Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan Bağdat Demiryolu inşaatı sırasında Pendik Temenye mevkiinde tarihöncesi döneme ait bir yerleşim bulunmuş olup, ayrıca demiryolu inşaasında görevli mühendis J. Miliopulos Fikirtepe yerleşimini de ortaya çıkarmış böylece İstanbul‘un iskân tarihi MÖ 4000‘lere indirgenmiştir. Stockholm Milli Müzesi’nde sergilen Pendik ve Fikirtepe’den elde edilen arkeolojik bulguları 1907’de A.D. Mordtmann, 1920’lerde T.J. Arne, 1930’larda ise S. Przeworsk tarafından yayın yapılmıştır.

Fikirtepe, 1952-54 arasında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü adına Kurt Bittel ve Halet Çambel tarafından, Pendik ise 1961 yılında Şevket A. Kansu yeniden kazılmıştır. Ayrıca 2004’de Yenikapı’da, Roma-Bizans dönemine ait Theodosius Limanı’nda başlatılan kurtarma kazısında deniz seviyesinden 6,5 m aşağıda Neolitik dönem, Küçükçekmece Gölü havzasında Yarımburgaz Mağarası’da ise Alt ve Orta Pleistosen ile Neolitik Dönem kalıntılarına ulaşılmıştır. Yerleşimler, Marmara Denizi kıyısında, Neolitik toplulukların Yakındoğu’dan Güneydoğu Avrupa’ya yayıldığı döneme tarihlenmekte olup, Orta Anadolu ile Balkan kültürleri arasında yer almaktaydılar. Fikirtepe’den elde edilen bulgular incelendiğinde yerleşimlerde açık deniz balıkçılığı ve kıyı balıkçılığı, midye toplayıcılığı, tarım ürünleri ekildiği, sığır, koyun ve keçilerin evcilleştirildiği, geyik gibi orman hayvanlarının avlandığı anlaşılmaktadır.

Byzantion, Karadeniz ile Ege dünyası arasındaki ticaretin kilit noktasında Asya ile Avrupa’yı birbirine, Avrasya‘yı da Akdeniz dünyasına bağlayan önemli bir liman kenti olup, Polybios, zamanında Byzantion stratejik önemini şu sözlerle vurgulamıştır:

“Byzantion‘un yeri, deniz açısından bakıldığında, güvenlik ve zenginlik bakımından dünyada bildiğimiz bütün kentlerden daha elverişlidir; fakat toprak açısından bakıldığında gerek güvenlik, gerekse zenginlik bakımından en dezavantajlı yer burasıdır”

Kentin kuruluş söylencesinin de işaret ettiği gibi Byzantium Trak kabilelerinin yaşadığı bir coğrafya da Megaralı kolonistler tarafından kurulmuştu. İlginç olan Karadeniz ticareti önem kazanmadığı dönemde Megaralıların önce Kalkhedon sonra Selymbria (Silivri) en son Byzantion‘u kolonize etmeleridir. MÖ 7. yüzyıl öncesindeki ilk koloni dalgasında İonyalılar ve Megaralılar Hellespontos (Çanakkale Boğazı), Propontis’te (Marmara Denizi) yeni yurtlar edinirken tarım ve ticaret yapablecekleri yerleri seçmiş, MÖ 7. yüzyıl ortalarından itibaren Karadeniz ticareti büyümeye başlayınca bundan pay alma düşüncesi ikinci dalgayı beraberinden getirmiştir.

Byzantium kentinin en önemli geçim kaynağı balıkçılık olmuştur. Boğaziçi’nin yanı sıra Altın Boynuz olarak anılan Haliç palamut ile dolu olup, Derkos (Terkos) gölü ve Daskylitis (Manyas) göllerinden de tatlı su balıkları avlanmaktaydı. Byzantion toprakları da verimli olmakla birlikte Trak yağmacılardan çekinen kent sakinleri tarım alanlarını kentin uzağına taşımaktan çekinmişlerdir.

