanın hakemi Troyalı genç Paris’e, güzelliğiyle ünlü ancak Sparta kralı Menelaus ile evli Kraliçe Helen’i vaat etmesi ve böylece efsanevi Troya Savaşı’nı başlatmasıdır. Troya savaşı boyunca Paris ve Aeneas’ı desteklemiştir. Savaş sırasında oğlu Aeneas’ı korumak için araya girince Akhalı kahraman Diomedes tarafından bileğinden yaralanmış, Ares’in savaş arabasıyla Olympos dağına döndüğünde Zeus, tarafından kendisini tehlikeye attığı için azarlanmıştır. Kendi yaptığı heykele âşık olan heykeltıraş Pygmalion’un heykeline can vermesi ve bir yarışta Hesperides’in altın elmalarından üçünü verdiği Hippomenes’in düşürdüğü elmaları almak için Atalanta’nın durarak yarışı kaybetmesi diğer önemli efsanelerdir. Aphrodite’in en önemli festivali Aphrodisia adıyla bilinmekte olup, Yunanistan’ın her yerinde, ama özellikle Atina ve Korint’te kutlanmaktaydı. Her ayın dördüncü günü Aphrodite için kutsaldı.[6]

Apollo ve Daphne, Galleria Borghese’de (Heykeltraş: Bernini)

2.Apollon

Zeus ve Leto’nun oğlu[7] ve av tanrıçası Artemis’in ikiz kardeşi Apollon (Απολλων) huy bakımından kardeşinin tam tersiydi: Tüm tanrıların en Yunanlısı olarak kabul edilen Apollon, okçuluk, müzik ve dans, kehanet, şifa ve hastalıklar, Güneş ve ışık, şiir, tıbbın ve bilginin tanrısıydı. Delphi’de ki tapınağı antik çağın en ünlü kehanet merkeziydi. Delos adasında doğan Apollon, ilk kez Yunanistan’da arkaik dönemde ortaya çıkan ve kouros adıyla bilinen atletik genç figürünün ideal haline sahip görünümüyle tanrıların en yakışıklısı olarak kabul edilmekteydi. Yunan kültüründen etkilenen Etrüsk mitolojisinde Apulu olarak bilinmekteydi. Helenistik dönemde, özellikle MÖ.5. Yüzyılda Apollo Helios olarak Yunanlılar arasında güneşin kişileştirilmiş hali Helios ile özdeşleşmişse de Latince metinlerde Apollon ile Sol (Güneş) ayrı varlıklar olarak düşünülmüştür.

Apollon, şarkı söylemekten, dans etmekten ve içmekten zevk alan neşeli ve zeki bir tanrı olup,, yaramaz kardeşi Hermes’in lirini aldığında enstrüman geri dönülmez bir şekilde tanrıya bağlanmıştır. Hem tanrılar hem de ölümlüler arasında sevilen Apollon, babası Zeus kadar olmasa da ölümlü kadınlarla birlikte olmuştur. Apollo’dan Asklepios’a gebe kaldıktan sonra tanrıyı aldattığı için Artemis tarafından öldürülen Koronis bunlardan birisidir[8]. Bir söylencede ise Apollon, aşk tanrısı Eros’a hakaret edince, öfkeli tanrı tarafından altın okla vurularak su perisi Daphne’ye âşık edilmiş ancak intikam peşindeki Eros kızı da kurşun okla vurarak sonsuza dek Apollon’dan uzak durmasını sağlamıştır. Apollon, Daphne’yi tam yakalayacağı sırada kız Peneus nehri tanrısı olan babasına yalvarınca defne ağacına dönüştürülmüştür.[9]

Tıp ve şifa Apollo ve oğlu Asklepios ile ilişkili olup, Apollon insanları salgın hastalıklardan kurtarmıştır ancak aynı zamanda oklarıyla hastalık ve ölümcül veba getirebilecek bir tanrıdır. Okçuluğun icadı da Apollon ve kız kardeşi Artemis’e aittir. Apollon çok sayıda ölümden sorumludur: Disk atma oynadıkları sırada attığı disk kazaya başına çarpınca ölen Hyacinthus’u sümbül çiçeğine dönüştürmüştür.  Zeus ile Persephone’nin Hera’nın öfkesiyle Titanalrca parçalanarak öldürülen oğlu Zagreus’un kemiklerini Museler’in yardımıyla bulup Delphi’ye gömmüştür.

Delphi tapınağına göz kulak olan Python adlı dev yılanı, annesi Leto’yu kaçırmaya çalışan dev Tityos’u ve oğlu Asklepios’u yok etmek için yıldırım kullanmak isteyen Kyklopları (Tepegöz) öldürmüş, doğurganlığıyla övünerek annesi Leto’yu gücendiren Niobides’in çocuklarını Artemis’İn de yardımıyla yok etmiştir. Python’u veya Kyklopları öldürdüğü için kötülüklerden arınmak için tam 9 yıl boyunca Teselya’da Pherai kralı Admetos’un ahırlarını temizleyip, sürülerini gütmüştür. Flüt çalmaktaki becerisini kendisiyle kıyaslanan Marsias‘ı bir müzik yarışmasının sonunda bir ağaca bağlayarak diri diri derisini yüzmüş dahası oyunu Marsias’tan yana kullanan Midas’ın kulaklarını da eşek kulaklarına çevirmiştir. Hermes’e Yunanlılarca kerykeion, Romalılarca caduceus olarak bilinen sihirli bir altın asa vermiş, böylece Hermes ateş çıkartabildiği bu asa sayesinde habercilerin efendisi olmuştur.

Hera’nın oyununa gelip Hera, Athena, Poseidon ile birlikte Zeus’u tuzağa düşürmüşse de Briareus’un yardımıyla kurtulan Zeus, Apollon ve Poseidon sürgüne yollayarak, Troya kralı Laomedon için şehrin surlarını örmekle görevlendirilmiştir. Bu sırada kralın sürülerine de göz kulak olan tanrı iş bitiminde ücretini alamayınca şehre hastalık yaymıştır. Bununla birlikte Troya savaşında, Aphrodite gibi Troya tarafında yer almış, Yunanlılara veba getirip, Paris’in Akhilleus’u topuğundan zehirli bir okla vurarak öldürmesine yardım etmiştir.

