Karadeniz Tarihi

Sümela Manastırı (Panagia Sumela, Theotokos Sumela), Trabzon Maçka

Makale: Özhan Öztürk

Sümela Manastırı, Panagia Sumela[1] veya Theotokos Sumela, Maçka ilçesinde Meryemana deresi boyunca uzanıp, 1987 yılında milli park ilan edilen Altındere Vadisi Milli Parkı’nda Mela tepesi (Karadağ) üzerinde, deniz seviyesinden 1.150 m, vadi tabanından 300 m kadar yukarıda kartal yuvasını andıran ve asırlarca Ortodoks Hristiyanlarca hac yeri olarak kullanılmış bir Rum manastırının addır. Meryem Ana adına yaptırılan manastırda Aziz Luka’nın yaptığı az sayıdaki ikonadan biri olduğuna inanılan Panagia Atheniotissa saklanmaktaydı.

Sümela manastırının avlusunda manastırda görevli son başrahip ve rahipler mübadele öncesinde Trabzon’dan ayrılmadan önce, 1923

Sümela Manastırının Kuruluş Efsanesi

Efsaneye göre[2] MS 386’da Atina akropolitinde saklı olan Lukas’ın ikonası[3] deniz

Sümela manastırı ahşap rahip evleri (Dimitriy Ivanovic Ermakov, 1877)

aşırı ülkelere kaçırılmış, Sophorinos ve Barnabas adlı iki ermiş rüyalarında gördüğü Meryem Ana’dan resmin nerede olduğunu öğrenip, Karadeniz’in ıssız ormanları arasında bir mağarada bulmuş ve burada sonradan Sümela manastırına dönüşecek ilk kiliselerini oluşturmuşlardır. Ayrıca 12. yüzyılda Türkmenlerin Ermenistan üzerinden geldikleri manastırı yakmak istemelerine rağmen başarısız olmaları, ikonayı Meryem Ana deresine atmalarına rağmen derenin resmi sürüklemeyip geri getirdiği, IV. Murat’ın Bağdat seferi sırasında topa tutulmasına rağmen mermilerin manastıra isabet kaydetmemesi gibi söylenceler Sümela’nın ve ikonanın ününü arttırmıştır.[4]

Sümela Manastırı, 1903

Sümela’da bulunan diğer bir kutsal eşya ise Trabzon imparatoru III. Manuel tarafından bağışlanan ve Hz. İsa’nın çarmıhından bir parçadan yapıldığına inanılan gümüş kaplı bir haçtır.

Sümela Adının Anlamı

Sümela Manastırı adını üzerinde bulunduğu Mela dağından almakta olup, Yunanca sto (στο) “de, da, ye, ya” edatı + melas (μέλας) “kara” kelimeleriyle çözülmekte ve Mela dağına veya Mela dağında anlamına gelmektedir.

Sümela Manastırı Tarihçesi

Trabzon Sümela Manastırı postakartı

Sözlü tarihte Sümela’nın I. Theodosius veya I. Anastasius (430-518) döneminde az önce bahsi geçen 2 rahip tarafından kurulup, 6. yüzyılda Justinianus’un emriyle generallerinden Belisarios tarafından genişletildiğine inanılmaktadır.[5] Buna karşın yapının bugün görülen kısımları Trabzon İmparatorluğu dönemine ait olup, Manastırın dış kapısında 1650 yılında dek bulunan 1360 tarihli manzum bir kitabeden[6] kurucusunun doğu ve batıda egemen olan imparator III. Aleksios olduğu, 1360 yılında 17 m yüksekliğinde, 40 m uzunluğunda, 14 m genişliğinde 72 odalı yeni bir tesis haline getirildiği anlaşılmaktadır[7].

Tacını giydiği Sümela manastırına 17 adet el yazması kitap hediye eden III.

Trabzon Sümela Manastırı’na çıkan merdivenler

Aleksios’un (1349-1390) sikkelerinde güneş sembolü bulunması imparatorun 1361 yılındaki gerçekleşen güneş tutulmasını burada geçirmesine yorulmakta, 1364-65 tarihli vakfiyesinde manastırın gelirleri ve idaresini düzene soktuğu, kendisinden sonraki imparatorların da yeni fermanlarla manastırın gelişmesini sağladığı düşünülmektedir.[8] Manastıra bağışlanan topraklara[9] yerleşen köylüler ister

Sümela Manastırı freskleri

istemez paroikoi konumuna düşmüş, bazı vergi[10] ve askerlikten (εξκουσσεία) muaf tutulma gibi ayrıcalıklarını sürdürmüş belki de bu yüzden Maçka bölgesi Trabzon’un öteki ilçelerine göre İslamlaşma akımından uzun süre etkilenmemiştir.