Dor kökenli kolonistler Trakyalıları köle olarak kullanıyor ve onlara “Prounikoi” (eski sakinler) adını veriyorlardı. Byzas ile karısı Phidaleia’nıun kent çevresindeki Trak ve İskitlere karşı mücadelesi kentin kuruluş mitinde sembolik ayrıntılarla dile getirilmektedir. Byzantium’un Yunanlı tiranı Ariston’un Dairus’un İskit seferine gemi yardımı katkısı göz önüne alındığından Megaralılar’ın Ahameniş İmparatorluğu ile arasının iyi olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Darius’un sefer sonrasında bilinmeyen bir sebepten dolayı Byzantium’u cezalandırdığı ve kente Otanes adlı oldukça sert birini atamıştır. Bu durumun sebebi Atrius’un Perslerin Boğaz’a kurduğu köprüyü yıktırması, çift taraflı oynaması ya da Darius’un kentin stratejik önemini anlayıp doğrudan yönetmek istemesi olabilir. İon isyanı sırasında kent Yunanlılarca geri alınmışsa da Byzantium ve Kahlkedon’un ileri gelenlerinin pek çoğu Perslerin intikam alacağı korkusuyla bölgeyi terk ederek Karadeniz’in batı kıyısında Mesembria kolonisini kurmuştur. Gerçekten de güçlerini toparlayan Persler intikam almakta gecikmemiştir.

Pers Savaşları sırasında Pausanias liderliğindeki Yunanlılar MÖ 478’de Plataea’da zafer kazanınca Byzantium’u yeniden ele geçirilmiş yerleşimdeki Pers yönetici ve askerler esir edilmiştir. Aynı yıl Atinalılar tarafından Perslere karşı oluşturulan Delos Deniz Birliği‘ne alınan Byzantion her yıl değişmekle birlikte birliğe ortalama ortalama 15 talanton, Kalkhedon ise bu miktarın üçte biri oranında vergi ödemekteydi. Savaş sonrasında Xerxes ile anlaşan Pausanias Spartalıların muhalefetine karşın MÖ 470’e kadar 7 yıl boyunca kentte yönetici olarak kalmıştır. MÖ 470’de Atinalılar Pausanias’ı sürgüne göndererek kente hâkim olmayı başarmıştır. Ağır vergi yükünden dolayı MÖ 440/439‘da Samos ile birlikte Atinalılara karşı ayaklanan Byzantion bu yüzden cezalandırılmış olup, kent bu dönemde Karadeniz‘den Ege‘ye aktarılan buğday ticaretini kontrol altında tutmak isteyen Atina için vageçilmez öneme sahiptir. Delian Birliği’ne katılan kent demokratik bir yönetime kavuşurken eş zamanlı olarak ekonomisi de gelişmiştir. Peloponez Savaşı sırasında Atina’nın tarafını tutan Byzantium MÖ 416’da Khalkedon ile birlikte Bithynia üzerine bir sefer düzenlemiştir. Sicilya seferinin başarısızlığından sonra Byzantium Sparta’ya yaklaşmış ve 411’de Atina ittifakından ayrılmıştır. MÖ 410’da Spartalı komutan Klearkhus Karadeniz buğdayının Atina’ya gelmesine aracılık ettikleri bahanesiyle Byzantium’u ele geçirmiştir. Karadeniz ticaretinin tehlikeye düştüğünü gören Atinalılar MÖ 409’da Alkibiades liderliğinde bir filoyu kente gönderince bu sefer Klearkhus kaçmak zorunda kalmıştır. Atina taraftarı bazı vatandaşlar kapıları açınca içeri giren Alkibiades, kentteki Sparta taraftarlarının direnmesi üzerine genel af ilan etmek zorunda kalmıştır. Aegospotami mağlubiyetinin ardından Atina ile Sparta arasında imzalanan antlaşmaya göre Atina ordusu diğer kazançları ile birlikte Byzantium’u da terk etmiştir. MÖ 403’de Trak kabileleri Spartalılardan yardım isteyince Klearkhus yeniden bölgeye gönderilmiştir. MÖ 390’da Thrasybulus kendi oligarşisini kurarak kentteki Sparta varlığını sona erdirmiştir. MÖ 362’de Byzantium Atina gemilerinin Boğaz’dan geçişini yasaklamış üstüne MÖ 357’de Karya’nın Pers yöneticisi Mausolus ile ittifak yaparak Atina ile gerginlik iyice artmıştır. MÖ 341/340’da Makedon kralı II. Philip önce Byzantium tarafından desteklenen Perinthos’a saldırmış, kuşatması başarısız olunca bu sefer ordusunun en deneyimli bölümü Perinthos’da bulunan Byzantium üzerine yürümüşse de kenti ele geçirememiştir.

