Makale: Özhan Öztürk

Karadeniz kıyılarında bağımsız bir Rum devleti kurulması düşüncesi ilk olarak 1814 yılında Aleksandros İpsilanti, Diyamandis İpsilanti ve Mihail Fotiyadis adlı tüccarlar tarafından, Yunanistan’ın bağımsızlığa kavuşmasına destek vermek amacıyla Odesa’da kurduğu Filiki Eteria Derneği[1] programının 7. maddesinde dile getirilmiştir. Filiki Eteria, Yunanistan’ın bağımsızlığını kolaylaştırmak için Balkan Ortodokslarını da bilinçlendirmeye ve Anadolu’da özellikle Ege bölgesinde yaşayan Rumları organize etmeye çalışmışsa da esas başarısını 1821 Mora isyanı ile başlayan 1830 yılında Yunanistan bağımsızlığında oynadığı rolde göstermiştir.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında dini sebeplerle Rusya’yı destekleyen, aralarında geçmişte gizli Hristiyan olarak da yaşamış Karadeniz Rumlarının bir bölümü savaş sonrası Rusya topraklarına göç etmiştir. Filiki Eteria yerini Kasım 1894’de megali idea fikrine gönül vermiş 14 genç subay tarafından kurulan Etniki Eteria’ya[2] bırakmış olup, yoksullukla boğuşan Yunan halkına büyük vaatlerde bulunarak 1895 Eylül’ünde topluluğa sivillerin de kabul edilmesiyle kısa sürede önemli miktarda aydın, din adamı ve tüccarı da etrafında toplamayı başarmıştır. Dernek, 1897 Türk-Yunan Savaşı sırasında kendini ispatlarken, Anadolu’da benzer amaçlar güden Rum teşkilatlarının kurulması için çekirdek vazifesini üstlenmiştir. İlk Pontus adlı dernek 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji‘nde gizli olarak kurulmuşsa da 1908 yılında Samsun’da kurulan “Müdafaa-i Meşrute[3] ve “Mukaddes Anadolu Rum” dernekleri de Batum-İnebolu arasında teşkilatlanarak Karadeniz bölgesinde bir Rum devleti kurmak ve Yunanistan ile birleşmek gibi benzer amaçları gütmüştür. Bu dönemde konu hakkında rapor verilen Sultan II. Abdülhamit’in “Rumlara gelince onların asıl gayesi Bizans İmparatorluğu’nu ihya etmektir. Rumlardan bir kısmı Yunanistan’ı büyütmek, diğer bir kısmı ise Bizans’ı ve bununla kifayet etmeyerek Bahr-ı Siyah sahillerinde eskiden var olduğunu iddia ettikleri Pontus devletini kurmak iddiasındadırlar[4]” sözleri Merzifon baskınından[5] elde edilen deliller sonucunda Türk makamlarında varılan kanının da özetidir. Pontus Cemiyeti, 1909 yılından itibaren merkezi Atina’da bulunan Küçük Asya Cemiyeti’nin etkisi altına girmiş, Anadolu Rum Cemaati üzerinde Yunanistan’ın kültürel ve siyasi etkinliği artarken[6] cemiyet 1910 yılında “Pontus” adlı bir broşür de yayınlamıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusu Rum çetelerinin cephe gerisindeki faaliyetlerini büyük ölçüde kontrol altına alabilmişse de Mondros Ateşkes Mütarekesi’nin ardından orduların küçültülmesi ile devletin Rum çetelerine karşı İslam halkını savunacak yeterli gücünün kalmamış, bu durum çetelerin özellikle Bafra, Samsun, Çarşamba, Terme, Amasya, Merzifon, Köprü (Vezirköprü), Lâdik, Gümüşhacıköy, Havza, Tokat. Erbaa, Zara kazalarında etkin olup ve cüretli eylemlere girişmesine yol açmıştır[7].

Ey, Pontus vatandaşları, ayaklanınız!

