Anadolu’nun iç bölgelerini başkente bağlayan demiryollarının olmaması yüzünden Trabzon hem Şemsettin Sami’nin 19. yüzyılda bildirdiği gibi[1] Erzurum, Van, Bitlis, Erzincan ve İran Azerbaycanı’nın doğal limanı olduğu için iktisaden hem de savaş zamanı Doğu Anadolu’da çarpışan birliklerin ikmalini sağladığından tartışılmaz stratejik öneme sahiptir. Ruslara karşı çarpışan ve Türk Kafkas Ordusu olarak da bilinen III. Ordu, tüm ihtiyacı Trabzon limanı üzerinden sağlanmasına, nakliye çoğunlukla Yavuz, Midilli ve Hamidiye savaş gemilerinin refakatinde yapılmaya çalışılmışsa da Trabzon’un Ruslarca işgalini engelleyememiştir. 

Her zaman korumalı sefer mümkün olmamış, ayrıca savaş nedeniyle vilayetteki buğday, un, bulgur, pirinç, yağ, kuru sebze, şeker ve hayvan yeminin ¼’üne Tekâlif-i harbiye adına el konulup depolanmıştır[2]. 6 Kasım 1914’de kömür nakliyesini engellemek için Zonguldak’ı bombalayan Rus filosu Bezmialem, Bahriahmer, Mithatpaşa gemilerini uçak ve bomba yükleriyle birlikte batırmıştır. 17 Kasım 1914’de ise 19 savaş gemisinden oluşan Rus donanması Karadeniz kıyısındaki tek modern Türk limanı olan Trabzon’u 1,5 saat süreyle bombaladıktan[3] sonra[4] mayın döşeyip batı yönüne doğru hareket etmiş, ertesi günlerde Akçaabat ve Samsun liman girişleri de mayınlanmıştır. Ruslar, 1915 yılı içerisinde Ordu, Giresun, Rize, Sinop, Tirebolu, Şile ve Hopa limanlarını da bombalayarak Osmanlı deniz trafiğini önemli ölçüde sekteye uğratmış, küçük çaplı taşımacılık yapan kayıkları bile taciz ve tahrip etmelerine[5] rağmen kömür nakliyatı büyük gemiler yerine küçük sivil teknelere para ve ödül karşılığı yaptırılmaya başlanmıştır.

Trabzon heyetinin Rus ordusuna kenti teslim etmesi

Hrisantos, işgal sonrasında Trabzon’un ileri gelenleri ve Trabzon’da görevli Rus subayları.1916

Erzurum’un savaş öncesinde Ruslar tarafından engellendiği için demiryolu ağına sahip olmaması Osmanlı ordusunun Doğu cephesinde ikmal yapmasını zorlaştırmıştır. Rus genelkurmayının stratejisi diğer cephelerde kesin sonuç alıncaya dek Kafkasya’da savunma pozisyonunda kalmak olduğu için 22 Aralık 1914’de başlayıp 17 Ocak’ta felaketle sonuçlanan Sarıkamış taarruzunda Türk kuvvetlerinin sayısı 30 bine düşmüşse de savunma pozisyonunu terk etmemiştir. Bununla birlikte Çanakkale cephesinden boşalan birliklerin Doğu’ya sevk edileceğini anlayan Rus Kafkas Ordusu Şubat ayında taarruza girerek kısa sürede Erzurum, Bayburt, Erzincan, Trabzon, Van ve Muş’u kapsayan geniş bir bölgeyi ele geçirerek pozisyonunu sağlamlaştırmıştır.[6] Rus ilerleyişi karşısında Trabzon valisi Cemal Azmi Bey 23 Şubatta Akçaabat kaymakamına haber göndererek Yoroz’a kadar bütün köylerin tahliye edilerek halkın kasabadan çıkarılmasını istemiştir.[7]

6 Mart’ta Atina (Pazar) ve Mapavri’yi (Çayeli), 8 Mart’ta Rize’yi işgal eden Rus ordusu, Rize limanından faydalanarak Batı cephesinden çektikleri 35 bin kişilik bir kuvveti Rize’ye çıkarmış[8], 34 piyade taburu, 3 süvari birliğinden oluşan Rus kuvvetleri 26 Mart’ta yerel milislerce desteklenen 10 taburdan oluşmuş 4879 kişilik Osmanlı birliklerini Of civarında bozguna uğrattıktan sonra 14 Nisan’da Sürmene’ye girmiştir. 15 Nisan 1916’da Trabzon’a 18 km kadar yaklaşan Rus ordusu kentteki birlikleri kuşatma altına almak için Akçaabat’a asker çıkarma kararını almışsa da panik halindeki halkın kentin boşalttığını duyunca vazgeçmiştir.