Büyük İskender, kentin stratejik önemini kavradığından Byzantium’a hoşgörülü davranarak otonom statü ve kendi sikkesini basma hakkı tanımıştır. İskender’in Tuna seferi sırasında Byzantium gemi ve asker desteği vermiştir. İskender’in ölümünden sonra başlayan miras kavgalarında kent önce Polyperkhon’a karşı Antigonus’u desteklemiş ardından Kassander ile Lysander arasında tarafsız kalmış, Couropedion savaşından sonra ise büyüyen Selevkos tehlikesine karşın Heraklea Pontika ile güç birliği yapmıştır.

MÖ 278’de Kelt kabileleri (Galatlar) Yunan anakarasına hatta İstanbul Boğazı’nı aşarak Anadolu’ya girmiş, kent civarı yağmalanmakla birlikte Byzantium Keltlere 80 talent haraç ödeyerek güvenliğini sağlamıştır. Bu dönemden sonra Bizanslılar bölgedeki egemenliklerini arttırmak özellikle Boğaz geçişini kontrol altına almaya çalışmış, ilk iş olarak geçiş vergilerini arttırmışlardır. Vergi artışından olumsuz etkilenen Rodos Byzantium’a savaş açarken Prusias (Bursa)’nın da desteğini almış, Anadolu’daki çıkarları etkilenen Bizanslılar Kelt kralı Kavaros’un aracılığıyla barış imzalamak zorunda kalmıştır. Makedon kralı V. Philip’in kontrol ettiği Perinthos bölgesini kontrol altına almak için Rodos hatta Bergama kralı II. Attalus ile ittifak yapmış, MÖ 197’deki Pydna savaşından sonra Perinthos geri alınmıştır.

Roma’nın Makedonyalı Andronikos, Mithridates ve Kilikya korsanlarına karşı giriştiği mücadelelerde Byzantium Roma’nın tarafında yer almıştır. Bu yüzden Roma’nın gücünün doruğuna ulaştığı ve Anadolu’yu işgal ettiği dönemden olumsuz etkilenmemiştir. Pax Romana döneminde Byzantium, Rodos adasından sonra imparatorluğun doğudaki en önemli deniz üssü olmuştur. Roma imparatorluğunun Traklar’a karşı giriştiği bitmez tükenmek bilmeyen seferler sırasında Cladius, Trajan ve Hadrian gibi pek çok imparator Byzantium’a çeşitli ayrıcalıklar tanımış, Hadrian ünlü su kemerlerini inşa ettirmiştir. MS 2. Yüzyılın sonlarında imparatorluğun diğer kentleri ekonomik kriz ile boğuşurken Byzantium’un balıkçılık ve tarım gelirleri artmıştır. Bununla birlikte Pescennius Niger ile Septimius Severus arasındaki mücadeleden olumsuz etkilenmiş, 3 yıl boyunca kuşatılan kent Roma ordusu tarafından önemli ölçüde tahrip edilmiştir. MS 196 da Septimius Severus Niger‘in tarafını tutan Byzantion‘u ele geçirmiş ve Byzantion halkına kızgın olduğundan kent surlarını yıkp, Byzantionluların bağımsızlık ve vatandaşlık haklarını ellerinden alarak hatta bir kısım topraklarını da Perinthos’a (Marmara Ereğlisi) vererek cezalandırmıştır. Bununla birlikte Severus’un oğlu Caracalla (MS 198–217) kenti cezalandırmamış aksine yeniden inşa edilmesini sağladıktan sonra bazı ayrıcalıklar vererek gelişmesine yardım etmiş, Zeuxippos hamamları, Cynegion amfitiyatrosu ile Hipodrom bu dönemde inşa edilmiştir. MS 3. Yüzyılda imparatorluk toprakları barbar kabilelerin ama özellikle MS 258’de Gothların saldırılarına maruz kalırken Byzantium’da gelişmelerden etkilenmiş kentin surları güçlendirilmiştir. Valerianus (MS 253–260) kenti Goth akınlarına karşı korumuş ve suları onartmışsa da kent 262–263 ve 269’da yeniden kuşatılmış, II. Claudius Gothicus (MS 268–270) saldırganları yeniden püskürtmeyi başarmıştır Buna karşın MS 262’de bu sefer askerlerin ücretleri ödenmediği için isyan çıkmışsa da kent büyük zarar görmemiştir.

