Makale: Özhan Öztürk

Hazarlar ile müttefik olan Bizans imparatoru Herakleios 628’de Sasanileri yenerek Tiflis’i ele geçirmiş ve tüm Gürcistan’a hakim olmuştur.[1] Gürcü kronikleri ve Arap tarihçilere[2] göre Halife Osman döneminde MS 643 yılında[3] Arap komutan Surâka bin Âmr Habîb bin Mesleme[4] komutasındaki Arap orduları[5] Kafkasya’ya girmiş bugünkü Gürcistan ve Artvin’in iç kesimlerine denk gelen bir coğrafyaya hâkim olarak Cevarih,[6]  Kesferbis, Kisal, Hunan, Samsahi, Cerdeman, Küstesci, Şavşat ve Bazalet ve Tiflis’i ele geçirmiş,[7] Klarcet, Tiryalet, Kahit, Kuhit, Ardahal, Bâb-ı Lân, Sanariye ve Dudaniye bölgelerini de haraca bağlamıştır.[8] Tiflis’te bir birlik bırakan Arap ordusu geri dönerken ilk Müslüman topluluklar da Kafkasya’ya yerleşmeye başlamıştır.[9]

Bununla birlikte Bizans-Hazar ittifakı bölgeyi geri almak, Araplar ise daha da

Abbasi halifesi el-Musta’in dönemine (862-866) ait gümüş Tiflis dirhemi

ilerlemek için mücadele ettiğinden, savaşlar özellikle Arap ve Hazar komutanlar arasında 646-653 arasında bugünkü Azerbaycan topraklarında devam etmiştir. MS 652’de Sasanileri mağlup eden Araplar 653’de Belencer’de Hazarlar’ın karşısında tutunamamış büyük kayıplar vererek Gürcistan’a doğru geri çekilmek zorunda kalmıştır. Müslümanların ilk büyük yenilgisinden cesaret alan Bizans imparatoru Konstans 100 bin kişilik ordusuyla Arapların Bizans ile imzaladığı 3 yıllık barış antlaşmasının süresi dolmasının ardından Tao’ya girmiş, İslam hakimiyetini benimseyen[10] Ermeni beylerinin itaat etmesini sağladıktan sonra Erzurum üzerinden 20 bin askerle Divin’e girmiş, Ermenistan ve Gürcistan’da Müslümanlarla işbirliği yapan yerel beylerin üzerlerine asker göndererek cezalandırmış, yerel aristokrasiden Muşeg Mamikonyan’ı Ermenistan yöneticisi olarak atayarak emrine 3 bin asker bırakmıştır.[11] Bu gelişme üzerine Araplar Gürcülere taraflarını seçmeleri, İslam egemenliğini kabul etmeyenlerin ülkeyi terk etmeleri konusunda uyarmışsa da Suriye valisi Muaviye’nin halife seçilen Hz. Ali ile rekabete girip Kafkasya’da ki kuvvetlerinin büyük bölümünü geri çağırmak[12]zorunda kalmasıyla 656-57’de Bizans bölgeye tekrar hâkim olabilmiştir. Fırsatı değerlendiren Hamazasp Mamikonyan Bizans egemenliğini tanıyarak Güney Kafkasya bölgesi yöneticisi olarak atanırken küropolat[13] unvanını almış, ayrıca kendisine gümüş bir taht hediye edilmiştir[14].

Arap ordularının 655 ve 695’te Anadolu ve Kafkasya seferlerinde ise Rize bölgesine ulaştıklarına dair kesin deliller yoktur. Hazarlar 685-86’da Gürcistan ve Ermenistan’ı yağmalamış, aralarında Araplarca 662’de Ermenistan, Gürcistan ve Arrân hâkimi olarak atanan İrmîniye valisi Grigor Mamikonyan’ın da bulunduğu pek çok Gürcü ve Alan beyini öldürüp[15], Çıldır’a dek ilerlemişlerdir[16].

Mamikonyan’ın ölümünden sonra Araplar zayıflayan Mamikonyanlar yerine Bagrat ailesiniden Aşot Bagratuni’yi  686’da İrmîniye valisi olarak tayin etmiş, Bagratuniler de Hazar akınlarını durdurmayı başarmıştır[17].

Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan (685-696) Arabistan’daki siyasi istikrarsızlığın yanı sıra Bizans-Hazar ittifakı ile mücadele de gerilemeye başlayınca barış istemiş ve 686’da yapılan bir antlaşma ile Gürcistan, Ermenistan ve Kıbrıs’tan aldığı verginin yarısından vazgeçmek zorunda kalırken[18], Güney Kafkasya’yı Bizans egemenliğine terk etmiştir[19]. Buna karşın barış uzun sürmemiş 693’de yeni bir seferle güneye sarkmayı deneyen Hazarlar Halife Abdülmelik’in kardeşi Muhammed bin Mervan tarafından durdurulmuşsa da, Araplar Divin, Tiflis, Derbend ve Erzurum’daki asker sayılarını arttırmışlardır.

MS 697’de Abid adlı bir Arap komutan Lazistan’a girince orada görevli patris Sergius (Serge-i Bernukipa) kent kapılarını açarak memleketi Müslümanlara teslim etmiştir[20]. Arapların bölgeye yeni bir sefer hazırlığında olduğunu duyan Ermenilerin lideri Sumbat Bagratuni ise Bizans ile anlaştıktan sonra 703’de Aras nehri kıyısındaki Beylekan bölgesinde Arapları bozguna uğratmış, ancak 300 kadar Arap kaçarak Svaneti’ye sığınmayı başarmıştır[21]. Muhammed bin Mervan’ın bölgeye gelmesi üzerine Sumbat, Tao’ya geçerek Bizans’a sığınmış imparatorun sağladığı askerlerle Araplar’a karşı savaşmak için geri dönmüşse de yenilgiye uğrayınca II. Tiberios (698-705)  tarafından Megrelya‘daki Poti’ye yönetici olarak atanmıştır. Bununla birlikte kenti hatta kiliseleri bile bilinmeyen bir sebepten dolayı yağmaladıktan sonra ülkesine dönmeyi tercih etmiştir[22]. Bizans imparatoru Arapları sıkıştırmak için Alan hükümdarına hediyeler göndererek Kuzey Kafkasya’ya saldırmasını isterken Emeviler 707’de Hazarlar’ın üzerine sefer düzenleyip Derbend’e dek ilerleyerek onları Kafkasya’nın kuzeyine çekilmek zorunda bırakmıştır.

Abhazya ve Lazika’nın Araplarca Ele Geçirilmesi

MS 713’de Arapların neredeyse tüm Kafkasya’yı ele geçirmesi üzerine Lazlar, Abhazlar ve İberyalılar Bizans otoritesinden büyük ölçüde çıkınca II. Justinianos (685-695,705-711) İsauralı Leon komutasındaki ordusunu Kafkasya’ya yollamış, Rioni nehri civarında Laz kenti Arkhaepolis’i kuşatan Leon, Arapların bölgeye gelmesi üzerine geri çekilmek zorunda kalmışsa da Apsili üzerinden Trabzon’a giderken yol üzerinde yer alan Arap kontrolündeki Demirkale’yi ele geçirmeyi başarmıştır. Hazarlar 713-14’de Arapları Derbent’ten çıkarmayı başarmışsa da bu dönemde Gürcistan’a ek olarak Abhazya ve Lazika ve üzerinde Arap egemenliği tam anlamıyla tesis edilmiştir. Araplar aynı yıl İstanbul’u kuşatmakla meşgulken Hazarlar Azerbaycan’a girmişlerse de varlıkları kalıcı olmamıştır.

Emeviler 723-24’de İrmîniye valisi olarak atanan Cerrah bin Abdullah el-Hakemî’nin komutasında Hazar topraklarına girmiş, Merci Hicare Savaşı’nda çok kayıp vermişlerse de geri çekilmek yerine Belencer ve çevresini fethetmişlerdir. Hakemî, Hazar hakanıyla giriştiği ikinci bir çarpışmadan zaferle çıktıktan sonra Hazar ülkesinin içlerine dek ilerleyerek bu bölgenin bir kısmını cizye ve haraca bağlamayı başarmıştır[23]. Çabuk toparlanan Hazarlar ertesi yıl Arapları bozguna uğratmış bunun yanı sıra Cerrah Gürcistan’da halktan fazla vergi toplayarak huzursuzluğa da sebep olunca azledilerek yerine Mesleme bin Abdülmelik atanmıştır. Buna karşın Hazarlar 726-28 arasında süregelen bir dizi savaşta yeniden güneye inmeyi başarmışlardır.

