Karadeniz bölgesinde imece yani köy halkının toplu halde, ücret almadan, karşılıklı olarak birbirlerinin tarla, bağ, bahçe işlerine yardım etmesi daha çok meci (Rize), imece (Ordu, Giresun), imeci (Giresun, Trabzon, Gümüşhane), mec etmek (Hemşin), eğratluk (Trabzon, Rize), iğratluk (İkizdere), ırgat usulü  (Ardanuç), Trabzon Rumcasında arğatiya,  Tonya Rumcası andisalay, Lazca meci veya noderi olarak anılmaktaydı.

Anadolu’da ‘Parasız iş gören yardımcı ırgat’ anlamıyla meci  (Bolu, Kastamonu, Edirne, Kütahya), mece SD 1046 (Bursa), imeci (Kastamonu, İçel, Kayseri, Kırşehir,

Köy enstitü binasını imece usulü el ele inşa eden köylüler ve öğretmenler

Sinop, Ankara, Isparta, Seyhan, Antalya, Denizli,), emeci (Afyon, Maraş, Seyhan, Konya, Balıkesir, Kırşehir), emeci, emeç (Sivas), imece (Gaziantep, Denizli, Çorum, Bolu) formlarında kayıtlıdır. İmece kelimesinin etimolojisi üzerine bir uzlaşı olmayıp, Azerice imäci, Yunanca imisia (ημίσεα) ‘ikiye bölmek’,  Ermenice mēĵ “içinde, içerisinde, i mēĵ , mēĵi “ortaya doğru ve Türkçe üme “misafir” kelimeleri köken olarak gösterilmektedir. Eğratluk yani ırgatlık ise Yunanca ‘işçi, ırgat’ anlamındaki ergatis (εργάτης) kelimesiyle ilişkilidir.

İmece nedir ve neden yapılır ?

Meci için toplanan köylüler kışlık odun hazırlamak, tarlayı kazmak, ekin ekmek, ot biçmek ve taşımak, alaf getirmek, ev yaparken beton dökmek gibi güç gerektiren birçok işin daha kolay yapılmasını sağlardı. İmece veya eğratluk, sadece erkeklere özgü (ev temeli atmak, yol açmak, tarla açmak, su harkı açmak, firahti (çit) yapmak), sadece kadınlara özgü (düğünlerde tatlı hazırlamak, kendir taramak, mısır ayıklamak, tarla ayıklamak) veya karma (çayır biçmek, gübre taşımak, odun taşımak) olabilirdi.

Mecilik yapacak kişi, bir gün önceden ev eve dolaşıp ve kişileri davet ederken işin yeri ve niteliği hakkında bilgi verirdi. Meciliğe gelenlere de “Meci”denilirdi. Sabahleyin davet edilen evde toplanan meciler, hep birlikte iş mahalline giderlerdi. Ürünün çok bereketli olduğu yıllarda imece yapılır. Köyde her evden çalışabilir bir kız veya kadın yardıma gelir. Kadınlar, kızlar atma türkü söyleyerek, gülerek, eğlenerek ürünü kaldırırdı. Yusufeli’nde çayır biçme mecisi gündüz, arpa ve buğday biçme mecisi ise gece yapıl-maktadır. Meci sahibi çalışanların her birine ayrı ayrı aynı değerde karşılığı olan bir işi borçlanır. Ev sahibi çalışanların yiyecek ihti-yacını karşılamak zorundadır. Çalışma aralarında horonlar oynanır, türküler söylenir. Kadın imeceleri meyva kâh etmek, yün taramak, lazut (mısır) soymak, fasulye kırmak benzeri daha hafif işlerdir. Sevdalıların, köy içinde bire bir buluşması abes kaçtığı için gençler imecelerde yakınlaşırlardı. Her imecenin sonunda mutlaka kavallar çalınan, horonlar oynanan, e vaybana atışmaları yapılan eğlenceleri vardır. İmece sahipleri yemekten sorumluydu.

Hap, Bir çeşit imece olup köylülerin, yağ, peynir yapmak amacıyla sırayla sütlerini birleştirmeleri geleneğinin adıdır (Ordu), habet (Gümüşhane). Anadolu’da hap (Erzurum, Erzincan, Adana) anlamına gelmekte olup, Ermenice xab “sırayla süt değişmek”  kelimesiyle ilişkili olduğu iddia edilmiştir.

Sivi Mısır soyma imecesinde, dış yaprakları ayıklanan mısırların püskülleri örülerek sivi adı verilen ip haline getirilirdi. İmece bittiğinde yüz yüze oturarak, halka oluşturmuş katılımcılardan birisi bu ipi alıp oyuncuların arkasında hızlı yürüyerek dönmeye başlardı. Elinde tuttuğu siviyi farkettirmeden birisinin arkasına bırakır ve arkasına ip bırakılan kişi farketmese bir tur atıp o ipi alıp o kişiye vururdu. İpi farkeden oyuncu ise ipi alarak ayak-taki oyuncuya vurmaya çalışır, ayaktaki kalktığı yere oturursa kurtulurdu (Trabzon Çarşıbaşı)

Tenci İmece usulü tarlada çalışan kişi (Vakfıkebir)

Yarıcı Tarlada hasat yapma karşılığında topladığı mahsül üzerinden pay alan kişi (Giresun, Trabzon; Rize, Artvin)

Yariluğa vermek Tarla ve bahçedeki mahsülün kaldırılması, toplanması işi için mal sahibinin, yarıcı ile anlaşması işinin adı olup,  toprak sahibi ortaya tarlasını koymakta başka hiç bir yükümlülük altına girmemekteyken, yarıcı mısırın (çayın, fındığın veya diğer ürünlerin) ekiminden tarla sahibinin evine taşınmasına kadar gereken bütün işlerin görülmesi, tohum, gübre gibi maddelerin sağlanmasını üstlenmektedir. Elde edilen ürün yarı yarıya bölüşülmektedir. Geçmişte mısır yarıcılık ile toplanırken günümüzde yarıcılık veya yöresel söyleyişle yariciluk çay ve fındık bahçelerinde uygulanmaktadır.

Kaynakça

BALIKÇI, G. (1995), Rize-Pazar Akbucak, Ortayol ve Uğrak Köyleri’nin Etnik Yapıları. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkbilim Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. s. 57

CAFEROĞLU, A. (1940), Anadolu Dialektolojisi Üzerine Malzeme. İstanbul I.167

KAZMAZ, S. (1994), Çayeli Geçmiş Günler ve Halk Kültürü. Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı. Ankara. s. 214

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

TIETZE, A. (1999), Anadolu Türkçesindeki Yunanca, İslavca, Arapça ve Fars-ça Ödünçlemeler Sözlüğü. Simurg. İstanbul. s. 167, 375

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul. s. 527, 1046, 1338

ÜNSAL, O. (1999), Artvin ve Çevresinde yaylacılık ve Pancarcı şenlikleri. Nart Yayınları. İstanbul. s. 85

ZÜBEYR, H. ve REFET, i. (1932), Anadilden Derlemeler. Ankara  I.186 , 274, 2.76, 104

Takip, tavsiye ya da beğeni için