Makale: Özhan Öztürk

Khersonesos[1] Taurika[2] veya Khersonesos, Kırım’ın Taurika olarak bilinen güneybatısında MÖ 5. yüzyılda Heraklea Pontikalılar tarafından kurulan bir Yunan kolonisi[3] olup, bu özelliği sebebiyle Kuzey Karadeniz’de bulunan tek Dor yerleşimidir.

Modern Sivastopol/Sevastopol kentinin eteklerinde Karadeniz kıyısında yer alan

Antik Khersonesos / Hersonissos Kalıntıları

antik site modern yazarlarca zaman zaman “Ukrayna Pompeisi” veya “Rus Troyası” olarak da tanımlanmıştır. Kendi sikkesini basmayan Khersonesos halkı bağcılık, balıkçılık, el sanatları ile uğraşmakta diğer Yunan kentlerinin yanı sıra İskitlerle tahıl, hayvan ve balık ticareti yapmaktaydı. Khersonesos antik kentinin bulunduğu site Türklerce toprağının sarı renkte olmasına atfen “Sarı Kerman” olarak anılmış olup, Evliya Çelebi seyahatnamesinde de bu formda geçmektedir.

Zafer Bayramı günü Sivastopol ‘da bir geçit töreni

Khersonesos Taurika Arkeoloji

1812 yılında Kırım’ı gezen İngiliz seyyah Clarke, Rusların Kırım’ı işgal ettiklerinde antik kentte ki kalıntıların iyi durumda olduğunu bildirmiştir. 1827’de Rus arkeolog Kostuşko’nun başkanlığında başlatılan 20 yıl süren Khersonesos kazılarında siteyi çevreleyen sur ve kuleler MÖ 375 civarına tarihlenmiş, kent içinde Sinop ve Herakleia kaynaklı amfora parçalarına, ekmek pişirmek için kil kalıplara, MÖ 525-500 yıllarına tarihlenen Boeotia tipi bir lekanise[4], Dionysos kült taşına, Akhilles ile bir Amazon’u tasvir eden bir kabartmaya, bir tiyatronun kalıntısına rastlanmış, Deloslu İonlar ve Heraklea Pontikalılar tarafından MÖ 5. yüzyılın son çeyreğinde kolonize edildiği tartışılmıştır. 1892’de sitede bulunan eserler kurulan müzede sergilenmeye başlanmış olup, bölge 1994 yılında sit alanı ilan edilmiştir.

St Vladimir Katedrali. Sevastopol, Ukrayna

Khersonesos Taurika Sikkeleri

MÖ 4. yüzyıldan itibaren kendi iç pazarı için bakır ve gümüş sikke basan kente dış ticaret sayesinde MÖ 1. yüzyıldan itibaren Pontus, Paphlagonia ve Bosphorus, MS 1-2. yüzyıllar boyunca ise Roma sikkeleri önemli ölçüde gelmiştir. Artemis Tauropolos’a tapınıldığı için ay tanrıçanın sembolü olan boğa tasviri MÖ 300-200 tarihleri arasında basılan sikkelerde sıkça kullanılmıştır. MÖ 390-380 arası otonom dönemde ön yüzde Virgo arka yüzde balık tasviri bulunan gümüş diobol, MÖ 350-330’de ön yüzde farklı yönlere bakan Hera ve Zeus portresi, arka yüzde boğaya saldıran arslan, MÖ 330-320’de griffin arka yüzde diz çökmüş Virgo, MÖ 320-310’da ön yüzde diz çökmüş Virgo arka yüzde griffin, MÖ 300-290’da mızrağıyla geyik avlayan Virgo, arka yüzde saldırmaya hazırlanan boğa, MÖ 200-190’da ön yüzde Virgo portresi, arka yüzde saldırmaya hazırlanan boğa, MÖ 210-200’da ön yüzde Virgo portresi, arka yüzde ok ve yay veya arka yüzünde yere uzanmış geyik, MÖ 210-200’de ön yüzde genç erkek portresi, arka yüzünde sopa tasvirleri yer almaktaydı. Ayrıca 3. yüzyıl boyunca basılan ön yüzünde Virgo veya Hermes arka yüzünde boğa başı tasviri yer alan sikkeler basılmıştır. 3. yüzyılın sonlarında antik Khersonessos’ta sikke basımı sona ermiştir.

MÖ 180-170’de ön yüzünde Athene Pallas arka yüzünde griffon, MÖ 170-160’de ön yüzünde Dioskuri, arka yüzünde kadırga pruvası tasvirleri yer alan sikkeler basılmıştır. Boğaz krallığı döneminde ise MÖ 47-44’de ön yüzünde geyik avlayan Virgo, arka yüzünde boğa, MS 54’de ön yüzünde bir erkek portresi, arka yüzünde Nike tasviri bulunan sikkeler basılmıştır.