Hadrian’ın Villasından Ares Heykeli

3.Ares

Ares (Αρης), aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’i seven karanlık tabiatlı cesaret ve savaş tanrısı olup, Zeus ve Hera’nın oğluydu[10]. Stratejik düşünen ve savunma taktiklerine ağırlık veren kız kardeşi Athena’nın aksine Ares savaşın şiddetinden ve kan dökülmesinden keyif almaktaydı. Athena’nın sürekli yoldaşı Nike veya zafer iken, Ares’in seçtiği yoldaşları Enyo, Phobos ve Deimos yani çekişme, korku ve terördü. Saldırgan tabiatı yüzünden Aphrodite hariç diğer Olymposlular tarafından sevilmediği gibi ölümlüler arasında pek popüler değildi. Hephaistos ile evli olan tanrıça Aphrodite ile birlikteyken tanrıçanın kocası tarafından yakalarak diğer tanrılar önünde küçük düşürülmüştür. Aphrodite yakışıklı genç Adonis‘e âşık olduğunda, kıskanan Ares, kendini bir yaban domuzuna dönüştürmüş, ava çıkan çocuğu yaralayarak ölümüne sebep olmuştur.

Antik Yunanistan’da Ares’e ibadet kültü diğer tanrı ve tanrıçalara göre daha az olmakla birlikte özellikle Spartalılar tarafından saygı gösterilmekteydi. Ares, savaş tanrısı olmasına karşın en ufak bir yara aldığında her seferinde somurtkan bir öfkeyle Olympos’a koşan bir korkak olarak tanımlanmıştır. Becerikli bir savaşçı olduğunu da söylemek zordur: Aloadai devleri Olympos’u kuşatınca Ares onlarla savaşmış ancak mağlup olduğunda bronz bir kavanoza hapsedilmiş, sonrasında tanrı Hermes tarafından kurtarılmıştır. Bir seferinde de oğlu Kyknos ile savaşan Herakles’e engel olmak isteyince kahraman tarafından yaralanmış ve Olympos’a kaçmak zorunda kalmıştır. Troya Savaşı sırasında Ares kaybeden tarafta Troyalıları desteklerken Yunan sanatında sık sık elinde Nike (Vzafer) tutarken tasvir edilen Athena muzaffer Yunanlıların yanındaydı. Ares bu savaşta özellikle Amazon kraliçesi Penthesilea’yı aktif olarak desteklemiş, Yunan kahramanı Diomedes tarafından yaralanınca yine Olympos’a kaçmıştır. Roma tanrıları arasında Ares’in karşılığı, Roma halkının babası olarak, koruyucu tanrı olarak antik Roma dininde daha önemli ve onurlu bir yer verilen Mars’tır.

Artemis, Louvre Museum

4.Artemis

Artemis (Αρτεμις), Zeus ile Titan Leto’nun kızı, Apollo’nun kız kardeşi olan, av, orman, yaban hayatı, doğum ve ay tanrıçasıdır. Zeus’un kıskanç eşi Hera, Leto’ya sığınabileceği yeryüzündeki her araziyi korkunç bir lanetle tehdit etmişse de sonunda yüzen Delos adasına sığınan kadın huyları birbirinden gece ve gündüz kadar farklı ikizlerini doğurmayı başarmıştır. Artemis, kardeşinden bir gün önce doğup Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis tıpkı Athena ve Hestia gibi evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. Bununla birlikte doğumun ve genç kızların koruyucu tanrıçası kabul edilmekteydi. Artemis’e, Eileithyia ile birlikte doğum ve ebeliğin birincil tanrıçalarından biri olarak ibadet edilmiştir. Artemis, Antik Yunan tanrıları arasında en çok saygı duyulanlardan biriydi ve Efes’teki tapınağı, Antik Dünyanın Yedi Harikasından biriydi. Roma‘daki muadili Diana’ya özellikle Roma‘daki Aventine Tepesi’nde, Alban Tepeleri’ndeki Nemi Gölü yakınında ve Campania‘da tapınılıyordu.

Zeus’un baştan çıkardığı tanrıçanın hizmetçilerinden Kallisto’nun hamile olduğunu öğrendiğinde onu bir ayıya dönüştürerek vahşi doğaya göndermiştir. Yakışıklı dev Orion, tanrıçanın bir arkadaşıydı ama kıskanç ağabeyi Apollon, onu uzak bir yay vuruşuyla öldürmesi için kandırmıştı. Artemis kederinden arkadaşını Orion takımyıldızı olarak yıldızların arasına yerleştirmişti. Aloadai (Aloadae)devleri Olympos’a saldırdığında Artemis bir geyik kılığına bürünüp, devlerin aralarında koşarak devlerin mızraklarını atmasına, ıskalamasına ve birbirlerine vurmasına neden olmuştur. Avcı Aktaion bir pınarda superileriyle banyo yapan tanrıçayı gözetlemesine kızan Artemis öfkeyle adamı bir geyiğe dönüştürmüş ve kendi köpekleri tarafından parçalanmasına sebep olmuştur. Dev Kalydon (Calydonian) Yaban domuzu, Artemis tarafından, tanrılara yaptığı adaklarda onu ihmal ettiği için ceza olarak Kral Oineus’un topraklarını tahrip etmesi için gönderilmiştir.

Yunan filosu Troya’ya yelken açmaya hazırlanırken, Kral Agamemnon Artemis’i kızdırınca tanrıça hava şartlarına müdehale ederek gemilerin yola çıkmamasını sağlamıştır. Tanrıçayı yatıştırmak için kral, kendi kızı Iphigeneia‘yı feda etmek zorunda kalmıştır. Artemis’İn kızı güvenli bir şekilde sunaktan kaçırdı ve onun yerine bir dişi geyik koyduğu söylenmektedir. Troya Savaşı sırasında kaybeden tarafı desteklemiştir. Rakip tanrı grupları arasındaki çatışmada Hera ile yüzleştiğinde Tanrıların Kraliçesi Artemis’İn elindeki yayı alıp kafasında kırınca gözyaşları içerisinde Olympos’a geri dönmüştür.