Valilik binası önünde Rusları karşılayan bazı kent sakinleri

Hrisantos, Rauf Orbay ve Türk komutanlarla (ET, 768)

15 Nisan gecesi Trabzonlu Müslümanların önemli bir kısmı kenti terk ederken[9], Cemal Azmi Bey Hrisantos’a bir mektup göndererek kenti metropolit ile birlikte George Fosirepulos, Paraşikev Agramatikapulos ve George Kongalides adlı 3 Rumdan oluşan heyete terk ettiğini “Bu memleketi Rumlardan almıştık şimdi onlara teslim ediyoruz. Camiye tahvil ettiğimiz kiliseleri de size terk ediyoruz. Muvafık görürseniz onları yeniden kiliseye

Trabzon metropoliti Hyrsanthos grandük kenti işgal eden Rus Kafkas orduları komutanı Nikolaus Nikolayeviç’i karşılıyor. Trabzon, 17 Temmuz 1916

tahvil ediniz. İhtirasınıza mağlup olmayarak onlara dokunmamanız zannedersem daha iyidir” sözleriyle bildirmiştir.[10]

Hükümete ait önemli dosya ve defterler sandıklara yerleştirilip kayıklarla vilayet merkezinin taşındığı Ordu kazasına nakledilmiş, Cemal Azmi’de görevine burada devam etmiştir[11]. Rumlar 18 Nisan günü Rus komutanına bir temsilci[12] göndererek Türklerin Trabzon’u boşalttıklarını bu yüzden kenti topa tutmamalarını rica etmişlerdir[13]. Aynı günün akşamı herhangi bir direnişle karşılaşmadan kente giren Rus Kafkas Ordusu komutanı General Nikolay Yudeniç[14] Trabzon metropoliti Hrisantos tarafından övgüyle kentin Rum ahalisi tarafından sevinç gözyaşlarıyla karşılanmış[15], kentin ileri gelenleriyle görüştükten sonra harekât komutanı General Liyahof’u Trabzon’da bırakarak kentten ayrılmış, 2 gün sonra Rus ordusu 20 Nisan’da Akçaabat’a girmiş, Tirebolu yakınlarındaki Harşit çayına dek ilerlemiştir.

Trabzon valisi Cemal Azmi Bey Ordu kazasına yerleşip görevini burada sürdürürken, metropolit Hrisantos Trabzon’da kurduğu geçici hükümetin başına geçmiş, belediye seçimlerini yaptırarak yeni ve çoğu Rumlardan oluşan yeni bir meclis oluşturmuş, Müslüman çocuklar için okul açmak ve yemek dağıtmak gibi hizmetleriyle kentin İslam ahalisinin de övgüsünü kazanan bir yönetim sergilemişse de Türklerin siyasetten dışlanıp, içine kapandığı bir dönem başlamıştır.[16]

Rus Çarlığı, Osmanlı topraklarının bir bölümünde İngiliz-Fransız hâkimiyetini öngören Sykes-Picot anlaşmasını tanıması karşılığında bu ülkelerle imzaladığı Pertograd protokolüyle Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis’i kendi payı olarak olarak müttefiklerine kabul ettirdiğinden, Trabzon’u ilhak planı çerçevesinde kent halkına iyi davranmış, iç bölgelere ulaşımı kolaylaştırmak için karayolu ve dekovil hatları inşa etmiş, kentin savunmasını güçlendirmek için gönderilen 120 kale topu ile müstahkem mevkiler tahkim edilmiştir[17].