III. Aleksios’un 1360-1365 arasında onarttığı[11] Sümela manastırına önceden tanıdığı imtiyazları[12] yenilediği 1364 tarihli ferman önce 1775 yılında Leipzig’de Yunanca olarak basılmış, ardından Fallmerayer’in 1843-47 tarihleri arasında basılan kitabında yayınlanmıştır. Yayınlandığı dönemde asıl nüsha olup olmadığı tartışma konusu olan ferman 1923 mübadelesi sonrasında manastırda kalan bazı değerli eşyalarla birlikte Ayasofya müzesine gönderilmiş olup, halen burada eski eserler defterinde 12901 sayılı kayıtlı eser olarak kayıtlıdır.[13] 1868’de eskiçağ tarihi profesörü olan Sabbas İonnides, efsanevi Bizans savaşçısının öyküsünü anlatan Digenis Akritas destanını bu manastırda bulmuştur.

Trabzon Sümela (Meryem Ana) Manastırı restorasyon öncesinde, 1972

Osmanlı döneminde dini önemi devam eden manastır II. Beyazıt (1481), I. Selim [14], II. Selim (1566), III. Murat (1574), I. İbrahim (1640), IV. Mehmet (1648), II. Süleyman (1687), II. Mustafa (1695) ve III. Ahmet (1704) dönemlerinde çıkarılan fermanlarla korunmuş, Yavuz Sultan Selim şehzadeliği sırasında manastıra 2 şamdan ile 10 adet el yazma kitap hediye hediye ederken, 1710’da III. Ahmet ve 1749’da I. Mahmut dönemlerinde duvarlarının onarılıp, fresklerinin yenilenmesine izin verilmiş, 18. yüzyıldan sonra Ghikos (1775), Stephan (1764), Hypsilantes (1775) adlı voyvodalar manastıra para yardımı yapmış, 19. yüzyılda ek binaların ilavesiyle bugünkü görünümünü kazanmıştır.[15]

Alman tarihçisi J. P. Fallmerayer (1790-1861), 8 Eylül 1840 tarihinde Sümela’yı ziyaret etmiş, rahiplerden bir yangında kütüphanedeki pek çok el yazmasının yandığını öğrenen yazar Aleksios’tan kalan tek fermanı incelemiş, her ayın ilk pazartesi günü III. Manuel’in Trabzon hazinesinden manastıra hediye edilen bir haç ile suyun kutsanarak Rumlara satıldığı ve sözde harikalar yaratan bir Meryem Ana ikonasını görmek için tüm Kolhis, Paphlagonia, Kapadokya ve Ermenistan’dan gelen Hristiyan hacıların hatta Bayburtlu Müslüman kadınların manastırı ziyaret ettiği gibi ilginç bilgiler vermiştir. Sümela, Vazelon ve Peristera manastırları Patrikhane’nin bölgedeki İslamlaşmanın önüne geçmek için aktif olarak kullandığı ve tek eksarhlıkta birleştirmeye çalıştığı dini merkezler olup, her ne kadar çeşitli imtiyazlar ve Osmanlı yasalarınca korunmakla birlikte rivayetlere göre çoğu kez mahalli otoritelere rüşvet vererek[16] ayrıcalıklarını sürdürebilmişler, 19. yüzyılda Yunanistan yüzünden Osmanlı’nın Rumlar’a karşı tavrı sertleşince bağımsızlıklarını yitirerek Rhodopolis piskoposluğuna bağlanmışlardır.[17] Manastırın paraya sıkıştığı durumlarda “ziteies” adı verilen bağış kampanyaları düzenlenmiş hatta keşişler Anadolu’yu dolaşarak cemaatten para toplamıştır ki 1744 ve 1763 tarihlerinde Ioannikios adlı rahibin Ankara, Erzurum, Kırım, Scythopolis ve daha pek çok yerleşimi dolaştığı bilinmekte olup, 19. yüzyıldan itibaren ise keşişlerin çoğu aynı amaçla dindar Yunanlı göçmenlerin bolca rastlandığı Rusya’ya gitmiştir.