Athena büstü. Velletri Pallas tarzı heykel MS 2. yüzyıla tarihlenmektedir

5.Athena

Athena (Αθηνη), Zeus ve ilk eşi Metis’in kızı olan bilgelik, savaş ve el sanatları tanrıçasıydı. Babasının yaptığı gibi çocuklarının kendisini tahtından edeceğinden korkan Zeus karısı Metis’i yutmuşsa da Metis hayatta kalmış, Zeus’un içinde doğurduğu kızının bedenini zırhla kaplamıştır. Athena babasının içindeyken adama öylesine şiddetli bir baş ağrısı vermiştir ki sonunda Hephaestus, Zeus’un başını bir baltayla ikiye ayırmak zorunda kalmıştır. Yaradan tamamen büyümüş durumda bedeni zırhla kaplı Athena çıktı. Tasvirlerinde genellikle miğferli ve elinde mızrak tutan tanrıçanın sembolleri arasında baykuşlar, zeytin ağaçları, yılanlar ve Gorgonlar bulunmaktaydı.  Her ikisi de şehir devleti yani polis kelimesiyle ilişkili Polias ve Poliouchos lakaplarıyla tanınan Athena birçok bakımdan kır tanrıçası Artemis’in karşıtı olup, kentle ilgilidir. Tapınakları genellikle şehrin orta kesimindeki müstahkem akropolün tepesinde bulunuyordu ki Atina Akropolü‘ndeki Parthenon, diğer birçok tapınak ve anıtla birlikte ona adanmıştır.

Athena’nın aslen bir Ege tanırçası olup, ev halkının işlerine göz kulak oluyorsa da zamanla Yunan ekonomisi, Minos uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığında tanrıça başlangıçtaki görevlerini de sürdürmekle birlikte giderek bir Savaş Tanrıçası’na dönüşmüştür. Miken ve Minos uygarlıklarına belki de öncesine dayanan köklere sahip olduğu sanılan Athena’nın erken temsillerinin Minos yılan tanrıçası heykelcikleri olduğu Martin Persson Nilsson ve destekçileri iddia ederken, Athena’nın başlangıçta baykuş olduğunu ya da genel olarak bir kuş tanrıçası olduğunu da eklemiştir[11].

Atina’nın hâkimiyeti için Poseidon ile girdiği yarışmayı kazandıktan sonra ilk zeytin ağacını şehre hediye olarak dikmiştir. Devlerle Olympos tanrılarının Gigantomachia adıyla bilinen savaşı sırasında  Enkelados’u Etna Dağı’nın altına gömmüş ve Pallas’ın derisinden aigis adlı kalkanının yapmıştır. Yardımsever bir tanrıça olup, Perseus‘un Gorgon’u öldürmesine, Argonautların yolculuklarını tamamlamasına ve Herakles’in on iki görevini yerine getirmesine yardım etmiştir. Athena Parthenos “Bakire Athena” olarak bilinmekteyse de bir söylencede Hephaestus ona tecavüz etmeyi denediği ancak başarısız olduğunda tanrının toprağa düşen semeninden doğan Erihthonios’un evlat edindiği söylenmektedir. Roma tanrıçası Minerva ile birleştirilen bir geç dönemi miti ise Ovid’in kaydettiği Poseidon tarafından tapınağında tecavüze uğradığına genç ve güzel bir kızı yılan saçlı canavar Medusa’ya dönüştürmesidir[12].

Bunun yanı sıra intikam almaktan da geri durmamıştır: Tanrıça Athena’dan daha üstün bir dokuma yeteneğine sahip olduğunu iddia ederek tanrıçayı kızdıran Lidyalı kız Arakhne’yi önce kılık değiştirerek uyarmışsa da kız aldırış etmeyince bir örümceğe dönüştürmüştür. Yine bir söylenceye göre kendisini banyo yaparken gören ünlü kâhin Teiresias’ı kör etmiştir. Troya Savaşı’nda kazanan Akhalıların tarafından olmuşsa da kendisinin Troya’daki tapınağına zarar veren Küçük Aias’ı cezalandırmadıkları için öfkelenerek Yunan gemilerine fırtına göndermeyi de ihmal etmemiştir.

MS 130-160 civarında Demeter’in büstü, 5. yüzyıl ortası Yunan orijinaline dayanıyor. Boston Müzesi

6.Demeter

Demeter (Δημητηρ), çiftçiliği, tarımı ve toprağın bereketini koruyan, tarım tanrıçası olup, “iyi tanrıça” olarak bilinmekteydi. Gıda üretimini kontrol ettiği için, muhtemelen antik dünyada en çok tapınılan tanrıçaydı. O ve kızı Persephone, Olympos tanrıları arasına katılmadan önce, kökleri Miken dönemine dayanan bir dini gelenek olan Eleusis Gizemlerinin merkezi figürleriydi. Demeter genellikle Anadolu tanrıçası Kybele ile aynı figür olarak kabul edildi ve Roma tanrıçası Ceres ile özdeşleştirildi.

Demeter’in, Zeus’un ölüler dünyasına hükmeden kardeşi Hades’in dikkatini çeken Persephone adında bir kızı vardı. Hades sonunda kızı kaçırmış ve onu yeraltı dünyasındaki kasvetli sarayına getirmişti. Perişan olan Demeter kaçırılan kızını bulmak için karış karış tüm dünyayı ararken tarıma göz kulak olma görevini ihmal etmiştir. Ortaya çıkan kıtlık yeryüzünde bereketi yok ederken, o kadar çok insan açlıktan ölmüştür ki sonunda Zeus, Hades’e ödülünü geri vermesini emretmiştir. Bununla birlikte, Hades, Persephone’yi yeraltı dünyasından nar tohumlarını yemesi için kurnazca kandırarak kızı sonsuza dek ölüler diyarına bağlamıştır. Sonunda taraflar, Persephone’nin yılın dört ayını Hades ile geçirmesi gereken bir anlaşma yaptılar. İnanışa göre bu dört ay boyunca Demeter kızı Persephone’nin yokluğundan yeryüzünde hiçbir şey büyümesine izin vermemekte böylece kış mevsimi ortaya çıkmaktaydı.

