Karayemiş, Taflan

Karayemiş, gülgiller (Rosaceae) ailesinden, 5-6 m boyunda kiraza benzeyen, Nisan – Mayıs ayında çiçeklenip Ağustos ayında morumtrak siyah renkte üzüm salkımı formunda mayhoş meyve veren Karadeniz bölgesinin yerli meyvesinin adıdır.  Karayemiş (Trabzon), karamiş ve karamış (Rize),  gareymiş, karenmiş, karenmüş (Trabzon) adlarıyla bilinmekte olup, atma türkülerde bahsi geçmiştir: ‘Karamişun dalina/ Gel salina salina/ Bizum köye vermezler/ Emsali emsalina’.

Karayemiş Ordu, Giresun ve Trabzon’un batısında taflan, Şalpazarında taflan veya tahlan, Trabzon Rumcasında drafina, Hemşince scevağnı, Gürcüce sğavi, Lazca mshko adlarıyla bilinmektedir. Karadeniz Rumcası dafnokerasia (δαφνοκερασια) ve taflan (ταφλαν [Ordu, Gümüşhane] formları kaydedilmiştir. Dafnokerasia veya kısaca dafnon kelimesi zamanla taflana dönüşmüş olmalıdır. Şalpazarı’nda karayemiş yaprakları, ahırdaki hayvanların altına serilmek için kullanıldığından, Doğu Trabzon’da kullanılan “yaprağa gitmek” deyimi burada “tahlana gitmek” şeklinde kullanılmaktadır

Karayemiş nerelerde yetişir?

Ülkemizde Rize, Trabzon (özellikle Maçka-Meryemana Vadisi), Giresun, Sinop

Karayemiş ağacı

(Ayancık), Zonguldak (Devrek), Kastamonu, Bartın, Bolu, İzmit (Keltepe), Adapazarı, İstanbul (Belgrat Ormanı, Alemdağ), Bursa (Uludağ) ve Osmaniye’de (Gâvurdağları) orman veya orman kıyılarında doğal olarak rastlanmaktadır. Âşık Çelebi (1598), Trabzon’a mahsus bir meyve olduğunu başka yerde yetiştiği bilinip duyulmadığını yazmıştır. Yukarıda sözü geçen mevki adları aynı zamanda Karadenizlilerin göç ettikleri bölgeler olduğundan, bu yörelere yerleşen Karadenizliler tarafından taşınarak yayılmış olmalıdır.

Karayemiş çeşitleri

Yaprak büyüklüğü ve kışa dayanıklılığı açısından 20 civarında türü olan karayemişin dünya literatüründe 9 çeşidi mevcuttur:

  1. Angustifolia (yaprakları ince ve şerit biçimli)
  2. Caucasica (koyu yeşil yapraklı)
  3. Colchica (bol çiçekli)
  4. Herbergii (koyu yeşil yapraklı)
  5. Otto luyken (yavaş gelişmeli)
  6. Pyramidalis (dar tepeli, piramit formlu)
  7. Schipkaensis (Bulgaristan kökenli, bol çiçekli, kışa dayanıklı)
  8. Schipkaensis Macrophylla (gevşek dokulu)
  9. Zabeliana (sarkık formlu, kent iklimine dayanır)

Ülkemizde ise meyvelerinin şekli, tadı ve olgunlaşma sürecine göre sınıflanmaktadır:

  • Su/acı (Temmuz ortası, acımsı, buruk lezzetli)
  • Vavul (çok etli ve az taneli)
  • Yabani (Temmuzun ilk haftası, buruk lezzetli)
  • Ağustos/ İstavrit (meyveler geç ve kırmızı renkte olgunlaşır)
  • Orak/ selvi (Temmuz ortası, tatlı-lezzetli)
  • Ayran (beyaz renkli, Haziran ortası, tatlı lezzetli)
  • Kiraz (Ekmek) karayemişleri (Haziran ortası, mayhoş)

Bununla birlikte bu karayemiş türleri yöresel isimleriyle Ahandiko, Sumarica, Yali, Kiraz, İstanbul, Meşe ve Kastaniça adlarıyla anılmaktadır.

fuska karayemişi Bir karayemiş türü (Sürmene)

yabani karayemiş Yörede ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen karayemiş türü (Trabzon, Rize)

funduk kariymişi Bir karayemiş türü (Akçaabat)

kazmaçi is. Bir karayemiş türü (İkizdere)

Karadeniz’in diğer yabani meyveleri

Yaban Mersini

Likarba veya likapa, yaban mersini  (ericaceae) ailesinden tüm Kuzey yarımküreye

Likarba, likapa veya yaban mersini

yayılmış bir bitki türü olup, Doğu Kardeniz’de ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen, kuş üzümüne benzeyen, mayhoş tatlı, siyah renkli, bir yabani meyve türüdür. Trabzon’da likarba, likarpa, ligarba, Rize’de likapa, Artvin’de morsivit, mahabak, Yusufeli’nde takurzana, Lazca anshera ve shela formları kaydedilmiştir.

