Aşağıdaki İslami Terimler Sözlüğü’nde U, Ü, V, Y,Z harfleri ile başlayan dini terimler ve anlamları yer almaktadır.

Ubeydiyye Ubeyd Mukteib tarafından kurulan bir mezhebin adı olup, Tanrının insan suretinde olduğu iddiasındadır.

Ubûdiyyet Allah’ın emirlerine teslim olup boyun eğmek anlamına gelmektedir.

Udum Sufi öğretisinde var olmama durumunu tanımlayan terimin adıdır.

Ufk-ı Âlâ, Ufk-ı Mübin Tasavvufta Vahdet-i vücut düşüncesinde ulaşılabilecek son mertebenin adıdır.

Uhrevî Arapça ahiret kelimesiyle ilişkili terim ‘Öteki dünya’ anlamında kullanılmaktadır.

Ukab Topkapı sarayında muhafaza edilen Hz. Muhammed’in sancağının adı olup Arapça ‘kartal’ anlamına gelmektedir.

Ukbâ Öteki dünya anlamına gelip Arapça akıbet kelimesiyle alakalıdır.

Uknûm Hıristiyanlığın üç teslis inancındaki üç varlıktan (baba-oğul-kutsal ruh) her birisinin adı olup, üçüne birden ‘ekânim-i selâse’ adı verilmektedir.

Ukûbât Fıkıh ilmini oluşturan dört bölümden birisi olup (diğerleri: İbâdât, Münâkehât, Muâmelât) kendi içinde had, kısas ve ta’zir adlı bölümlere ayrılmaktadır.

Ulema İslam ve şeriat alimlerinden oluşan topluluğun adıdır. Günümüzde sadece Şii İslam’da, Hz. Ali’nin varisleri iddiasındaki mollalardan oluşan hiyerarşik bir kurum olarak varlıklarını sürdürmektedir.

Umre Hac zamanı kabul edilen Arife ve Kurban bayramının dört günü dışında Kâbe-i tavaf etme işinin adı olup, küçük hac (Hacc-ı asgar) olarak da bilinmektedir.

Umre-i Nebevi Hz. Muhammed’in hac farz olmadan önce yaptığı Kâbe ziyaretlerine verilen isimdir.

Unmudhac El-Ferit Tek ve ilk anlamına gelen, Tanrı’yı ve Tanrıyla bütünleşen insanı tanımlayan bir kavramdır.

Urs, Urus Arapların İslam öncesi yaptığı düğün eğlencelerinin adı olup, İslamdan sonra devam yeni dine adapte edilerek ettirilmiştir.

Usulî Kuran ve Hadislere dayanarak fikir yürüten Ahbârîlerden farklı olarak bilimsel düşünceye önem veren tasavvuf bilgininin adıdır.

Uşr, Uşur Topraktan elde edilen mahsulün verilmesi gereken zekâtının adıdır.

Uşşâkiye Hasan Hüsamettin Uşşâki tarafından 16. yüzyılda kurulan Sünni bir tarikatın adı olup, Halveliğin bir koludur.

Utarit Arapça Merkür gezegeninin adı olmasına karşın aynı zamanda göğün dokuz katından ikincisi kabul edilmektedir.

Utarit Feleki Hamideddin Kirmani’nin Rahat-el Akl adlı kitabında bahsettiği, Bâtınî inanışında yaratılışın son aşaması olan sekizinci akla verdiği isimdir.

Utbe Peygamberlikten vazgeçmesi karşılığında Hz. Muhammed’e para vermeyi öneren kişidir.

Uzeyr İsrailoğullarına gönderilen bir peygamber olduğu sanılmakla birlikte peygamberliği Kur’ân-ı Kerîm’de net olarak bildirilmemiştir.

Üçler Bir tarikat şeyhi ile sağ ve sol yardımcılarını tanımlayan terimdir.

Ülü’l-azm Din getiren altı peygambere verilen isim olup bunlar sırasıyla Âdem, Nuh, İbrahim, Musa, Îsâ ve Muhammed’dir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

Ülü’l-emr İslam kurallarını öğreten ya da uygulayan ilim sahipleri ve otoritesini Şeraiat hukukundan alan devlet başkanlarına verilen isimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ülü’l-emre itaat edin” (Nisâ 59)

Ümmet Bir peygambere inanan insanlardan oluşan cemaatin adı olup, Arapça ‘insan topluluğu’ anlamına gelmekte, Ümmet-i Muhammed ifadesi ise İslam cemaatini nitelemek için kullanılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Siz ümmetlerin en iyisi oldunuz. İnsanların iyiliği için yaratıldınız. İyilik yapılmasını emreder, kötülükten nehyedersiniz” (Âl-i İmrân 110)

Ümmî Okuması yazması olmayan, kimseden ders almadan kendi kendini yetiştirmiş kimseler için kullanılan bir terimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil’de ismini yazılı buldukları O ümmî resule tâbi olurlar. O kendilerine iyiliği emrediyor, kötülükten sakındırıyor… De ki:‘Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a hem de bütün kelimelerine iman eden o ümmî peygambere, resulüne iman edin ve O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız” (A’râf 157,158)

Ümm ül Kitap Kur’ân için kullanılan terimlerden birisi olup, Arapça ‘Temel Kitap’ anlamındadır.

Ümmülhâni Hz. Muhammed’in amcasının kızı, Hz. Ali’nin kız kardeşidir.

Ümre Bkz. Umre

Üns Tasavvufta Tanrıda kendini bulma düşüncesine alışmak, vahdet-i vücut düşüncesini özümsemek anlamında kullanılmaktadır.

Üsruş Cebrail için kullanılan isimlerden birisidir.

Üveys-ül Karâni Veysel Karâni’nin gerçek adıdır.

Vacip Kur’ân-ı Kerîm’de farz olarak bildirilmemiş, İslam’ın şartlarından olmayan ama yapılması gerekli olan yoruma açık ibadetler için kullanılan terimdir. Şâfiîlikte vâcip farz ile eş tutulmaktadır.

Vâcid Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘mevcut, vücuda gelen, ortaya çıkaran’ anlamına gelmektedir.