Ruslar, Osmanlı döneminde kiliseden camiye dönüştürülen 7 dini yapıyı Rumlara iade ederek bunlarda namaz kılınmasını yasaklamışsa da savaş henüz sonuçlanmadığından tedbirli davranan Rum yönetimi kiliseleri Hristiyanların ibadetine açmadan bekletmiştir. Rus işgal kuvvetleri komutanlığı “Rusça, Türkçe, Ermenice ve Rumca” yayınladığı bir bildiride Rus kanunları önünde herkesin eşit olduğunu İslamlara baskı yapılmayacağını ilan etmişse de[18] Rus ordusundaki Ermeni kökenli askerler ve Rum çetecilerin taşkınlıklarını çoğu zaman önlemekte etkisiz kalmıştır[19]. Muhacir çıkan Müslüman ahalinin geride bıraktığı eşyalar kentin fatihleri hatta Rumlarca yağmalanırken avukat Sokrati, matbaacı Serasi Efendi gibi bazı Rum ileri gelenleri Müslümanlara yapılan haksızlıklara karşı çıkarak halkın sorunlarını çözmek için kurulan Rus mahkemelerinde mecelle hükümlerinin geçerli olması gerektiğini ileri sürmüştür.[20] Kafkasya’daki Rus yayılmasının geçmişinin direnen Müslümanları yurtlarından sürmek olduğu, Rusların girdiği her yerde camilerin kamulaştırıldığı, Müslümanların hayır işlerine, dini hizmetlerine hatta okullarına maddi kaynak sağlayacak vakıfların bile ellerinden alınarak yaşam koşullarının zorlaştırıldığı[21] göz önüne alındığında[22], Rusların Trabzon’da gösterdiği yumuşak tavrı henüz savaşı kazanmamış olmalarına ve işgale karşı direnişi asgariye indirme çabasına bağlamak yerinde olacaktır.

Trabzon bölgesinin şef vekilliğine getirilen Sergey Mintslov, savaş yüzünden zarar gören kent ekonomisini düzeltmek için bölgeye gelen prens Boris Vladimiroviç’ten 150 bin ruble alarak Trabzon bütçesine havale etmekle kalmamış, askerden çok bilim adamı niteliğine sahip olduğundan Trabzon tarihinin araştırılması konusuna ve yayıncılığa büyük önem vermiştir. Mintslov, zamanının en önemli Rus arkeologlarından olup Vazelon sicil defterlerini inceleyen F. J. Uspensky başkanlığında bir heyeti de bölgeye getirdiği gibi üçü Trabzon’la ilgili 8 kitabın ve 1916-17 yılları arasında 4 ay boyunca “Trabzon Askeri Gazetesi[23] adlı bir gazetenin yayınlanmasını sağlamıştır. Mintslov, bölge hakkında notlar tutup, istatistikler hazırlamış olup, Trabzon’un işgal dönemindeki nüfusunu 62.699 olarak vermiş, bunun 42.233’ünün Türk, 20.301’inin Rum, 165’inin Ermeni olduğunu bildirmiştir.[24] Bu dönemde Trabzon bölgesi askeri komutanı olarak görev yapan General Schwarz, günümüzde Maraş caddesi adıyla bilinen yolu doğuya doğru genişletmiş diğer caddelere Lyahovskaya, Velikoknjeskaya ve Paçtovaya adları verilmiş ayrıca pek çok mahalle ve sokağın adı da Rusça olarak değiştirilmiş, işgal sonrasında da bu isimler bir süre için kullanılmıştır[25].

Osmanlı döneminde tepeden tırnağa silahlarıyla poz veren Trabzonlular (arkada St. John manastırı)