Giresun Belediye başkanı Kaptan Yorgi’nin Marsilya’ya yerleşmiş olan tüccar oğlu

Giresun Belediye Başkanı Kaptan Yorgi Konstantinidi Paşa
Konstantinidis Efendi yaklaşık 20 yıl Giresun belediye başkanlğı görevini yapmıştır

Konstantin Konstantinides, 1917 yılı Ekim ayında üzerinde “Ey, Pontus vatandaşları, ayaklanınız! Hür milletlerden yüksek hayat ve bağımsızlık haklarınızı isteyiniz” yazılı resimli posta kartları bastırarak dağıtmış, 4 Şubat 1918’de Marsilya’da topladığı ilk Pontus kongresinin başkanlığına seçilmesinin ardından Marsilya’daki Pontus komitesi adına İngilizlere gönderdiği bir mektupta Karadenizli Rumların milli dil ve ruhlarını koruyarak bugüne dek varlıklarını sürdürmeyi başardıklarını, barış konferansının haklarında vereceği kararı sabırsızlıkla beklediklerini bildirirken Rus Hariciye komiseri Troçki’ye çektiği bir telgrafta da “bölgenin Ruslarca tahliyesinin ardından tekrar Türk egemenliğine giremeyeceklerini Rus sınırı ile Sinop arasında bir cumhuriyetin kurulması için Rus müdahalesini beklediklerini yazmış, ayrıca Hrisantos ve Batum’da bulunan Rum birliği komutanı Albay Anonias’a da birer telgraf çekmiştir.

Pontus Cemiyeti’nin çabalarına karşın 1919 yılında İstanbul’da 12 Rum cemiyetinin

Giresun’da Rum düğünü

birleşerek kurduğu Mavri Mira Cemiyeti, Megalo İdea (Büyük ideal) doğrultusunda Trakya ve Ege’nin Yunanistan’a ilhakı için çalışmakta, Karadeniz bölgesini hesaba katmamaktaydı. Kostantinides, 31 Mart 1919 tarihli mektubunda Trabzon’daki Yunan konsolosunu ve Yunan dışişleri bakanı Polites’i Venizelos‘a şikâyet ederken[8], 15 Kasım 1919’da Paris Konferansı’nda şaibeli rakam ve iddialarla Pontus konulu bir muhtıra vererek Sinop ile Kafkasya arasında 1 milyon Rum yaşadığını ve tek arzularının konferansın bağımsız bir devlet kurması olduğunu bildirmişse de büyük güçler Trabzon’un yeni kurulacak Ermenistan’a bırakılmasına karar vermiştir[9]. Kostantinides, Paris’te Bogos Nubar Paşa[10] ve Venizelos ile de görüşmesine rağmen onların da İtilaf devletleriyle aynı düşüncede olduğunu görerek umutsuzluğa kapılmıştır. Pontusçular, bir yandan Rumları silahlandırırken öte yandan bölgeye İngiliz veya Yunanistan’ın askeri müdahalesine zemin yaratacak kargaşanın kıvılcımlarını atmışlarsa da değişen dengeler yüzünden umutları boşa çıkmıştır. Doğuda Ermenilerin, batıda Yunan ordusunun Türk ordusunca yenilgiye uğratılmasının ardından Kostantinides ve Hrisantos, bağımsız devlet hayallerini San Remo Konferansı sırasında ancak Türk devleti içerisinde oluşturulacak bir Pontus eyaletine Milletler Cemiyeti’nin bir vali ataması önerisini getirecek denli hedef küçültmek zorunda kalmıştır.[11]

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

20. yüzyılda ‘Pontus ulus devleti projesi’ makele serim

19. yüzyılın sonlarında Avrupa’dan Balkanlar’a doğru esen Liberal-Milliyetçi

Karadenizli Rum genci

rüzgârların etkisiyle ama özellikle 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı yenilgisinin ardından oluşan siyasi koşullarda, Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında yaşayan halklar bağımsızlık mücadelelerini vermeye başlarken, Anadolu’da yaşayan Ortodoks Hristiyan Rumlar da Yunan ulusçuluğunun etki alanına girmiştir.

