Achilles
Yunan Mitolojisi

Akhilleus, Ἀχιλλεύς, Achilles, Achille, Aşil

Makale: Özhan Öztürk

Akhilleus (Ἀχιλλεύς), Homeros’un İlyada ile Statius’un Akhilleid destanlarının en önemli kahramanının olup, ayrıca Apollodorus, Bibliotheke (3.13.6), Homer Odysseia (11.470ff), Ovid’in Metamorphoses (12, 13) ve Hyginus’un Fabulae (96, 106, 107) eserlerinde de bahsi geçmektedir. Akhilleus, Teselya’nın Phthia kentinin ölümlü kralı Peleus ile deniz tanrıçası Thetis’in oğludur. Zeus ile Poseidon’un bir kâhinden âşık oldukları Thetis’ten doğacak oğlun babasından daha güçlü olacağını öğrenince onun bir tanrı yerine ölümlülerden birisi ile evlenmesini sağlamışlardır (Homer, İlyada XVIII, 429). Çiftin düğünü Pelion dağında gerçekleşmiş, düğüne çağrılmayan Eris’in masaya fırlattığı altın elmanın paylaşımı Paris’in hakem olduğu ilk güzellik yarışmasının düzenlenmesine sebep olmuştur.

Bir söylenceye göre Akhilleus’un ölümsüz annesi kocasından

Akhilleus

oğullarına geçen ölümlülere özgü özellikleri yok etmek için onları canlı canlı ateşe sokarak ölümlerine sebep olmuştur. Yedinci çocuğu olan Akhilleus’a de aynı işlemi uygularken gizlice karısını gözetleyen kocası Peleus, dudakları ve sağ ayağının aşık kemiği (ayak bileği) yanmış, oğlunu karısının elinden alarak son anda kurtarmıştır. Thetis, kocasının müdahalesine kızınca denize geri dönmüş, Peleus ise oğlunu Pelion dağında yaşayan kentaur Kheiron’a götürerek çocuğun yanık kemiğinin tedavisini istemiştir. Kheiron sağlığında çok hızlı koşmasıyla tanınan dev

Aklilleus , Pelion dağında yaşayan kentaur Kheiron’dan silah kullanmayı öğrenirken

Damysos’un mezarından ayak kemiğini alıp yanık kemikle değiştirerek Akhilleus’un olağanüstü hızda koşuculuk yeteneğine sahip olmasını sağlamıştır. Bir diğer söylenceye göre ise Thetis, Akhilleus’u yeraltı ırmağı Styx’te yıkayarak oğluna ölümsüzlük kazandırmış ama çocuğunu topuğundan tutarak suya daldırdığı için bu bölge yaralanabilir olarak kalmıştır.

Kherion’un annesi ile karısı çocuk Akhilleus’a çok iyi bakmış, delikanlılık çağında avlanmayı, şarkı söyleyip lir çalmayı, atları terbiye etmeyi ama en önemlisi acıya dayanmak, yalan söylememek gibi savaşçılara özgü erdemlerin tümünü de öğrenmiştir. Kheiron’dan müzik,  ilaç bilgisi ve şifacılık sanatını da öğrenen Akhilleus bu yeteneğini Troya savaşı sırasında kullanmıştır (Hom. İl. XI, 485). Kheiron, inançlı ve güçlü olması için bal ve hayvan sakatatıyla beslediği çocuğa o zamana dek Ligyron adıyla bilinmesine karşın Akhilleus adını vermiştir.

Cesaret, güç, askeri beceri, onur ve gurur gibi Yunanlıların değer verdiği niteliklere neredeyse tanrısal ölçülerde sahip olan Akhilles savaş yeteneğiyle idealize edilirken Homeros’un göz ününe serdiği öfke, inat ve intikam gibi insani zayıflıkların da kahramanın davranışlarına yön vermesi Akhilles’in İlyada destanında önemli bir rol oynamasını sağlamıştır.

Akhilleus Troya Savaşı’nda 

Akhilleus, Nestor, Odysseus ve Pataraklos’un daveti üzerine

Akhilles, Skyros’tan alınırken (Gayley, 1893)

Myrmidonlardan oluşan 50 gemilik bir filonun komutanı olarak Troya savaşına katılmıştır. Homerik anlatıya göre Akhilleus’un annesi Thetis’ten Troya’ya giderse büyük şöhret kazanacağını ama orada savaş meydanında öleceğini, gitmezse uzun ama şan ve şereften yoksun bir hayat sürebileceğini öğrenmesine rağmen düşünmeksizin şöhret ve ölümü seçmiştir. Statius’un Akhilleid göre ise bir kâhin Peleus’a oğlunun Troya’da öleceğini

Akhilleus, Troya savaşında

bildirince onu kız kıyafetleri giydirerek gönderdiği Skyros kralı Lykomedes’in sarayında 9 yıl boyunca Pyrrha (kızıl saçlı) adıyla saklamıştır. Akhilleus burada Lykomedes’in kızlarının biriyle sevişerek gelecekte kral olacak Neoptolemos’un doğumuna sebep olmuştur. Akhaların kâhini Kalkhas’ın kehaneti üzerine Troya savaşının Akhilleus olmadan kazanılamayacağını öğrenen Odysseus gezgin satıcı kılığında Skyros’a giderek kahramanı bulmaya çalışmıştır. Lykomedes’in hareminde renk renk kumaş ve elbiselerin arasında bir kaç silahı da sergileyen Odysseus, kız kılığında bile olsa kahramanın silahlarla ilgilenmesinden Akhilleus’u tanımıştır. Bu olaydan sonra oğlunun kaderine engel olamayacağını anlayan babası bir zamanlar Hephaistos’un kendisine düğün armağanı olarak verdiği hiçbir silah tarafından zedelenemeyen kutsal zırhını Akhilleus’a vermiştir.

