İstanbul’un Avrupa Yakası, İstanbul Boğazı’nın ikiye ayırdığı İstanbul ilinin Avrupa Kıtası üzerinde kalan topraklarına verilen isim olup, Rumeli Yakası adıyla da bilinmektedir. ‘Rumeli Yakası’ terimi Osmanlı döneminden kalma olup, Avrupa yakası tanımı daha geç bir dönemde benimsenmiş olmalıdır. Avrupa yakasının kuzey sahilinde Eyüp, Gaziosmanpaşa ve Çatalca, güney sahilinde ise Fatih, Zeytinburnu, Bakırköy, Büyükçekmece ve Silivri, Boğaz kıyısında Eminönü, Beyoğlu, Beşiktaş, Sarıyer, denizle ilişkisi olmayan iç bölgelerde ise Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Esenler, Bayrampaşa, Kâğıthane ve Şişli ilçeleri bulunmaktadır.

Byzantium veya Bizans Antik Çağ Tarihi

Yunanlıların gelişinden önce MÖ 7. yüzyılda Boğaz’ın iki yakasında da Trak kabilelerinin bulunduğu bilinmekte olup, Avrupa yakasında Astai, Odrysialılar ve Saepailer, Anadolu yakasında ise MÖ 12. yüzyılda Tuna havzasından bölgeye gelen Mysialılar ile Bithyniler yaşamaktaydı. Gerek söylence gerekse yazılı kaynaklara dayanarak Antik Çağ’da Efesliler, Rodoslular, Likyalılar ama özellikler Megaralılar’ın Boğaz civarına yerleştiği, Atina ve Spartalıların ise Boğazlar’a hâkim olmak için mücadele ettiği bilinmektedir. Modern yazarlar antik çağ söylencelerinin doğruluğu konusunda şüpheli olup, Byzantium kentinin MÖ 660 civarında Khalkedon’dan sonra Megara, Korinth, Boeotia, Argos, Mykenae, Karystos, Sparta ve Atinalı kolonistler tarafından kurulduğu kanaatindedir. Karadeniz ticaretini kontrol eden yerleşim Haliç kenarında bugünkü Eyüp civarında kurulmuş olup, etrafındaki kırsal alan Selymbria ve Marmara Denizi’ne dökülen Athyras’dan (Çekmece nehri) Karadeniz kıyısına dek genişlemiştir. Antik adı “boynuz” anlamına gelen Keras (sonradan Chrysokeras “altın boynuz”) olan Haliç kıyısında pek çok kutsal mevki bulunmaktadır. Kıyı boyunca devam edildiğinde üç liman, Bosporios Akra adıyla bilinen Sarayburnu, sonrasında Gaia, Demeter, Kore,  Hera, Pluto adlarına yapılmış tapınaklar, Skiron kayalığı (Skironides), Athena Skedasios tapınağı, Melias körfezi, Zeus mabedi, Melapokofas adıyla bilinen Fener ile İngenidas (Ἰνγενίδας) adıyla bilinen balıkçı dalyanları bulunmaktaydı.  Haliç’in bitim noktasına Leş denizi (Σαπρὰ Θάλασσα) adı verilmekte olup, Kydaros (Alibey) ile Barbyses (Kâğıthane) derelerinin birlikte aktığı bölgede Argo destanında da bahsi geçen antik ‘Semystra’ yerleşimi yeralmaktaydı. Haliç’in karşı yakasında ise günümüzde Sütlüce olarak bilinen Tırpan Burnu ve günümüzde Hasköy olarak bilinen Auleon koyu bulunmaktaydı. Sykai (Galata) burnundan sonra Amphiaraos’un kültü merkezi ile Bizanslı Dionyzos’un Avlitis (Αὐλητὴς) ve Volos (Βόλος) olarak andığı iki mevki daha ileri de buğu Mumhane olarak bilinen semtte ise Artemis Phosphoros ile Aphrodite Praeia (sonradan Santa Claire kilisesi ve Kemankeş cami oldu) tapınakları vardı. Bugün Tophane adıyla bilinen Metopon’da (Μέτωπον) ise Megaralılarca kahraman kabul edilen Aias’ı onurlandırmak için yapılan bir mabed, Palinormikon (Παλινόρμικον) kayasında ise II. Ptolemy Philadelphus’un tapınağı bulunmaktaydı.

