Makale: Özhan Öztürk

Solhat, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin doğusunda, Akmescit’e 90 km, Kefe’ye 30 km mesafede yer alan bir kasaba olup, 13. yüzyılın ilk yarısında Batu Han tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Moğollar kasabanın istihkâmlarını güçlendirdikten sonra Altın Orda devletinin Kırım eyaletinin merkezi yapmışlar, kentin adı “Kırım” zamanla tüm yarımada ile özdeşleşmiştir. İtalyan tüccarların Solcati[1] adını verdiği yerleşim Tatarca’ya Solhat formunda geçmiştir.

Kırım Hanlığı kurulmadan ve Bahçeşehir merkez olmadan önce yarımadanın en önemli ticaret ve kültür kenti olan Solhat, Ortaçağ’da Arap yazarlarca “İkinci Bağdat” olarak anılmıştır. Altın Orda hanı Seyit Ahmet Han’ın 1476’da Kırım’ı istilası sırasında yakılıp yağmalanan kent, bir daha kendini toplayamamış, Kırım Hanlığının başkenti bu yüzden Bahçesaray’a taşınmıştır. 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin notları kentin önemini kaybedip, terkedilmeye başlandığını işaret etmektedir:

“Alçak dağlar arasında düz bir yerdedir. İmaretleri beş mihraptır (camidir), ikisi cum’a (büyük), diğerleri mahalle mescitleridir. Şehir içinde iki tekke, iki medrese, bir sıbyan mektebi, bir han, yirmi adet kiremitçi ve testici dükkânı vardır. Ulu Cami kapısında (Bu mübarek mescit Ulu Han Mehmet Özbek Giray Han zamanında yapılmıştır) yazar. Minber üzerindeki kitabe Mengli Giray Han’ın olup 918 (1512) tarihlidir. Bu camiin mihrabı önünde yer alan İnci Bey Hatun Medresesi’nin kapısı üzerinde (Bu medrese Mehmed Giray Han zamanında, Kılburun Bey Kızı İnci Hatun tarafından yaptırılmıştır. 733 (1332) yazılıdır. Tâhir Bey Tekkesi’nin kapı kitabesinde yaptıranın adı boş bırakılmıştır. Fakat bu tekke – mescit yapıldığı vakit şu tarih yazılmıştır : (Bu binayı 825 (1421) Cemâziyelâhir’de Şeyh Ali el-Bakri yaptırdı) Kefe kapısı yakınında Hacı Mehmed Camii’nin kapısı üzerinde, (Bu mübarek mescit, Sadi Giray Han zamanında 807 (1404) Receb’inde yapıldı) yazılıdır. Çarşıya yakın Hacı Ömer Camii’nin kapısında, (Bu mescit, 661 (1262) Zilkâdesi’nde Buharalı Hacı Ömer tarafından yaptırıldı.) yazılıdır. Çarşı içinde Paşa Hatun Mescidi vardır. Kemâl Ata Sultan Hazretleri’nin mezarı yanındaki çeşmenin tarihi 1057 (1647) ve (Kemâl Ata ruhu için Fatiha) olarak yazılıdır. Bu eski şehirde daha nice imaretler, binalar vardır ki halâ yeni gibi durur, ama yarasa ve kargaların, baykuşların yatağı olmuştur. İnşallah yine mâmur olur.”

1783’de Rus Çarlığı’nın Kırım’ı ilhak etmesinin ardından kente Türkçe adının Rusça karşılığı olan Staryi Krym[2] verilerek yeniden kurulmuştur. 2001 yılında 9,960 kişinin yaşadığı kent nüfusunun 1939’da % 15, 8’i (3252 kişi) Tatarken, sürgünden dönen Tatarların bu bölgede yoğıunlaşması üzerine 2009’da nüfusun % 40,8’ini (4205 kişi) oluşturabilmişlerdir. 20. yüzyıl başlarında Tatar milliyetçiliğinin ortaya çıkıp geliştiği yerlerden biri olan kent Abdürreşid Mehdi’nin (1880- 1912) öncülüğündeki “Genç Tatarlar”ın da merkeziydi. 1944 sürgününden sonra Karasubazar’da yer alan İki Şerefeli Han Camii, Tokal Camii, Yeni Camii, Tahtalı Camii ve Büyük Taşhan gibi İslam eserleri önemli ölçüde tahrip edilmiştir.

Karasubazar, Bilohirsk

Karasubazar, Akmescit’e 47 km uzaklıkta Yayladağ’ın kuzey eteklerinde Büyük Karasu ırmağı kıyısında yer alan bir yerleşim olup, Tatarlar tarafından 13. yüzyılda pazaryeri olarak kurulup zamanla kasabaya dönüştüğü sanılmaktadır. I. Mehmet Giray döneminde (1514-1523) ticari önemi artan kasaba 17. yüzyılda Evliya Çelebi’ye göre 28 adet camiyi barındıracak denli büyüktü. Zaporog Kazakları tarafından 1624-1675 tarihleri arasında 4 kez yağmalanan yerleşim, II. Devlet Giray döneminde (1708-1713) ticaret merkezi olarak gelişmiş hatta 1736’da Rus ordularının Bahçesaray’ı yıkması üzerine geçici başkent olarak da kullanılmıştır. 1783’de Rus Çarlığı’nın Kırım’ı ilhak ettiği kararname çariçe II. Katherina adına General Potemkin tarafından burada okunduğu için “Karasubazar beyannamesi” olarak adlandırılmıştır. 1897 nüfus sayımında 12.968 çıkan kent nüfusunun 6.330’u (%49) Kırım Tatarı iken 2001 sayımında 17.000 kişinin % 48’i Rus, % 35’i Kırım Tatarı, % 17’si Ukraynalıdır.