Roma döneminde ΧЄΡCΟΝΗCΟΥ ЄΛЄΥΘЄΡΑC adıyla basılan sikkelerin ön yüzünde lir çalan Apollon büstü arka yüzde av tanrıçası Artemis ile bir erkek geyik tasviri yer almaktadır. Bizans döneminde MS 474-491 arasında ön yüzünde imparator Zeno portesi, arka yüzünde sol elinde kılıç sağ elinde bir esir tutan imparator Zeno tasviri yer almaktadır.

Sivastopol Tarihi

MÖ 2. yüzyılda Boğaz Krallığı’na bağımlı hale gelen kent, Mitridates’in MÖ 63’de ölümüyle sona eren kısa süreli Pontus döneminin ardından MÖ 1. yüzyıldan MS 370’lere dek Roma egemenliğinde kalmıştır. Roma’nın ikiye bölünmesinden sonra Khersonesos nispeten gevşek Bizans yönetimine girmiş, Konstantinopolis burayı hem civardaki barbar kabileleri gözetlemek hem de siyasi açıdan sakıncalı kişileri sürgün etmek için kullanılmıştır. Papa I. Clement (MS 96-99) burada vefat ederken Papa I. Martin (MS 649-653) hatta Bizans imparatoru II. Justinianus (669-711) buraya sürgün edilmiştir.  Bizans imparatoru VII. Konstantinos Porphyrogennetos (MS 905-959) Khersonesosluların, Amisos, Paflagonya ve Armeniakon’dan hayvan almazsa ve Peçenekler’den elde ettikleri deri ve mumu Romanya’ya götürüp satamazsa yaşayamayacak denli ticarete bağımlı olduğunu vurgulamıştır[5].

MS 980’de Kiev prensliğini eline geçiren I. Vladimir (958-1015) Bizans imparatoru II. Basil’e kaleyi ancak kız kardeşi prensesi Anna Porphyrogeneta ile evlenmesi şartıyla kaleyi teslim edeceğini bildirmiştir. Teklif Vladimir’in vaftiz olması şartıyla kabul edilirken ilk defa bir Bizans prensesi Rum olmayan birisiyle evlenmiştir. Kiev’de vaftiz geleneğinin başlamasına sebep olan bu eylemden sonra kent yeniden Konstantinopolis’in eline geçmişse de antlaşmaya rağmen çıkan 1043 Rus-Bizans Savaşında Vladimir, Kerson’u yağmalamaktan çekinmemiştir.

4. Haçlı seferi sonrasında kurulan Trabzon imparatorluğu Khersonesos’a egemen olmuşsa da 1299’da Altın Orda Hanı Nogay sonrasında ise Cenevizliler 14. yüzyıl başlarında kale ve limanı ele geçirmeyi başarmışlardır. Moğol Hanı Edege Mangit (1352-1419) tarafından yağmalanan kent büyük ölçüde terkedilmiş, Slavların Kırım ile doğrudan bağlantısı Moğol işgaliyle kesilmiştir. 14. yüzyılda Tatarların bölgeye yerleşmesi ile kentin adı “Akyar” olarak değiştirilmiş bu dönemde Litvanya prensi Olgierd bölgeyi yağmalamışsa da bölgeden Tatarları çıkarmayı başaramamıştır.

Sivastopol Demografi

2001 Nüfus sayımı sonuçlarına göre Ukrayna’nın 15. Kırım’ın 2. büyük şehri olan Sivastopol’da 342,451 kişi yaşamakta bunların %71.6 Rus, %22.4 Ukraynalı, %1.6 Belaruslu, %0.75’i Tatar, 0.3% Ermeni, % 0.3 Yahudi, % 0.2 Moldovalı,  % 0.2 Azerilerden oluşmaktadır.[6]

Khersonesos Çanı

Khersonesos’un sembolü ve Sivastopol’ün turistik gezi mekânlarından biri olan çan 1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Türk ordusundan elde edilen topların Taganrog’da eritilmesi suretiyle 1778’de yapılmış, denizcilerin koruyucuları olduklarına inanılan St. Nicholas ile St. Phokas’a adanarak deniz kıyısına dikilmiştir. Kırım Savaşı’ndan sonra müttefiklerce sökülüp Paris’e getirilen çan, 50 yıl sonra tekrar Ruslara iade edilmiş ve bugünkü yerine konulmuştur.