Bunlar dışında özellikle Boğaz kenarında Yunan efsanelerinde anılan toponimlerde bulunmakta olup Yunus köy veya Karandas’ın (Καράνδας) az ilerisinde yer alan İskitler (Σκύθου) Pasiphae’nin Girit’inden gelen Tauros adlı bir İskit savaşçısı ile özdeşleştirilirken, daha kuzeyde Apollo sunağının bulunduğu Daphne (sornadan Diplokionion ve Beşiktaş) adlı bir mevki Karadeniz’e açılan Argonotların lideri İason tarafından ziyaret edilmişti. Daka kuzeye gidildikçe Arhion (Ἀρχεῖον) ve diğer balıkçı köyleri Paravolos (Παράβολος), Kalamos (Κάλαμος), Bythias (Βυθίας), Baka (Βάκα) ile Hestiai’ye (Akıntı Burnu) ulaşılmaktaydı ki burada Khilai (Χηλαὶ) olarak bilinen bu mevkide Artemis Diktynne tapınağı bulunmaktaydı. Daha ileride Samoslu Mandrokles’in Pers imparatoru Darius’u ordusunun Asya yakasından Avrupa’ya geçebilmesi için köprü kurduğu bugünkü Rumeli Hisarı mevkiinde ise bir Hermes tapınağı yer almaktaydı.

MS 2. Yüzyılda Bizanslı Dionysius Anaplous Bosporou adlı eserinde yukarıdakilere ek olarak Karadeniz’e doğru sırasıyla Phidalia (Baltalimanı), Kyparodes, Portus Mulierum, Hecate Trivia tapınağı (Emirgan), Leosthenes körfezi (sonradan Sosthenes “İstinye”), Kommarodes (sonradan Νεοχωρίον “Yeniköy”), Thermemeria, Portus Pitheci, Sinus Pharmacia (sonradan Therapia “Tarabya”), Clavis Ponti (Kireç burnu), Petra, Bathykolpos (Büyük Dere), Simaeum burnu (Mazar burnu), Scletrina (Kalafat Yeri), Miltum Promontorium (Telli tabya köyü), Timea, Khrysorrhoa, Phineus ve Panium (Rumeli Feneri) toponimlerini anmaktadır.

Antik kaynaklardan Byzantium kentinin komşularının batıda Megara kolonisi Selymbria (Silivri) ile Samos kolonisi Bizanthe (sonradan Rhaedestos “Rodosto”), kuzeydoğuda Salmydessos (Midye) bilinmektedir. Strabo’ya göre kuzeyde Astae adlı Trak kabilesinin yaşadığı bölgede II. Philip’in krallığındaki suçlu kişileri sürdüğü Kalybe veya Kabyle adlı bir yerleşim bulunmaktaydı. Bununla birlikte Byzantium’un horası (kırsal alan) sınırları 32 km kuzeybatıda yer alan Derkon (Terkos) gölü ve kuzeyde Karadeniz kıyısındaki Phileas burnunu kapsayacak derecede geniş olup, Athenaios’un Deipnosophists adlı çalışmasından Roma döneminde Phinepolis adlı bir yerleşimin kurulacağı bu mevkide bu gölden “delkanoi” adlı beyaz bir balık tutulduğu öğrenilmektedir. Sonradan Belgrad ormanları olarak anılacak ve kente su taşınacak Hydaris deresi havzasının antik hora içerisinde olup olmadığı bilinmemekle birlikte Simas (Sarıyer) ormanları o dönemde eğlence amaçlı ziyaret edilmekte olup, Pandemos Aphrodit heykeline ev sahipliği yapmaktaydı.