Hazar prensi Barcık, Gürcü kralı II. Arçil’in de yardımıyla Kuzeybatı İran’ı işgal edip, Cerrah komutasındaki Emevi kuvvetlerini Erdebil’de mağlup ederek 730 yılında kenti ele geçirmişse de dönüş yolunda Araplar kendisine yetişip elindeki esirleri kurtarmıştır[24]. Bir yıl sonra Hazar ordusu Musul’a dek ilerlemeyi başarmışsa da burada bozguna uğratılmış ve Barcık öldürülmüştür. Mesleme’den sonra el-Cezîre, İrmîniye ve Azerbaycan valiliğine atanan Mervan ibn Muhammed bin Mervan[25] komutasına giren Arap ordusu Kür nehrini geçerek iki koldan Kafkasya’da ilerlemiş, 737’de Hazarya’nın başkenti İtil’e ulaşmış burada Tarkan komutasındaki 40 bin kişilik Hazar ordusunu bozguna uğratarak, Bizans’ın sadık müttefiki olan Hazarları Kafkasya’dan tümüyle çıkarmış hatta egemenliği altına almıştır. Mervan, Kafkasya’nın anahtarı sayılan Daryal[26] ve Derbend geçitlerini ele geçirmekle kalmamış, Kafkasya’da yer alan Bizans ve Ermenistan topraklarını yağmalamış, bölgedeki pek çok kaleyi yıkmış, Derbend ile Abhazya arasına tamamen hâkim olarak Arap fetihlerinin en başarılı seferini gerçekleştirmiştir. Mervan, 733-38 Kuzey Kafkasya seferinin sırasında bir yandan Hazar ve Gürcüleri ezerken diğer yandan Batı Gürcistan (Egrisi) seferine çıkmış, Samshe ve Arguet’e girerek David ve Konstantin adlı Gürcü liderleri esir etmiş, pek çok kale ve kent tahrip edilirken Egrisi’nin 3 katlı suru olan eski başkenti Tsihe-Goci (Yunanca Arkhaeopolis[27]) fethedilmiştir. Bu sırada Abhazya’yı yöneten Gürcü lider Mir ile kardeşi Arçil ile Abhazya eristavı Leon’u barındıran Anakopi kalesi de kuşatılmıştır. Arapların güç gösterisine karşın Egrisi kısa sürede yeniden Bizans etkisine girmişse de Gürcistan’a hâkim olan Tiflis emiri düzenli olarak vergi toplamaya devam etmiştir. Mervan, 744 yılında Şavşat üzerine yürüyerek burada Bagratların yaptırdığı Tsikhizir (Kayadibi) kalesini yıktırdıktan[28] hemen sonra halife seçildiği için ülkesine dönmüştür.