Vahdet Tanrının tekliğini ifade eden terim olup Arapça ‘birlik’ anlamına gelmektedir. Tüm tek tanrılı dinlere göre evren Tanrı tarafından yaratılmıştır ama öz olarak ondan farklıdır, tasavvufi anlayışta ise evren dahil tanrının yarattığı her nesne onunla eş niteliktedir.

Tasavvufta vahdet üç aşamalıdır:

  1. 1. Vahdet-i şühûd: İnsanın çevresindeki farklı varlıkların Tanrı eseri olduğunun farkına varması.
  2. Vahdet-i kusûd: İnsanın çevresindeki farklı varlıkların aynı özden olduğunun farkına varması.
  3. Vahdet-i vucûd: İnsanın kendisi dahil tüm varlıkların Tanrı’nın özü ve bir parçası olduğunun farkına varması. Gözlerimizle görebildiğimiz ya da göremediğimiz her şey Tanrı’nın eseri değil Tanrı’nın ta kendisidir öyleyse ‘yaratma’ ve ‘yaratılma’ diye bir şey yoktur. Yaşam ve ölüm birbirinin zıttı durumlar olmaktan ziyade özün farklı tezahürleridir.

Vahhâbilik, Vahhâbiyye 18. Yüzyılda Abdülvehhab bin Muhammed tarafından Arabistan’da Necd bölgesinde kurulan Hanbeli mezhebinin bir kolu olup, kısa zamanda siyasi bir nitelik kazanmış, Osmanlı yönetimine yönelik milliyetçi isyanın fikri altyapısını oluşturmuştur. Kendileri dışında kalan Müslümanları kafir sayıp, öldürülmelerini bile mubah gören Vahhabilere göre türbeye gitmek, evliyalardan şifa beklemek, tespih çekmek, adak adamak, peygamberlerden yardım istemek gibi adetler din dışıdır.

Vâhid Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup, ‘benzeri olmayan’ anlamına gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“De ki: Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, Vâhid’dir. Kahhârdir” (Ra’d 16)

Vahiy Allah’ın emir ve yasaklarının haberci melek Cebrail aracılığıyla görevi olan peygamberlerin gönüllerine doğdurulması işinin adıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“O (Hz. Muhammed) boş şey söylemez. Yalnız vahyedileni söyler” (Necm 3)

Vahiy iki şekilde gerçekleşebilir:

  1. Vahy-i Metlûv: Cebrâil’in aldığı haberleri peygamberlere ulaştırması
  2. Vahy-i Gayri Metlûv: Vahyin peygamber-lerin kalbine doğmasıdır.

Vahy-i Münzel Kuran’ın adlarından birisi olup, Arapça ‘Gökten yere inen Tanrı kelamı’ anlamına gelmektedir.

Vahy-i Nebi Kuran’ın adlarından birisi olup, Arapça            Peygambere vahyedilen anlamındadır.

Vahy-i Vasî Şii inancında Hz. Muhammed’in vasisi olduğunun Ali’ye Tanrı tarafından vahyedildiğine inanılmaktadır.

Va’îd Allah’ın günahkârlara çektireceği ızdırabın adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Şimdi, benim dünyada ve âhirette va’îdimden korkanlara va’z-u nasihat et!” (Kâf 45)

Vâkıa Kur’ân-ı Kerîm’in elli altıncı suresinin adı olup, doksan altı ayetten oluşmaktadır.

Vâkıf Mülk veya kıymetli eşyasının bir kısmı veya tamamını Müslüman veya gayrı Müslim fakirlerin yararına Allah rızası için sunan kimse ve sunma işinin adıdır.

Vakit Namazın dışındaki yedi farzdan birisi olup her namazı vaktinde kılmak gereklidir.

Vâlî Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘her şeyin sahibi, yaratıcısı’ anlamına gelmektedir.

Vallâhî Allah’ın adını anarak edilen bir yemin olup, yalan söyleme durumunda yemini edenin çarpılacağına inanılmaktadır.

Vallahü’l Azîm Kesin kararlılığı ifade eden bir cümledir.

Vâridât, Kitap-ül Vâridât Simavnalı sufi Şeyh Bedrettin’in en önemli yapıtı olup, Arapça ‘İlhamlar kitabı’ anlamına gelmektedir.

Vâsıliyye Vâsıl bin Atâ’nın izleyicileri tarafından kurulan bir Mutezile kolunun adıdır.

Vâsi Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘her şeyi kuşatan’ anlamına gelmektedir.

Vasî Tasavvufta her peygamberin ona eşit güçte bir karşıtının olduğu inanışının yanı sıra bir de ölümünden sonra misyonunu devam ettirecek bir vasisinin bulunduğuna inanılmaktadır.

Vasl Tasavvufta ilm, irfan ve iman ile Tanrı’ya kavuşma velî olma anlamında kullanılan bir terimdir.

Vasvas Arapça ‘fısıldayan’ anlamına gelen kelime Şeytan’ın sıfatlarından birisi olarak Kur’ân’da geçmekte olup (Kur’ân 114:5) insanların kulaklarına onları doğru yoldan çıkaracak sözler fısıldadığından bu adı almıştır.

Vebâl İşlene bir günahtan doğan ve öteki dünyaya dek taşınan sorumluluk duygusunun adıdır.

Vecd İbadet sırasında Allah’ın adını anan Müslümanların elinden olmadan içinde bulunduğu kendinden geçecek derecede coşku halinin adıdır.

Veda Haccı Hicretin onuncu yılında Hz. Muhammed’in yüz bin sahabenin eşliğinde gerçekleştirdiği son haccının adı olup, Hz. Muhammed Veda hutbesini bu sırada okumuştur.

Veda Hutbesi Hz. Muhammed’in hicretin onuncu yılına denk gelen Veda Haccı sırasında Zilhicce ayının dokuzuncu günü yüz binin üzerinde Müslüman’ın huzurunda yaptığı konuşmanın adıdır.

Vedûd Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘şevkat besleyen’ anlamındadır.