1840’da manastıra gelen Zacharia, Sümela’nın Athos’a göre çok daha fakir olduğunu, 200 papazın ikamet ettiği manastırın yegâne gelirinin ziyaretçilerin/hacıların hediyeleri olduğunu, ziyaretçilerin çoğunun ise buradaki kutsal ikonayı takdis etmek için geldiğini bildirmiştir.[18]

Trabzon ve civarında yaşayan Rumlar hatta Rusya’ya yerleşmiş olanlar bile yılda bir defa Ortodokslar ve Hristiyan âlemi için Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olması hasebiyle kutsal olarak kabul edilen 15 Ağustos günü Sümela manastırına gelerek mucizeler yarattığına inandıkları “Kutsal Bakire” ikonasını öperek, önünde dua etmekteydi. Bunun için “Meydan” da hazır bekleyen katır sürücüleriyle anlaşırlar ve 14 Ağustos günü şafak sökerken manastırda hazır bulunurlar, hastalıklarına derman ararlardı. Meryem Ana’dan şifa bekleyen Müslüman ziyaretçiler de manastırdan eksik olmazdı. Ziyaretçiler kendileri için hazırlanmış derme çatma barınaklarda ağırlanır, keşişler manastırın 15 katırıyla ziyaretçileri doyurmak için 2 hafta öncesinden Maçka ve Akçaabat’tan gıda malzemesi stoğu yaparlardı. Ayin devam ederken eğlenilmez, manastırın çanıyla ayinin bittiği ilan edilince horonlar edilir, tüccarlar bağırarak mallarını satmaya çalışır, ertesi gün 16 Ağustos’ta herkes dönüş hazırlıklarına başlardı.[19]

Manastır, Trabzon’un Rus işgalinde olduğu 1916-18 yılları arası dönemde Pontusçu Rum çeteleri tarafından üs olarak kullanılmıştır. Ortodoks mezhebinin Anadolu’daki en eski ve en önemli manastırlarından biri olan Sümela 1923 mübadelesinde bölgedeki Rumların Yunanistan’a sürülmesinin ardından boşaltılmıştır. Papadopoulos-Kerameus tarafından manastırdaki 90 kadar el yazması listelenmişse de mübadele döneminde etrafa dağılmışlardır. Ankara’da 11-12. yüzyıllara tarihlenen 4 incil, Barnabas ve Sophronios’un akuluthialarını da içeren 17-18. yüzyıllarda yazılmış 150 kadar dini kitap, 16. yüzyıla tarihlenen Bizans İmparatorları ve Osmanlı Sultanları Kronografyası, 1691 tarihli Sinop şehri Hıristiyan ahalisinin listesi ile bazı mektup, protokol ve masraf defterleri saklanırken, bir el yazması Atina Bizans Müzesi’nde sergilenmektedir geri kalanı özel koleksiyonlarda yer alıyor olmalıdır[20]. Mübadele sırasında manastıra ait bazı değerli eşyalar St. Barnabas şapeline gömülmüş olup, Türk hükümetinden izin alan Amprosios adlı papaz 25 Kasım 1931’de manastıra gelerek bu eşyaları Atina’daki Bizans Müzesi’nde sergilenmek Yunanistan’a götürmüştür.

1930’da kimliği belirsiz kişiler tarafından manastırın ahşap kısımları yakılmış olup, 1972’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınan dek önemli derecede tahrip edilmiştir. Günümüzde müze olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından işletilen yapıda ilk iyileştirme çalışması 1962 yılında merdivenleri ve kapısının tamiri ile başlamıştır. 1972’de ören yeri olarak ziyarete açılan yapıda 1987 yılında başlayan ve 16 yıl süren restorasyon projesinin eksik ve hatalı olduğu iddia edilince Kültür ve Turizm Bakanlığı, 23 Kasım 2007 tarihinde Bilimsel Danışma Kurulu oluşturularak, hem restorasyon projesi hem de çalışmaların incelenmesine karar vermiştir. Kurul 3 aylık çalışmasının sonucunda hazırladığı raporunda “Manastırın zeminini beton yaptılar, çimleri ortadan kaldırarak orijinalliğini bozdular. Bölge taşı yerine Bayburt’tan ve Ankara’dan beyaz taş getirdiler. Doku bozuldu. Duvarları çimentoyla ördüler. Çatı saçaklarını geniş tutarak aslını yok ettiler. Çeşmenin üst örtüsündeki yuvarlak kemeri sivrileştirdiler. Kapı kolları orijinali yansıtmıyor. Merdivenlerin sol tarafına duvar bentleri ördüler. Misafirhane ve öğrenci odalarının dış cephesini orijinal yapıya aykırı şekilde sıvadılar. Sümela’da restorasyon değil inşaat yapıldı. Ahşap çatılı, ahşap korkuluklu ve kırma çatılı konutlar aslına uygun yapılmamıştır, yıkılmalıdır. Eski ve yeniyi karşılaştırdık. Orijinal fotoğraflarda bu kat yükseklikleri yoktu. Yeni fotoğraflarda fazladan katlar var[21] ifadelerini kullanınca restorasyonun % 73’ünün yenilenmesine karar verilmiştir.

