Site icon Özhan Öztürk Makaleleri

Kibele, Kybele, Magna Mater, Rhea, Cybele (Anadolu Mitolojisi)

Çatalhöyük'te bulunup MÖ 6000-5000 arasında tarihlenen Kibele heykeli (Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara)

Kibele, Kybele  (Yunanca Κυβέλη) Anadolu Mitolojisinde İdaea Mater adıyla da bilinen Frigya kökenli tabiat ve bereket tanrıçası olup, Kubaba ile ilişkili olmalıdır. Yunan kültürüne Rhea adıyla girmiş, kısmen yeryüzü tanrıçası Gaia, Rhea ve Demeter ile birleştirilmiş, Frigya’da Magna Mater (Tanrıların anası) olarak anılan ana tanrıça Roma kültürüne Cybele adıyla kabul edilmiştir.

Hitit ve Hurrilerin ana tanrıçası Kubaba, tartışmalı da olsa Kibele’ye öncülük eden

Kibele

figürlerden biri sayılmaktadır. Dinsel bilincin başlangıç aşamasında kadının yeni bir canlıyı dünyaya getirmesi olağanüstü bir olay olarak algılanmış dolayısıyla analık kutsanmış ve ‘ana tanrıça’ formuyla güç kazanmıştır. Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda ana tanrıça kültürünün MÖ 6500-7000’lere kadar uzandığını ortaya çıkartmıştır. Şişman, sakin görünümlü, yaşı belirsiz güçlü bir kadın olan Kibele bazen doğum yaparken yanında iki leopar veya aslan gibi heykellerle birlikte tasvir edilmiştir. Kibele analığı, dolayısıyla bereket, üretkenlik ve hayatın sürmesini yanındaki leopar veya aslanlar ise tanrıçanın doğa üzerindeki sınırsız egemenliğini simgelemektedir.

Bereket sembolü olduğuna inanılan siyah renkli tılsımlı taşlar kullanan Frigyalı Kibele rahipleri kendilerini hadım etmekteyse de hadım geleneğinin Yunan ve Roma dönemlerinde sürdüğüne dair bir kanıt bulunmamaktadır. Siyah taşların tanrıçalar ve bereket ile ilişkilendirilmesi inancı ise Yunanlıların yanı sıra Araplar tarafından da kabul edilmiştir.

Söylenceye göre Attis, Kibele’ye evlenme sözü vermesine karşın Pessinus Kralı’nın kızını evlenmeye kalkışmışsa da düğün gecesi Kibele’nin davete geldiğini görünce pişmanlıktan erkeklik organını kesip atmıştır. Sevdiği insanın çektiği acıya dayanamayan Kibele Attis’i yaprakları hep yeşil kalan çam ağacına dönüştürerek sonsuz yaşam sağlamıştır. Pessinus Kibele tapınağında her yıl yapılan törende rahip olmak isteyen erkekler hadım edilir ve kesilen cinsel organları bir çam ağacının dibine gömülürdü. Bir görüşe göre sonradan bu gelenek Ortadoğu toplumlarında sünnet adı verilen ve erkeklik organının tamamı değil de uç kısmının kesilmesi şeklinde sürdürülmüştür.

Romalı kâhinler Kartacalılara karşı zaferin Frigyadaki Pessinus Kibele tapınağından, tanrıçanın kara heykelinin Roma‘ya getirilmesi halinde mümkün olacağı kehanetinde bulununca Kibele heykel ve kültürü Roma’ya taşınmıştır.

Kibele’nin taş olarak ortaya çıkmış haline Adgos adı verilmekte olup, Zeus kaya formundaki tanrıçaya tecavüze yeltenmiş, başarılı olmamışsa da yere dökülen spermleriyle döllediği tanrıça hermafrodit Agdistis’i doğurmuştur.

MAGNA MATER

Roma Mitolojisinde Frigya ana tanrıçası Kibele ile Rhea’ya verilen isim olup, Pön savaşları (MÖ 264-146) sırasında Kartaca’ya karşı kazanılan zaferde katkısı bulunduğuna inanıldığından Roma senatosun da desteğiyle kültü yaygınlaşmıştır. Romalı yazarlarca Troyalı bir tanrıça olarak kabul edilen tanrıça aynı zamanda Zeus’un annesi Rhea’nın da adıdır. Kybele kültürü MÖ 6-4. yüzyıllar arasında Anadolu üzerinden Yunanistan’da yayılmış MS 204 yılından itibaren Sibylline kâhinlerinin etkisiyle Roma kültürüne adapte olmuş, Magna Mater onuruna 4-9 Nisan arasında Megalesia adlı bir festival düzenlenmeye başlanmıştır. Bununla birlikte galli adı verilen Magna Mater rahiplerinin kendilerini hadım etmesi ayini Roma’da yasaklanmış, tanrıça onuruna köle kurban edilmekle yetinilmiştir. Hıristiyanlığın kabulünün ardından bazı Magna Mater ayin ve sembolleri Meryem Ana ile özdeşleştirilirken Basilica di Santa Maria Maggiore’de olduğu gibi bazı tapınakları kiliseye dönüştürülmüştür.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Exit mobile version