Vefâiyye Şeyh Muhammed Vefâ tarafından kurulan bir Şazi kolunun adıdır.

Vehhâb Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘bağışlayan, karşılıksız veren’ anlamındadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Yâ Rabbî! Bizi doğru yola hidayet ettikten sonra kalplerimizi şek ve şüpheye saptırma, meylettirme. Bize, kendi tarafından rahmet ver. Şüphesiz sen, Vehhâb’sın” (Âl-i İmrân 8)

Vehhâbîlik Bkz. Vahhâbilik

Vekîl Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup yarattığı varlıkların geçimini sağlamasına yardım edip rızık veren anlamına gelmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah her şeyin yaratanıdır. O, her şeye vekîldir” (Zümer 62)

Veladdâlin Amîn Bir konuda sonuca ulaşıldığında söylenilen terimdir.

Veledîlik Mevleviliğin iki kolundan Sünni olanın adı olup, Mevlana’nın oğlu Velet Çelebi’ye bağlanmaktadır. Diğer kol için Bkz. Şemsîlik

Veli, Velî, Veliullah 1. Sufi geleneğinde Allah ile özel bir ilişki içinde olduğuna inanılan kişilere verilen isim olup Arapça ‘gardiyan’ anlamına gelmektedir.

“Allah’ın velileri öyle kimselerdir ki, görüldüklerinde Allah hatırlanır.” (Hadîs-i şerîf: Râmûz-ül-Ehâdîs)

  1. Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisidir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah-ü Teâlâ Müminlerin velîsidir” (Âl-i İmrân 68)

Verâ Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli, dinen helal olduğundan emin olunmayan şeylerden uzak durmak anlamındadır.

Verâ-ül-Verâ Akıl ile anlaşılamayan, duyular ile algılanamayan, şekli ve içeriği bilinemeyen Arapça ‘ötelerin ötesi’ anlamına gelen deyim Allah’ın insan aklı ile anlaşılamayacağını vurgulamak için kullanılmaktadır.

Veseniyye Taştan yapılma heykellere tapınan kâfirler için kullanılan bir terimdir.

Vesîle Kişinin Allah’a yakınlaşmasına vasıta olan şey anlamındadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey iman edenler! Allah-ü Teâlâ’dan korkunuz! O’na yaklaşmak için vesile arayınız!” (Mâide 35)
Veyl Cehennem’de bulunan bir vadinin adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah’a isnat ettiğiniz vasıflardan dolayı sizin için veyl vardır” (Enbiyâ 18)

Vildân Cennettekilere hizmet etmekle görevli nurdan yaratılmış hizmetkârların adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ehl-i Cennet’in içtikleri şaraptan, başları ağrımaz ve akıllarına halel gelmez. Onlara hizmet eden vildân, istedikleri ve arzu ettikleri kuş etlerini getirirler. Onlar da istedikleri kadar yerler” (Vâkıa 19-21)

Vitr Yatsı namazından sonra kılınan üç rekatlık namazın adı olup, vacip kabul edilmektedir.

Vukuf-ı Kalbî Nakşiliğin 11 temel kuralından birisi olup, zikir yaparken Tanrıyı kalbinde hissetmek anlamındadır.

Vukuf-ı Zamâni Nakşiliğin on bir temel kuralından birisi olup, ibadet için zaman harcama anlamındadır.

Yâd Daşt Tanrıyı anımsama anlamına gelen terim Nakşibendî tarikatının 11 prensibinden birisidir.

Yâd Etmek Hz. Muhammed’in doğduğu Rebî’ul-evvel ayının on birinci ve on ikinci günleri arasındaki Mevlit gecesi yapılan ibadetin adı olup Arapça ‘hatırlamak, anmak’ anlamındadır.

Yâd Kerd Tanrıyı kalbinle anma anlamına gelen terim Nakşibendî tarikatının 11 prensibinden birisidir.

Yafiliyye Kadirî tarikatının kollarından birisinin adıdır.

Yafur Hayber savaşında Hz. Muhammed’in payına düşen eşeğin adı olup Arapça ‘genç ceylan’ anlamına gelmektedir.

Yağmur Duası Bkz. İstiska

Yahya 1. Yeni Ahit’te Vaftizci Yahya (John the Baptist) adıyla geçen Yahudi peygamberin İslamî adıdır. Tanrı’nın gönderdiği yirmi üçüncü peygamber olup, annesi Hz. Meryem’in kız kardeşi ve İmrân’ın kızı olan Elîsa’dır. İnsanları Tevra’ta inanmaya çağıran ve alçak gönüllüğüyle tanınan Yahyâ peygamber Hz. Meryem’in teyzesinin oğludur. İsrail kralı Herodot (MÖ 37-4) tarafından otuz dört yaşındayken şehit edilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey Zekeriyyâ! Biz seni Yahyâ isminde bir oğulla müjdeleriz. Ondan önce bu isimle kimseyi isimlendirmedik” (Meryem 7)

Yakup Hz. İshâk’ın oğlu ve Hz. Yusuf’un babası olup, Kenan diyarına gönderilen peygamberin adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Kullarımız, İbrahim, İshak ve Yakup’u da hatırla ki, onlar itâat ve ibadette, kuvvet, kudret ve dinde basiret sahibidir” (Sâd 45)

“Biz İbrahim’e, isteği üzerine İshak’ı ve isteğinden ziyade olarak torunu Yakup’u ihsan ettik. Biz onların hepsini salihlerden kıldık” (Enbiyâ 72)

Yakupiyye Zeydiyye tarikatının bir kolunun adıdır.

Yâsîn Kur’ân-ı Kerîm’in seksenüç ayetten meydana gelen otuz altıncı suresinin adı olup, okunmasının yaşayanlara bolluk, bereket ve şifa getireceğine, ölülerin ruhunu ise Ahiret nimetlerine kavuşturacağına inanılmaktadır.

