Site icon Özhan Öztürk Makaleleri

Samsun Tarihi: Milli Mücadele dönemi ve Pontusçuluk faaliyetleri

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun gezisi, 25 Kasım 1930

Makale: Özhan Öztürk

Mustafa Kemal Paşa‘nın 9. Ordu Müfettişliği görevi ve çok geniş bir yetki belgesiyle İzmir’in işgalinin ertesi günü İstanbul’dan Samun’a doğru yola çıkması sembolik olarak Türk bağımsızlık savaşının başlangıç günü olarak kabul edilmektedir. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb, 14 Mayıs sabahı sadrazam Damat Ferid Paşa’yı telefonla arayarak ertesi gün Mondros Mütarekesi‘nin 7. maddesinin müttefiklere verdiği yetkiye dayanarak ertesi gün İzmir’in işgal edileceğini bildirince sadrazam bayılmış, 1,5 saat kadar sonra zorlukla ayıltılarak Sadaret’e giderek durumu padişah Vahdettin’e bildirmiştir.

Bandırma Vapuru, Samsun

Osmanlı topraklarında yaklaşık 1 milyon askeri bulunan İngiltere, 19 Nisan 1917’de

Samsunda Rumlardan kalan bu bina uzun süre halkevi ve kütüphane olarak kullanılmışsa da yanarak yok olmuştur, 1940

Saint Jean de Maurienne antlaşmasıyla İzmir, Kıbrıs, Bursa, Aydın ve Ege adalarını İtalya’ya vermeyi taahhüt etmesine karşın Ekim devrimi ile Rus Çarlığı yıkılınca antlaşma Rusya tarafından imzalanamadığı için resmiyet kazanmamış, İtalya’nın Doğu Akdeniz’de nüfus kazanma gayretinden rahatsız olan İngiltere ile Fransa ise Emanuele Orlando’ya karşı Venizelos’a destek vermişlerdir[1]. Yalnız bırakılan İtalya, parlamentosunda gerçekleşen kızgın emperyalist tartışmaların ardından Mart

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 günü kaldığı Mantika Palas Oteli günümüzde Gazi Müzesi

ayında Antalya ve sonradan Marmaris’e asker çıkarınca, Orlando’nun daha da ilerleyeceğinden çekinen müttefikleri İngiltere ve Fransa gizlice Venizelos ile temasa geçerek Makedonya’da konuşlanan 2 Yunan tümeninin İzmir’i işgal etmesini sağlamışlardır. Bu olayın öncesinde İstanbul hükümetinin resmi koruması olmadan Anadolu’da bir kısmı silahtan arındırılmış Türk birliklerinin başına geçerek silahlı mücadele başlatacak ve gelecekte barış görüş yapılmaları yapılırken varlığını hissettirecek direniş ordusunun oluşturulması görevini

Sakine Baturay (1896-1974. Atatürk’ü 19 Mayıs 1919 ‘da Samsun iskelesinde karşılayan tek kadın

üstlenecek bir generalin seçilmesi için Mart ayında Erenköy’de bir köşkte toplanan yüksek rütbeli subaylar Nuri Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasından Mustafa Kemal’i seçerek Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya oy verenlerin isimlerini de içeren bir liste halinde göndermişlerdir. Ferit Paşa durumu padişah Vahdettin’e bildirmiş, iddiaya göre o da Sami Bey’in “Cumhuriyet taraftarı olduğundan söz etmişler, hanedanınızı düşünün!” sözlerine ve listede benzer gerekçelerle şerh koyan muhaliflere karşın “Mademki en iyi askerimizdir diyorlar, onu gitmesi lazım” sözleriyle kararı onaylamıştır[2]. 14 Mayıs akşamı Ferid Paşa ve Vahdettin ile Yıldız sarayında bir akşam yemeği için bir araya gelen İzmir’in işgali haberi üzerine hiç beklemeden 25 Subay ve 23 erden ile 3 değerli attan oluşan yolcu listesi ile Boğazdan çıkabilmek için Harbiye Nezareti aracılığıyla

Mustafa Kemail’in Samsun’a çıktığı Merkez iskelesi

Müttefik Pasaport Kontrol Bürosu İngiliz Bölümü’nden 16 Mayıs günü vize aldıktan 3 gün sonra Samsun’a ulaşmıştır[3]. Bandırma vapurunun kaptanı İsmail Hakkı Bey anılarında Samsun’da liman olmadığından Bandırma vapurunun açıkta demirlediğini, yolcular ve eşyaları Mustafa Karakaş’ın[4] motoru ve İsmail Kerim Reisoğlu’nun kayığıyla kıyıdaki iskeleye taşıdıklarını bildirmiştir[5].

