Hippodrome veya  Konstantinopolis Hipodromu (Ἱππόδρομος τῆς Κωνσταντινουπόλεως) ki Osmanlı döneminde At Meydanı bugün ise Sultanahmet Meydanı adıyla bilinmektedir Bizans döneminde kentin sosyal ve spor amaçlı kullanılan en önemli meydanı olup, 440×125 m ölçüleriyle 60-100 bin kişiyi ağırlayabilmekteydi. Yunanca “at yolu” anlamına gelen Hippodrome’un (Ιππόδρομος) varlığı kent tarihi kadar eskidir.

Hipodrom veya Sultanahmet meydanı nerede? Nasıl gidilir?

Hipodrom nedir, Hipodromların tarihi

Hipodromun en eski örnekleri Antik Yunanistan‘a dayanmakta olup, genellikle bir yapıya gerek olmaksızın düz bir arazi üzerinde yapılan yarış pisti etrafında seyircilerin oturması için toprak bir setten oturma yerleri ile atlar için en az iki tane dönüş yeri işareti (kampteras) bulunması yeterliydi. Roma kentlerinde ise

Onofrio Panvinio’nun De Ludis Circensibus (Venedik, 1600) adlı eserinde yayınlanan ve Konstantinopolis Hipodromunu harabe halinde gösteren çiziminin 1580’de yapıldığı sanılmaktadır. Resimden Osmanlı döneminde 16. yüzyıl sonlarında dikilitaş ve örme sütun gibi süslemelerin yerlerinin değiştirilmediği anlaşılmaktadır.

Hipodrome yapımı adeta Romalılığın ispatı olarak görülmüş, Roma Circus-Hipodromu’nun benzerleri küçük şehirlerde bile inşa edilmeye başlanmıştır. Romalılar, bir bahçe veya köşk yakınlarında binicilik talimleri yapılan yapılara hipodrom, at arabalarının yarıştığı hipodromlara ise circus adı vermişlerdir. Antik çağın en eski ve en büyük circusu Roma‘daki Circus Maximus olup, Tarquinius Priscus (İ.Ö. 616–578) Aventinus ve Palatinus tepeleri arasındaki vadide inşa edilmiştir. Eski Yunan’da araba yarışmaları atletizm oyunlarının bir parçası olarak amatör gençlerin katılımıyla düzenlenirken Romalılarca kentlileri eğlendirmek için profesyonel bir gösteri sporuna dönüştürülmüştür.

Konstantinopolis Hipodromu (Bardill, 2010 s. 100)

Septimius Severus (MS 193–211) tarafından yıkılan Antik Byzantium MS 203’de yeniden inşa edilirken varlığını sürdüren Hippodrome da yenilenmiştir. Büyük Konstantine 330’da Byzantium’un yerine yeni başkent (Nova Roma) Konstantinople’u kurarken kentin merkezine Augustaion, Bazilika, Hippodrome, Büyük Saray, Zeuxippos Hamamı gibi görkemli yapıları inşa etmiştir. Bunlardan Büyük Saray, Hippodrome’un yanından başlayıp, deniz kenarına dek uzanmaktaydı. Kentin önemli caddeleri burada başlayarak aşağı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru giderdi. Konstantine, Eski Hippodrome’u Roma’daki Circus Maximus örnek alınarak daha geniş ve görkemli hale getirmiştir. Patrik Hrisostomos’un notlarında ‘Satanodrom’ adıyla andığı Hipodorom’da ‘satanik’ adını verdiği oyunların düzenlendiğini bildirmiştir. Bu dönemde imparatorluğun dört bir yanından getirilen heykellerle süslenen alanın merkezinde Yunanlıların 479’da Perslere karşı kazandığı zafer onuruna Delphi’de diktiği yılanlı sütun bulunmaktaydı. At nalı formunda yarış pisti ve Sphendone’a sahip olan Hippodrome’un bir sütun dizisi ile sonlanan güneybatısı yarım daire formunda olup, düz kuzeydoğu ucunda 12 kapı yer almaktaydı. Alanın kuzeyinde MÖ 6. yüzyıl sonlarında Mısır firavunu III. Thutmose tarafından Thebes’tte yaptırılan ve bir benzeri Circus Maximus’ta bulunan dikilitaş yer almaktaydı. Meydanda ayrıca MS 4. yüzyılda taşlardan oluşturulup ‘Örme Sütun’ adı verilen bir başkası bulunmaktaydı. Meydanda bulunan dört bronz atın çektiği bir arabayı temsil eden Quadriga heykeli Latin işgali sırasında Venedik’te San Marco Meydanı’nda yer alan Bazilika’ya taşınmıştır. Etrafı dükkânlar ve evlerle