Arap ordularının MS 643’de Kafkasya’ya girmesi ve Gürcistan’da Arap idaresi kurulduktan sonra pek çok Gürcü kabilesinin batıya yönelip Bizans idaresinde bulunan Kolhis ve Abhazya’ya göç ettiği[29], II. Mervan’ın seferinin ardından ise güneyde bulunan Klarceti’nin bile göçlerden nasibini aldığı görülmektedir.[30] Bu durumun sebepleri arasında din değiştirmeye zorlanmak veya yılda aile başı 1.000 dinar vermekten kaçınmak, bazı yerel aristokratların yeni yönetimle ortaya çıkan statü kaybından rahatsız olmaları gibi sebepler sayılabilirse de Bizans’ın kaçanlara kucak açıp sahiplenmesi göçü teşvik eden başka bir unsur olarak göz ardı edilmemelidir. Ermeni tarihçi Gehevond’a göre MS 783’de 12 bin Ermeni Akampsis ve Çoruh nehrini geçerek Megrelya’ya geldiğinde Bizans imparatoru VI. Konstantinos tarafından kabul edilmiş ve tüm ihtiyaçları karşılanmıştır[31]. MS 784 yılında yeni bir Arap akınında pek çok Gürcü kenti yerle bir olunca kral Arçil Gürcü kaynaklarında Hz. Muhammed’in torunu olduğu bahsiyle Çiçum adıyla geçen Arap emirinin huzuruna çıkmış, halkının din değiştirilmeye zorlanmaması, kiliselere dokunulmaması ve halkının himaye edilmesini rica etmiştir. Bununla birlikte bazı Gürcü kabilelerinin bu dönemde İslam’a geçtiği anlaşılmaktadır: Gürcü kroniklerinde amcası Lazlar[32] tarafından öldürülmüş Gardabanlı Müslüman bir mtavar[33] kral Arçil’in Bizans hazinelerini sakladığını Arap Emirine bildirince, emir kralı sorgulamış ve kralın Arapların Abhazya’daki yenilgisi sırasında savaş meydanında olduğunu öğrenince kafasının kesilmesini emretmiştir[34]. Gürcü ve Laz beylerinin Egrisi’ye çekildiklerini oradan da Abhazya’ya geçtiklerini duyan Arap emiri Megrelya’dan zamanla sahil boyunca Athena’ya (Pazar) dek ilerlemişlerdir. Emir, Çkondidi[35] kentinin yakınında karargâh kurmuş, Megrel ve Abhaz kalelerini harabeye çevirmiştir[36]. Bu süreçte göçler Kolhis’in etnik yapısını da etkilemiş günümüzde Acaristan olarak adlandırılan bölge Gürcülerin yoğun yerleşimi sonucu hızla Gürcüleşmiştir.

Son Emevî halifesi II. Mervan’ın Abbâsîlere yenilip öldürülmesiyle hilafet dolayısıyla İslâm dünyasının liderliği el değiştirmiş, Abbâsîler Gürcistan ve Kafkasya’dan aldıkları vergi miktarını arttırınca bölgede huzursuzluk artmış[37] ilk olarak Hazarlar, ülkelerindeki Müslüman yöneticileri öldürerek bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Kafkasya’da ki hâkimiyetini kaybetmek istemeyen halife Abdullah el-Mansur, Ermenistan’a atadığı yönetici Yezid bin Usayd el-Sulami’ye 758’de Hazarlar ile evlilik yoluyla barış yapma emrini verince Arap yönetici de Kağan Bağatur’un kızıyla evlenmiştir. Hatun adındaki kız doğum sırasında ölmesine karşın olay Hazarya’da Müslümanların kızı zehirlediği şeklinde duyurulunca Hazar komutanı Ras Tarkan 764-5’de kuzeybatı İran’ı aylarca yağmalamış[38] çok sayıda esir alarak geri dönmüştür.[39] Gürcü kaynaklarına göre Hazarlar Tiflis dâhil tüm Gürcistan’ı yağmalamışsa da sonraki halifelerin genişleme politikaları Kafkasya’yı kapsamayınca Arap-Hazar ilişkileri düzelmiştir.

Halife Harun Reşid’in 786’da İrmîniye valisi olarak bölgeye gönderdiği Huzeyme bin Hâzim et-Temimî, Gürcü halkına çok sert davranmış, Hristiyan din adamları hatta feodal beylerin çocuklarını dahi öldürtmüş, Gürcistan’ın doğusunda yaşayan Sanarların isyanını bastırmakla kalmamış ülkelerinden de kovmuş bu sırada Bizans’a bağlı bulunan Bagratuniler bu şiddet olaylarının dışında kalmıştır[40]. Hazar orduları 799’da yeniden Gürcistan’a girerek Berdea ve Tiflis’i ele geçirerek 100 binden fazla kişiyi esir almış, 70 gün boyunca ülkenin büyük bölümünü yağmalayınca halife Huzeyme bin Hâzim’i sefer için bölgeye, Yezid bin Mezyed’i de yeni İrmîniye valisi olarak bölgeye göndermişse de siyasi denge Müslüman egemenler aleyhine hızla değişmiştir[41]. Abhazlar, bu savaşın ardından Hazarlar’ın desteğiyle bağımsızlıklarını ilan etmiş ve liderleri “kral” unvanını kullanmaya başlamış, Tiflis civarı ve Doğu Gürcistan’da yer alan Kaheti, Müslüman emirlerin egemenliğinde kalırken Egrisi’de bağımsız Laz krallığı ortaya çıkmış, Güneybatı Gürcistan’da (Tao-Klarceti) ise Bizans’a bağlı küropatlar egemen olmuştur[42].