Yunanistan’a mübadele ile gönderilen Rumlar 1953’de Selanik’ten 80 km mesafede yer alan Veria kentinde Vermios dağı eteklerindeki Kastania köyünde Sümela adlı yeni bir manastır inşa edilmiş olup, Sümela’nın meşhur St. Luke ikonası günümüzde burada muhafaza edilmekte her yıl 15 Ağustos günü binlerce kişi toplanarak eski vatanlarını anmakta ve dini bayramlarını kutlamaktadır. III. Manuel’in hediye ettiği ve havari Lukas tarafından yapıldığına inanılan diğer Meryem Ana ikonaları günümüzde Dublin’de “National Gallery”de ve Oxford’da muhafaza edilmektedir.[22]

Karadeniz kökenli Rumlar, Sümela manastırında ayin yapmak için pek çok defa Trabzon valiliğinden talepte bulunmuşsa da, valilik yapının müze statüsünde olduğu gerekçesiyle talepleri sürekli reddetmiştir. 2009 yılında Rusya Parlamentosu milletvekillerinden İvan Saidis ile Selanik Valisi Panayotis Psomyadis ve iki din adamının da yer aldığı yaklaşık 500 Gürcü, Rus ve Yunanlı turist 15 Ağustos 2009 günü manastıra gelerek ayin yapmak isteyince Trabzon Müze Müdürü ayine müdahale ederek mumu söndürmüş, müze korumaları ile turistler arasında kısa süreli itişme yaşanmış olay basında yer almıştır. Selanik Valisi Panayotis Psomyadis, olaydan sonra yaptığı basın açıklamasında 15 Ağustos günü ve manastırın kendilerince önemini vurgulamıştır:

“Sümela Manastırı bütün dünyadaki kuruluşlar için açılan bir yerdir. Biz buraya politika yapmaya gelmedik. Sadece dinimizi yaşamak için buradayız. İnancımız gereği yapmak için geldik ve istavrozumuzu yapacağız. Buradaki herkes bunu yapacak. Tanrıya yalvarmak için buradayız. Şunu da bilsinler ki, Selanik Valiliği Türk vatandaşlarına her zaman öncelik göstermiş ve yardımcı olmuştur. Birçok olayda da onlara yardım etmekteyiz.”

Manastırın ibadete kapalı olduğunun hatırlatılması üzerine konuşmasına devam eden Psomyadis, “Ben burada öyle bir şey yazdığını göremiyorum. Her şey kanunla kapatılamaz. Buraya teşekkür etmeye ve dinen gerekenleri yapmaya geldik. İnanıyorum ki, Türkiye de bunu anladı ve ilişkilerimiz daha ileriye doğru gidecek. Ben Pontusluyum, Trabzonluyum. Ondan sonra Yunanlıyım. Ben Selanik Valisiyim. Benim ailem burada doğdu, burada yaşadı” demiştir.[23]