1908 yılında Samsun’da Rumların bağımsızlığını amaçlayan 3 dernek kurulmuş olup

Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma gemisinin kaptanı İsmail Hakkı Durusu.1871 da Kayserinin Zincidere köyünde doğdu

bunlardan Samsun Rum Muhacirin Cemiyeti[6] ile Rum Teceddüt ve İhya Cemiyeti[7] ile Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti’nin yerel etkisi sınırlıyken Rum Müdafaa-i Meşruta Cemiyeti tüzüğünün 14. maddesinde 20 yaşından büyük her Rum gencinin silahlandırılmasını öngörmekte, bağımsızlığın ancak silahlı mücadele yoluyla kazanılabileceğine inanmaktaydı.  Kısa sürede Ünye, Fatsa, Kavak, Havza, Çarşamba, Bafra, Sinop, İnebolu, Tokat, Kırşehir, Kayseri ve Ürgüp’te şubeler açarak örgütlenen bu derneğin Rum İdman Kulübü ve Rum Maarif Kulübü gibi yan oluşumları da bulunmaktaydı[8].

Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra Samsun’u Yunan bayraklarıyla donatan, Müslüman köyleri ve hükümet kuvvetlerine yönelik çete faaliyetleri organize edip, işgal kuvvetlerine istihbarat desteği sunan Amasya metropoliti

Samsunlu Rum isyancılar

Germanos, 100 kadar Rum esnaf ve tüccarı Pontus cemiyetine üye yapmış[9] topladığı bağışları çetelere dağıtmıştır. İngilizlerin Samsun’u işgal etmesi için bölgedeki Türk-Rum köyleri arasında çatışma yaratarak gerilimi arttıran Germanos, 27 Eylül tarihli bir rapora göre[10] İngilizler’in işgali sona erdirme kararı üzerine[11] 25 Eylül 1919’da Yüksek Komisyon’u ziyaret ederek “Rumlar’ı Türklerin insafına bırakmamaları için” kararlarını gözden geçirmelerini istemiştir.

Samsun’a gelir gelmez İngiliz yüzbaşı Hurst ile görüşen Mustafa Kemal, eşrafın yanısıra metropoliti de karargahına çağırmışsa da Germanos davete icabet etmemiştir. Mustafa Kemal, 21 Mayıs günü Sadaret’e bir telgraf göndererek Yunanistan’ın İzmir’i işgalinin ordu ve milletçe kabul edilemeyeceğini bildirirken, 29 Mayıs’ta Kâzım Karabekir’e şifreli bir telgraf çekerek düşmanın Samsun ve Trabzon’a çıkarma yapabileceğine dikkat çekmiştir.[12] Samsun livasında yaşayan Müslüman eşrafın yöredeki 40 kadar Rum çetesinin baskısına karşı Trabzon yöresinden Laz çetelerini para karşılığı bölgeye getirerek 13 kadar Müslüman çetesi[13] sayesinde ırz ve mallarını koruma yoluna gittiğini gören Mustafa Kemal 5 Haziran’da Havza’dan Trabzon Valiliği’ne telgraf çekerek Trabzon’daki cemiyetlerin durumu hakkında bilgi istemiştir. Mustafa Kemal Belediye ve Garnizon’da Türk yönetici ve subaylarla toplantı yaparken, Samsun’a muhtemel bir Yunan saldırısına karşı savunma planları hazırlamıştır. Samsun’da İngiliz Haberalma Teşkilatı’nın gözetim altında tuttuğu Mustafa Kemal Rum çetecilerin suikastinden kılpayı kurtulunca[14] Hariciye Nezareti’ne bir telgraf çekerek karargâhını güvenlik sorunları yaşayan bölgeleri bizzat denetlemek için Havza’ya taşıyacağını bildirmiş, Müslüman eşraf tarafından sıcak karşılanmıştır. Burada 30 Mayıs günü muhtemelen Mustafa Kemal’in girişimleriyle İzmir’in Yunan işgalini kınayan Havza Belediye başkanı ve kaymakamının da katıldığı bir miting tertiplenmiş, Havza silah deposundaki cephaneler İngilizler’in eline geçmemesi için evlere ve dükkânlara taşınarak saklanmış civardaki tüm askeri yöneticilere telgraf çeken Mustafa Kemal cephanelerin saklanması konusunda aynı yöntemin izlenmesini emretmiştir. Bununla birlikte Havza papazı durumu metropolit Germanos’a o da İngiliz Yüzbaşı Hurst’a iletmiştir. Mustafa Kemal Samsun’da geçirdiği ilk 13 gün içerisinde Türk çetelerinin faaliyet göstermemesine karşın Rumların 5 eylem gerçekleştirdiğini bildirirken, Rum çetelerinden şikâyet eden Müslüman köylülerin korkudan Rum çete reislerinin adını bile vermeye çekindiğini, bölgedeki asayişin mevcut jandarma ve askeri birliklerce sağlanamayacağını en az birkaç bin kişinin silahaltına alınması gerektiğini rapor etmiştir.[15]