Byzantium Antik Topografya

Bol yağmur alan ılıman iklim kuşağında tarıma uygun ovalar ve gür ormanlarla çevrili olan Byzantium aynı zamanda Yunan dünyası için önemi gittikçe artan Karadeniz’in giriş noktasını kontrol eden stratejik bir noktada yer almaktaydı. İstanbul Boğazı, Marmara denizi ve Haliç ile çevrili olması tarihi yarımaya haberleşme, savunma ve ticaret için ideal bir konum kazandırırken Haliç’e dökülen Barbysis (Barbyzes) ve Kydaris dereleri (Alibeyköy ve Kâğıthane dereleri) koloninin hem içme suyu ihtiyacını hem de çevredeki ormanlardan gemi, ev ve mobilya yapımı için gerekli olan odun nakliyesini karşılayabilecek nitelikteydi. Öncesinde Lygos adıyla bilinen bir köy üzerinde kurulan Byzantium, Bosphoros Thrakios‘un batı kıyısında, kuzeyinde Keras (boynuz) ya da sonradan Khrysokeras (Altın Boynuz) denilen Haliç, güneyinde ise Sarayburnu yarımadası arasında kurulmuştu. Agorası bugünkü Ayasofya civarında olduğu sanılan kentte Zeus, Athena, Artemis, Aphrodite tapınakları yer almaktaydı. Bu dönemde Zosimus, “Kent, Cornu (Keras/Haliç) ve Propontis‘in (Marmara Denizi) oluşturduğu kıstağın bir bölümünü işgal eden tepede kurulmuştur. İmparator Severus‘un yaptırdığı porticusların sonunda, imparatorun düşmanı Niger‘i koruyan Byzantionlulara karşı duyduğu öfkeye son verdiğinde yaptırdığı bir kapı vardı. Byzantion surları kentin batı tarafından Aphrodite Tapınağı‘na ve Üsküdar karşısındaki denize kadar uzanıyordu; kuzeyde Neorion (Eminönü) adlı limana doğru iniyor, gemilerin ileriye, Karadeniz‘e doğru seyrettiği deniz kıyısı boyunca devam ediyordu” sözleriyle Byzantion’un sınırlarını tanımlamıştır. Bizanslı Dionysios ise yaklaşık kırk stadion genişliğinde olan Byzantion‘un Trakya‘nın en büyük kenti olduğunu kaydetmiştir. Arkeologlarca da onaylanan Bizanslı Dionisos’un aktardığı bir söylenceye göre ilk yerleşim Haliç kıyısında bahsi geçen derelerin denize döküldüğü yerde Semystra altarı civarında kurulmuştur. Zamanla yarımadanın uç kısmı daha uygun görülünce yerleşim Boğaz’a doğru genişlemiştir. Surlarla çevrili antik kent 35 stadyum uzunluğunda olup, deniz kıyısında başlayan duvarlar ancak 5 stadyum (yaklaşık 1 km) derinliğinde bir alanı korumaktaydı.

Byzantion (Bizans) adı nereden geliyor?