Kızı Persephone’u aramak için Doso adlı yaşlı bir kadın kılığına bürünen tanrıça bir süre için Eleusis Kralı Keleus’un küçük oğlu Demophon’un bakıcılığını yapmış, çocuğa bağlanıp ölümsüz yapmak istemişse de kraliçe Metanira’ın müdehalesiyle başarısız olmuştur. Ardından insanlığı tarım konusunda eğitmek için Triptolemos’a çeşitli bilgileri aktarınca kahraman Yunanistan’a ekin ve hasat etmeyi öğrenmiştir. Poseidon tarafından saldırıya uğraması ve deniz tanrısının onunla zorla bir at şeklinde birleşmesi başka bir söylencenin konusudur: Demeter kendisini bir ata dönüştürmüş, Arkadya’da hüküm süren Apollon’un oğlu Onkos’un sürüsüne katılmışsa da Poseidon’dan kurtulamamıştır. Bu birlikten nympha Despoena ve Pegasus’tan bile daha hızlı olan vahşi at Arion dünyaya gelmiştir. Demeter’in kutsal korusundaki tüm ağaçların kesilmesini emreden Teselya kralı Erysichthon, adak çelenkleriyle kaplı kutsal bir meşeyi kesmeyi reddeden adamlarına kızarak ağacı baltayla kesince ağacın perisi ölmüş bu sırada kralı lanetlemiştir. Demeter, perinin lanetini gerçekleştirerek doyumsuz açlığın ruhu olan Limos’u kralın midesine oturtarak adamı cezalandırmıştı.[13]

Dionysos

7. Dionysos

Şarap, şarap yapımı, eğlence, tiyatro, dini coşkunluk ve ayin çılgınlıkları ile ilişkilendirilen Dionysos (Διονυσος) gerek Olympos tanrıları gerekse ölümlüler tarafından sevilmekteydi. Thebes prensesi Semele ve Zeus’un oğluydu. Tanrının kıskanç eşi Hera, hamileliği sırasında, Semele’yi kandırarak Zeus’un önünde tüm ihtişamıyla görünmesini istemişti. Yeminle bağlanan tanrı isteğe itaat etmek zorunda kalmış ve şimşeklerin ısısı kadını öldürmüştür. Zeus, doğmamış çocuğunu kadının vücudundan çıkarmış, kendi uyluğuna dikmiş ve doğumuna kadar taşımıştı. Dionysos, birkaç ay sonra babasının uyluğundan doğmuş, Dionysos önce Silenus’un ve Nysa Dağı’nın perilerine ve daha sonra Semele’nin kız kardeşi teyzesi Ino ve kocası Athamas’a emanet edilmiştir. Hera, çocuğun yerini öğrendiğinde ve çifti delirtip hem çocuklarını hem de kendilerini öldürmelerine sebep olmuştur. Dionysos sonradan annesi Semele’yi kurtarmak için yeraltı dünyasına gitmiş ve Olympos’a getirmiştir ki, Zeus kadını tanrıça Thyone’a dönüştürmüştür.

Ölümlü bir anneden doğan tek Olympos tanrısı olup belki de bu yüzden ölümlü insanlar arasında çok zaman geçiriyor yeryüzünde bolca seyahat edip onlara şarap hediye ediyordu. Trakya kralı Lykourgos, Dionysos ve arkadaşlarına kendi topraklarında seyahat ederken saldırarak onları denize sürmüştür. Ceza olarak tanrı, adamı karısını ve oğlunu öldürmesine ve kendisini baltayla sakat bırakmasına neden olan delilikle cezalandırmıştır. Thebai Kralı Pentheus, çobanlarını koyun sürülerini otlatmaktan vazgeçirmek ve işlerini bırakıp zevk sefa ve eğlenceye dalmalarına sebep olmakla suçladığı Dionysos’un tanrısallığını kabul etmeyi reddedip, zincire vurulmasını emretmişse tanrı kurtulmayı başarmıştır. Öfkesi dinmeyen kral Dionysos’un Bakkhalarını yakalamaya çalıştığında kendi anne ve kız kardeşinin de aralarında olduğunu gördüğünde şaşırmıştır. Coşkun kalabalık Dionysos’u yakalayıp zincire vurmasını cezalandırmak için taş fırlattığında adam kayalardan düşüp parçalanmıştır. Girit’te Theseus’a âşık olup, Minotor’un yaşadığı, Daidalus tarafından inşa edilmiş labirentte yolunu bulmasına yardım eden Girit Kralı Minos’un kızı kahraman tarafından terk edilince bir söylenceye göre Dionysos kızın üzüntüsüne son vermek için Artemis’ten onu öldürmesini istemiş bir başkasına göre Ariadne’yi Nakşa adasından kurtarıp Limni adasına götürüp, onunla evlenmiştir.

Dionysos, Ege Denizi adalarında seyahat ederken, onu köle olarak satmayı düşünen Tiren korsanları tarafından esir alınmıştı. Tanrı, korsanların gemilerini sürünen asmalar ve vahşi hayvanların hayaletleriyle istila ettiğinde dehşete düşen adamlar denize atlamış ve yunuslara dönüşmüştü.

Dionysos, Atinalı kahraman Ikarios’a (Icarius) şarap yapımı sanatını öğretmiştir. Ancak bazı çobanlar, şarabı içtikten sonra zehirlendiklerini düşünerek onu öldürdüler. Kederli tanrı daha sonra onu çoban takımyıldızı olarak yıldızların arasına koymuştu. Dionysos, Asya’nın en uzak bölgelerinde Hint ulusuna karşı bir sefer başlattı ve Satirler, Mainades ve yarı tanrılardan oluşan bir orduyu yönetmiştir.

