Site icon Özhan Öztürk Makaleleri

İstanbul Sarnıçları: Konstantinopolis’in su depoları

bazilica

Yerebatan Sarnıcı

Tarihi yarımada içerisindeki su kaynaklarının yetersizliği özellikle yaz kuraklığı ve kuşatma gibi durumlarda gerekli su ihtiyacı Antik Çağ’dan itibaren kent içerisinde çok sayıda su deposu inşa edilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Trakya ormanlarından taşınan su kent içerisindeki açık ve kapalı sarnıçlarda depolanmakta olup, ayrıca sivillere ait evlerde yüzlerce büyük su deposunun da varlığı düşünüldüğünde yıllık yaklaşık 1.000.000 m3 rezervuar hacmiyle Konstantinople antik dünyanın en büyük su stokuna sahipti. Kent içinde en 100 büyük sarnıcın varlığı bilinmekte olup, sadece Topkapı Sarayı’nın altında 40 kadar küçük su deposunun var olduğu düşünüldüğünde kentin kapasitesi hakkında fikir edinmek mümkündür.

İlk sarnıçlar özellikle Büyük Saray, hamamlar ve çeşmelere su sağlamak için inşa edilmişlerdi. II. Theodosios  (408-450) 2 tepeyi daha kapsayacak şekilde kent surlarını genişletirken kentin batısında çok sayıda açık sarnıç inşa etmiştir. 7. Yüzyılda kentin nüfusu hızla artmaya başlayınca Yerebatan, Binbirdirek ve Kırk Şehit adlı kapalı sarnıçlar inşa edilmiştir. 11. Yüzyılda kent yeniden göç dalgasına maruz kalmış olup, bu dönemde kentin su şebekesine yeni sarnıçlar eklenmiştir. Latin işgali ile Geç Bizans döneminde sarnıçlar kullanılmaya devam etmekle birlikte antik su şebekesi ihmal edilmiştir. Osmanlı döneminde pek çok sarnıç su biriktirmek yerine farklı amaçlarla kullanılmış ya da varlığı bile unutulmuştur. Sarnıçlar, açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde inşa edilmişti.

Kapalı sarnıçlar çoğunlukla üstlerindeki yapının formuna uydurulan dikdörtgen planlı yapılar olup, günümüze ulaşabilen en büyük örnekleri 6. Yüzyılda inşa edilen Yerebatan Sarayı ve Binbirdirek Sarnıcıdır. Sultan Ahmed Camisi ile Çemberlitaş arasında Divanyolu’nda bulunan Binbirdirek sarnıcı Konstantinus ile senatör Philoksenos tarafından yaptırılmıştır. Yerebatan’dan daha küçük olan yapı 64 x 57 m ölçülerinde olup, tonozları 224 mermer sütun üstüne oturmuş olup, 10 kadar pencereden ışık almaktaydı. Justinianus’un yaptırdığı ve Bazilika veya Yerebatan Sarayı olarak bilinen yapı ise 140 x 70 m ölçülerinde olup, 336 sütun üzerine oturmakta ve 40.000 m3 su biriktirebilirdi. Osmanlı fethi sonrası kullanılmayan sarnıç 17. Yüzyılda Fazlı Paşa’nın yaptırdığı ınarım sırasında keşfedilmiştir. Şerefiye (Theodosius) Sarnıcı II. Theodosios döneminde (428-433) inşa edilmiş olup, 45 x 25 m ölçülerinde olup, 9 m yüksekliğinde 32 sütun üzerine oturmaktaydı.

Açık sarnıçlar dört yanı duvarla çevrili yapılar olup, bunlardan günümüze ulaşan en önemli yapı Bakırköy’ün kuzeydoğusunda 127 x 76 m boyutlarındaki “Fil Damı” sarnıcıdır. Yazılı kaynaklarda varlığından bahsedilen en eski açık sarnıç ise 4. Yüzyılda inşa edilip kent valisinin adını taşıyan Modestus’tur. 363-369 arasında Saraçhane civarını kapsayan 11. bölgede Havariyyun Kilisesi yakınlarında inşa edilen yapı 154 x 90 m ölçülerindeydi. 5-6 yüzyıllarda inşa edilen Aya Mokios,

Çukurbostan Mokios Sarnıcı,1969

Aetios ve Aspar sanıçları kentin diğer önemli açık sarnıçları olup, Latin işgali döneminde kullanım dışı kalmışlardır. Sultanahmet meydanında Mese’nin kuzeyinde, bugünkü Babiâli Caddesi’nin batı yakasında yer alan 5. Yüzyıl yapımı açık sarnıç henüz tam kazılmamış olsa da 90 m civarında ve 14 m derinliği olduğu sanılmaktadır.