İstanbul kentinin bilinen en eski adı olan, Byzantion’un anlamı kesin olarak bilinmemekle birlikte Trak-İlirya kökenli bir kişi adı olabileceği ileri sürülmüştür ki Yunan söylencelerinde de kenti kuran Megara kralının adı Byzas olarak anılmaktadır.  Bununla birlikte Pontus adlı kitabımda da ileri sürdüğüm gibi Byzantion adı da tarihi kaynaklarda Bizya, Bida, Biza, Vissa, Vizilli formlarında geçen Kırklareli iline bağlı ilçe konumundaki Vize (Βιζύη), Bulgaristan’da Vis, Vizitsa, Romanya’da Visa, Visani, Viziru ve Vizireni, 16. yüzyıl Sinop’un da bugün var olmayan Rum köyü Bizirne ve Tokat Akbelen kasabasının eski adı Bizeri’nin hatta Doğu Karadeniz’de Trabzon’da Dernekpazarı ilçesi Gülen köyünün eski adı olan Visir, Rize İli Fındıklı ilçesinin eski adı Viçe, Yunanca Eski Viçe anlamına gelen Arhavi, Çamlıhemşin’de bir Hemşin köyü olan Vija, Sürmene ilçesi Aşağı ve Yukarı Ovalı köylerinin eski adı olan Vizera ile Akçaabat ilçesi Işıklar köyünün eski adı olan Visera yerleşimimlerinin tümü Hint-Avrupa dillerinde (Sanksrit “vesah”, Eski Farça ‘vith’, Orta dönem Farsça ‘wis’, Rusça ‘vesü’, diğer Slav dillerinde ‘vüsü’, Goth ‘weihs’ ile Avesta’da “visa”) ve Trak dilinde “köy, yerleşim” anlamına gelen “vis” kelimesiyle ilişkili olduğunu sanıyorum. Byzantium kelimesi Byzantion’un Latinize formu olup, ilk olarak 1555’de Alman tarihçi Hieronymus Wolf (1516-1580) tarafından Doğu Roma İmparatorluğu’nu Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’ndan ayırmak için icat edilmiştir.

Bizans Tarihi Makale Serisi

Byzantium Kuruluş Söylencesi
Byzantium: Antik Topografya ve Antik Çağ Tarihi
Byzantium Kuşatması (Roma İç savaşı) 193-195
Byzantium Sikkeleri
Byzantium Tarihi: Konstantinopolis’e dek
Konstantinopolis’in Kuruluşu
Konstantinopolis: Antik eserlerin başkente getirilmesi
Konstantinopolis Aristokrasisi
Konstantinopolis Ermenileri
Konstantinopolis Surları
Konstantinopolis Sarnıçları
Konstantinopolis: Bizans dönemi tarihi
Konstantinopolis: 1204 Latin İşgali
Konstantinopolis: 1261 Latin İşgalinin Sona Ermesi
Konstantinopolis: 1394-1403 ve 1422 Başarısız Osmanlı Kuşatmaları
Konstantinopolis’in Sonu: 1453 İstanbul’un Fethi

KAYNAKÇA

Athenaios, Deipnosophists 10.1183

Dalleggio d’Alessio, E. “Galata et ses environs”, Revue des études byzantines 4 (1946), s. 218-238.

Danov, Ch.“Die Thraker auf dem Ostbalkan von der hellenistischen Zeit bis zur Gründung Konstantinopels”, ANRW II.7.1, s. 21-185

Dewing, H.B. “Argonautic Associations of the Bosporus”, The Classical Journal 19.8 (1924), s. 470

Dion. Byz., Per Bosporum navigatio, ed. R. Gungerich. Berolini, 1958. III, 1118-1119,,

Gyllius, P. De Bosporo Thracio libri tres. Lyon, 1561. s. 93, 100, 103-120, 139, 157, 176, 190, 199, 203-220

Janin, Raymond (1964). Constantinople byzantine. Paris: Institut Français d’Études Byzantines. s. 10

Loukopoulou, L. – Łajtar, A. “Propontic Thrace”, in M.H. Hansen, Th.H. Nielsen, An Inventory of Archaic and Classical Poleis. Oxford, 2004. s. 912-923

Öztürk, Özhan (2016). Pontus: Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi. Nika Yayınevi, Ankara (3. Baskı)

Pausanias 4.31.5.

Pliny, Naturae Historiae 4.4.6

Serafimov, Pavel (2007). “Etymological Analysis of Thracian Toponyms and Hydronyms”. Proceedings of the Fifth International Topical Conference Origin of Europeans. 8-9 Haziran 2007 Ljubl-jana. s. 134-154

Strab. 7.6.2.

Takip, tavsiye ya da beğeni için