Diocletian reformları sırasında Perinthos eyaletin merkezi yapılmışsa da iç savaş sırasında kenti kuşatan I. Konstantine kentin önemini kavramış, başkenti Yeni Roma adıyla buraya taşımıştır.

Byzantium kenti tarihi yapılar

Byzantium kenti tarihi yapılar (byzantium1200com)

  1. Aphrodite Tapınağı
  2. Apollo Tapınağı
  3. Artemis Tapınağı
  4. Poseidon Tapınağı
  5. Athena Ekbasia Tapınağı
  6. Temenos Tapınağı
  7. Stadion
  8. Amfitiyatro
  9. Demeter Tapınağı
  10. Kore Tapınağı
  11. Apollo Tapınağı
  12. Helios Tapınağı
  13. Selene Tapınağı
  14. Pluto Tapınağı
  15. Hera Tapınağı
  16. Agora 1
  17. Agora 2
  18. Tetrastoon

Bizans Tarihi Makale Serisi

Byzantium Kuruluş Söylencesi
Byzantium: Antik Topografya ve Antik Çağ Tarihi
Byzantium Kuşatması (Roma İç savaşı) 193-195
Byzantium Sikkeleri
Byzantium Tarihi: Konstantinopolis’e dek
Konstantinopolis’in Kuruluşu
Konstantinopolis: Antik eserlerin başkente getirilmesi
Konstantinopolis Aristokrasisi
Konstantinopolis Ermenileri
Konstantinopolis Surları
Konstantinopolis Sarnıçları
Konstantinopolis: Bizans dönemi tarihi
Konstantinopolis: 1204 Latin İşgali
Konstantinopolis: 1261 Latin İşgalinin Sona Ermesi
Konstantinopolis: 1394-1403 ve 1422 Başarısız Osmanlı Kuşatmaları
Konstantinopolis’in Sonu: 1453 İstanbul’un Fethi

KAYNAKÇA

Arr., An. 1.3.3.

Diod. S. 12.82.2., 13.64.3, 14.12., 16.76, 16.77.2, 19.77.7.

Dion. Byz. 8.9, 6.12, 53.35.

Hdt 4.138,  4.143, 6.33

Kara, Taner (2010). İstanbul Hipodromu, Mimarlık Tarihi İçerisindeki Yeri ve Önemi. Yüksek Lisans Tezi, Trakya Üniversitesi Fen Bilimler Enstitüsü, Edirne. s.4

Karul, Necmi (2016). İstanbul’un İki Fikirtepesi. Ekim. Toplumsal Tarih 247 s.20-22

Müller-Wiener, Wolfgang (2001). İstanbul‘un Tarihi Topografyası–17. Yüzyıl Başlarına Kadar Byzantion, Konstantinopolis, İstanbul (1. Baskı). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları s. 16-18

Plin., Epistulae, 77.

Polibios, Polyb. 4.45, 4.47-52, 18.2.4.

Tekin, Oğuz (1996). Byzas‘tan I. Constantinus‘a Kadar Eski Çağ‘da İstanbul (3. Baskı). İstanbul: Ege Yayınları.s. 7-8, 13-35

Thuc. I.94, 128, I. 128-131

Xen., An. 7.1.27.

Xen., Yunanistan, II.2.1.,  I.1.35.

Yıldırım, Nahit (2003). Constantinopolis Hipodromu. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler ENstitüsü Arkeoloji Anabilim Dalı Klasik ARkeoloji. Konya

 

Takip, tavsiye ya da beğeni için