Ağustos Eylül arasında verdiği meyvelere Anadolu’da kamburüzüm, çay üzümü, ayı üzümü, kırmızı ayı üzümü, kızamık adları verilmektedir. 1906 yılında ABD’de başlanılan seleksiyon çalışmalarının sonucunda Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde tarımı yapılmaktadır. Doğu Karadeniz’de Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerinde bulunan bitki taze olarak ya da reçeli yapılarak de-ğerlendirilmektedir. Karadeniz’e çay gelmeden önce eskilerin ligarba yapraklarını toplayıp çay yaptıkları söylenmektedir.

Likarbanın üç alt türü bulunmaktadır:

  1. Yüksek boylu Yaban mersini (Vaccinium corymbosum)
  2. Alçak boylu Yaban mersini (Vaccinium angustifolium)
  3. Tavşan gözü Yaban mersini (Vaccinium ashei)

Böğürtlen

Hamdakuku, böğürtlen anlamına gelen kelimenin hamdakuku ve hendekuka

Hamdakuku, mora, böğürtlen

(İkizdere), hamdakuka (Rize), handospara (Güneysu) formları kaydedilmiştir. Trabzon’da genellikle fuska olarak adlandırılmaktadır. Karadeniz Rumcasında ahanantofuka (αχαντόφουκα)  formu kayıtlıdır. Ordu’da börtlen, Tokat, Gümüşhane ve Samsun’da it üzümü olarak bilinmektedir.  Azericesi böyürtken olan kelimenin Türkçe kökenli olduğu açık olmakla birlikte Osmanlıca kaynaklarda adı ilk olarak 1501’de (Câmi-ül Fürs) geçmektedir.

Fikoko, fikuku ve fukuku, Böğürtlen, diken çileğinin adı olup (Trabzon, Rize) Yunanca fiskoko (φυσκόκκο τό) kelimesinden ödünçlenmiştir.

Mora, böğürtlen anlamına gelen kelimenin mora (Trabzon, Samsun, Yozgat), mor (Rize, Dernekpazarı), more (Torul, Çaykara), mare (Gümüşhane) ve moy (Hemşin) formları kaydedilmiştir. Ermenice mor (miu), moreni, mora (Hemşin), mormeni (Bitlis) ve Azerice morug formları kayıtlı olan kelime Eski Yunanca ‘böğürtlen’ anlamında mόron (μορον το)  ve Karadeniz Rumcası morin (μόριν [Giresun], mor (μόρ [Ordu, Santa, Trabzon]), mur (μούρ [Trabzon]) ile ilişkilidir. Böğürtlen Anadolu’da avat, bortlen, böğürtlen, bubumka, fiske, fuska, hamdakuka, mihra, kedi dutu, kür, kürmez, mor mani, mor menik (‘bahçelerde mormeni/ sen Urum ben Ermeni’ [Ermeni türküsü]) ve pisko adlarıyla anılmaktadır. Trabzon’da kısır kadınların mora dikeni altından geçince çocuğunun olacağına dair batıl bir inanç bulunmaktaydı. (Latince Rubus fruticosus (İngilizce blackberry, İtalyanca Mora, İspanyolca Mora negra, Almanca Echte brombeere, Fransızca mûre sauvage).

Fuska, Trabzon’da fuska, fıska, faska, fikoko ve fisko ‘böğürtlen, likarba ve olmamış incir’ anlamları kaydedilmiştir. İyidere’de sadece ‘böğürtlen’, Sürmene’de ise sadece ‘Likarba’ anlamıyla fuska, Erzurum’da ise ‘böğürtlen’ anlamıyla fişka olarak bilinmektedir. Fuska aynı zamanda Trabzon ve Rize’de özellikle kız çocuklarına takılan lakap ve deride meydana gelen küçük kabarcık, sivilce anlamalrında da kullanılmaktaydı. Karadeniz Rumcasında ‘böğürtlen; olmamış incir’ anlamlarında fuska (φούσκα [Giresun, Sürmene, Tirebolu]) kelimesi kayıtlı olup, Antik Yunanca fuski (φύσκη ή), geç dönem Yunanca fuska (φούσκα) 134, Modern Yunanca fuska (φούσκα) ‘vezikül, kabarcık, deride oluşan su kabarcıkları’ kelimesinden ödünçlenmiştir.