19.yüzyıl yazarları Dionysos’u, Yunan panteonuna isteksizce kabul edilen yabancı bir tanrı olarak düşünmüşlerse de yeni kanıtlar Dionysos’un aslında Yunanistan anakarasında varlığı kanıtlanan en eski tanrılardan birisi olduğunu göstermiştir[14]. Miken Yunanistanı’nda MÖ 1300’lerde Pylos’taki Nestor Sarayı’nın içinde ve çevresinde Dionysos kültünün varlığı arkeolojik açıdan kanıtlanmıştır. Dionysus, Romalılar tarafından Bacchus, uyandırdığı çılgınlık ise bakkheia olarak adlandırılıyordu.

Hephaestus veya Latince Vulcan heykeli (Coustou, 1742 Louvre Müzesi)

8.Hephaestus

Hephaestus (Ἡφαιστος), Tanrılar ve kahramanlar için demircilik zanaatıyla uğraşarak silahlar ve zırhlar üreten ateş tanrısı olup, bir anlatıya göre Zeus ve Hera’nın oğlu adını verirken, diğerleri onun sadece Hera tarafından doğurulduğunu söylemektedir. Hephaestus öylesine çirkindi ki bizzat annesi Hera, çocuğundan tiksinerek onu Olympos dağından aşağı fırlatarak topal olmasına sebep olmuştur. Burada demirciliği öğrenen tanrı kendine bir atölye kurakla kalmamış ve ateş, metalurji, heykel ve Athena’ya göre daha mütevazi çapta zanaat tanrısı olmuştur. Hephaestus tanrıların tüm silahlarını yapmış, Olympos’a demirci olarak hizmet etti ve Yunanistan’ın imalat ve sanayi merkezlerinde, özellikle Atina’da ibadet edildi. Hephaestus’un sembolleri bir demirci çekici, örs ve bir çift maşaydı.

Hephaestus, eşsiz güzellikteki aşk tanrıçası Aphrodite ile evlenmiş se de bu evliliğin Olympos tanrılarının güzel kız için kavga etmesini engellemek bizzat Zeus tarafından ayarlandığı söylenmektedir. Bir başka söylence ise Hephaestus’un annesini, kendisine yönelik kötü muamelesine karşılık özel olarak hazırlanmış bir tahta hapsettiğini ve ancak Aphrodite ile evlilik sözü aldığında serbest bıraktığı anlatılmaktadır. Akropolis yakınlarındaki Hephaestion, Yunanistan’daki en güzel korunmuş antik tapınaktır.

Aphrodite ile evlenmişse de karısı tarafından Ares ile aldatılmış o da ikisini bir tuzak kurup yatakta yakalayarak tüm tanrılara rezil etmiştir. Hephaestus, karısı Aphrodite’in Ares ile ilişkisini fark ettiğinde bu ilişkiden doğacak çocuklarının soyunu lanetlemişti. Aphrodite’in, Ares’ten Harmonia adlı bir kızı olmuş, kız büyüdüğünde Thebesli Cadmus ile nişanlanmıştı. Nişan haberini duyan Hephaestus, Harmonia’ya zarif bir kolye hediye etmiş ve kolyeyi takacak herkese felaket getirmesi için lanetlemiştir.

Hephaestus, Zeus’un talimatıyla “Pandora’nın kutusu” söylencesinin kahramanı olan ilk ölümlü kadın Pandora’yı yaratmış, Hesiod’a göre her tanrı ona benzersiz armağanlar vererek iş birliği yapmıştır. Athena’ya tecavüz etmek isterken başarısız olmuş ancak topraktan Erichthonius adlı oğlu olmuştur.

Troya savaşında kazanan taraf Yunanlıların tarafında olmuş, Akhilleus tarafından aşağılandığı için savaşa katılan Skamandros (Karamenderes nehri) adlı nehir tanrısı ile karşılaşmış, Hera ve Athena ile birlikte tanrının Akhilleus’u öldürmesini engellemiştir[15]. Troya savaşında Akha ordusunu savaşa götürmesi için kalkanını ödünç verdiği Patroklos, Hektor tarafından öldürülüp, kalkanı da ganimet olarak alıkonulunca Hephaistos’un annesi Thestis oğlundan Akhilleus’a yeni bir kalkan yapmasını istemiş, tanrıda muhteşem dekoratif görüntülere sahip bir kalkan hazırlamıştır.

Hera (Barberini)

9.Hera

Cronus ve Rhea’nın kızı, Zeus’un eşi ve tanrıların kraliçesi olarak hüküm süren Hera (Ἡρη), evlilik, doğurganlık tanrıçası olmakla kalmayıp, evli kadınların da koruyucusuydu. Hera’ya âşık olan Zeus, ilk evlenme teklifi reddedilince tanrıçanın hayvan sevgisini kullanarak amacına ulaşmaya çalışmıştır. Bir fırtına yaratan tanrı kendini küçük bir guguk kuşuna dönüştürerek tanrıçanın penceresinin önüne gelerek sıkıntı içindeymiş gibi davrandı. Hera, kuşa acıyarak onu içeri alıp, ısıtmak için göğsüne tuttuğunda ise Zeus amacına ulaşmış, çift evlendiğinde tüm doğa bu düğün için çiçek açmıştır.

Zeus’un tüm çapkınlıklarına karşın eşine sadık kalan tanrıça son derece kıskanç ve intikamcıydı. Leto, Semele ve Alkmene dâhil olmak üzere Zeus’un evlilik dışı ilişkilerinin çoğuna eziyet etmişti. Bunlardan biri olan Io bir ineğe dönüştü ve Hera onu durmaksızın rahatsız etmesi için bir sineği gönderdi. Callisto’yu ayıya çevirdi ve Artemis’i onu avlaması için ayarladı. Başka bir kadın olan Semele’yi Zeus’tan tüm ihtişamını onun önünde ifşa etmesini istemek için kandırdı, tanrının görünüşü talihsiz ölümlü kadını öldürdü. Zeus’un Alcmene ile buluşması Herkül’ün (Herakles) doğmasına sebep olunca Hera’nın nefreti çocuğa odaklandı. Beşikteki çocuğu zehirlemek için yılanlar gönderdi, hayatta kalamayacağı umuduyla on iki görevi düzenledi ve topraklarını ziyaret ettiğinde savaşçı kadınlar Amazonları onun karşısına çıkardı. Hera sanatta görkemli ve ağırbaşlı olarak, genellikle bir taht üzerinde ve etaçlı elinde bereketin sembolü nar veya haşhaş ile tasvir edilmiştir. Romalı muadili Juno’dur.

