Adonis, Aphrodite ile Persephone gibi tanrıçalarla aşk yaşamış olağanüstü yakışıklı bir genç olup öldükten sonra yeniden doğmuştur. Erkeksi güzelliğin kişileştirilmiş formu olan tanrıya Doğu Akdeniz bölgesinde tahıl tanrısı olarak tapınılmıştır.

Adonis, Yunan panteonuna Fenike’den, bitkilerin filizlenmesi mevsim ve hayat-ölüm döngülerinden sorumlu bereket tanrısından ödünçlenerek girmiş olup, Sami dillerindeki Adonai (‘efendi, tanrı’) kelimesiyle alakalı olmalıdır. Ortadoğu kökenli olmasına karşın Etrüsk aynalarında bile tasvirlerine rastlanan tanrının kültü tüm Akdeniz dünyasına yayılmıştır. Adonis’in Sami panteonundaki karşılığı Dumuzi veya Akadca adıyla Tammuz’dur. Adonis efsanesinin başlangıcı konusunda farklı görüşler

Adonis (Jacob Matham, 1607-1610)

mevcuttur: Hesiod, Zümrüd-ü Anka (Phoenix) ile Aephesiboea’nın, Apollodorus, Kıbrıs kralı Kinyras ile Metharme’nin oğlu olduğunu ileri sürmüşse de Suriye kralı Theias ile kızı Myrrha’nın (ya da Smyrna) ensest ilişkisi sonucu dünyaya geldiği daha yaygın kanaattir. Myrrha’nın annesi Kenkhreis kızının Aphrodite’den daha güzel olduğunu uluorta söyleyerek tanrıçaya gerekli saygıyı göstermeyince kızı tanrıça tarafından babasına cinsel arzu duyması sağlanarak cezalandırılmıştır. Kız önce duygularından dolayı kendini asmak istemişse de dadısının kendisini ikna etmesiyle canına kıymak yerine arzularını tatmin etmeye karar vermiştir.

Dadısının yardımıyla kral ile kızı yedi gün yedi gece (bazı kaynaklarda oniki veya kırk gün kırk gece) birlikte olmuş, yaşlı adam ancak son

Adonis ile Aphrodite (Venüs)

gece birlikte olduğu kişinin kızı olduğunu anlamıştır. Kız son gece gebe kalmış, işlediği korkunç günah yüzünden umutsuzluğa kapılan baba kılıcıyla kızının üstüne yürüyüp kızı öldürmek istemişse de tanrılar acıdıkları kızın kaçıp ormana saklanmasına yardım etmiş ardından Myrrha’yı mersin ağacına dönüştürmüşlerdir.

10 ay sonra ağacın kabuğu çatlayarak içinden karşı koyulmaz baştan çıkarıcılıkla donanmış çok güzel bir bebek olan Adonis çıkmıştır. Ağacın kabuğunu kızın babasının kılıcı yardımıyla açtığı veya bir yaban domuzunun dişleriyle sıyırarak açtığı söylenmektedir. Aphrodite’in görür görmez âşık olduğu çocuğu yetiştirmesi için Persephone’a vermesinin ardından çocuk büyüdükçe iki tanrıça arasında gittikçe büyüyüp güzelleşen delikanlının paylaşımı için kavga çıkmıştır. Kavgayı bitirmek isteyen Zeus sorunu çözmek için aracılık ederek Adonis’in yıllın 4 ayını Aphrodite, 4 ayını Persephone, kalan 4 ayı ise istediği yerde geçirmesine karar vermiştir. Böylece Adonis kışın bitimi ile yer altından çıkarak bahar tanrıçasıyla çiftleşmek gün ışığına çıkmaya başlamıştır. Bu dönemin Hıristiyanların İsa’nın öldükten sonra dirilişinin kutladığı Paskalya ile aynı tarihe denk gelmesi dikkat çekicidir. Adonis ile Aphrodite söylencesinin mevsimlerin değişimi ile güzelliğin geçici bir süre için kaybedilmesi temasını sembolize ettiği dahası Yakındoğu’da Tammuz ile Astarte, Mısır’da İsis ile Osiris söylenceleri ile benzerlik taşıdığı görülmektedir.
Adonis’in tanrıçalarla ilişkisini kıskanan Artemis veya daha muhtemel Aphrodite’in kocası Hephaestus veya Aphrodite’in aşığı Ares, bir av sırasında Adonis’in üzerine bir yaban domuzu salarak kasığından yaralanıp, kan kaybından ölümüne sebep olmuştur. Adonis onuruna düzenlenen bahar festivalinde rahipler kadın kılığına girmekte ve kendilerini bıçakla yaralamaktaydılar. Adonis çoğunlukla çıplak nadiren elinde lir adlı telli çalgı ile tasvir edilmekteydi (Apollod. 3.14.3–4; Hyg. Fab. 58, 248, 251; Ov., Met. 10.476, 519–559, 708–739; Theocritus, Idylls 15, 30).

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için