Samsun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri, 1919 (Renklendirilmiş fotoğraf)

I. Dünya Savaşı sırasında Ruslar, sonrasında İngilizlerin yardımıyla silahlanan Rumlar ile Müslüman köylüler ve jandarma arasında özellikle Mart 1919 tarihi itibariyle çapı gittikçe büyüyen çatışmalar yaşanmıştır.[16] M. Kemal’in raporunda İngilizler’in 9 Mart günü Samsun’a küçük bir birlik çıkarmalarına ve Rum çetecilere tepki olarak 17 Mart gecesi 15. Fırka’ya bağlı Hamdi adlı bir teğmenin bir makineli tüfek ve askerleriyle birlikte dağa çıktığının belirtilmesi hem bölgede yaşanan asayiş sorunun katmerleneceğine dair ilk işaretlerden hem de ordunun İstanbul Hükümeti’nin denetiminden çıkacağına dair sayısız örnekten birisidir[17]. Bu dönemde Rumlar da Samsun’daki Rum çetelerin yönetimi siyasi açıdan metropolit Germanos’a askeri açıdan Reji Fabrikası müdürü Tokamanidis’e bağlı örgütlenmiştir. İngiliz Yüksek Komisyonunun 7 Haziran 1919 tarihli raporunda Samsun’da eşkıyalık, adam kaçırma, cinayet ve yağmanın gündelik olaylar haline geldiği, Türk yöneticilerin Laz çeteleri ile işbirliği yaptığı, Silon piskoposunun yolunun kesildiği, Neophytos papazının kızının dağa kaldırıldığı gibi örneklerle bildirildikten sonra devletten umudunu kesen Hristiyanların ölene dek hayatlarını savunmaya kararlı oldukları iddiası yer almaktadır.[18] Patrikhane kayıtlarına göre Samsun bölgesinde 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nden 1920 yılına dek 178 Rum gencinin pazarın ortasında asıldığını, 210 Rum köyünün yakıldığını, 200 okul ve 350 kilisenin yağmalanıp yakıldığını, 70 bin Rum’un zorla sürüldüğünü bunların 9000’inin yolda öldüğünü bölgenin Rumlar için yaşanmaz olduğu iddia edilmektedir.[19]