Yecüc ve Mecüc Kıyamet öncesinde yeniden yeryüzünde ortaya çıkacaklarına inanılan geçmişte yaşamış çok kısa boylu, atlı savaşçılar olan iki ırkın adıdır. Kuran’da Zülkarneyn’in doğu seferinde karşılaştığı bu ırkların adı iki defa geçmekte, Zülkarneyn’nin (Büyük İskender) bir halkın yardımıyla bir set inşa ederek bu ırkları kıyamet gününe değin muhafaza ettiği, kıyamet öncesinde Yecüc ve Mecüc’ün bu seddi yıkarak saldırıya geçeceği bildirilmektedir (Kehf 88-96, Enbiya 96-97).

Yed-i Beyzâ Hz. Musa’nın peygamberlik mucizelerinden birisi olarak firavuna gösterdiği ışık saçan elinin adı olup ‘beyaz el’ anlamına gelmektedir.

Yedicilik Bir Şii mezhebi olan İsmâilîye’nin diğer adıdır.

Yediler Anadolu’da bir tarikatın şeyhi, sağ ve sol iki yardımcısı ile her yardımcının ikişer yardımcısından oluşan topluluğun adıdır.

Yemîn Keffâreti Edilen yemine sadık kalmayan Müslümanların yerine getirmesi gereken cezanın adıdır.

Yemîn-i Gâmûs Yalan yere yemin etmek anlamına gelmekte olup büyük günah kabul edilmektedir.

Yemîn-i Lağv Boş yere yemin etmek anlamına gelmekte olup günahı yoktur.

Yemîn-i Mün’akıde Geleceğe ait bir zaman diliminde bir işin gerçekleştirileceği üzerine yemin etmek anlamındadır.

Yemliha Yedi Uyurlardan (Ashâb-ı Kehf) birisinin adıdır.

Yerhamükallah Aksırıp, Elhamdülillah diyen Müslümanlara söylenen ve ‘Allah sana merhamet etsin’ anlamına gelen sözdür.

Ye’s Allah’ın rahmet ve merhametinden ümidi kesmek anlamına gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah’ın rahmetinden ye’se düşmeyiniz. Doğrusu, kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ye’se düşmez” (Yusuf 87)

Yesevilik, Yesevviye Türkmen asıllı Ahmet Yesevi’nin 12. yüzyılda kurduğu Sünni bir tarikatın adı olup, şeriat yasalarını sıkı sıkı uygulamanın yanı sıra halvet ve açık zikre önem vermektedir. Bektaşiler sonradan Ahmet Yesevi’yi sahiplenmiştir.

Yetîm Ergenlik çağına erişmeden önce babası ölmüş kız veya erkek çocukları için kullanılan terimdir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Yetimlere bâliğ oldukları zaman mallarını verin. Helâli harâma değişmeyin. Kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.” (Nisâ 2)

Yetmişiki Fırka, Bid’at Ehli, Dalâlet Fırkaları Hz. Muhammed’in bildirdiği yoldan sapan milletlerin adı olup, hadislerde cehennemlik oldukları bildirilmiştir.

Yevm-i Âhir Tüm insanların öldüğü gün başlayacak ve imanın altı şartından birisi Ahret gününün adıdır.

Yevm-i Nahr Zilhicce ayının onuncu günü olan kurban bayramının birinci günüdür.

Yevm-i Şek Havanın bulutlu olması sebebiyle Ramazan ayının ilk günü mü yoksa Şâban ayının son günü mü olduğu konusunda kararsız kalınan gündür.

Yezid, Yezid Bin Muaviye Ebi Süfyan Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in önderlik ettiği ayaklanmayı bastıran ikinci Emevi halifesinin (MS 680-683) adı olup Kerbela olayının da sorumlusudur.

Adi Bin Musafir’in temelini attığı dini akıma bağlı olanların adı olup, daha çok Kürtler arasında yaygındır ve Maniheizm, Mazdaizm, Musevilik, Nasturizm ile İslam’dan izler taşımaktadır.

Yezidiler Hz. Ali’yi insan şekline bürünmüş Tanrı olarak görmekte dahası Hz. Muhammed’i tanrı olan Ali’nin yeryüzüne gönderilmiş peygamberi olarak görmektedir.

Kutsal kitapları Celde olan ve şeytana bağlılık gösteren Yezidiler, Azerbaycan’da, Türkiye’de (Garzan, Kurtalan, Beşiri, Hasankeyf) de yaşamaktadırlar.

Yokluk Tasavvufta insanın Tanrı’nın varlığı ile özdeşleşebilmesi için ulaşması gereken aşamanın adıdır

Yola Gitme Yılda bir kez düzenlenen dini törenin adı olup, ‘yani-i cem’ adıyla da bilinir. Dargınların barıştırıldığı, semahların tutulduğu bir tarikat geleneğidir (Malatya).

Yunus Kur’ân-ı Kerim’in onuncu suresine adını veren, uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen (Kur’ân-ı kerim’de adı geçen) 25 peygamberden birisinin adı olup Asur’da yaşayan Ninovalılar’a gönderilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Muhakkak Yunus da peygamberlerdendir.” (Sâffât 139)

“Biz Yunus’un duasına icâbet edip, onu gamdan halâs eyledik. Bunun gibi biz Müminleri halâs ederiz.” (Enbiyâ 88)

Yunus Emre 13. yüzyıl Anadolu’sunda yaşamış tasavvufi halk şairi ve sufinin adı olup, konusu tanrı aşkı ve kader olan şiirlerinin ünü Azerbaycan’dan Balkan yarımadasına dek yayılmıştır. Kin, nefret, hor görme ve düşmanlık duygularından arınmış insan sevgisi dolu şiirlerinin en etkileyici yanı bilgece bir tavır olmasından ziyade içtenliğidir.

Anadolu’nun neredeyse her köşesinde bir mezarının bulunması düşüncelerinin halk tarafından ne derece benimsendiğini göstermektedir.

Hayatı hakkında kesin bilgiler olmamasına karşın Köprülü Yunus Emre’nin Eskişehir Sarıköy doğumlu bir çiftçi olduğunu Taptuk Emre adlı bir şeyhin müridi olduğunu ileri sürmüştür.