Konstantinopolis Hipodromunda bulunan dört bronz atın çektiği bir arabayı temsil eden Quadriga heykeli 1204 Latin işgali sırasında Venedik’te San Marco Meydanı’nda yer alan Bazilika’ya taşınmıştır

çevrili Hippodrome’un doğusunda koltukların üzerinde kathisma adı verilen imparatorun locası bulunmaktaydı. MÖ 4. yüzyılın ünlü heykeltıraşı Lysippos‘un yapıtı olan ve Kathismanın hemen üzerinde bulunan at heykeli Latin işgali sırasında Doc Dandolo tarafından Venedik’e Aziz Marcus Meydanı’na götürülmüşlerdir. Napoleon Bonaparte heykeli Paris‘e getirtip Etoile (Charles de Gaulle) Meydanı ortasındaki zafer anıtının üzerine koydurtmuşsa da Napoleon’un yenilgisinin ardından 1814 yılında İtalya’ya geri götürülmüştür. Atlar günümüzde Venedik‘te San Marco Bazilika’sının içinde replikaları ise kilisenin balkonunda yer almaktadır.

Hippodrome’un ortasında kanlı vahşi hayvan gösterilerinin gerçekleştirildiği bir hendek bulunmaktaysa da sonradan bu tür gösterilere son verilmiş ve hendek toprakla doldurulup, üzeri can çekişen boğa, aslanla güreşen Herakles, at, yılanı kaldıran kartal heykelleri gibi sanat eserleri ile Gratianus, Valens ve Theodisius gibi imparatorların büstleri süslemiştir.

Hipodrom’da bulunan heykel ve diğer süslemeler

Hippodrome Roma ve Bizans döneminde 10. yüzyıla dek önemini korumuş olup, araba yarışları dışında, teatral gösteriler (ludi secenici), gladyatör dövüşleri (mumera gladiatorial)  sirk oyunları (ludi circenes), müzik ve dans gösterileri dışında çok sayıda tören, festival hatta idama ev sahipliği yapmıştır. Yarış arabaları pistin etrafında saat yönünün tersine yedi tur attıktan sonra kazanan yarışçı arabası ile kathismanın önüne gelerek imparatordan yarış ödülü olan defne yapraklı bir tacı

eserlerden bazıları olup bunlar Hippodrom’da sergilenmiştir. Fotoğraf: Osmanlı döneminde Hippodrom’un yerini alan Atmeydanı sonradan Sultanahmet Meydanı, 1890

alıyorduki bunların en ünlüsü adına dördü Maviler üçü Yeşillerce toplam yedi bronz heykeli dikilen Porphyrios olmuştur. Ayrıca Yeşiller tarafından Faustinos ve Quaranios, İmparator ve senato tarafından Ioulianos adlı yarışçılar ile Konstantinus‘un ismi belirtilmeyen akrabasının da heykelleri de dikilmiştir. Hızlı koşmak üzere özenle yetiştirilen yarış atları Amor (Aşk), Amator (Aşık), Amatus (Maşuk), Voluptas (Sevinç) gibi Latince ve Yunanca isimler taşımaktaydı. Biniciler hipodroma heykellerinin dikilmesine yetecek kadar yarış kazanmak için yarışmakta olup, bunlardan Yeşiller takımından Porphyrios kazandığı üst üste yarışın ardından spina üzerine bir heykelini diktirebilmişti. 9.yüzyıl sonlarında Konstantinopolis‘te tutsak olan Suriyeli Harun İbn Yahya, hipodromu şu sözlerle anlatmıştır:

“Şehrin ortasında, kilisenin yakınlarında saray, yani bir imparatorluk sarayı, onun yanında el-Bizrun adında, meydana benzer bir yer vardır. Particiler bu meydanda toplanıyor ve imparator şehrin ortasında yükselen sarayından onları görüyor. Saraya (hipodroma) bronzdan yapılmış at, insan, vahşi hayvan, aslan vb. heykelleri konulmuştur.”.