Ekim 1917 devrimi Rus ordusunun dağılmasına yol açarken, ordu içi hiyerarşi yozlaşmış, Bolşevikler Trabzon’un en zengin kişisi banker Kostaki’nin köşkünü bile işgal ederek mallarını gasp etmiş, otorite yokluğu çetelere yarayınca yağmacılık faaliyetleri hız kazanmıştır. 18 Aralık 1917’de imzalanan Erzincan Mütarekesi‘nin ardından Rus birliklerinin Trabzon limanı üzerinden kenti vapurlarla terk etmeleri Trabzon’da izdiham ve yiyecek sıkıntısına sebep olmuştur. Kara yoluyla Batum’a gitmek isteyen Rus askerlerinden bazıları Sürmene’ye vardıklarında mağazaları yağmalamak isteyince silaha davranan Sürmeneliler tarafından öldürülmüş, geri dönen bir grup asker intikam için meydandan topladığı 600 kadar Müslüman’ı Değirmendere’ye götürüp katletmeye kalkışmışsa da müftü ve metropolitin çabalarıyla kurtarılmışlardır.[26] Rusların çekilmesini fırsat bilen Ermeni çetelerinin işgal bölgelerinde doğan otorite boşluğundan faydalanıp Müslüman halka zulmetmesi[27] üzerine Enver Paşa, 3. Ordu komutanı Vehip Paşa’ya kesintiye uğrayan Brest Litovsk görüşmelerinin sonucu beklemeden Ocak ayında Rusların tamamen boşalttığı mütareke hattının aşılıp, Trabzon’un kurtarılması emrini vermiş, 2. Kafkas kolordusuna bağlı 37. tümene bağlı birlikler sırasıyla 14 Şubat’ta Görele, 15 Şubat’ta Vakfıkebir, 18 Şubat’ta Akçaabat 24 Şubat’ta Trabzon[28] ve 24 Şubat’ta Of’u kurtarmışlardır[29]. Ruslar, Müslüman halka zarar vermemeleri için önce Ermeni asıllı askerleri tahliye etmişlerse de Rus ordusunda yüzbaşı rütbesiyle görev yapan Bedros ile 250 Ermeni askerinden oluşan bir grup kentte kalmayı başarmıştır. Bedros ve adamları 200 kadar Müslümanı Kemeraltı camiye toplayıp öldürmeyi denemişse de Rus ordusunda görev yapan Azeri, Tatar ve diğer Müslüman askerlerin karşı koyması üzerine vazgeçmek zorunda kalmıştır. Başkanlığını Azeri bir albayın yaptığı Rus ordusundaki Müslüman askerler kenti terk etmeden önce Bakü Müslümanları Cemiyet-i Hayriyesi adlı bir teşkilat kurarak,  çeşitli yardımların yanı sıra Türklerin silahlanmasını da sağlamış[30], Ermeni kökenli askerlerin saldırılarının yanı sıra Türklerin de silahlandığını gören Rumlar da Ruslardan para karşılığı silah satın alma yoluna gitmişlerdir. Yüzbaşı Bedros, Türk mahallerine saldırmayı denemişse de geri püskürtülünce Maçka üzerinden Erzurum’a ulaşmaya çalışmış Torul’da çatışmaya girip, çok kayıp vermiş geri dönebilen 61 askeriyle birlikte diğer Rus askerleri gibi limandaki gemilere binerek kenti terk etmiştir[31]. Az sayıda Rus asker ve subayı ise ülkelerine dönmektense Trabzon’da yeni bir yaşam kurabilmek ümidiyle kalmayı tercih etmiştir[32].

Ruslar, yeniledikleri liman ile iç bölgeler arasındaki irtibatı sağlayabilmek için çok sayıda yol ve dekovil hattı döşemiş, kent merkezindeki 800 kadar evi yıkarak şehir içinde batı-doğu yönünde birbirine paralel iki yol oluşturmuşlardır. Akçaabat kasabasında ise askeri amaçla kullanılan bir mendirek inşa edip, sahil boyunca uzanan bir dekovil hattı döşemişlerdir[33]. Rus işgali sırasında bazı cami ve mescitler ahır olarak kullanılmış, yıkılan veya terk edilen evlerin ahşap kısımları yakılmış, muhacir çıkan Türklerin geride bıraktığı eşyalar yağmalanmış, para bulmak ümidiyle aralarında Gülbahar Hatun’un da bulunduğu bazı mezar ve türbeler kazılarak tahrip edilmiştir. Rusların ayrılmasının ardından kentte açlık endişe verici oranlara yükselmiş, tohum bulunamadığı için tarlalar ekilememiş, diğer cephelerde savaş sürdüğü için dışardan yiyecek yardımı da ulaştırılamayan Trabzon’da şanslı olanlar Rusların bırakmak zorunda kaldığı konserve ve kurutulmuş yiyecekleri kapışırken, yoksullar fındık otu[34] adı verilen ottan ekmek yapmaya çalışınca zehirlenenlere, at ve eşek leşleri için kavga edenlere, açlıktan ölüm vakalarına ve salgın hastalıklara rastlanmıştır. Mayıs ayında Ziraat Müdürlüğü Trabzon’a dönen muhacirlere kişi başı 3-4 kilo tohumluk mısır dağıtarak yeniden tarım yapılmasının önünü açarken, yol ücretleri devletçe karşılana mülteciler İstanbul’dan vapurlar diğer yerlerden kara yoluyla köylerine dönerken, 1918 yılına ait bina, arazi, koyun ve kazanç vergileri de affedilmiş, 4 Müslüman ve 2 Rum tüccardan oluşan bir kurul hiç kâr yapmadan tahıl satan bir teşekkül oluşturmuşsa da açlık ve yoksulluğun önü kesilmemiştir[35].