Bektaşi geleneğine bağlı Yunus Emre yeryüzündeki tüm varlıkların Tanrı’nın birer tecellisi olduğuna, ayrı düşünülmemesi gerektiğine inanır ve bu prensip gereğince insanın kendisi, başkaları ve Tanrı ile olan ilişkilerinde sevgiyi kılavuz seçer. “Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” deyişi şiirlerinde anafikir olup “Hakkı halkta sevme” düsturunu sürekli işlemiştir. Anadolu’da Yunus Emre’ye ait olduğu iddia edilen mezarlar:

Eskişehir Sarıköy, Bursa, Karaman, Salihli Emre, Afyon Sandıklı, Aksaray, Isparta Keçiborlu, Erzurum Dutçu

Yunus Suresi Kur’ân-ı Kerîm’in onuncu suresinin adı olup, 40, 94, 95 ve 96. ayetler Medine’de diğerleri Mekke’de inmiş yüz dokuz ayetten oluşmaktadır.

Yusuf Hz. Yakup ile Rahel’in on iki oğlunun en ufağı olup, gördüğü bir rüyada bir gün peygamber olacağını babası ve kardeşlerine anlatınca, kıskanç kardeşleri tarafından bir kuyuya atılmış, kervancılar tarafından bulunup (Tevrat’a göre kervancılara kardeşleri tarafından satılmıştır) Mısır’da köle olarak satılmış, Mısır kraliçesi Züleyha’nın iftirasıyla zindana atılmıştır. Zindanda kendisine peygamberlik inmiş, kralın gördüğü rüyayı doğru yorumlayınca hapisten kurtulmuştur. Yusuf, Firavun’un gözüne girerek yarımcısı olmuş akrabalarının (muhtemelen büyük bir Yahudi kitlesinin) Mısır’a yerleşmesini sağlamıştır. İyi huyu temiz ve güzel yüzü ile tanınmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Yusuf ve kardeşlerinin kıssasında, ondan sual edenler için, Allah-ü Teâlâ’nın kudret ve hikmetine deliller vardır.” (Yusuf 7)

Yusuf Suresi Kur’ân-ı Kerîm’in yüzonbir ayetlik on ikinci suresinin adı olup 1, 2 ve 3. ayetleri Medine’de diğerleri Mekke’de inmiştir.

Yûşâ Hz. Musa’dan sonra İsrailoğullarına gönderilen peygamberin adı olup aynı zamanda Musa’nın yeğenidir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah-ü Teâlâ’ya iman edip, O’ndan korkanlardan (Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ adındaki) iki kimse, İsrailoğullarına dediler ki: ‘Ey İsrailoğulları! Cebbârların şehrinin kapısından hemen girin. Bir defa kapıdan girdiniz mi; Allah-ü Teâlâ’nın vaat ettiği yardımın size gelmesiyle elbette siz galiplerden olursunuz. Siz gerçekten inanan, Allah-ü Teâlâ’nın vaadini tasdik eden kimseler iseniz, Allah-ü Teâlâ’ya tevekkül ediniz” (Mâide 23)

Yuşa Nebi [Folklor] İstanbul ili Beykoz semtinde bulunan ve Yuşa peygamberin mezarı olduğuna inanılan 17×4 m ölçülerinde bir ziyaret yerinin adıdır. Bölgenin koruyucu evliyası kabul edilen Yuşa’ya adaklar adanmakta, huzurunda çeşitli dilekler tutulmaktadır.

Zaferâniyye Neccâriyye mezhebinin kolu olup Rey kentinde Zaferânî tarafından kurulmuştur. Zaferânî’nin üzüm meyvesine düşkünlüğünden ötürü, şeyhlerinin sevgilisini incitmemek adına müritleri bu meyveyi yememektedir.

Zaferâniyye II. Abdulhamit zamanında Osmanlı’ya isyan eden Sünûsileri bölmek amacıyla İstanbul’da Hasan Zafer’e kurdurulan bir Şâzi kolunun adıdır.

Zafername Askeri sefer ve savaşları konu alan edebi eserlerin adıdır.

Zâhid Tasavvufta dünyadan elini eteğini çekip Tanrı’ya kulluk ve ibadetten başka bir şey düşünmeyen, hatta dince izin verilen (mubah) eylemleri bile terk eden kişilere verilen isimdir.

Zâhir Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup ‘parlak’ anlamındadır. Kur’ân-ı Kerîm’de:

‘Her şeyin başlangıcı ve sonu, Zâhir ve Bâtın O’dur’ (Hadîd suresi: 3)

Zâhirilik, Zâhiriyye MS. 9. yüzyılda Dâvud ez Zâhiri (bin Halef) tarafından Irak’ta kurulan bir mezhebin adı olup, sünneti de tıpkı Kur’ân gibi Tanrı sözü olarak kabul etmektedir. MS 1184-1198 yılları arasında Muvahhidler tarafından Kuzey Afrika ve Endülüs’te yayılmaya çalışılmış bu yüzden Mâlikî mezhebine cephe alınmışsa da zamanla eriyip gitmiştir.

Zâhir Mânâ Ayet-i Kerîm’e ve hadîs-i şerîfler üzerinde İslam âlimlerinin yaptığı açıklamalardır.

Zâhirî İlimler Okuma, araştırma ve çalışma sonucu öğrenilen bilimlerin adıdır.

Zakkum Cehennemde yetişen bir ağacın adı olup, aynı zamanda cehennemliklerin de yiyeceğidir. Anadolu’da kullanılan ‘zıkkım yiyesin’ laneti bu yüzden muhatabın cehennemlik olması dileğini ifade etmektedir

Zalambur İnsanların arasını açarak kavga etmelerine sebep olduğuna inanılan yaratığın İblis’in oğlu olduğuna inanılmaktadır.

Zalim İslâmiyet’e ve Müslümanlara zulüm eden hatta kâfir anlamına gelen Arapça bir terimdir. Kur’ân’da: “Allah-ü Teâlâ zalimleri sevmez” (Âl-i İmrân 57, 140)

Zamm-ı Sure Farz ve sünnet namazlarında, ayakta Fatiha’dan sonra okunan sure veya en az üç kısa ayetin adıdır

Zâriyât Kur’ân-ı Kerîm’in elli birinci suresinin adı olup altmış ayettir.