Jonathan Bardill‘in Constantinopolis Hipodromu’nun Anıtları ve Süslemeleri makalesine göre Hiopodrom’da hortumunu sallayan fil, boğa veya su aygırı, Nil atı, katır ve sürücüsü, sırtlan, Kurt, yılan tutan kartal, gem vurulmamış at, kanatlı sfenksler, Kalydonia yabandomuzu, Skylla, Dört at ve koşan bir figürü tutan bir kadın araba yarışçısı, Carceres‘in üstünde dört bronz at, kaz (British Museum‘da sergileniyor), yedi yunus heykeli, ayrıca başka atlar, öküzler, develer, ayılar, aslan ve diğer hayvan heykelleri yer almaktaydı. Listenin devamında Athena, Zeus, Hekate, oturan Athena ya da İmparator Verina (Kathisma‘da), Hesperidlerle Herakles, Hydra veya Heperidlerin elmalarını bekleyen ejderle mücadele eden Herakles, Nemea aslanı ile mücadele eden Herakles, Dioskurlar (Castor ve Pollux) ve diğer zodiak heykelleri veTroya‘lı Hellen gibitanrı veya mitolojik figürler ile Mytilene‘li Theophanes (İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde), Büyük İskener, Augustus, Diocletianus, Justinianos ve Anastasios gibi imparator ve tarihi kişilerin de heykelleri bulunmaktaydı.

Hipodrom’da düzenlenen at yarışları

Quadriga denilen dört atlı arabalar ile yapılan at yarışları 5. yüzyılda günde 30-50 kez, MS 10. yüzyıldan sonra ise sabah 4 akşam 4 toplam 8 kez düzenlenmekteydi. Hipodrom’da ayrıca 534’de Justinian’ın generallerinden Belisarius’un zaferi veya 603’de Phokas döneminde General Narses’in idamı, 1118 yılında Papaz Basil’in kazığa bağlanarak yakılması gibi devletin gücünü geniş kitlelere iletmek için propaganda amaçlı politik gösteriler de düzenlenmiştir. Yalancı İmparator Artabasdos ve Patrik Anastasios’ın da idam edildiği mekânda Anemas zindanlarından işkence edilen imparator Andronikos ta bir devenin sırtına bindirilerek halka gösterilmiştir. 1261’de İmparatorluk Sarayı‘nın Blakhernai‘ye taşınmasından sonra Hipodrom’da burada araba yarışları yapılmamış, sadece şövalyeler arası mızrak dövüşleri ile nadiren at yarışları yapılmıştır.

Sultanahmet Meydanı, 1924

Bizans döneminde Hippodrome’un kentin sosyal ve politik hayatındaki önemi artmış, demoi denilip, Maviler (Venetol), Yeşiller (Prasinol), Kırmızılar (Rousioi) ve Beyazlar (Leukoi) gibi yarış araba takımlarının renkleriyle adlandırılan taraftar grupları politik bir nitelik kazanarak çok sayıda isyanın hazırlayıcısı olmuşlardır.  Demoi veya Demes adıyla bilinen bu fanatik taraftar topluluklarının öncesinde Circus Maximus‘ta da bulunması dikkat çekici bir benzerliktir.  Başlangıçta Kırmızılar ve Beyazlar olarak ayrılan takımlar Augustus Dönemi‘nde Maviler ve Yeşillerin de eklenmesiyle 4 gruba ayrılmışladır. Bu renklerin doğa elemetleri ile ilişkili olduğu mavinin suyu, yeşilin dünyayı, kırmızının ateşi, beyazın havayı temsil ettiği iddia edilmişse de zamanla Mavi ve Yeşil gruplar diğerlerini içlerinde eriterek yok etmişlerdir. Hippodrome’daki son araba yarışı 1200’de düzenlenmiş olup, 4 yıl sonra gerçekleşen Latin işgali döneminde araba yarışlarının yerini at üzerine mızrak dövüşleri gerçekleştirilmiştir.