Savaşın başlarında Akhalar, Troya’nın güneyindeki Mysia’ya çıkıp bölgeyi yağmalarken Akhilleus Telephos ile savaşıp, düşmanını yaralamayı başarmıştır. Troya’yı almak uğruna kızı İphigeneia’yı kurban etmeye karar veren Agamemnon kızını sözde Akhilleus ile nişanlamak için Aulis’e getirmişse de kahraman durumu anlayınca yaralarını iyileştirmesi için kendisini takip edip yanına gelen Telephos ile birlikte Yunanistan’ı terk ederek yeniden Anadolu’ya doğru yola çıkmıştır. Tenedos adasında Agamemnon ile tartışan ve Apolon’un oğlu Tenes’i öldüren kahraman Troya’da 9 yıl boyunca savaşmış, çok sayıda kenti yağmalayıp, sayısız düşman öldürmüştür. Çıkar gözetmeden savaşan Akhilleus yağmada aslan payını alan Agamemnon’a küsüp savaştan çekilmiştir. Akhilleus’un önderliğinde gerçekleşen bir akın sırasında elde edilen ganimetten Agamemnon’un payına Apollon rahiplerinden Khryses’in kızı Khryseis düşmüşse de rahibin tanrıya yalvarması sonucunda Yunan kampı Apollon’un gazabına uğramıştır. Yunanlı kâhin Kalkas musibetin ortadan kalkması için kızın serbest bırakılması gerektiğini söylemişse de Agamemnon isteksiz davranınca Akhilleus ile kavgaya tutuşmuş sonunda ikna olmuşsa da onurunu kırılan kral Akhilleus üzerindeki otoritesini gösterebilmek uğruna kahramandan kölesi Briseis’e kendisine vermesini istemiştir. Ganimetleri bizzat kendisi toplarken çadırından çıkmayan Agamemnon’un tavrına iyice öfkelenen Akhilleus o günden sonra çadırından ayrılmamış dolayısıyla savaşa katılmamıştır. Akhilleus’un savaş alanından uzaklaşmasıyla Yunan üstünlüğü sona erince bir süre sonra Agamemnon Akhilleus’un ayağına giderek Briseis’i başka hazinelerle birlikte geri vermeyi teklif etmişse de Akhilleus krala sunduklarının “toz tanesi kadar değersiz” olduğunu söyleyerek reddetmiştir. Bununla birlikte savaşın onuncu yılında Troyalıların gözünü korkutmak için Akhilleus’un zırhıyla Myrmydonların başında savaşa katılan dostu Patraklos’un Hektor tarafından öldürülmesi üzerine Agamemnon’la anlaşıp öfkeyle savaş meydanına geri dönmüştür. Hektor’u boğazına bir mızrak saplayarak yere yıkan, ölmek üzere olan hasmının cesedini Troya’da bırakması için yalvarışını dikkate almadan Yunan kampına geri dönmüştür. Patraklos için düzenlenen görkemli cenaze töreninden sonra Hermes tarafından yol gösterilen Troya kralı Priam gizlice Yunan kampına giderek Akhilleus’un karşısına çıkmış, kahramanın önünde diz çökerek ağlayarak oğlunun cesedini uygun bir cenaze töreni düzenleyebilmesi için kendisine vermesi için yalvarmıştır. Akhilleus acılı babanın ağlamasından etkilenerek isteği kabul etmiş ve Hektor’un cesedini Troya’ya göndermiştir.

Aşil’in Topuğu

Homeros’un İlyada’sı burada bitmekle birlikte diğer kaynaklarda Akhilleus’un Troya düşmeden önce savaş meydanında bir anlatıya göre Apollon, bir diğerine göre ise Paris tarafından topuğundan vurularak öldürüldüğü anlatılmıştır (Hom. İl. Hom. Od. XI, 467-540; Apollod. Bibliotheke III, xiii, 5-8; Apollod. Epitome III, 14-V, 7; Ov. Met. XI, 217-265; XII, 580-XIII, 398; Ovid, Heroides III; Apollonius Rhodius, Argonautica IV, 783-879) Sadece topuğundan yaralanabilen kahramanın durumuna atfen Akhilleus’un topuğu deyimi batı edebiyatında ‘saldırı ve tenkide açık olan’ anlamında kullanılmıştır. Hatta siyasi belirsizliğinden ötürü “İrlanda” bazı yazarlarca -İngiltere için- Akhilleus’un topuğu olarak nitelendirilmiştir. Kelime Türk yazarlarca Fransızca Achille kelimesinden (‘Aşil’ okunur) alındığı için Aşil’in Topuğu deyiminde olduğu gibi Türkçe’ye Aşil formunda ödünçlenmiştir.

KaynakÖzhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için

Related posts

Yorum Ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tavsiye veya takip etmek isterseniz?

error: Telif sorunu yaşamamanız için makalemi beğendiyseniz içeriğini değil sadece linkini paylaşabilirsiniz !!