Karadeniz Tarihi

Paphlagonia: Antik Çağ Tarihi

Makale: Özhan Öztürk

Paphlagonia[1], Antik Çağ’da batısında Bithynia’dan Parthenius nehriyle, doğusunda Pontus’tan Halys nehriyle, güneyinde Phrygia’dan (sonraları Galatia) Olgassys dağıyla ayrılan kuzeyinde Karadeniz ile çevrili coğrafi bölgenin adı olup, ilk olarak Homeros’un İlyada adlı eserinde bahsi geçmiştir. Paphlagonia’nın bilinen en eski adı ise “Pala” olup, MÖ 1650–1580 tarihli Hitit yazmalarında “Pala halkının” anlamında “Palaumnili” formunda geçmiştir.

İlk Çağ’da Hitit ve Palaların MÖ 14. yüzyıldan itibaren ise Kaşkaların vatanı olan, MÖ 1230’da Frigler, MÖ 695’te Kimmerler tarafından işgal edilen, Lydia kralı Alyettes’in Kimmerleri mağlup etmesinin ardından Kroissos döneminde (MÖ 561-546) Lidya egemenliğine, MÖ 546 sonrasında Pers egemenliğine giren bölgenin yerli halkı Homeros’a göre[2] yeryüzünün en eski uluslarından birisidir. Ksenofon, Paphlagonialıları batıl inançları olan aptal, kaba saba ve tembel insanlar olarak tasvir etmiş[3], Yunanlıların sahildeki kolonilerinin etrafında yaşadıklarını belirtirken milliyetlerine dair bir ipucu vermemiştir. Karadeniz’e yönelik ticari seferler Fenikeliler ve Yunanlılar tarafından daha eski devirlerde yapılmasına karşın –Yaşlı Pliny’e göre bazıları emporion konumunda sayıları 90’ı bulan- Karadeniz kıyılarında Yunan şehir devletlerinin kuruluşu MÖ 750-550 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Herodot, Kroisos’un egemenliğini tanıdıklarını[4], Pers imparatorluğunun 3. Şatraplık bölgesinde olduklarını[5] Paphlagon askerlerinin savaşa giderken örme başlıklar[6]küçük kalkanlar, kısa kargı, mızrak ve hançerler taşıdıklarını, ayaklarında ise bacaklarının yarısına kadar uzanan kendilerine has bir pabuç olduğunu bildirmiştir. Bu dönemde İran’dan oldukça uzakta hüküm süren şatraplar son derece bağımsız hareket edebilmekteydi[7]. Büyük İskender, İran seferinde Paphlagonia’ya dokunmadan idaresini Kalas isimli bir şatrapın yönetimine bıraktığından yerel krallar bir süre için bağımsızlıklarını korumuş olsalar da İskender’in ölümünden sonra İskender’in ardılları olan diadoklar ile yerel aristokratlar arasında iktidar mücadelesi başlamıştır. Yine de direniş sonuç vermiş İskender’in diadoklarından[8] Eumenes’in ölümünden sonra yönetim Pontus krallığı kurulana dek yerel prenslere geçmiştir[9]. MÖ 298’de Kimistine’de hanedanlık kuran Ktistes Mithridates, bölgeye hâkim olup, başkentini MÖ 183’de Amasya’ya naklettikten sonra Paphlagonia’ya oğlu “Palaemenes”in adını vermişse de[10] krallığının yıkılıp Anadolu’nun Romalıların eline geçmesiyle Paphlagonia, Galatia Eyaleti’nin parçası olmuştur[11]. Bizans döneminde piskoposluk kayıtlarında bahisleri geçen Gangra (Çankırı), Pompeiopolis (Taşköprü), Sora (Zora Köyü?), Amastris (Amasra), Ionopolis (İnebolu) ve Dadybra (Daday) bölgenin önemli kentleridir[12].

MS 7. yüzyılın başlarından itibaren Persler yağma amacıyla Paphlagonia’ya girmişlerse de kentleri ele geçirememiş, 7-9. yüzyıllar arasında Arapların düzenli akınları gerçekleşmiş, 9. yüzyılda ise bölgenin güneydoğusunda Pavlusçular ciddi bir ayaklanma başlatmışlardır. Bizans’ın Venedik Cumhuriyeti ile 992 ve 1082’de Cenevizliler ile 1142, 1155 ve 1261’de yaptığı anlaşmalarla bu ülkelere imparatorluk arazisinde ayrıcalık tanıyarak vergi ve gümrük muafiyeti vermesi dahası ticaret için kendilerine pazar yerleri tahsis edilmesi ile bu iki şehir devleti Karadeniz kıyılarında ticari faaliyetlerde bulunmaya başlamıştır. 1298 ve 1350 tarihleri arasında Karadeniz ticaretinin tümünü kontrol etmek için[13] birbirleriyle savaşan iki deniz gücünden Cenevizliler, Finogonya (Kefken), Amastris (Amasra), Sinope (Sinop), Amisos (Samsun), Vatiza (Fatsa) ve Trabzon’da kolonileşmişlerdir. Bizans başkentinin Latin işgaline uğramasının ardından 13. yüzyıl başlarında Paphlagonia, Trabzon ve Nikea devletleri arasında paylaşılmışsa da I. İzzeddin Keykavus’un, 1214 yılında Sinop’u ele geçirmesi ile bölgede Selçuklu hâkimiyeti başlamış, 1261’de bölgenin batısında Bizans hâkimiyeti yeniden tesis edilirken Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla, Pervane, Çandar ve Çobanoğulları beylikleri çeşitli Paphlagonia kentlerinde egemenliklerini ilan etmişlerdir. Başkenti Sinop olan Candaroğulları Beyliği’nin, Cenevizliler egemenliğindeki Amastris’in ve Trabzon İmparatorluğu’nun Osmanlı topraklarına katılması ile Karadeniz’in güney sahilleri tamamen Osmanlı kontrolüne geçmiştir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Yunanca Παφλαγονία

[2] Homer, İlyada II. 851-7, V.577, XIII.656, 661

[3] Ksenophon Anabasis V.9.6

[4] Herodot I.28

[5] Herodot III.90.

[6] Ksenophon deriden yapılmış, ortasında bir sorguç bulunan ve tıpkı bir üç kademeli tacı andıran bu başlıkları “Paphlagonia miğferi” olarak adlandırmıştır.

[7] Ksenophon Anabasis V.6.3, 9.2

[8] Yunanca Διάδοχοι  “varis”

[9] Diodorus Sicilus 18.3

[10] Justin. 37.3

[11] Strabon VI. 288, XII. 541, 562.

[12] Jones, 1971: 538

[13] Ostrogorsky, 1986: 486