Mimar Sinan Türbesi, Mimar Sinan’ın (1489-1588) altı sütunlu, dört tarafı açık, üstü örtülü türbesi Eminönü ilçesinde, Süleymaniye Camii’nin Eski Ağalar Kapısı ile Salis ve Rabi Medreselerinin köşesinde, Fetva Yokuşu ile Mimar Sinan Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunmaktadır

Mimar Sinan Türbesi nerede? Mimar Sinan Türbesi’ne nasıl gidilir?


Osmanlı coğrafyasında 300’den fazla eserin yaratıcısı olan Mimar Sinan 1556 yılında Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın türbelerini içeren Süleymaniye Külliyesi’ni yaptıktan sonra yontma köfeki taşı ile mermerden inşaa edilmiştir. Süleyman ve eşinin türbesi ile kıyaslandığında oldukça sade ve mütevazi olan yapı bir söylenceye göre ölmeden hemen önce bizzat Mimar Sinan tarafından veya daha büyük olasılıkla 1588’de Mimar Davut Ağa tarafından tamamlamıştır. Mimar Sinan’ın kendi mülkü olan arsa üzerine inşa edilen türbenin yanında bulunan Mimar Sinan’ın evi ile sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır.

Etrafı açık ve içi demir parmaklıklı bir pencereden görülebilen türbe içerisinde Mimar Sinan dışında üç mezar daha bulunup,  İbrahim Hakkı Konyalı’a göre bunlar Mimar Sinan eşi Gülruh Hatun, torunu Derviş Çelebi ve 1922 yılında vefat eden Sinan hayranı ünlü mimar Mimar Ali Talat Bey’e aittir. Mimar Sinan’ın uçları ile üzerindeki burma kavuk, mermerden olan sandukasının önünde yer alan hacet penceresi üzerinde Nakkaş Sai tarafından yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

Mimar Sinan Türk mü tartışması

Türbe 1933 yılında İstanbul Vakıflar Başmimarı Vasfi Egeli tarafından restore edilmiştir. Türk Tarihini Araştırma Kurumu üyeleleri Hasan Ferit Çambel, Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan ve Şevket Aziz Kansu Mimar Sinan’ın mezarını açarak kafatasını çıkarmıştır. 1930’lu yıllardan itibaren Avrupa’da yükselen ırkçılık akımından bazı Türk bilim adamları da etkilenmiş, Antropolog Şevket Aziz Kansu ölçüm aletleriyle Mimar Sinan’ın kafatasını ölçtükten sonra Kayseri Ağırnas doğumlu Ermeni veya Rum olması kuvveyle muhtemel Sinan için yanındakilere “Mimar Sinan Türk’tür” demiştir. Şevket Aziz Kansu kafatasını kurulması planlanan Antropoloji Müzesi için yanına alarak mezar yerini kapatmıştır. 1936’da Ankara Halk evinde Mimar Sinan’la ilgili bir kutlama sırasında katılımcılara Mimar Sinan bahsi geçen kafatasına göre yapıldığı iddia edilen portre resmi dağıtıldığına göre o dönem Ankara’da olduğu anlaşılan kafatası mezara geri konulmamış olup, bugün nerede olduğu bilinmemektedir.

Türbenin Kitabesi

Ey iden bir iki gün dünyâ sarayında mekân
Cây-i asâyiş değildir âdeme milk-i cihân
Hân Süleymân’a olub mi’mâr bu merd-i güzîn
Yapdı bir câmi’ verir Firdevs-i âlâdan nişân
Emr-i şâhile kılub suyollarına ihtimâm

Hızr olub âb-ı hayâtı âleme kıldı revân
Çekmece cisrine bir tâk-ı mua’llâ çekdi kim,
A’ynıdır âyine-i devranda şekl-i kehşân
Kıldı dört yüzden ziyâde mescid-i âlî binâ,
Yapdı seksen yerde câmi’ bu a’zîz-i kârdan

Yüzden artuk ö’mr sürdü âkıbet kıldı vefât
Yattığu yeri Hüdâ kılsın ânın bâğ-ı cinân
Rıhletinin Sâî-i dâi didi târihini
Geçdi bu demde cihândan pîr-i mi’mârân-ı Sinân (996)
Rûhiçün Fâtihâ ihsân ide pîr ü civân

Sâî Çelebi’nin üç satır halinde, on beş mısralık bu kitabesi sülûs, Hasan Karahisari hattı olup, günümüze Türkçesi çevirisi şöyledir:

Ey dünya denilen sarayda bir iki günlüğüne mekân tutan insan! Dünya, bir sükûn ve emniyet yeri değildir. Kanuni Sultan Süleyman’a mimar olan bu seçkin, mert kişi, öyle bir cami yaptı ki sanki cennettin bir alameti gibidir o. Padişahın emriyle suyolları açmaya özen gösterdi. Hızır (A.S) gibi yetişerek hayat kaynağı olan suyu bu âleme akıttı. 400’den fazla mescit, seksen yerde cami inşa ederek çok izzetli bir iş yaptı. 100 yaşından fazla ömür sürdü ama nihayet oda vefat etti. Allah onun yattığı yeri cennet bahçesi kılsın. Ölüm tarihini Sai Çelebi dua ederek söyledi. Bu zamanda, (Hicri 996, Miladi 1588) yılında dünyadan mimarların piri, üstadı olan Sinan’da geçti. Tüm gençler ve yaşlılar ruhu için birer Fatiha ihsan etsinler.

Takip, tavsiye ya da beğeni için