Zarûret Haram ya da günah kabul edilen bir işin yapılmasına dinen mazur gören özrün adıdır.

Zaviye Osmanlı döneminde özellikle kervan yolları veya taşra kasabalarında İslamî ilimlerin öğretilmesi ve yolcuların konaklaması için yapılan küçük tekkelerin adıdır.

“Zaviyeye bir yolcu geldiği zaman, eşyâ ve hayvanları yerleştirildikten sonra hamama sokuluyor, güzelce yıkanıyor, sonra bir odaya alınıp, yiyecek ve içecek ikram ediliyordu. Akşam namazından sonra zaviyede Kur’ân-ı Kerîm okunuyor ve gece teheccüd namazına kalkılıyordu…” (İbn-i Battûta)

Zaydizm, Zeydizm İmam el-Sacid’in oğlu Zayd el-Şahid’in kurduğu mezhebin adı olup, Emevi hanedanının (MS 662-750) halifeliğine karşı çıkması sonucu kurulmuş hatta Zaydiler MS 864 yılında Tabaristan’da (Kuzey İran) MS 928’e kadar ayakta kalan bir devlet kurmuşlardır.

Zebânî Cehennemde bulunup günahkârlara işkence yapan meleklerin adıdır.

Zebâyıh Kurban olarak kesilecek hayvan anlamında kullanılan terimdir.

Zebur Hz. Davut’a vahyedilen kutsal kitabın adı olup (İsra, 55) orijinalliğini yitirdiği düşünülmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Davut’a Zebur’u verdiğimiz gibi, (Habîbim) şüphesiz sana da vahy ettik” (Nisâ, 163)

“Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazmışızdır ki, arza salih kullarım mirasçı olur” (Enbiyâ, 105)

Hıristiyanlar tarafından Mezmurlar adıyla bilinen kitap yüz elli Mezmur’dan oluşmaktadır.

Zehebi MS 1274-1348 yılları arasında yaşamış gerçek mesleği kuyumculuk olan Arap asıllı hadis ve fıkıh aliminin adıdır.

Zehebîyye İran’da kurulmuş on iki İmamcı bir Şii mezhebinin adı olup Mârûfiyye’dan kök aldığı sanılmaktadır.

Zeheriye Halvetiliğin bir kolunun adı olup, Ahmet Zeheri tarafından MS 18. yüzyılda kurulmuştur.

Zekât İslam’ın beş şartından birisi olup, her özgür Müslüman’a farz olan mal ve kazancının belirli bir oranını (1/40) yoksullara verme emrinin adıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Allah-ü Teâlâ’nın ihsan ettiği malın zekâtını vermeyenler, iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını sanıyorlar. Hâlbuki, kendilerine kötülük yapmış oluyorlar. O malları, Cehennem’de azap âleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar, onları sokacaktır.” (Âl-i İmrân, 108)

“Malı, parayı biriktirip, zekâtını, Müslüman fakirlerine vermeyenlere çok acı azabı müjdele! Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi bastırılacaktır” (Tövbe, 134, 135)

Zekeriya Hz. Yahyâ’nın babası olup İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden birisidir. Kur’ân-ı Kerîm’de

“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti. Onu güzel bir nebat gibi büyüttü. Zekeriyâ’yı da ona kefil kıldı. Zekeriyâ ne zaman mihraba girse, onun yanında bol rızık bulurdu. ‘Yâ Meryem! Bu sana nerden geliyor?’ dedi. O da; ‘Bu, Allah-ü Teâlâ tarafındandır. Şüphe yoktur ki, Allah-ü Teâlâ dilediği kimseyi hesâbsız olarak rızıklandırır’ derdi” (Âl-i İmrân, 37)

“Zekeriyyâ Aleyhisselâm mihrabında namaz kılarken, melekler ona şöyle nida etti: ‘Muhakkak Allah-ü Teâlâ sana kendinden gelen kelimeyi (yani Îsâ aleyhisselâmı) tasdik edici ve kavminin seyyidi ve nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olduğu hâlde Yahyâ’yı müjdeler” (Âl-i İmrân, 39)

Zellet-ül Kârî Namaz kılarken sureleri yanlış okuma işinin adı olup, namazın bozulabilmesi için yanlışlığın ayetin anlamını tamamen değiştirecek, küfre sebep olacak derecede önemli miktarda olması gerekmektedir.

Zemherir Cehennemde soğuğuyla yakan bir yerin adıdır.

Zemzem Mekke şehrinde Kabe’nin yakınlarında bulunan Harem-Şerifteki kutsal bir kuyunun adı olup, ‘hemze’, ‘Tahire’, ‘Şarab-ül Ebrar’ olarak da bilinir. Söylenceye göre suyu Cebrail topuğu veya kanadının ucuyla toprağı, kazarak çıkarmış Hz. İbrahim’in karısı Hacer ve oğlu İsmail’in susuzluğunu gidermiştir.

“Zemzem suyu ne için içilirse, ona şifâdır” (Hadîs-i şerîf-Mir’ât-ül-Haremeyn)

Zencefil Kutsal bir içeceğin aktığı cennetteki bir çeşmenin adıdır (Kur’ân 76:17).

Zevcât-ı Tâhirât Hz. Muhammed’in eşlerini tanımlayan bir terimdir.

Zeyd bin Amr Hz. Ömer’in amcasının oğlu olup, İslam öncesi dönemde tek tanrıcılığı savunduğu için putperestler tarafından zulüm görmüştür. Bkz. Harif

Zeydiler, Zeydiyye Zeyd bin Ali Zeynelabidin’in MS 8 yüzyılda kurup Taberistan ve Yemen’de yayılan tarikatın adıdır. Fatma’nın çocuklarının imamlığını kabul etmelerine karşın, Ebu Bekir’in halifeliğini onaylamışlardır. Zeydi imamları 1592 yılında Osmanlı’ya isyan edip Yemen’de egemenliklerini ilan etmişlerse de bu iktidar 1735, 1872 yıllarında kesintiye uğramış, 1962’de Bedr’in askeri darbesiyle son bulmuştur.