Ayrıca Helenistik dönemde itibaren çok sayıda zengin evinde, düşkünler evi, manastır ve diğer yapılarda küçük su depolarının olduğu bilinmektedir. Örneğin Aya İrene’nin güneyinde muhtemelen Samson hastanesinin su ihtiyacını karşılamak için yapılmış L formunda bir sarnıç bulunmaktaydı.

Aetius Sarnıcı

İmparator II. Theodosius (408-450) döneminde şehir prefectus olan Aetius 421’de kendi adıyla anılan sarnıcı bugünkü Karagümrük’te  Vefa Stadyumunun bulunduğu mevkide inşa ettirmiştir. 244×84 metre ölçülerinde dikdörtgen planlısarnıcın derinliği 13-15 m, duvar kalınlığı ise 5.20 m olmakla birlikte, güneydoğu cephesi üzerinde Vefa kulüp binası bulunmaktadır. 16. yüzyılda İstanbuL’a gelen Fransız gezgin P. Gylles sarnıcın kuruduğu için  kullanılmadığını bildirmiştir.

Altımermer Sarnıcı

Yedinci tepe (Xerolophos “Kurutepe”) üzerinde Aya Mokios Kilisesi’nin yanı başında üzerinde inşa edilen yapı söylenceye göre imparator I. Konstantine  (306-337) döneminde yaptırıldığı da iddia edilmektedir. Bununla birlikte 5-6. Yüzyıl özellikleri taşıyan sarnıcın I. Anastasios (491-518) döneminde inşa edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Latin işgali döneminde (1204-61) kullanımına son verilen yapı, 6 m duvar kalınlığında 125 x 175 m ölçülerinde olup, 10-15 m derinliğindedir. Osmanlı döneminde sarnıcın girişinde yer alan 6 sütuna atfen Altımermer olarak adlandırılmıştır.

Aspar Sarnıcı

41°1′33″N 28°56′59″E. Aspar Sarnıcı (ἡ τοῦ Ἂσπαρος κινστέρνη) veya Büyük Sarnıç (μεγίστη κινστέρνη) Osmanlı döneminde Çukurbostanı olarak anılmış olup, İstanbul’un beşinci tepesi üzerinde, bugünkü Çarşamba Mahallesi’nde Yavuz Sultan Selim Cami yanında yer alan açık bir sarnıçtı. MS 459 yılında inşa edilen yapı adını imparator I. Leon’un hizmetindeki Got kökenli General Aspar’dan almıştı. Kenarları 152’şer metre olan dörtgen formundaki yapının orijinal derinliği 11 m civarındayken günümüzde toprakla dolmuş ve 8.2 metreye düşmüştür. Yapının iç cephesinde bulunan kemer izlerinden başlangıçta kapalı sarnıç olduğu düşünüşmüşse de bu iddia tartışmalıdır. Geç Bizans döneminde suyu tükenince ‘kuru bahçe’ anlamına gelen Xerokepion (Ξηροκήπιον) olarak anılmıştır. Osmanlı dönemi içerisinde sarnıç kalıntısı içerisine evler inşa edilmiş hatta Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-66) inşa edilen bir cami ile Çukurbostan adlı mahalleye dönüştürülmüştür. 2004’de otoparka dönüştürülen alan ‘Eğitim Parkı’ adıyla 2013’de Fatih Belediyesi tarafından spor ve park alanı olarak düzenlenmiştir.

Atpazarı Sarnıcı

Bizans döneminden kalma küçük bir su sarnıç bugünkü Fatih’te Mıhçılar Caddesi ile Keserciler Sokağı’nın birleştiği noktadan Atpazarı’na dek uzanmaktaydı. 32.25 x 16.7 m ölçülerindeki yapı 16 sütun tarafından desteklenmekteydi.