Osmanlı kaynaklarına göre Rum çeteleri 1920 sonlarına dek Samsun merkez kaza ve köylerinde 500, Çarşamba ve Terme’de 400 kundaklama, yaralama hatta cinayet eylemi gerçekleştirmiş, Bilarca ve Duayeri köylerinde 45, Köprü kazasında 71 Müslüman köylüyü katletmiştir[20]. Samsun kazasında Derecik köyünden Anastesoglu Hacı ve Biraderleri, Yarmalı Yatak köyünden Satırhan Hacı Bedros, Karasungur köyünden Haridosoglu Kara Dimitri çetelerinin yanı sıra Yorgi, İstefanoğlu Kör Panayut, Sava damadı Sovakim, Kethüdaoğlu Haralambos, Krekioglu Sava, Nikolaoğlu Kosti, Abanoz Yorgi, Yanko, Penayutoğlu Kosti, Vasilaki, Nikofor, Sokuloğlu ve Kliboğlu Yanko adlı Rum çeteleri faaliyet göstermekteydi.[21] Rum çetelerinin Samsun kazasında gerçekleştirdiği 2 büyük eylem kayıtlı olup önce “Güney” ve “Beylerce” köylerinde 24 Müslüman köylüyü katledilmiş, 7 Ekim 1921 tarihinde ise Hoşri Çetesi Koruluk köyünden 20 kişiyi Duayeri adlı mevkide pusuya düşürmüş, diğer olaylarla birlikte toplam 51 Türk köylüsü öldürülmüş, 500 kadar da ev yakılmıştır.[22]

Mustafa Kemal, Nutuk adlı eserinde Samsun’a çıktığı gün Merzifon ve Samsun’da bulunan İngiliz askerlerinden ve Karadeniz kıyılarında kurulup İstanbul’daki merkeze bağlı olarak çalışan Pontus Cemiyeti’nden rahatsızlığını dile getirmiştir. Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi Samsun’da da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş başkanlığına ise Sivas Kongresi’ne de katılan Süleyman Bey getirilmiştir. Derneğin ilk faaliyeti Maraş’ın Fransız işgaline uğramasını protesto etmek için 1 Şubat 1920’de bir kentteki tüm dükkanların da kapatılmasını da içeren kalabalık bir miting düzenlemek olmuştur. Samsun Müdafaa-i Hukuk cemiyeti ayrıca Oflu Molla Ahmet, Samsunlu İbrahim, Sürmeneli Yusuf Çavuş ve Rizeli Abdülkadir adlı çetecilerin komutasında silahlı direnişi amaçlayan bir Kuva-yı Milliye örgütü de oluşturmuştur. İngilizler’in İstanbul’u işgal etmesinin ardından Son Osmanlı Mebusan Meclisi 18 Mart 1920’de kendini feshedince Ankara’da Milli bir Meclis oluşturulması için Samsun’da yapılacak seçimleri engelleyen Damat Ferid Paşa taraftarı Mutasarrıf Cevdet Bey, İngilizlerin Samsun’a çıkarması üzerine itibar kaybına uğrayıp kenti terk edince, seçimler Belediye binasında yapılmış, Miralay İsmail Hakkı Bey de boşalan mutasarrıflık makamına getirilmiştir.

23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci Büyük Millet Meclisi, Karadeniz’de büyüyen Rum ayrılıkçılığına karşı askeri tedbir almayı kararlaştırarak Merkez Ordusu’na bastırma harekâtına girişmesi emrini vermiş, 9 Aralık 1920’de Amasya-Merzifon üzerinden askeri harekât başlatılmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Samsun tarihi Makale Serim

Samsun Tarihi: (Enetike, Amisos, Pire, Samastro) Samsun adı ve Arkeolojisi

Samsun, Amisos: Antik Çağ Tarihi

Samsun Tarihi: Roma ve Bizans dönemi

Samsun Tarihi: Osmanlı dönemi

Samsun Tarihi: Milli Mücadele dönemi ve Pontusçuluk faaliyetleri

Samsun Tarihi: Cumhuriyet Dönemi

Samsun Bafra Tarihi

Samsun Terme Tarihi

Samsun Vezirköprü Tarihi

Samsun Ladik tarihi

Samsun Alaçam Tarihi

Çarşamba Tarihi (Gölcanik, Çeharşenbe), Samsun

Kavak, Arım ve Tekkeköy Tarihi, Samsun

Havza Tarihi (Ancere, Hancere, Hâvize), Samsun

Notlar

[1] Amerikan başkanı Wilson ise savaş sonrası adil ve ahlaki temellere dayanan bir çözüm önermektedir. Ona göre  İtilaf devletlerinin Anadolu’yu paylaşmasına dolayısıyla İtalyanlara toprak verilmesine karşı olduğu gibi Yunanistan’ın Rumların çoğunlukta olduğu İzmir dışındaki civar bölgelerde hak iddia etmesi de yersizdi.