Zeyniye Horasanlı Ebu Bekr Muhammed Bin Muhammed Bin Ali El Hafi (1356-1435) tarafından kurulmuş, Sühreverdiliğin kolu olan bir tarikatın adıdır. Kuran’a ve Hz. Muhammed’in kullarına sıkı sıkıya bağlı, çile, zikir ve halvet gibi metotlara önem veren tarikat en parlak dönemini Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıt döneminde yaşamış olup, II. Mehmet’in hocası Akşemseddin de bu tarikatın üyelerinden birisiydi.

Zeynel Abidin On iki imamdan dördüncüsünün adı olup, gerçek adı Ebu Muhammed Ali Bin Hüseyin’dir. Kerbela savaşında tutsak edilip Şam’a götürüldükten bir süre sonra serbest bırakılınca Medine’ye yerleşince Mescid’i Nebi’de ders vermeye başlamış, Emevi halifesi Hişam bin Abdülmelik zamanında zehirlenerek öldürülmüştür.

Eserleri: Sahife-i Seccadiye, Sahife-tü’l Kamile

Zıll Tasavvufta elde edilemeden önce görüntüsüne tanıklık edilen bir makamın adı olup Arapça ‘gölge’ anlamına gelmektedir.

Zıllı Evvel Tasavvufta ‘Tanrı’ anlamında kullanılan bir terimdir.

Zıllı Sâni Tasavvufta ‘dünya’ anlamında kullanılan bir terimdir.

Zıll-ullah-ı Fil’arz Arapça ‘Allah’ın yeryüzündeki gölgesi anlamına gelen terim halife ve padişahları tanımlamak için kullanılmaktaydı.

Zımmî İslâm devletindeki gayri Müslim vatandaşlar için kullanılan terimdir.

Zındık Müslüman görünümünde olmakla birlikte batıl inançları benimseyen kişilerin adıdır. İslam’ın ilk dönemlerinde özellikle İran’da Zerdüşt dinine dair inançları yaşatanları tanımlamak için kullanılan terim, adını Zerdüştlüğün kutsal kitabı Zend-Avesta’nın ilk hecesinden almıştır. Zamanla Allah’ın varlığını kabul etmeyenleri, yasakları mubah görenler, kadın ve çocuklarını başkalarıyla paylaşanlar, düalist inanç sahipleri anlam genişlemesiyle zındık olarak tanımlanmışlardır.

“Fıkıh öğrenmeyip tasavvufla uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan ise, bid’at sahibi yani sapık olur. Her ikisini edinen hakikate varır” (İmâm-ı Mâlik)

Zıt Bâtınî inancında peygamberlerin kendilerine eşdeğer güçteki karşıtlarına verilen isim olup Arapça zıd ‘karşıt’ anlamındadır.

Zî Rahm-i Mahrem Erkeklerin evlenmesi kesinlikle yasak olan kan bağına sahip oldukları akrabalarının adıdır.

Zikir, Zikr, Dhikr Sufi geleneğinden gelişmiş bir ibadet şekli olup, Allah’ın adının veya özelliklerinin tapınanlar tarafından ritmik olarak tekrarlanması şeklinde yapılan ibadettir.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“İyi biliniz ki, kalpler, Allah-ü Teâlâ’nın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur” (Ra’d, 30)

‘Siz beni zikr ederseniz, ben de sizi anarım. (Bakara, 152)

Farsça, Türkçe zikr < Arapça ḏikr, dhikr ‘hatıra’

İslam geleneğinde şeyh ya da tarikat lideri tarafından yönetilen zikir töreni hadrah (hazır bulunma) olarak da adlandırılır ve ayinin doruk noktasında hep bira ağızdan ‘Allah! Allah!’ veya ‘hu hu’ sesleri çıkartılır.

Nakşi Tarikatında zikir yapılmadan öce tövbe istiğfar edilir, kaza veya şükür namazı kılınır, tekrar tevbe istiğfar edilip, 11 defa ‘estağfirullah el-azim’, 11 defa ‘la ilahe illallah elmelikül hakkulmubin’,11 defa ‘Allahumme salli ala Muammedin ve ala ala alihi sahbihi ve sellim’ denilir, Ayetel Kürsi, Elem Neşrah, kevser, İzaca, İhlas, Muvazeteyn sureleri okunur, tefekkür-ü mevt yapılır.

Zikr iki türlü yapılır:

  1. Zikr-i-Calli: Dil ile yapılan zikr
  2. Zikr-i-Kaffi: Kalp ile yapılan zikir

Zikir sırasında sarf edilen cümleler:

  • Ya-Hayyu-Ya-Kayyum (Ey! yaşayan-Ya! hayat veren )
  • La iaha illallah (Tanrıdan başka ilah yoktur)
  • Allah Hu (O Allah’tır)
  • Allah’ın 99 adı söylenir
  • Kur’ân’dan ayetler
  • Darud Şarif
  • İstağfar (Tanrı’dan bağışlanma istemek)

Bektaşi tarikatında zikir sesli ama müziksiz gerçekleştirilir. Zikir yapılacak yer erkan tarafından seçildikten sonra tarikat mensupları toplanır, erkan açılır ve sorgu yapılır. Dargınlar varsa barıştırılır ya da dışarı çıkarılır, dedeler tarikat mensuplarına nasihatler verir. Rumeli Bektaşilerinin uygulamasında dede, ‘Eyvallah can erenleri. Cümlenizin rızasıyla zikrimizi icra edelim’ derken zikre katılanlar ve dedeler ise ‘Eyvallah’ diyerek karşılık verirler. Üç defa tekrarlanan bu diyalogun ardından niyet ederek zikre başlanır. Secdeye varılarak dualar okunur, tövbe istiğfar edilir. Duaları dedeler okurken zikre katılan müritler dedelerin okuduğu her duaya ‘Allah Allah’ nidasıyla karşılık verirler. Ortalama 25-30 dakika süren zikirin ardından erkan kapatılır ve muhabbet başlar (Sabah Gazetesi, İçki Niyetine İçene Haram Dem Niyetine İçene Aşk Olsun. 2005/10/25).