Yangın sonrası Sultanahmet Meydanı, 1912

Özellikle 532’de çıkan ve imparatorun bastırmak için 30 bin kişiyi öldürttüğü, kentin tüm önemli yapılarının yakılıp, yıkıldığı Nika isyanı Hippodrome’da ve büyük ölçüde demoi etkisiyle gelişmiştir. Osmanlı döneminde At Meydanı günümüzde Sultanahmet Meydanı olarak anılan meydanın sütun dizisi 1550’de tahrip olurken, 16. yüzyılda İbrahim Paşa sarayı ve 17. yüzyılda Sultanahmet camii gibi yeni yapılar inşa edilmiştir. 1700 yılında meydanda konaklamalarına izin verilen Polonyalı elçiler Yılanlı sütunun üst kısmını kırmıştır. 1826’da Yeniçeri ayaklanmasının başladığı alan 1861-70 arasında park olarak düzenlenmiş ve taş ocağı olarak kullanımına son verilmiştir. Alman imparatoru II. Wilhelm’in 1895 ziyareti hatırası olarak 1900’de

Sultanahmet Meydanı (Sultan Ahmet Square)

Sultanahmet Meydanı, 1960’lar

Alman hükümetince bir çeşme yapılmıştır. Hipodrom’da ilk kazı 1855 yılında İngiliz Charles Newton tarafından Yılanlı Sütun civarında gerçekleştirilmiştir. 1908 yıllarında belediye kararı ile Hipodrom’un Osmanlı döneminde ‘At Meydanı’ olan adı ‘Sultanahmet Meydanı’ olarak değiştirilmiştir.

KAYNAKÇA

Bardill, Jonathan (2010). Konstantinopolis Hipodromu‘nun Anıtları ve Süslemeleri. (Brigitte Pitarakis). Hipodrom Atmeydanı. İstanbul: Pera Müzesi Yayınları I, 149-184.

Basset S., The Urban Image of Late Antique Constantinople. Cambridge, 2004. s. 25,221-227

Dagron, Gilbert (2010). Bir Roma‘dan Diğerine. (Brigitte Pitarakis). Hipodrom/Atmeydanı. İstanbul: Pera Müzesi Yayınları I, 29–35.

Dvornik F., «The Circus Parties in Byzantium: Their Evolution and Suppression», Byzantina-Metabyzantina 1 (1946), s. 124-5

Guberti Basset S., «The Antiquities in the Hippodrome in Constantinople», Dumbarton Oaks Papers 45 (1991), s. 89

Guilland R., «Etude sur l’Hippodrome de Byzance: Les spectacles de l’hippodrome», Byzantinoslavica, 27.2 (1970), s. 289-307 Johnston, Mary (1957). Roman Life, Chicago. s. 258

Kara, Taner (2010). İstanbul Hipodromu, Mimarlık Tarihi İçerisindeki Yeri ve Önemi. Yüksek Lisans Tezi, Trakya Üniversitesi Fen Bilimler Enstitüsü, Edirne. s. 16

Mango, Cyril (2010). Konstantinopolis Hipodromu‘nun Tarihçesi. (Brigitte Pitarakis). Hipodrom/Atmeydanı. İstanbul: Pera Müzesi Yayınları I, 36–43.

McCabe, Anne (2010). 69. Hipodrom‘nun Atları. (Brigitte Pitarakis). Hipodrom/Atmeydanı. İstanbul: Pera Müzesi

Yayınları I, 69–81.

Müller-Wiener W., Bildlexikon zur Topographie Istanbuls, Byzantion – Konstantinupolis – Istanbul bis zum Beginn d. 17. Jh. Tübingen, 1977. s. 64-71

Roueche, Charlotte (2010). Partiler ve Eğlenceler. (Brigitte Pitarakis). Hipodrom/Atmeydanı. İstanbul: Pera Müzesi Yayınları I, 50–64.

Yıldırım, Nahit (2003). Constantinopolis Hipodromu. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler ENstitüsü Arkeoloji Anabilim Dalı Klasik ARkeoloji. Konya

 

Takip, tavsiye ya da beğeni için