Hermes

10.Hermes

Tanrıların elçisi Hermes (Ἑρμης) ticaret, güzel söz söyleme sanatı, zenginlik, şans, uyku, seyahat ve hayvan yetiştirme tanrısı olarak çok çeşitli becerilere sahip olup, gezginlerin, hırsızların ve tüccarların koruyucusuydu. Sürekli eğlence arayışı içindeki tanrı yaramazlıklarıyla tanınmaktaydı. Kanatlı sandaletlerinin yardımıyla ölümlülerin ve tanrıların dünyaları arasında hızlı ve özgürce hareket edebiliyordu. Ayrıca ruhları ölümden sonraki yaşama doğru yeraltı dünyasına taşımak da onun göreviydi. Hermesin sembolü, çiftleşen iki yılan ve diğer tanrıların oymaları ile iç içe geçmiş kanatlı bir asa olup Yunanca kērukeion (κηρύκειον) Latince caduceus adıyla biliniyordu.

Daha yeni doğmuş bir bebekken beşiğinden kaçarak Apollo’nun kutsal sığır sürüsünü çalmış ve kaplumbağa kabuğundan ilk liri yapmıştır. Hırsızlığını affettirmek için lirini Apollo’ya vermek zorunda kalmış ancak. Ardından sığırlarını çaldığını bildirdiği için çoban Battos’u taşa dönüştürerek cezalandırmıştı. Zeus, Maia’dan olan oğlunun maskaralıklarından öylesine eğleniyordu ki ona Olympos’un on iki yüce tanrısı arasında kabul etmişti.

Zeus’un emriyle Hera tarafından kontrol edilen yüz gözlü dev Argos Panoptes’i öldürerek canavar tarafından esir edilen Zeus’un metresi Io’yu kurtarmıştı. Yine devler tarafından hapsedilen Ares’i kurtarmış, Perseus’a Gorgon Medusa’yı öldürme arayışında yardım etmiş, Odysseus ve adamlarını serbest bırakması için Calypso ile konuşmak da dâhil olmak üzere birçok işi yürütmüştür. Odysseus’a kahramanı cadı Kirke’nin büyüsünden korumak için büyülü bir bitki vermiştir.

Hermes, üvey kardeşi Apollon ile aynı gece Daedalion’un güzel kızı Khione ile birlikte olmuş, kadından sonradan ünlü bir hırsız olacak Autolycus adlı oğlu dünyaya gelmiştir.

Roma mitolojisinde Hermes, Latince “ticaret” anlamındaki merx kelimesinden üretilen Mercury adıyla biliniyordu.[16]

Poseidon, Neptune, Neptunus

11.Poseidon

Poseidon (Ποσειδων), deniz tanrısı olup, fırtına, sel ve deprem üretme gücüne sahipti.  Homer ve Hesiod’a göre Zeus kral olduğunda evreni kendisi ve iki erkek kardeşi arasında kura ile paylaştırmış, Hades yeraltı dünyası, Poseidon ise denizler üzerinde egemenlik kurmuştur[17]. Yeryüzü ve Olympos Dağı üçüne de aitti. Deniz tanrısı olarak denizcilerin, birçok Helen kentinin ve kolonisinin koruyucusu olmanın yanı sıra atların terbiyecisi veya babası olarak kabul edilmekteydi. Kendi görkemli at arabası ile köpüklü dalgaların arasından giderek yolculuk etmekteydi. Olympos tanrıları öncesinde Bronz Çağı Yunanistan’da, Pylos ve Thebes’te baş tanrı olarak saygı görüyordu. Romalı eşdeğeri Neptün’dür.

Titanlar Savaşı (Titanomahia) sırasında Kyklopes (Tepegözler) Poseidon için büyülü bir uçlu asa (trident) yapmıştı. Poseidon kardeşleri Zeus ve Hades ile birlikte Titanları yenerek onları Tartaros’a hapsetti. Titanların düşüşünden sonra Zeus, Hades ve Poseidon, kozmosun bölüşmüş, gökyüzü Zeus’un, yeraltı Haddes’in, denizler Poseidon’un payına düşmüştür. Devler Olympos’u kuşattığında (Gigantomahi) bunlardan Polybotes, Poseidon’un Kos adasından koparıp fırlattığı Nisyros adasının altında bırakarak ezmiştir[18].

Athena ile Atina ve çevresindeki Attika topraklarının kontrolü için Akropolis’te yarışmıştır: Poseidon, üç uçlu mızrağıyla bir kayaya vurdu ve bir su pınarını ortaya çıkardı ancak su tuzluydu ve beğenilmedi. Athena ise mızrağının dokunuşuyla yerden bir zeytin ağacı çıkardı ve galip ilan edildi. Zeytin, Atina ekonomisinin ve yaşamının temeliydi. Kaybettiği için öfkelenen Poseidon, Atinalıları onu seçmedikleri için cezalandırmak için Attika Ovası’na korkunç bir sel gönderdi. Tanrıyı yatıştırmak için Parthenon’un hemen karşısındaki Atinalı kahraman Erechtheus için inşa edilen tapınakta kendisine de tapınılmıştır.

Poseidon, karısı Amphitrite ile denizin altındaki muhteşem bir sarayda yaşıyorsa da dışarı çıkıp küçük maceralar yaşamaktaydı. Poseidon’un âşık olduğu Scylla’yı altı başlı ve on iki ayaklı bir canavara dönüştüren karısı Amphitrite’de Hera’dan daha az kıskanç değildi.