Kalos Limen, Ak mescit, Chernomorskoe

Kalos Limen,[7] kuzeybatı Kırım’da Tarkhankut yarımadasında Kerkinitis körfezine bakan yüksekçe bir mevkide etrafı sur kalıntıları ile çevrili antik bir Yunan sitesinin adıdır. Kiev Arkeoloji Enstitüsü’nden Kutaisov’un 1988 yılında Kalos Limen’de yaptığı kazılarda 4 hektarlık alan kaplayan sitenin MÖ 150 terkedilmiş bir İskit yerleşimi olduğu, 1981-1987 tarihleri arasında Bolşoy Kastel’de yapılan kazılarda ise yerleşimin en az MÖ 4. yüzyıla dek indiği görülmüştür. MÖ 3. Yüzyıldan itibaren İskit saldırılarının hedefi olan yerleşim MÖ 2. Yüzyıl ortalarında Yunan kolonistlerce terk edilmiştir. İskitler yıktıkları kente yerleşmişse de yüzyılın sonunda Diophantos komutasındaki Khersonlu 6 bin Yunanlı hoplit 50 bin kişilik düşman gücü yok ederek Kalos Limen’i ele geçirmeyi başarmışsa da zaferin etkisi uzun sürmemiş MÖ 1. yüzyıl başlarında Yunanlılar kentten kesin olarak ayrılmıştır[8].

Or Kapı, Perekop

Kırım yarımadasını anakaraya bağlayan kıstak ve bu kıstak üzerinde yer alan, Armyansk iline bağlı bir köy olup, Yunanca Tafros (Τάφρος ‘kale hendeği’), Tatarca ise Or Kapı adlarıyla bilinmekteydi. Anahtar pozisyonu sebepleriyle tarih boyunca pek çok kez kuşatılmıştır. 1735–1739 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus ordusunda görev yapan Alman asıllı Feld-Mareşal Burkhard Christoph von Munnich (1683-1767) kaleye Or-Kapı kalesine saldırarak 17 Haziran 1736’da Tatarları kaleyi terk etmeye zorlamış, böylece Rus orduları Kırım’a girmeyi başarmıştır. Rus İç savaşı sırasında 1920’de Kızıl Ordu ‘Perekop Kuşatması’ adı verilen çatışma sonrası Beyaz ordu komutanı General Pyotr Nikolayevich Wrangel’in (1878-1928) güçlerini Kırım’dan atmayı başarmıştır. 2. Dünya savaşı sırasında bu sefer Alman ordusu 27 Eylül 1941’de Kırım’a Perekop üzerinden girmiş ve 1 Kasım 1943’e dek bölgede kalmıştır. 2001 yılı nüfus sayımına göre Perekop’ta 893 kişinin (403 Rus, 213 Tatar, 187 Ukraynalı, 11 Moldovalı, 6 Belaruslu, 4 Ermeni, 1 Macar) yaşamaktaydı.

Kırım Hanlığı döneminde kurulan Akmescit ve Şeyhler adlı köyler sonradan Ak mescit adıyla birleştirilmiş, bölge Ruslarca ilhak edildikten sonra köy Sivastopol filo komutanı Kont Voinoviç’e verilmiş, 1824’de ise Novorossiysk bölge valisi Kont M. Vorontsov’un olmuştur. Üzüm ve tütün ekilen, koyunculuk ve şarap imalatı yapılan yerleşimin limanında bu dönemde kont tarafından taş iskele inşa ettirilmiştir. 1835’de Ak Mescit köyünde 15, Şeyhler’de ise 20 ailenin yaşadığı bilinmektedir. Yerleşimin adı 1944’te Chernomorskoe olarak değiştirilmiştir. 1926 yılında 1369 kişi (1179 Ukraynalı, 164 Rus, 4 Belaruslu, 3 Ermeni, 2 Yunanlı, 1 Tatar) olan yaşayan yerleşimin 2012 nüfusu 11.039’ye ulaşmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Ayrıca Oku: Rusya’nın Karadeniz Filosu 

Notlar

[1] Yunanca Χερσόνησος “yarımada”

[2] Yunanca ἡ Ταυρικὴ Χερσόνησος

[3] Ptol. iii. Arg. 2; Pliny Nat. IV.12. s. 26; Skylax, i. s. 29

[4] İki tarafı kulplu alçak ve yayvan kil çanak

[5] Haçikyan, 1996: 67

[6] 5 Aralık 2010. <http://www.ukrcensus.gov.ua/eng/results/general/nationality>

[7] Yunanca καλός λιμάνι “güzel liman”. Arr., Peripl. Pont. 30.5; Pomp. Mela, 2.3; Ptol., Geogr. 3.5.2.

[8] Hind, 1983-1984: 71-97

Takip, tavsiye ya da beğeni için