Yalta

Yalta, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin güney sahilinde, Karadeniz kıyısında yer alan bir kent olup, ilk olarak 12. yüzyılda Arap coğrafyacı İdrisi tarafından “Calita[3] adlıyla anılmış, Kıpçak topraklarında yer alan bir Bizans balıkçı köyü ve liman olduğu bildirilmiştir. 14. yüzyılda Ceneviz ticaret ağının bir parçası olan yerleşim İtalyan haritalarında Etalita veya Galita olarak kaydedilmiştir. 15. yüzyılda geçirdiği bir depremde hasar gören kentin adı Yalta olarak değiştirilmiş, 1475’de Osmanlı hâkimiyetine geçmesinin ardından kente Anadolu Türkleri de yerleştirilmiştir. Yalta’nın 1542 tarihli Osmanlı Tahrir defterinde İnkerman kazasına bağlı 3 mahalleli bir köy statüsünde olduğu görülmektedir. 1783’de Rusların Kırım’ı ilhak ettiği dönemde 13 haneli balıkçı köyü olan yerleşim, 1860’da Doktor S.P.Botkin ikliminin sağlığa iyi geldiğini söyleyince Rus asilzadeleri tarafından sayfiye yeri olarak kullanılmaya başlanmış, artan ünüyle paralel olarak Yalta’da büyümüştür. I. Dünya Savaşı sırasında Şubat 1915 günü Yalta’yı bombardıman etmiş, can kaybının yaşanmadığı saldırıda ‘Hotel de Russia’ oteli ve pek çok dükkân zarar görmüştür. Osmanlı donanmasından Breslau (Midilli) savaş gemisi 2001 nüfus sayımına göre Yalta’da 80.500 kişi yaşamakta olup, bunların % 65’i Rus, % 25.7’si Ukraynalı, % 4’ü Kırım Tatarı, % 2’si Beyaz Rustur.

Yalta’da sağlam durumdaki tek cami Dereköy Camii olmasına karşın 1926’da ibadete kapatılıp, 1936’da minaresi yıkılan yapı halen Ruslarca ibadet dışı maçlar için kullanılmaktadır. Kırım Tatarları caminin yanındaki 2 katlı eski okul binasını cami olarak kullanmaktadır. 1898 yılında şehir merkezinde neo-Bizans stilinde inşa edilmiş Aleksander Nevski Rus Ortodoks katedrali, 1831- 1836 arasında Mimar V. Hunta tarafından inşa edilen Yasna Polyana sanatoryumu, 1909-1917 arasında Mimar H. Ter-Mikelov tarafından inşa edilen Ermeni kilisesi, 1812’de açılan Nikita devlet botanik parkı Yalta’nın önemli tarihi eserleridir.

Massandra

Yalta’nın 3 km doğusunda yer alan bir kasaba olup, Bizans döneminde Tavrida[4] adıyla bilinen yerleşimin adı 1783’de Ruslar tarafından Massandra olarak değiştirilmiştir. Termal suları ve şarapları ile meşhur Massandra’da yer alan en önemli yapı inşasına 1878’de başlanan ve 20 yıl süren bilinen Çar III. Aleksander’in yazlık sarayı olup, Sovyet döneminde Stalin tarafından da aynı amaçla kullanılmıştır.

Livadiya

Yalta’nın 3 km batısında Ortaçağ’dan kalma bir Tatar köyü olup, Yunanca adından Bizans döneminde kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. 1861’den itibaren Livadiya’da Rus Çar ve asilzadeleri daça adı verilen yazlık konutlar yaptırınca ülkenin gözde sayfiye yerlerinden birisi olup, hızla gelişmiştir. Mohabi tepesinde Çar II. Nikolay için 1911’de yazlık saray olarak yaptırılan Livadiya sarayı, 1917 devriminden sonra sanatoryuma çevrilmiş, 4 – 11 Şubat 1945 yılında Stalin, Churchill ve Roosevelt’in savaş sonrası Avrupa’nın geleceğini tartıştıkları Yalta konferansı burada gerçekleştirilmiştir. 1993 yılında da müze haline getirilen yapının giriş katında Yalta Konferansı, üst katında ise Çar II. Nikolay ve ailesi ile ilgili fotoğraf, belge ve eşyalar sergilenmektedir. Osmanlı döneminde Yalta’ya 10 km mesafede deniz kıyısında bulunan küçük bir Tatar köyleri olan Mişor, Kureyz ve Gaspıra günümüzde gözde turistik merkezler haline gelmiştir.

Gaspıra’nın Aya Todor burnunda yer alan 39 m yüksekliğindeki Avrorina uçurumu kenarında bulunan neo-gotik üsluptaki “Kırlangıç Yuvası[5] adlı bölgenin en çok ziyaretçi çeken mimari yapısıdır. 1895’de bir Rus generalinin “Aşk Şatosu” adıyla yaptırdığı ahşap ev önce Çar’ın doktoru A.K. Toblin, 1911’de ise Alman petrol zengini Baron Shteingel tarafından satın alınmıştır. Amerikalı mimar A. Sherwood eski yapıyı yıkarak Almanya’nın Ren Nehri kıyılarındaki Rittenburg Şatosu’nun küçük bir kopyasını inşa etmiştir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] İtalyanca solcati, solcare “saban, pulluk; hendek”

[2] Rusça Старый Крым “Eski Kırım”

[3] Yunanca Yalos (γιαλός)  “sahil” kelimesinin deforme formu olabilir.

[4] Yunanca Ταυρίδα. Antik Çağ’da Kırım’a verilen isimdir.

[5] Ukraynaca Lastivchyne Hnizdo (Ластівчине гніздо)

Takip, tavsiye ya da beğeni için