İstanbul Rum Patrikliği Nisan 2010’da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a başvurarak 15 Ağustos günü çok sayıda Ortodoks müminin katılımıyla bir ayin düzenlemek istediklerini belirtmiş, bunun üzerine ziyaretçi sirkülasyonuna engel teşkil etmeyecek bir bölümde, sınırlı sayıda ziyaretçinin katılımıyla dış avlu kısmında, saati ve süresi Trabzon Valiliği tarafından belirlenecek ‘dini içerikli etkinlik’ düzenlenebilmesine izin verilmiştir.[24] Gerçekten de mübadeleden tam 88 yıl sonra[25] 15 Ağustos 2010 günü bir günlüğüne düzenlenen ve 3 saat süren ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos[26] yönetmiş olup, ayine Türkiye’de yaşayan 500 kadar Ortodoks Hristiyan’ın yanı sıra Rusya Federasyonu, Yunanistan, Gürcistan, ABD’den gelen Pontuslu Rumlar da katılmıştır. Bartholomeos’un “Birlikte yaşam kültürü medeniyetimizin bizlere bıraktığı bir mirastır. Bu mirası yaşatalım ve öğretelim ki artık bu konularda acılar vuku bulmasın, ailelerin yürekleri yanmasın” sözlerinden ve AKP hükümetinin söylem ve uygulamalarından etkilenen yerel medya da o güne dek sürdürdüğü provokatif tutumu bir kenara bırakarak ayinin gerçekleşmesini olumlu karşılamıştır.[27]

Sümela Manastırı’nda, 2015 yılında başlanılan son restorasyon çalışması sırasında kuzey çatının üst sağ yamacında 2017 Aralık ayında tespit edilen ve bugüne kadar girilmediği sanılan gizli bir geçitle ulaşılan şapel bölümü incelemeye alınmıştır. Odadaki fresklerin bazılarının göz bölümlerinin oyulup, yerin ve duvarın bir bölümünün altın arayan definecilerce tahrip edildiği anlaşılmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Yunanca Παναγία Σουμελά. Manastır adını üzerinde bulunduğu Melas dağından adıyor olmalıdır ki Rumlarca Karadağ’ın bakiresi olarak adlandırılan Sümela “Kara (dağda)” olarak çözülebilir: Yunanca sto (στο) “de, da, ye, ya” edatı + melas (μέλας) “siyah”. Bununla birlikte bölgenin Tzanların tarihi yurdu olduğu düşünüldüğünde Gürcü akademisyenlerce Hristiyan oldukları dönemde Lazlar tarafından kullanılan dini bir kelime olup “teslis” anlamına geldiği iddia edilen Lazca sum “üç” + -ela son eki “lük” açıklaması Fındıklı’ya bağlı Sümle köyünün varlığı da dikkate alındığında alternatif etimoloji olarak değerlendirilebilir.

[2] Kiriakidu, 1898: 25-78; Rice, 1929-1930: 72-77. Söylenceyi ilk kaydeden 12. yüzyıl sonları ile 13. yüzyıl başlarında yaşamış Akakios Sabbaites olup, 1204’de yazdığı “Sümela manastırının kurucularının hayatı” adlı eser günümüzde Athos dağındaki St. Dionysios manastırında (cod. 268) muhafaza edilmektedir (Lampsides, 1985: 280-292)

[3] Doğu Ortodokslarının inanışına göre Lukas’ın yaptığı 60 ikonadan ancak 3’ü günümüze ulaşmış olup, bunların biri Sümela’da diğerleri Mora, Kıbrıs’ta bulunmaktaydı.

[4] Hoffmeister, 1911: 148-155

[5] Yine sözlü geleneğe göre Vazelon 270, Peristera (Kuştul) manastırı MS 752 yılında kurulmuştur (Bryer ve Winfield, 1985: 254)

[6] Kitabede “Aleksios Komnenos, İsa adına inanmış hükümdar, muhteşem, büyük, saygıdeğer. Bütün Doğu’nun ve İberya’nın imparatoru, bu manastırın kurucusu olmuştur” yazmaktaydı.

[7] Horuluoğlu, 1978: 73

[8] Zaman, 2005: 11

[9] Manastırın 19. yüzyıla dek sahip olduğu mülklerin listesi için Bkz. Bryer ve Winfield, 1985: 283-284

[10] Bununla birlikte Mart ve Eylül aylarında toprak sahiplerinden alınan kraliyet vergisini ödemiştir.

[11] Rice, 1929-1930: 73

[12] Fermana göre manastırın dindar insanların yapmış olduğu bağışlarla sağlamış olduğu mülkler (araziler, değirmenler, iş yerleri, meskenler) İmparatorun sözüyle güvence altına alınmış, manastıra ait çiftliklerde oturanların mirasçısı olmaması durumunda mal ve kullandığı mülklerinin manastıra ait olduğu teyit edilmiştir ki bu haliyle önceki fermanlardan hatta Osmanlı sultanlarının verdiği imtiyazlardan pek farklı değildir. Fermanın son maddesinde ise manastırın gözetleme kulesinin Türk Beylerinin akınlarını haber veren bir gözetleme istasyonu olarak kullanılması emredilmiştir.