Zilhicce, Zülhicce Hicri takvimin 12. ayının adı olup, onuncu günü Kurban bayramı gününe denk gelmekte, Arapça ‘yılın tamamlandığı ay’ anlamına gelmektedir.

Zilkade, Zülkade Hicri takvimde 11. ayın adı olup Arapça ‘oturma zamanı’ anlamına gelmektedir. İslam öncesinde ticaret yapılmayan, savaşılmayan, avlanılmayan ve cinayet işlenilmeyen bir ay olup, İslam’dan sonra da bu gelenekler sürdürülmüştür.

Zilzâl Kur’ân-ı Kerîm’in doksan dokuzuncu suresinin adı olup, sekiz ayetten oluşmaktadır.

Zinnûreyn Hz. Muhammed’in iki kızıyla evlendiği için Hz. Osman’a verilen ‘İki nûr sahibi’ anlamında lakabın adıdır.

Ziyâdiyye, Sufriyye Ziyâd bin el-Afsar tarafından 7. yüzyılda kurulmuş bir harici tarikatının adıdır.

Ziyaret Kutsal kabul edilen mekânlar, ölen dost ve akrabaların mezarları ve evliyalar gibi kutsal kişilerin türbelerine belli zamanlar ve periyotlarda gidilmesi adetinin adıdır.

Zuhruf Kur’ân-ı Kerîm’in kırk üçüncü suresi olup seksen dokuz ayetten meydana gelmektedir.

Zulla Camilerin iç avlusuna bakan gölgeliğin adıdır.

Zulmet İslam felsefesinde kötülüğün sembolü olup, Zerdüşt inancında karanlık ve kötülüğün sembolü Angra Mainyu’nun 12. yüzyılda Sühreverdi tarafından yeniden yorumlanmasıyla İşrakiye düşüncesinin en önemli kavramlarından birisi olmuştur.

Zumassa Bâtınî öğretisini yaymaya çalışan tarikat ehlinin adı olup aynı zamanda, hiyerarşide ‘huccet’ derecesinden sonra ulaşılan bir mevkidir.

Zübeyr ibn el-Avvam Avvam ibn Huveylid’in oğlu ve Abdullah İbn Zübeyr’in babası olup sahabelerden birisidir.

Zühd Tasavvufta tüm dünya nimetlerinden uzaklaşıp Tanrıya yönelme durumunun adı olup, Hıristiyan keşişlerin etkisiyle gelişmiş olabilir.

Zühre Feleki Gizemcilerin göğün üçüncü tabakasına verdikleri isim olup, evrenin tüm sırlarının burada saklı olduğuna inanılmaktadır.

Zülevtâd Kuran’da Mısır firavunları için kullanılan bir deyim olup, Arapça ‘kazıklı’ anlamına gelmektedir. Kuran’da kendilerini tanrılaştıran (28: 38) firavunların, gökyüzüne uzanan kuleler (piramitler 40:38) yaptırdığı yazılıdır.

Zülfikâr Hz. Ali’nin uç kısmı çatal şeklinde ikiye ayrılan çentiğe sahip formdaki kılıcının adıdır. Söylenceye göre bu kılıç Bedir savaşı sırasında müşriklerden el-As bin Munebbih’ten ele geçirilen bir ganimet olup Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’ye verilmiş ve şeklinden dolayı Arapça ‘çentikli, boğumlu’ anlamına gelen Zülfikar olarak adlandırılmıştır.

Horasan erleri adı verilen çıplak ayaklı Alevi dervişlerinin göğüslerinde dövmeyle yazılmış Hz. Ali’nin adı ya da zülfikar resmi bulunmaktaydı

Zülkarneyn Gerçek adı İskender olan peygamberin adıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Senden Zülkarneyn’i sorarlar. Sen; ‘Ben size onun hâlinden haber vereyim’ de. Biz onu yeryüzünde bir kudrete erdirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik. O da (batıya doğru) bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere ulaştı. Onu sanki kızgın, siyah çamurlu bir pınar içinde batarken buldu. Ve onun yanında bir kavim buldu. Ey Zülkarneyn azap et. Yahut onların hakkında hüsn-i muamele edersin dedik. … Sonra o bir yol tuttu (doğuya gitti) . Nihayet üstüne güneşin doğduğu yere ulaştığı zaman onu bir kavmin üzerine doğuyor buldu ki, biz onlar için buna karşı hiçbir siper yapmamıştık. İşte böyle idi” (Kehf 83)

Zülkifl Kur’ân-ı Kerîm’de Enbiyâ (85-86) ve Sâd (48) suresinde adı geçen bir peygamberin adı olup Salihlerden Tanrı’nın rahmetine kavuşmuş birisi olmasının dışında hakkında pek bir şey bilinmemektedir.

Zümer Kur’ân-ı Kerîm’in otuz dokuzuncu suresinin adı olup yetmiş beş ayetten meydana gelmiştir.

Zünnun Hz. Yunus’un için kullanılan Arapça bir isimdir.

Zürâriye İmamiliğin en önemli kollarından birisinin adıdır.

Sözlüğün tamamı alfabetik olarak şu linklerde görülebilir

İslami Terimler Sözlüğü A Harfi
İslami Terimler Sözlüğü B Harfi
İslami Terimler Sözlüğü C Harfi
İslami Terimler Sözlüğü Ç, D, E Harfi
İslami Terimler Sözlüğü F Harfi
İslami Terimler Sözlüğü G Harfi
İslami Terimler Sözlüğü H Harfi
İslami Terimler Sözlüğü I, İ Harfi
İslami Terimler Sözlüğü K Harfi
İslami Terimler Sözlüğü L, M Harfi
İslami Terimler Sözlüğü N, O, Ö Harfi
İslami Terimler Sözlüğü P, R Harfi
İslami Terimler Sözlüğü S, Ş Harfi
İslami Terimler Sözlüğü T Harfi
İslami Terimler Sözlüğü U, Ü, V, Y, Z Harfi

Kaynakça

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için