Benzinlik Sarnıcı

Topkapı Sarayı avlusu ile Gülhane arasındaki yolun solunda askeri bölge içerisinde yer alan kapalı sarnıç 5.35 x 14.58 m ölçülerinde ve 9.35 m derinliğindedir. 1923-1933 yılları arasında Fransız arkeologlarca ortaya çıkarılan sarnıca 20 basamaklı bir merdivenden inilmekte olup, 9 sütunca taşınan 12 kubbeli bir yapıdır.

Binbirdirek Sarnıcı

Romalı Senatör Philoxenus tarafından MS 4. yüzyılda yaptırılan ve Sultan Ahmed

Binbirdirek Sarnıcı, 1930 (Nicholas v. Artamonoff)

Camisi ile Çemberlitaş arasında Divanyolu’nda yer alan yapı Yerebatan Sarnıcı’ndan sonra kentin ikinci büyük su deposuydu. Orijinal Yunanca adı Filoksenu (Φιλοξένου) olan yapı 224 sütun üzerine oturmasına karşın Osmanlı döneminde Binbirdirek olarak adlandırılmıştır. 57 x 64 m ölçülerinde, 14 m derinliğinde olan yapı yaklaşık 40,000 m3 su hacmine sahipti. 475 yangınında tahrip olup, I. Justinian döneminde onarım gören yapı üzerine 17. yüzyılda Vezir Fazlı Paşa saray inşa ettirmiştir. Sarnıcın geri kalan kısımları 19. Yüzyıl sonlarında iplik atölyesi olarak kullanılmış sonradan sırasıyla depo ve restoran olarak kullanılmıştır.

Depolar Komutanlığı Sarnıcı

Eminönü Cankurtaran Mahallesi’nde Depolar Komutanlığı altında yer alan üç nefli sarnıcın ölçüleri 19,30 x 8,10 m olup, 5 m yüksekliğinde iki sıralı 8 sütun üzerine oturmuştur.

Eşrefiye Sokağı Sarnıcı

I. Theodosius döneminde (378-395) bugünkü Eminönü Eşrefiye Sokağı’nın köşesinde inşa edilen sarnıç 43×25 m ölçülerinde ve dikdörtgen planlı olup, her sırada dörder taneden, 8 dizi toplamda bazıları Korinth başlıklı 32 sütunu barındırmaktadır. Duvar kalınlığı 0.5 – 0.6 m olan sarnıcın Bizans dönemindeki adı bilinmemektedir.

Fildamı Sarnıcı

Sur dışında, Altınkapı’ya yaklaşık 2 km uzaklıkta Hebdemon’da (Bakırköy) bugünkü

Fildamı Sarnıcı ,1935 (Nicholas v. Artamonoff)

Veliefendi hipodromunun kuzeybatısında yer alan yapı İstanbul’unun dört büyük açık sarnıcından birisi olup, muhtemelen imparator Valens ya da daha geç dönemde inşa edilmiştir. Duvar kalınlığı batı ve doğuda 7, kuzey ve güneyde 4 m olan, 130 x 75m ölçülerindeki yapı 1960’larda yeniden keşfedilmiştir. Sarnıcın orijinal derinliğinin 10-11 m sutaşıma kapasitesi 125,000 m3 olduğu sanılmaktadır. Osmanlı döneminde orduya ait fillerin burada barındırıldığı için bu adı taşıdığı iddia edildiyse de doğruluğu tartışmalıdır. Sarnıcın Hebdemon’daki Magnaura ve Jucundianae sarayları ile bölgedeki Bizans ordugâhına su sağladığı sanılmaktadır. 1998 yılından sonra konser ve çeşitli etkinlikler için kullanılan yapı, 2004 yılında Bakırköy Belediyesi’ne bağlanmıştır.