Ocak ayında Rus ordusu geri çekilme hazırlıkları yaparken, işgal sonrasında çıkması muhtemel Rum-Türk çatışmasını engellemek amacıyla Batum üzerinden Azeri ve Rumlardan oluşan bir Helen Cemiyeti Reisi Nikola’nın başkanlığında heyet gelmiş ve metropolit tarafından karşılanmıştır. Metropolit, işgal döneminde İslam halkına karşı Ermeni ve Rum çetelerinin gerçekleştirdiği saldırıların adını anmayıp, Karadeniz sahili boyunca özellikle Rum mallarını yağmalayan Laz çetelerinden şikayet ederken[36], Tiğranyan adlı Taşnakçının 400 Ermeni ile Trabzon’a gelip Türkleri katletme hesapları yaptığını ama Rum gençlerinin bu eylemlere katılmaya taraftar olmadığını bildirerek, üstü kapalı tehdit ve işbirliği teklifiyle işgal sonrası ortaya çıkması muhtemel kaos ortamını engellemek ve Rum varlığını koruyabilmek için kente her an girmesi beklenen Türklerle sıcak ilişkiler kurmaya çalışmıştır.[37]

Trabzon Rus işgali video

Notlar

[1] Kamusu l Alam, İstanbul, (Hicri) 1311: IV, 3005.

[2] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dâhiliye Şifre No. 44/146, 46/155,47/134, 48/122, 49/188, 49/190,49/254; Beyoğlu, 1999: 479

[3] İngiliz basını, Alman kaynaklarına dayanarak Rusların yanlışlıkla kendi konsolosluk binasını da bombalayıp yerle bir ettiğini bu sırada bazı gazeteci ve konsolosluk görevlerinin yaralandığını bildirmiştir (‘The Attack On Trebizond’. The Yorkshire Evening Post, 20 Kasım 1914).

[4] Trabzon savaş süresinde toplam 4 kez denizden bombalanmıştır (Lermioğlu, 1949: 194)

[5] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İdare-i Umumiye No. E 5/77

[6] Kurat, 1976: 15-16

[7] Lermioğlu, 1949: 224-25

[8] Monasterev, 1948: 40-41

[9] Osmanlı Dâhiliye Nezareti’nin verdiği rakamlara göre Ekim 1916 itibariyle Trabzon ve Erzurum’un doğusundan Samsun’a gelen ve devletten yardım gören 79.100 Müslüman sığınmacı bulunmaktaydı (McCarthy, 1998: 265)

[10] Pontus Meselesi, 1922: I, 50-54

[11] Özel, 1991: 7; Tarakçıoğlu, 1986: 9

[12] Mintslov’a göre bu temsilci Amerikan konsolosudur (Minstlov, 1917: 30; Uzun, 2008: 16)

[13] Monasterev, 1948: 42

[14] Sarıkamış muharebesinin galibi Nikolay Nikolaeviç Yudeniç (1862-1933) Rus İç Savaşı (1918-1920) sırasında Kuzeybatı Rusya’da karşı devrim ve Beyaz Ordunun lideri olmuş, yenilginin ardından Fransa’da sürgün hayatı yaşamıştır.

[15] Y. Andreadis’in iddiasına göre Aya Yorgi Kilisesinde Rusların onuruna bir ayin düzenlenirken, 24 saat içerisinde Rusça dualar öğrenen Metropolit Hrisantos maiyetindeki 20 papazla birlikte Çar’ın sağlığı, Rus ordusunun zaferine ve Hristiyanların Türk boyunduruğundan kurtarılması için dua etmiştir (Andreadis, 1999: 55-56). Bununla birlikte Rus işgal kuvvetleri subaylarından Mintslov’un tespitleri farklıdır. Ona göre Türklerle Rumların arası gayet iyi olup, Rumlarca yapılan sevinç gösterileri de samimiyetten uzaktır. Mintslov, emniyet müdürünün ağzından Rum evlerinde hem Rus hem de Türk bayrağı saklandığını, savaşı kim kazanırsa ona yaranmak için bayrağının evlere asılacağını, Rumların Ruslara karşı sevgi göstermesini beklemenin saflık olduğunu kaydetmiştir. Rus işgal kaynaklarına göre işgalin ilk günü iyi Türk evlerine yerleşme hesapları yapıp Rus denizcilerle birlikte kenti yağmalayan Rumların Rus ordusuyla ilişkisi hiç de dostane olmamıştır (Mintslov, 1917: 31; Uzun, 2008: 17)