[13] Başeğmez, 1987: 10-21.

[14] Trabzon söylencelerinde Maçka’nın Livera köyünden Maria adlı bir Rum kadının oğlu olduğuna inanılan I. Selim’in 1512 fermanıyla manastıra verdiği ayrıcalıklar neredeyse Trabzon imparatorlarıyla karşılaştırılır cömertliktedir.

[15] Uzunlar, 1991: 11

[16] Vazelon arşivinde manastır papazlarının 1655’de Rusya’ya gidip oraya göç etmiş Pontus Rumlarından rüşvet toplayıp, mahalli otoritelere rüşvet olarak dağıttıkları kayıtlıdır. 1821’de Yunan ihtilaline karşı II. Mahmut’un “bütün Rumların kılıçtan geçirilmesi” emri verdiği rivayetine karşı Vazelon başrahibi Hrisantos’un etkili bir ağaya külliyetli miktarda rüşvet vererek Maçka halkını koruduğu, 1902’de aynı yöntemle Sümela başrahibi Spinthiropolos’un Hristiyanları benzer bir sıkıntıdan kurtardığı iddia edilmektedir.

[17] Fotiadis, 1985: 172-179

[18] Zacharia, 1840: 317-318

[19] Andreadis, 1996: 32-35

[20] Alikılıç, 2001: 308

[21] “Sümela Manastırı’na kaçak kat çıktılar” (28 Kasım 2009) 11 Mayıs 2011 <http://www.ntvmsnbc.com/id/25025880/>

[22] Balance ve Bryer ve Winfield, 1970: 270‑284

[23] “İbadete kapalı Sümela Manastırı’nı ayin yapmak isteyenler bastı!” Radikal Gazetesi (15.08.2009)

[24] “Sümela’da ayinin şartları belirlendi”. Hürriyet Gazetesi. 16 Haziran 2010

[25] 15 Ağustos 1999’da Veria’da ki Sümela kilisesinde yapılan meryemana kutlamalarında Yunan başpiskopos Hristodulos kendisine kilisenin altın anahtarı hediye edilirken binlerce Karadeniz göçmeni Rum ile Yunan cumhurbaşkanı önünde “Tanrı bana Pontus’taki Sümela manastırının kilidini açmayı nasip etsin” temennisini kısmen de olsa Bartholomeos gerçekleştirmiştir.

[26] Bartholomeos, yarım saat kadar süren dua ve ilahilerin ardından yaptığı konuşmada Karadenizlilerin, Trabzonluların sıcakkanlı ve misafirperver olduğunu belirtmiş  “88 yıl sonra Sümela Manastırı’nda tarihle ve sizlerle buluşmaya, kucaklaşmaya geldik. Çok uzun bir ayrılıktan sonra bu muhteşem bölgede ve tarihi manastırda ibadetimizi yapmamıza vesile olan yüce Allah’ımıza hamdolsun. Sümela Manastırı on yıllarca bir efsane gibi aramızda sabırla bu günleri beklemiş. Ortodoks camiasının, hatta tüm Hristiyan camiasının en önemli günlerinden biri olan Aziz Meryem Ana’mızın ölüm yıl dönümünün de olduğu bir tarihte, yani 15 Ağustosta burada bulunmaktan ve ayini yönetmekten büyük bir onur ve mutluluk duymaktayım” demiştir. (“Birlikte yaşamak, medeniyetimizin bize mirasıdır!”. Radikal Gazetesi, 15 Ağustos 2010)

[27] Trabzon’un en önemli gazetesi Günebakış’ın başyazarı Ali Öztürk “Sümela’da Ayin Üzerine…” adlı makalesinde Trabzon’un Rahip Santaro ve Hrant cinayetlerinin ardından üçüncü bir gerginliği kaldıramayacağını, Trabzon’un inanç turizmi merkezi olmasında Sümela’nın lokomotif rolü üstlenebileceği, Pontus tehtidininin sanal olduğuna ve derin devletin kendi bekası için oluşturduğu hayali bir dış tehdit olduğuna inandığını bildirmiştir. (13 Ağustos 2010) 11 Mayıs 2011 <http://www.gunebakis.com.tr/makale.php?id=4058>