Sphendon Sarnıcı, Hippodrome Sarnıcı

Hippodrome’un etrafı sütunlarla çevrili yarım daire formundaki güneybatı ucu ve üç bölümünden birisi olup (diğerleri ‘Spina’ ve ‘Carceres’) adı Yunanca “sapan” anlamına gelmekteydi. Sphendone hem yarış alanını hem de imparator locasını en az gören yer olduğu için buradaki koltuklarda alt tabakadan seyirciler otururmakta ayrıca halka açık infazlar da Sphendone önündeki alanda gerçekleştirilirdi. Günümüze kalan parçası 25 tonozlu oda ve kavisli bir koridor olan Sphendone 1389 – 1391 arasında kente gelen anonim bir Rus seyyah tarafından detaylı olarak anlatılmıştır. MS 557 depreminden sonra yapının bir kısmı yıkılınca cephedeki menfezler kapatılmış, tonozlar payandalarla desteklenmiş olup, MS 9. yüzyılda odalar ve koridor kapatılarak sarnıca dönüştürülmüştür. Duvar kalınlığı ortalama 2.75 m olan yapının üzerinde günümüzde Sultanahmet Camii külliyesine ait imarethane ve Dar-ül Şifa binaları ile Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi ve Marmara Üniversitesi Rektörlük binası bulunmaktadır. Sphendone’un duvarı, Hippodrome’dan günümüze ulaşabilen tek duvarıdır.

Sultan Sarnıç

İstanbul’un en büyük kapalı sarnıçlarından birisi olup, I. Theodosius döneminde

Sultan Sarnıç, 1969

(378-395) yapıldığı sanılmaktadır. Dikdörtgen planlı sarnıç içerisinde yedisi granit yirmi biri beyaz mermer olan 28 adet sütun yer almakta olup, Osmanlı döneminde niteliğini kaybederek, iplik bükücüler ve marangozlar tarafından kullanılmıştır. 2000 yılında restore edilen yapı günümüzde restoran ve düğün salonu olarak hizmet vermektedir.

Şerefiye Sarnıcı, Theodosius Sarnıcı

Fatih Piyer Loti Caddesi üzerinde yer alan yapı 428-443 arasında II. Theodosius

Şerefiye Sarnıcı ,1937

döneminde yaptırıldığı için imparatorun adıyla da anılmaktadır. 25 x 42.5 m ölçülerindeki yapı 9 metre yüksekliğindeki 32 sütun üzerine oturmaktaydı. Restorasyonu 1994 yılında biten yapı ziyarete açıktır.

Unkapanı Sarnıcı

Fil Yokuşu’ndaki Devirhan Çeşmesi Sokağı’ndaki bir ev ile Pantaokrator Kilisesi (Zeyrek Cami) altındaki çıkmaz bir sokaktan girilen sarnıcın Bizans imparatoru Mavrikios (582-602) veya I. Justinianus (518-527) dönemlerinde inşa edildiği ileri sürülmektedir. 50×15 m ölçülerindeki dikdörtgen planlı ortasında ikişer sütunlu iki sıra bulunan sarnıcın üzerinde Osmanlı döneminde Pirî Mehmet Paşa Medresesi yeralmaktaydı.

Yerebatan Sarnıcı, Bazilika Sarnıcı

 Yerebatan sarnıcına nasıl gidilir?

Sultanahmet’te Ayasofya‘nın 150 m güneybatısında yer alan yapı imparator I. Justinianus (527-565) tarafından Nika isyanı (532) sonrasında 7 bin işçi çalıştırılarak yaptırılmış, MS 475 yılında çıkan bir yangınla yok olan bir bazilikanın

Yerebatan sarnıcı, 1920’ler

altına inşa edildiği için Bazilika Sarnıcı olarak adlandırılmıştır. Tarım ve temizlik amacıyla kullanılan açık sarnıçlardan farklı olarak İstanbul’un özellikle Saray’ın kuşatılma tehlikesi karşısında ve kurak yaz mevsimlerinde içme suyu ihtiyacını karşılamak için karşın yapılan kapalı sarnıçların en büyüğüdür. Justinian’ın resmi tarihçisi Prokopius’un taze su kaynağına bağlı olduğunu bildirdiği yapı geç Bizans döneminde kapatılıp, unutulmuştur. 1545’te kente gelen Fransız antikacı Pierre Gilles antik su kanallarıyla 20 km uzaklıktaki Belgrad ormanlarından taze su getirilen yapıyı bulmuş Bazilika sarnıcı olduğunu kaydetmiştir.  Sonradan Topkapı Sarayı’na su taşıyan yapı o dönemde kullanılan tek antik kanal sistemine sahip sarnıç özelliğini taşımaktaydı. III. Ahmet’in emriyle 1723’te Kayserili Mimar Muhammed Ağa tarafından ilk kez restore edilen yapı sonradan sırasıyla II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde 1968 ve 1985’te önemli ölçüde yenilenmiş,  sonuncu onarımda sarnıç tabanından 50.000 ton çamur çıkarılmıştır. 9 Eylül 1987’de biten son restorasyonda bugünkü görünümüne kavuşturulan sarnıca turistler için ahşap yürüme platformu eklenmişse de ancak Mayıs 1994’te halkın ziyaretine açılabilmiştir.