[16] “Sokaklar, çarşı, pazar tenha, yerli Türkler hiç görünmüyor. Meydanlar, bahçeler ve parklar Rus ordusunun bıraktığı top, top arabaları, furgublar, seyyar mutfaklar, cephane sandıkları ve her çeşitten malzeme yığın halinde, başlarında bir nöbetçi görmedim. Bulabildiğim bazı Türklerin yüzleri gülmüyor. Müftüyü aradım, bir dükkânda buldu. Küçük bir minderin üstünde oturmuş, önünde bir çekmece var. Ufaktan dükkâncılık yapıyor. Ayakta birkaç lakırdı ettik. Bana durum hakkında iyi kötü hiçbir bilgi vermedi. Siyasî işlere karışmıyormuş. Egemenlik Metropolitin elinde imiş, genç Rumlardan teşkil edilmiş bir tabur kuvvet şehrin disiplin işleri ile görevli imiş…” (Tuğaç, 1975: 202)

[17] İşgal subaylarından Minslov anılarında ilhak planının gerçekleşmeyeceği inancındadır: “… Ne Kars, ne de Trabzonhiç bir zaman Rus şehri olmayacaktır. Biz burada misafiriz ve çok cömert bir şekilde Ermeni ya da başkasının vatanı olacak bu araziye para harcıyorduk” (Minstlov, 1917:58; Uzun, 2008: 39)

[18] Lermioğlu, 1949: 101-126

[19] Rus gizli yazışmalarında Trabzon’dan Batum’a giden subayların eşyalarının dikkatle yoklanması emrinin bulunması, subayların Trabzon’dan getirdikleri her şey için jandarmadan izin belgesi ya da para ile satın alındığına dair belge istenmesi Rus ordusunun talanı önelemek istediğini göstermektedir. Bununla birlikte halı, mobilya, ayna, dolap gibi ev eşyalarının yanı sıra bakır eşyaların önemli bir bölümü Trabzon’dan kaçırılmıştır (Mintslov, 1917: 106-107; Uzun, 2008: 100-101)

[20] Tasvir-i Efkâr, “Moskof İşgâli Esnasında” 14 Nisan 1918, 2424; Özel, 1991: 16

[21] Atkin, 1978: 144; McCarthy, 1998: 29

[22] Bkz. Osmanlı-Rus Rekabeti

[23] Rusça adı Voennıy Listok olan gazete hakkında detaylı bilgi için Bkz. Uspenski, 1917

[24] Mintslov, 1991: 49-54

[25] Kefeli, 2013: 129

[26] İslâm Ahalinin Duçar Oldukları Mezalim Hakkında Vesaike Müstenid Malumat, 2. baskı, 1919, s.22

[27] Rus subayı Mintslov’un anılarından bölgeden 1915 olayları sırasında kaçmış olan Ermenilerin Rus işgali döneminde Batum ve Bakü’den geri dönüp çeteler oluşturarak talan ve katliam amaçlı saldırılar düzenlediği anlaşılmaktadır. Mintslov’un emrine çeteleri engellemesi için 29 Kazak verilmiş olup, ele geçirdiği Ermeni çetecilerin Türklerin yanı sıra kendilerine bir zararı olmayan Rumların mal ve hayvanlarını da yağmaladığı anlaşılmıştır (Mintslov, 1917: 90; Uzun, 2008: 64)

[28] 24 Şubat günü Albay Kazım (Özalp) Bey komutasındaki birlikler üç koldan kente girmiş, Ortahisar’da buşunan Müftülük binası önünde toplanan kalabalık tarafından dualar ve çeşitli eğlencelerle kutlanmıştır (Özel, 1991: 12)