Mağol Böğürtlen, çalılık (Hemşin)

Avat Böğürtlen (Maçka, Çarşıbaşı, Kürtün, Akçaabat, Gümüşhane). Çalısı ve yemişleri doğranıp sığırlara yiyecek olarak verilirdi. Anadolu’da böğürtlen avat, bortlen, mihra, kedi dutu, fiske, fuska, bubumka, hamdakuka, kür, kürmez, pisko, mor menik, Trabzon Rumcasında ise mora, fuska (Köprübaşı, Çaykara) ve ovat (Tonya İskenderli) adlarıyla bilinmektedir.  Antik Yunanca vatos (βατος ο) “böğürtlen”, Geç dönem Yunanca vation (βατιον το) kelimesinden ödünçlenen kelime Karadeniz Rumcasına avatin (αβάτιν) avat (αβάτ) formunda girmiştir. (Latince rubus fructicosus, (Almanca ech-te brombeere, İngilizce blackberry, İspan-yolca Mora negra, Fransızca mure sauvage, İtalyanca Mora)

avat altindan geçmek Trabzon’un batısında çocuğu olmayan kadınlar, yüklü olmayan inekler, hamile kalmaları için, yürüyemeyen, altına çiş yapan çocukların bu sorunlarını çözmek için, avat adı verilen böğütlen çalısının altından geçirilirlerdi ki Avatın cennetten çıkma ve dualı bir bitki olduğuna inanılırdı.

Yaban çileği

Hamofta, yaban çileği anlamına gelmekte olup, Trabzon’da hamofta, hamufta, hanefta, hamurkera ve hamafta, Rize’de hamuçara, hamoçira, hamukera ve hamukara şeklinde söylenmektedir. Karadeniz Rumcası hamufta (χαμούφτα [Trabzon]), hamofta (χαμόφτα [Samsun, Trabzon]), hamnofta (χαμνόφτα [Tirebolu]), hamuhta (χαμούχτα [Santa]) formları kaydedilmiştir. Yunanca hamekerasos (χαμαικέρασοσ ό), Yunan dialektlerinde (Efir, Selanik) hamokeraso (χαμοκερασο), hamokerasu (χαμουκερασου) formlarına da ratslanılan kelime Yunanca yer kirazı (hamo (χαμο) ‘toprak, yer’ ve keraso (κερασου) ‘kiraz’) anlamına gelmektedir. Giresun ve civarında ise tarlada yetiştirilen çilek cinsi has çilek veya tarla çileği doğada kendiliğinden yetişen ise yabani çilek adıyla bilinmektedir (Latince Fragaria (Danimarka Jordbaer, Almanca Erdbeere, İngilizce strawbery, İspanyolca Fresa, Fransızca fraise, İtalyanca Fragola, Yunanca fraula [φραοθλα]). Trabzon’da hamufta kelimesi aynı zamanda ‘süslenmiş, güzel giyinmiş kadın’ anlamında kaydedilmiştir (Akçaabat).

Kaynakça

AHUNDOV, E. (1978), Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Türk Dil kurumu Yayınları. Ankara. s. 521

BALAŞOĞLU, N. (1946), Karadeniz Destan ve Deyişleri. 1946. S. 85

BALIKÇI, G. (1995), Rize-Pazar Akbucak, Ortayol ve Uğrak Köyleri’nin Etnik Yapıları. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkbilim Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. s. 75

BİLGİN, M & YILDIRIM, Ö. (1990), Sürmene. Sürmene Belediyesi Kültür Yayını. İstanbul. s. 571

BLÄSING, U. (1992), Armenisches Lehngut im Türkeitürkischen am Beispiel von Hemşin. Amsterdam-Atlanta # 95

CAFEROĞLU, A. (1946; 2. Baskı 1994), Kuzey-Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar. İstanbul. s. 342

DANKOFF, R. (1995), Armenian Loanwords in Turkish. Harrassowitz Verlag. Wiesbaden. s. 109

GEDİKLİ, F. (2004), Akçaabat Yazıları. Yedirenk Yayınları. İstanbul. s. 164, 169

GÜNAY, T. (1978), Rize İli Ağızları. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara. s. 325

Her Yönüyle Güneysu Rize (1996) Güneysu Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği. İstanbul. s. 84

KABADAYI, M. (2001), Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü. İstanbul. s. 74

KALYONCU, H. (2001), Trabzon-Tonya Ağzının Dilbilgisel Özellikleri ve Tonya Sözlüğü. Trabzon. s. 103

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

PAPADOPULOS, LP. (1958-1961), Ιστορικόν Αεξικόν της Ποντικης διαλέκτου. Atina. II: 56, 364, 467

TUNA, O. 2000. “Karayemiş”. Tarım ve Köy Dergisi Ocak- Şubat (131)

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul. s. 126

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü (1963-1976). Ankara. s. 378, 1851, 1859, 2268, 3209, 4092

TZITZILIS C. (1987) Griechsche Lehnwörter Im Türkıshen. Österrecheschen Akademe Der Wıssenschaften. Wıen. s. 28, 30, 88, 134, 135

URAZ, M. (1933), Halk Edebiyatı Şiir ve Dil örnekleri. Suhulet Kütüphanesi. İstanbul. s. 521

YANIKOĞLU, B. (1943), Trabzon ve Havalisinde Toplanmış Folklor Malzemesi. İstanbul. s. 285

Yurt Ansiklopedisi (1982-1983), Anadolu Yayıncılık. 10+1 cilt. İstanbul. s. 7252

Takip, tavsiye ya da beğeni için