78,000 m³ hacminde olan sarnıç 141 × 66.5 m ölçülerinde olup, çoğu İyon ve Korint üslubundaki

Yerebatan Sarnıcında kayıkla gezinti yapıldığı yıllar

aralarında 4’er m bulunan 8 metre boyundaki 28 sırada 12’şerden toplam 336 sütunla sağlamlaştırılmıştır. Oymalı bir sütun üzerinde tavus kuşu gözleri veya gözyaşları motifi bulunmakta olup, Forum Tauri’ye (Beyazıt Meydanı) dikilmiş olan I. Theodoisus’un zafer arkı (379-395) olmalıdır. Diğer sütunlarda çevredeki eski ve yıkık yapılardan toplanmış olmalıdır. Yapının girişinden 52 taş basamakla sarnıca inilmekte olup, günümüzde etrafı kalınlığı 4 metreyi bulan ateş tuğlasıyla örülmüştür. Sarnıç içerisinde kuzeybatı köşesinde bulunan Medusa kafası oyulmuş 2 sütunun yapıya ne zaman getirildiği yazılı herhangi bir kaynakta bahisleri geçmediği için bilinmemekteyse de Roma döneminde yıkılan bir yapıdan taşındıkları sanılmaktadır.

Bizans Tarihi Makale Serisi

Byzantium Kuruluş Söylencesi
Byzantium: Antik Topografya ve Antik Çağ Tarihi
Byzantium Kuşatması (Roma İç savaşı) 193-195
Byzantium Sikkeleri
Byzantium Tarihi: Konstantinopolis’e dek
Konstantinopolis’in Kuruluşu
Konstantinopolis: Antik eserlerin başkente getirilmesi
Konstantinopolis Aristokrasisi
Konstantinopolis Ermenileri
Konstantinopolis Surları
Konstantinopolis Sarnıçları
Konstantinopolis: Bizans dönemi tarihi
Konstantinopolis: 1204 Latin İşgali
Konstantinopolis: 1261 Latin İşgalinin Sona Ermesi
Konstantinopolis: 1394-1403 ve 1422 Başarısız Osmanlı Kuşatmaları
Konstantinopolis’in Sonu: 1453 İstanbul’un Fethi

KAYNAKÇA

Bardill, J., “The Palace of Lausus and Nearby Monuments in Constantinople: A Topographical Study,” American Journal of Archaeology 101.1 (Jan. 1997), s. 67-95

Çeçen, K., İstanbul’un Vakif Sularindan Halkali Sulari. İstanbul, 1991. s. 17

Freely, J., John Freely’s Istanbul. Londra – İstanbul, 2005. s. 139-140.

Forchheimer, P., and Strzygowski, J., Die Byzantinischen Wasserbehälter von Konstantinopel. Viyana, 1893. s. 56

Gilles, Pierre (1988). The Antiquities of Constantinople. (ÇevBall, J., New York. s. 111-112

Krautheimer, R., S. Ćurčić (1986). Early Christian and Byzantine Architecture (New Haven, Londra. s. 70-72.

Mango, C., “The Water Supply of Constantinople,” in Mango, C., Dagron, G. and Greatrex, G. (eds.), Constantinople and Its Hinterland (Society for the Promotion of Byzantine Studies Publications 3, Aldershot 1995), s. 9-18

Notitia urbis Constantinopolitanae in Notitia Dignitatum, ed. Otto Seeck. Frankfurt, 1962., s. 228-243.

Prokopius, Yapılar, I. xi. 10-15

The Oxford Dictionary of Byzantium (1991). Ed. Alexander P. Kazhdan. Oxford University Press. New York ve Oxford. Cilt 1 s. 152

Yerasimos, S., (2007). Constantinople. Istanbul’s Historical Heritage (Richmond, VA), s. 59-60

“Yerebatan Sarayı” (1979). Yeni Hayat Ansiklopedisi. İstanbul.Cilt 6. s. 3341

Exit mobile version