[29] Vakit, 25 Şubat 1918, 127

[30] Arslan, 2002: 551-555

[31] Selçuk, 1955: 92-102

[32] Tasvir-i Efkar Gazetesi 7 Mayıs 1918

[33] Lermioğlu, 1949: 328

[34] Domuz ağırşağı ve Latince adıyla Alchemilla vulgaris

[35] Özel, 1991: 22

[36] “Ertesi gün metropolithaneye geldik. Hemen karar verildi ve orada bekleyen paytona Hisamettin, ben ve Ellen Komitesi Reisi Nikola efendi bindik. Nikola Efendi bizi Türk çetecilerinin bulunduğu yere götürmek üzere yola koyulduk. Nikola efendi bize yol boyunca Trabzon’a doğru göç eden Rum köylülerinin halini gösteriyordu. Kendilerine ‘Türklerle beraber yaşadınız, çalıştınız, beraberce omuz omuza düşmana karşı harp ettiniz. Osmanlı ordusu çekilince yerlerini Ruslar işgal ettiler. Belki önceleri Rusların gelişine sevinmiştiniz. Ancak, bir süre sonra Rus esaretinin, Rus vahşetinin ne kadar ağır ve çekilmez olduğunu anlamışsınızdır. Türklerden korkmayınız, onlardan kaçmayınız. Türkler kendi halkına fenalık yapmazlar.’ Rumlar ise Laz çetelerinin fenalık yapmasından korktuklarını beyan ediyorlardı…” (Keydurun, 1998: 88-91)

[37] Tuğaç, 1975: 201-208

Kaynakça

Arslan, Betül. Rus İşgali Altındaki Trabzon Türk Halkına Uzanan Bir Kardeş Eli: Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi’. Trabzon ve Çevresi Ulsulararası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu, 3-5 Mayıs 2001. Trabzon, 2002 ss.551-555

Atkin, Muriel Ann. “The Khanate of the Eastern Caucasus and the Origins of the First Russo-lranian War”. Yayımlanmamış Doktora Tezi. New Haven: Yale University, 1978

Kefeli, Yakov. Anılar: 1914-1916. Çev: Erdoğan Altınkaynak. Ankara, 2013

Keydurun, Naki. Azerbaycan İstiklâl Mücâdelesinden Hatıralar (1905-1920). Ankara: İlke Kitabevi, 1998

Kurat, Yuluğ Tekin.Osmanlı lmparatorluğu’nun Paylaşılması. Ankara, 1976

Lermioğlu, Muzaffer. Akçaabat-Akçaabat Tarihi ve Birinci Genel Savaş-Hicret Hatıraları. İstanbul, 1949

McCarthy, Justin. The Ottoman Peoples and the end of Empire. Londra, 1981

McCarthy, Justin. Ölüm ve Sürgün: Osmanlı Müslümanlarına karşı yürütülen ulus olarak temizleme işlemi 1821-1922. Çev. Bilge Umar. İstanbul: İnkılap Yayınevi, 1995b

Mintslov, S. R. “Trabzon Yöresinin İstatistiği Üzerine”. Trabzon Dergisi, 15 (Aralık), Ankara, 1991

Mintslov, S. R. “Yevgeni Kilisesi”. Trabzon Dergisi. 15 (Aralık), Ankara, 1991b

Monasterev, N. Birinci Dünya Harbinde Karadeniz Cephesi. Çev. Afif Tuğrul (Dnz.Kr.Alb.). Genel-kurmay Başkanlığı IX. Şube. İstanbul: Deniz Basımevi, 1948

Özel, Sabahattin. Millî Mücadelede Trabzon. XVI. 63. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1991

Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı) Nika Yayınları. Ankara, 2016

Pontus Meselesi. Matbuât Müdüriyet-i Umumiyesi Yayını. Ankara, 1338 (1922)

Selçuk, Sadi. Esaretin Acı Hatıraları ve 37. Kafkas Fırkasının Trabzon’u Düşmandan İstirdadı, “Kurtuluş”. Konya: Ülkü Basımevi, 1955

Tarakçıoğlu, Mustafa Reşit. Trabzon’un Yakın Tarihi. Trabzon, 1986

Tuğaç, Hüsamettin. Bir Neslin Dramı. İstanbul: Çağdaş Yayınları, 1975

Takip, tavsiye ya da beğeni için