Adarnase’nin oğlu Bagratlı Aşot (MS 787-826) Abhazlar, Lazlar ve Tiflis emiri yardımıyla Gürcistan’a hâkim olmuş ve Klarceti’den Ksan’a uzanan coğrafyaya hüküm sürmüşse de Arap emiri Halid Bin Yezid’in Kafkasya’ya gelmesiyle ailesiyle birlikte Bizans topraklarına kaçmak zorunda kalmıştır. Şavşat ve Klarceti’ye yerleşen Aşot burada birkaç köy satın almış ve yeni köyler imar etmiş, Arap saldırıları sorasında yıkılmış Ardanuç kalesini de onartarak önünde bir şehir kurmuştur. Araplara hücum etmek üzere adamlarını asker toplamak üzere civardaki Hristiyan köylerine haber gönderen Aşot sözde ordusuna katılmak üzere gelen Orozmoz oğulları adlı Megrel ailesi[43] tarafından öldürülmüşse de Dolishana’da[44] bulunan adamları intikamını almışlardır[45]. Bu dönemde Tiflis ve Tao-Klarceti rekabeti yaşanmış, Ali bin Şuayb (830-833) ve İshak bin İsmâil (833-852) adlı Tiflis emirleri Bizans destekli Bagratunilerin doğuya ilerleyişini durdurmanın ötesinde vergi vermeye de mecbur bırakmışlardır.

MS 851’de Emir el-Müminin’in Türk köle Buğa komutasında Bağdat’tan gönderdiği Müslümanlardan oluşan bir ordu Ermenistan’ı yakıp yıktıktan sonra Kafkasya’ya girmiş ve kendisine isyan eden Tiflis’i kuşatmış, Tiflis emiri İshak’ı öldürdükten sonra kent ve civarını da yağmalamıştır[46]. Buğa, Abhaz kralı Tevdos’u da yenilgiye uğratmasına karşın Ermenistan eristavı Ebulabas (Sembat)  ve Bagratunilerden Guaram tarafından yolunu kesilmiş ama 120 bin kişilik ordusu pek az zayiat vermiştir[47]. Buğa’nın soydaşı Hazarlarla anlaşmak üzere olduğunu duyan Halife Mütevekkil onu azledip yerine Gürcistan ve Ermenistan’ı yönetmesi için 855-56’da Muhammed bin Halid bin Mezyed eş-Şeybanî’yi atamıştır. Buğa’nın İshak’ı öldürmesi Tiflis ve Arapların Kafkasya’da ki konumunu olumsuz etkilerken[48] Ermeni hanedanı Bagratunilerin güçlenmesini sağlamış, Bizans imparatoru I. Basileios’un (867-886) giymesi için bir taç gönderdiği I. Aşot (884-890) bu şartlarda ilk Bagrat kralı olmuştur[49].