Demeter’in bakireliğiyle övünmesine kızan Hera, Poseidon’nun aklına Demeter ile birlikte olma fikrini sokmuş, Demeter yanına gelen tanrı görünce bir kısrağa dönüşüp kaçmaya çalışmış ancak Poseidon bir aygıra dönüşüp onu yakalamıştır. Poseidon, çoğu zaman bir hayvan veya akan su kılığında birçok periyi ve ölümlü kadını da baştan çıkarmıştır. Gorgon Medusa, Tyro, Amymone ve kahraman Theseus’un annesi Aithra bunların bazılarıdır.

Apollon ile birlikte Troya kentinin surlarının inşasına yardım etmiş ancak Kral Laomedon vaat ettiği ödülü vermeyi reddettiğinde, toprağı mahvetmek için bir salgın ve bir deniz canavarı göndermişlerdir. Bir kâhin, Laomedon’a kenti kurtarmanın tek yolunun kızı için Hesione’yi bir kayaya bağlayarak feda etmek olduğunu açıklamışsa da kız Herakles tarafından kurtarılmıştır.

Homeros’un Odysseia destanında kahraman Odysseus’un, Troya’dan memleketi Ithaca’ya deniz yolculuğu sırasında karşılaştığı Poseidon’un oğlu kyklop Polyphemos’u kör etmesi üzerine tanrı kahramanın filosunu dağıtıp, gemilerini enkaza çevirmek için bir fırtına göndererek yolculuğun 11 yıl sürmesine sebep olmuştur.

Platon’un geç diyaloglarından Timaeus ve Critias’ta efsanevi Atlantis adasının Poseidon’un egemen olduğu bölgede olduğu kayıtlıdır[19].

Zeus Büstü, Yunan orijinalinin mermer kopyası. MS 2. yüzyıl

12. Zeus

Zeus (Ζευς), Olympos Dağı’nda tanrılarının kralı olarak hüküm süren eski Yunan dininde gökyüzü, şimşeklerin ve gök gürültülerinin tanrısıdır.

Zeus, Titan Kronos ve Rheia’nın en küçük çocuğuydu. Kronos, çocuklarının her birini doğdukları gibi yutuyorsa da annesi onu saklayarak Kronos’a yutması için kundağa sarılı bir taş vererek bebeğini kurtarmıştır. Tanrı, periler tarafından bakıldığı ve Amaltheia keçisinin sütü ile beslendiği Girit’teki Dikte Dağı’nda gizlilik içinde büyümüştü. Bebeğin ağlama sesi Kronos tarafından duyulmasın diye savaş dansları yaparken kalkanlarını birbirine çarptırarak gürültü yapan savaşçı Kouretes tarafından korunmaktaydı. Zeus yetişkin olduğunda Kronus’un hizmetindeki Metis’in yardımıyla titana yuttuğu tanrıları kusturmuş ardından Tanrılar ile Titanlar arsında bir savaşa liderlik etmiştir.  Gökyüzünün altı dev oğlunu Tartaros çukurundan kurtarmış, Kykloplar (Tepegözler) ve Hekatonkheires (Yüz-Eli olanlar) minnettarlıkla Tanrıların yanında savaşmıştır. Titanların düşüşünden sonra, Zeus ve kardeşleri kozmosun egemenliğini bölmek için kura çekmiş, Zeus gökleri, Poseidon’u denizi ve Hades yeraltı dünyasını kazanmıştır.

Zeus’un ilk karısı Titan kardeşlerden biri olan Metis’ti. Bir kâhin, oğlunun Tanrıların Kralı olarak onun yerine geçeceğini söylediğinde hamile tanrıça Metis’i yemişse de çocukları Athena karnında doğup, büyümüş ve kafasının içinde çıkmıştır. Zeus daha sonra guguk kuşu kılığında baştan çıkardığı Hera ile evlenmiş ama bir gözü sürekli dışarıda olmuş ve çok sayıda kadınla ilişki yaşamıştır. Onun ilişkilerinden yeryüzünde çok sayıda başka tanrı, yarı tanrı ve ölümlü kahraman doğmuştur. Zeus, kıskanç ve intikamcı karısı Hera’yı sevmekle birlikte ölümlü kadınlarla birlikte olmaktan geri durmamıştır: Bir kuğu kılığında Leda, boğa olarak Europa, altın yağmuru olarak Danae, kocası kılığında Alkmene, tanrıça Artemis olarak Kallisto ve bir satir olarak Antiope de dahil olmak üzere birçok kadını baştan çıkarmıştır.

Prometheus insan ırkını yaratıp, onlara tanrılardan çaldığı ateşi verdiğinde, Zeus, ilk kadın Pandora’nın yaratılmasını emrederek bu eylemi cezalandırdı ve onu insanlığın başına bela olacak dertlerle dolu bir kutuyla yeryüzüne göndermişti. Prometheus ise yakalanarak, kendisine her gün canlı canlı ciğerini yiyerek işkence edecek bir kartal eşiğinde ile bir dağa zincirlenmiştir.

İnsanlığın ilk nesilleri kötülüğe ve yozlaşmaya uğradığında Zeus onları büyük bir tufanla yeryüzünden silmeye karar verdiğinde erdemli bir çift, Deukalion ve Pyrrha kurtulabilmiştir. Sonrasında insanların yeniden yeryüzünü doldurmalarına izin verilmiştir.

Titanların hapsedilmesine öfkelenen toprak tanrıçası Gaia, Devleri Olympos tanrılarına karşı ayaklanmaya çağırdığında Gigantomahia adıyla bilinen Tanrılarla Devlerin savaşı yaşanmış, Olympos kuşatılmışsa Zeus, ölümcül şimşekleri ve diğer tanrıların yardımıyla krallarını ve diğerlerini alaşağı etmeyi başarmıştır. Gaia, daha sonra Typhoeus adlı bir dev yaratıp, Olympos’a göndermiştir. Tanrıların geri kalanı dehşet içinde kaçarken Zeus canavar tarafından mağlup edilmiştir. Bununla birlikte Pan daha sonra tanrının gücünü geri kazanmasını sağladığında Zeus, devi rövanş savaşında mağlup etmiş ve onu Etna Dağı’nın altına bağlamıştır.