[2] Bardakçı, 1999: 126

[3] Bardakçı, 1999: 132-133

[4] Mustafa Kaptan’ın bu dönemde Rum çetelerine karşı savaştığı iddia edilmiş, Milli Mücadelenin zaferle sonuçlanmasının ardından ünlenen kaptanla çok sayıda söyleşi gerçekleştirilmiş, 19 Mayıs törenlerinde o günü anlatması istenmiş, 1959 yılında cenazesine kentin vali, belediye başkanı, emniyet müdür ve siyasi parti temsilcileri katılmışlardır (Milliyet Gazetesi, 07.03.1959 s. 3)

[5] Bandırma Vapuru İsmail Hakkı Bey’in Anılan. Tarih Konuşuyor Dergisi. Mayıs, 1964.

[6] Dernek başkanı Metropolit Vekili Eftimos Zilon olup, Samsun’a Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Rum nüfus taşımayı amaçlıyordu (Kurt, 1995: 129-130)

[7] Derneğin temel amacı ihtilâl ve Yunanistan’a iltihak propagandasıydı (Kurt, 1995: 155)

[8] Yurt Ansiklopedisi, 1982: 9, 6573; Kurt, 1995: 129

[9] Atalay, 2001: 153

[10] Foreign Office 371/4159/1759

[11] İngilizlerin Samsun’u boşaltmasının 4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ve Türk bağımsızlık mücadelesinin ana hatlarının kararlaştırıldığı Sivas kongresinin hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekicidir.

[12] Arsan, 1964: 25-26

[13] Harp Tarihi Vesikaları Dergisi Sayı: 4 (Haziran, 1953). Vesika: 69

[14] 1981 yılında Atina’nın Nea Sürmene mahallesinde o dönem 82 yaşında olan Samsun göçmeni Kara Statis, Rum komitesi tarafından 20 Mayıs 1919 günü Samsun-Kavak yolundan geçecek Mustafa Kemal’i teşhis etmesi için Ayutepe’de konaklayan çeteci Kosmidis’in yanına gönderilmiştir. 20 kişilik Rum çetesi 21 Mayıs sabahı araç konvoyu içerisinde Mustafa Kemal’e ait olduğunu tahmin ettikleri bir araçtaki 3 kişiyi vurduktan sonra karşı ateş açılınca kaçmışlardır. Ertesi gün Rum haberciler Mustafa Kemal’in pusuya düşürülmesi ihtimaline karşın bir fedaisine general üniforması giydirerek öndeki arabaya bindirdiğini öğrenince hayal kırıklığına uğramışlardır (Başar, 1981: 4-8)

[15] HTVD, Sayı: 4 (Haziran, 1953) Vesika: 71

[16] Patrikhane kayıtlarına göre ilk vaka 14 Ocak 1919’da yaşanmış bir askeri birlik Taflan köye gelerek Eleftherios Ermenides ve Hercule Eleftheriou adlı erkekler ile 10 yaşındaki Hercule Pandeli ve 20 yaşındaki Eleni Yeorghiou’yu öldürdüğünü, pek çok evin yağmalandığını ve tüm mısır mahsulünün çalındığını bildirmiştir. Ertesi gün ise Teke köylü Hacı Ahmet Ağa, 2 jandarmanın da eşlik ettiği kalabalık bir grupla Çinik köyünü basarak 15 yaşında bir Rum çocuğu öldürmüş, ayın 16’sında aynı köyden kocası Amele Taburunda görev yapan Sofia Christu Bekiroğlu’nun vücudu parçalara ayrılarak öldürülmüş, köylüler cesedi Samsun’a götürerek İngiliz subay Harty’e göstermek istemişlerse de jandarma subayı Rıza Bey tarafından engellenmişlerdir (Ecumenical Patriarchate, 1920: 8)

[17] Selek, 1987: 192-195

[18] Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dahiliye Nezareti Mebânî-i Emîriyye Hapishaneler Müdüriyeti Evrakı nr: 163/31; lef: 2; 1337.N.08 (7 Haziran 1919)

[19] Ecumenical Patriarchate, 1920: 14

[20] Detaylı bilgi için Bkz. 20. Yüzyılda Pontus Ulus Devleti Projesi, Alaçam

[21] Kocaoğlu, 1998: 111-114

[22] Kurt, 1995: 246-249

Exit mobile version