MS 891’de Abhaz kralı Konstantine Gürcistan’ı işgal edince Arap emiri Ebu’l-Kasım vakit kaybetmeden Ermenistan ve Gürcistan’a girmiş, Ermeni kralı Sumbat’ı astıktan sonra Mtzheta’ya girmiş ve kutsal kabul edilen Nune haçını yaktırmıştır. Bununla birlikte bir süre sonra dizanteri olan Müslümanlar hastalıklarını yaktıkları haça bağlayıp, yanan haçtan geri kalan parçaları Gürcülere iade etmişlerdir. Gürcistan’da Arap hakimiyeti 10. yüzyılın başlarına dek devam etmiş, 350 yıl boyunca Arapların tayin ettiği kişiler Kartli emiri olarak Tiflis’te ikamet ederken, Gürcü hanedanı yok edilmeyerek Emirlerle işbirliği yapabilmesi için varlığına müsaade edilmiştir.[50] İlk İslam dirhemi İrmîniye’de 697’de Tiflis’te ise 704 yılında Emevi halifesi Abdülmelik döneminde darp edilmiş, Abbâsîler döneminde de varlığını sürdüren darphane 942’ye dek faaliyetini sürdürmüş, Arap egemenliği sona erdikten sonra bile Kraliçe Tamara, Dimitri (1125-1154) ve III. Giorgi (1154-1184) dönemi sikkelerinde Gürcüce’nin yanı sıra Arapça yazılar da yer almıştır.[51] 958’de Kartli kralı Sumbat’ın ölüp yerine II. Bagrat (958-980) ondan sonra ise 978’de David geçmiştir. David önce anne tarafından mensup olduğu Abhaz tahtına çıkmış, 1008’de Kartli,  Abhaz ve Tao-Klarceti’nin tek kralı olarak Gürcistan’ın siyasi olarak birleşmesini sağlamıştır. Ayrıca Bkz. Bagratuniler (Tao Klarjeti)

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Kaleyi savunan I. Stephanos’u öldüren Hazar komutanı Cibgu (Yabgu) adamın derisini yüzdürerek imparatora göndermiş olup, bölge bu tarihten itibaren siyasi olarak Bizans’a bağlı olmakla birlikte muhtemelen Hazar güçleri tarafından korunmuştur.

[2] el-Belâzurî, 1987: 285

[3] Cevdet Paşa, “Kırım ve Kafkas Tarihçesi” adlı çalışmasında (Cevdet Paşa, 1307: 57) Müslümanların daha Hz. Ömer döneminde MS 639’de (Hicri 19) Tiflis ve civarını İyâz bin Ganm tarafından fethettiği ve Abdurrahman bin Rebîa’nın Gürcü kralı ile cizye karşılığında barış yaptığını bildirmişse de iddiasını Gürcü ve Ermeni kaynaklarınca doğrulamak mümkün değildir.

[4] 662’de İrmîniye’de vefat eden ünlü komutan Anadolu’ya yaptığı seferler yüzünden “Habîb er-Rûm” olarak adlandırılmıştır (Lammens, 1940-1988: 9)

[5] Gürcü kaynaklarında Müslümanlar Agarianni, Sarkinozi, Haveriler veya İsmailliler gibi Araplarla ilişkili terimlerle anılırken Gürcülerin İslam’a geçmesi olması “Tatarlaşmak” olarak ifade edilerek (Berdzenişvili ve Canaşia, 1997: 234) Türk etkisine doğrudan atıf yapılmakta benzer şekilde Ermeniler de Müslümanlar’ı “Tacik” olarak adlandırmaktadır (İskender, 1988: 16)

[6] Ahıska ve Ahilkelek bölgelerinden oluşan Cevaheti olmalı (Gümüş, 2007: 73)

[7] İslam kaynaklarına göre Tiflis 646’da fethedilmiştir (İbnü’l-Esîr, 1979: III, 85; el-Belâzurî, 1987: 283)

[8] Gürcistan Tarihi, 2003: 199. Habîb bin Mesleme Tiflis halkına eman yazısı göndererek “Müslümanların hâkimiyetinin kabul edilmesi ve her aile için yılda bin dînar cizye vermeleri” karşılığında, Gürcülerin canları, toprakları, evleri, kiliseleri ve manastırlarının korunacağı sözünü vermiştir. Antlaşmaya göre İslam’a geçenler cizye ödemekten muaf tutulacak ayrıca Gürcüler yolda kalmış Müslümanlara yardım edeceklerdir (el-Belâzurî, 1987: 284.)

[9] el-Mes’ûdî, 1964: I, 203; İskender, 1988: 62

[10] Araplar, Ermenileri 3 sene cizye vermekten muaf tutmuş, iaşesini Müslümanların sağladığı 15 bin kişilik bir ordu beslemelerine izin vermiştir. Arapların, Bizans saldırısı durumunda yardım sözü vermesi gibi Gürcülere tanımadığı ayrıcalıklar Ermenistan’ı Kafkasya’nın anahtarı ve Bizans’a karşı potansiyel bir müttefik olarak seçmeleri yüzündendir.