Tanrının en sevdiği ölümlü oğlu, 12 görevi boyunca desteklediği ve sonunda Olympos’ta bir tanrı olarak karşıladığı Herakles‘tir. Zeus kötüleri bizzat kendisi cezalandırmaktan geri durmamıştır: Gökyüzünden ambrosia çalan Tantalos, tanrılara insan eti hizmet eden Lykaon, tanrıça Hera’ya tecavüz etmeye çalışan Ixion ve kendisini taklit eden Salmoneus bunlardan bazılarıdır.

Yunan sanatında Zeus genellikle ya heybetli bir şekilde otururken ya dayakta sağ elinde bir şimşek tutarken tasvir edilmiştir. Jupiter adıyla en önemli Roma tanrısı olmuş, tarım ve çiftçilerin koruyucusu olarak hasat şölenlerine başkanlık etmiştir. Roma’daki Capitoline Tepesi’ndeki tapınağı tüm Roma İmparatorluğu’nun dini merkeziydi.

Ek. Hestia

Hestia (Ἑστία), Zeus’un küçük kız kardeşi olmakla birlikte genellikle 12 Olymposlu panteonunun dışında tutulmaktadır. Evi ve ocağı koruyan Hestia tüm tanrıçaların en nazik olanıydı. Yunan kültüründe, Hestia evdeki her kurban için ilk adağı alırdı. Söylenceye göre on iki Olympos tanrısından olmakla birlikte Dionysus doğduğunda, ona kendi isteğiyle tahtını vermiştir.  Geri dönmesi istendiğinde Olympos’u ısıtan ateşin yanında oturmanın kendisine daha çok keyif verdiği konusunda ısrar etmiştir. Tanrıça Vesta, onun Roma muadilidir.

Önemli Not

Antik Çağ tarihi ve Mitoloji hakkında hazırlamayı düşündüğüm ‘Dünden Önceki Günler’ başlıklı 45 videoluk dizinin 3. videosu olarak bu makalede konu edinilen Olympos tanrıları videosu aşağıda izlenebilir:

 Youtube kanalıma yüklendiğinde haberdar olmak isterseniz kanalıma abone olabilir veya bu sayfayı sık kullanılanlara ekleyerek, yüklendiğinde buradan izleyebilirsiniz. Dizinin öcneki bölümleri ‘Antik Çağ’ın yedi Harikası’ ve ‘Yunan ve Roma’da Büyü’ konulu videoları ise linklerini tıklayarak seyredebilirsiniz.

Kaynakça

Beekes,R. S. P. Etymological Dictionary of Greek, Brill, 2009

Burkert, Walter. Greek Religion, Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press, 1985.

Burkert, Walter. The Orientalizing Revolution: Near Eastern Influence on Greek Culture in the Early Archaic Age, 1998

Cook, Arthur Bernard, Zeus: A Study in Ancient Religion, (3 vol), (1914–1925). New York, Bibilo & Tannen, 1964.

Dietrich, B. C., The Origins of Greek Religion, Bristol Phoenix Press, 2004

Farnell, Lewis Richard. The cults of the Greek states I: Zeus, Hera Athena Oxford, 1896

Graves, Robert. The Greek Myths, revised edition. Penguin, 1960

Hansen, William. Classical Mythology: A Guide to the Mythical World of the Greeks and Romans. Oxford University Press, 2005

Isler-Kerényi, C., & Watson, W. “Modern Mythologies: ‘Dionysos’ Versus ‘Apollo'”. In Dionysos in Archaic Greece: An Understanding through Images Leiden; Boston: Brill, 2007

Marcovich, Miroslav, “From Ishtar to Aphrodite”, Journal of Aesthetic Education, 1996. 39 (2): 43–59

Moore, Clifford H., The Religious Thought of the Greeks, 1916

Nilsson, Martin Persson. The Minoan-Mycenaean Religion and Its Survival in Greek Religion (2th ed.), New York: Biblo & Tannen, 1950.

Nilsson, Martin Persson. Die Geschichte der griechischen Religion, München, Germany, 1967

Powell, Barry B. Classical Myth (8th ed.). Boston: Pearson, 2015

Puhvel, Jaan, Comparative Mythology, Baltimore, Maryland: Johns Hopkins University Press, 1987. ISBN 0-8018-3938-6

Roman, Luke; Roman, Monica. Encyclopedia of Greek and Roman Mythology. Infobase Publishing, 2010

Seznec, Jean. The Survival of the Pagan Gods: Mythological Tradition in Renaissance Humanism and Art, 1953.

Simon, Erika. Festivals of Attica: An Archaeological Companion, Madison, Wisconsin: University of Wisconsin Press,1983. ISBN 0-299-09184-8

Smith, William. Dictionary of Greek and Roman Biography and Mythology, London,1873

Notlar

[1] Puhvel 1987: 27

[2] Marcovich 1996: 43–59.

[3] Burkert 1985: 52–153.

[4] Pausanias, I. XIV.7

[5] Yunanca aphrós (ἀφρός) ‘deniz köpüğü’ anlamına gelmektedir.

[6] Simon 1983: 49.

[7] Homer, İlyada 21.499

[8] Pausanias, 2.26. 1-7

[9] Ovid. Metamorphoses. I: 452-567.

[10] Hesiod, Theogony 921

[11] Nilsson 1950: 496; Nilsson 1967: 347, 433.

[12] Ovid, Metamorphoses 4.794–803

[13] Ovid. Metamorphoses VIII, 738-878; Callimachus, Demeter Hymn, 34 ff

[14] Isler-Kerényi, 2007: 5–16.

[15] Homeros, İlyada XX, 73/74

[16] Powell, 2015: 178

[17] Hesiod, Theogony 456.

[18] Apollodorus, 1.6.2

[19] Platon, Timaeus 24e–25a

Exit mobile version