Merzifon Amerikan Koleji ve Pontusçuluk

Ermeni bağımsızlık hareketi ve Merzifon

Merzifon “Pontos” Kulübü

19. ve 20. yüzyılda Anadolu Rum Cemaati’nin Durumu

1917-1922 Rum İsyanı: Pontusçuluğun hedefleri

Pontus İsyanı: Protestan Kilisesi, Patrikhane ve Rus Çarlığı’nın Etkisi

Megali İdea ve Pontus: Siyasi Arenada Venizelos ve Hrisantos

İsyan, sürgün ve ölüm: Karadeniz Rumlarının Sonu

Batı Medyasında Pontus Olayları: 1918-1922

Pontus Konulu Propaganda Kitapları, 1919-22

Pontus İsyanı: İstatistikler ve Tarafların İddiaları

1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesinde Karadenizli Rumların durumu

19 Mayıs Pontus Soykırımı İddiası: 1997-2002 Medya Savaşları

Notlar

[1] Yunanca Φιλική Εταιρεία “Dostluk birliği”. Karbonari ve Farmason örgütlerinden etkilenen Eteryacılar liderlerini görünmez otorite (Αόρατος Αρχή) toplantı salonlarını ise “tapınak”, üyelerini kardeşler (αδελφοποιητοί) olarak adlandırmış, topluluğa bir papazın gerçekleştirdiği inisye töreni ve büyük yemin (Μέγας Όρκος) adı verilen bir andı okutmak suretiyle yeni üye kaydetmişlerdir. 1818’de derneğin merkezi Odesa’dan İstanbul’a taşınmıştır.

[2] Yunanca Εθνική Εταιρεία “Milli topluluk”.

[3] Bu derneğin Fatsa, İnebolu, Kayseri, Kırşehir, Havza, Bafra, Sinop, Ürgüp, Tokat ve Çarşamba’da şubeleri bulunmaktaydı. (T.B.M.M. Arşivi, Rumuz i, Dosya 8)

[4] Okyar, 1980: 94

[5] Detaylı bilgi için Bkz. “Merzifon “Pontos” Kulübü

[6] Detaylı bilgi için Bkz. 19. ve 20. Yüzyıllarda Rum cemaati

[7] Kurt, 1995: 188

[8] Kitsikis, 1964: 336

[9] Venizelos tarafından da desteklenen bu kararın alınmasında Arnold Toynbee’nin hazırladığı raporun etkili olduğunu sanıyorum. Toynbee, Pontus bölgesi üç gruba ayırmıştı: Lazistan; hemen hemen hiç Rum’un olmadığı bölgede % 98’in üzerinde Gürcüce (Lazca’nın farkını önemsememiş olmalı) konuşan Müslüman halk yaşıyordu ki bu bölge Gürcistan ile birleştirilmeliydi. Trabzon ve Gümüşhane Sancaklarında ise % 65’in üzerinde Türkçe konuşan Müslüman, % 30’un altında Rum ve % 5’in altında da Ermeni yaşıyorduki  Trabzon ve Giresun Ermenistan’ın Karadeniz’e çıkış kapısı olması bakımından gerekli olduğundan en iyi çözüm bu bölgelerin Ermenistan’a bağlanmasıydı. Ancak Türk ve Rum dilleri için özel ayrıcalıkların tanınması şeklinde karara bağlanmalıydı (FO 608/82/13)

[10] Nubar Paşa, Pontus’a destek vermek şöyle dursun 3-4 Şubat konuşmalarında Trabzon’un Ermeniler’e verilmesini savunmuştur (Yerasimos, 1989: 382)

[11] Yerasimos, 1989: 408

Takip, tavsiye ya da beğeni için