[11] Bu dönem hakkında 645’de Dvin konsiline seçilen Ermeni piskopos ve tarihçi Sebeos’un notları aydınlatıcıdır (Sebeos’un Tarihi, 35, 36. 12 Mayıs 2011 <http://rbedrosian.com/seb11.htm>

[12] İskender, 1988: 64

[13] Yunanca kuropalates (κουροπαλάτης) < Latince cura palatii “saray adına görev yapan”

[14] İskender, 1988: 65

[15] İskender, 1988: 67, 71; Gürcistan Tarihi, 2003: 213

[16] Silagadze, 1991: 67; Gümüş, 2007: 117; Gürcistan Tarihi, 2003: 213

[17] İskender, 1988: 72

[18] Stratos, 1980: V, 23; et-Taberî, 1987: VI, 150

[19] Abû’l-Farac, 1987: I, 187

[20] Lebeau, 1836: XII, 42

[21] İskender, 1988: 68

[22] İskender, 1988: 74; Gürcistan Tarihi, 2003: 214

[23] et-Taberî, 1987: VII, 542, 551

[24] İbnü’l-Esîr, 1979: V, 159

[25] 744 yılında son Emevi halifesi olacak ve II. Mervan (688-750) adıyla anılacaktır.

[26] Kazbek dağlarının doğusunda Terek nehrinin 1800 m yüksekliğindeki kaya duvarlar arasında ancak 8 m genişliğinde yol verdiği geçidin adı olup, MS 75’de Roma imparatoru Vespasian döneminde Romalı mühendisler bu geçit vasıtasıyla Kafkasya’ya giren İskit ve Sarmatlar’ı engellemek için Meşketya’da bir kale inşa etmiştir (Lang, 1966: 86)

[27] Tehur nehri kıyısında yer alan Nokalakevi olmalıdır (Gürcistan Tarihi, 2003: 203, 205). Bkz Megrelya

[28] Gürcistan Tarihi, 2003: 225

[29] Lang, 1966: 23

[30] Gürcistan Tarihi, 2003: 212

[31] Gürcistan Tarihi, 2003: 215

[32] Metinde Tsan olarak geçmektedir

[33] Gürcüce “şef, kabile lideri”

[34] Gürcistan Tarihi, 2003: 219

[35] Megrelce “Büyük Meşe”

[36] Gürcistan Tarihi, 2003: 203

[37] İskender, 1988: 80

[38] Gürcü kroniklerinde Hazar hakanının Kartli eristavı Cuanşer’den kız kardeşi Şuşan’ı istemesine karşın olumsuz cevap alınınca Lezgi ülkesi üzerinden gelerek Kaheti’yi yağmaladığı yazılmaktadır (Gürcistan Tarihi, 2003: 219)

[39] et-Taberî, 1987: VIII, 581

[40] İskender, 1988: 84

[41] İbnü’l-Esîr,1979:  V, 163

[42] İskender, 1988: 91

[43] Megrel terimiyle bir ihtimal hemen sahilde yaşayan Lazlar da kastedilmiş olabilir.

[44] Artvin merkez ilçeye bağlı Hamamlı köyünün eski adı olup, Bağratlı I. Sembat tarafından MS 923-958’de inşa edilmiş bir manastıra ev sahipliği yapmaktadır.

[45] Gürcistan Tarihi, 2003: 224-26

[46] et-Taberî, 1987: X, 44

[47] Ayrıca Arap atlarının bir kısmı yaban gülü (Karadeniz Türkçesi ve Rumca komar, Gürcüce “ieli”,  Latince azalea pontica) bitkisinin yapraklarını yediği için telef olmuştur.

[48] Allen, 1929: 82

[49] Gürcistan Tarihi, 2003: 233

[50] İskender, 1988: 62

[51] Minorsky ve Bosworth: V, 488

Takip, tavsiye ya da beğeni için