Aya İrini (Ἁγία Εἰρήνη) Topkapı Sarayı’nın dış avlusunun güneyinde, Sûr-ı Sultânî içinde Ayasofya kilisesinin 100 m kuzeydoğusunda yer alan Ayasofya’dan daha küçük bir Bizans kilisesi olup, İstanbul’un en eski kilisesi kabul edildiğinden “Eski Kilise” (Palaia Ekklesia) adıyla da anılmıştır.

Aya İrini Müzesi nerede? Aya irini’ye nasıl gidilir?

Doğu Roma İmparatorluğu’nun “Büyük” lakabıyla anılan kurucusu I. Konstantin (MS 324-337) tarafından MS 4. yüzyıl başlarında bir iddiaya göre Paulos Conffesor tarafından 337 yılında Apollon, Artemis ve Aphrodite tapınaklarının yerine yaptırılarak adı “Kutsal Barış” anlamına gelen azize Aya İrini’ye (Αγία Ειρήνη) adanmıştır. Ayasofya için “Kutsal Hikmet“, “Kutsal Kudret“, sözcüklerini kullanan I. Konstantin Aya irini için ise “İlahi Selamet” demiştir. 360 yılında Büyük Kilise (Megela Eklessia) adıyla anılan Ayasofya açılana dek yaklaşık 20 yıl hatta sonrasında 404’de Ayasofya’nın patrikhane ve senato binalarıyla birlikte yanması ile 415’de yeniden inşasına kadar geçen sürede katedral olarak imparatorluğun en büyük kilisesi olarak hizmet görmüştür. I. Theodosius döneminde, 381 yılında 2. Ekümenik Konsil Aya İrini’de toplanmış olup, 5. yüzyıldan itibaren Aya İrini ve Aya Soya birlikte Patrikhane kompleksini oluşturmuştur. I. Justinianus döneminin (527-565)  beşinci yılına denk düşen 532’de imparatorluğun başkentini çöküş noktasına getiren bir halk ayaklanması gerçekleşmiştir. Halkın farklı meslek gruplarını temsil eden Maviler ve Yeşillerin işbirliğiyle gerçekleşen Nika İsyanı imparatordan ziyade imparatoriçe Theodora ve Belisarios ve Narses’in soğukkanlı müdahalesiyle bastırılan isyan sırasında Ayasofya ve yanıbaşındaki Sempson Zenon misafirhanesi tamamen yanarken Aya İrini kilisesi de büyük ölçüde zarar görmüştür. Justinianus, Ayasofya dâhil yıkılan tüm yapıların inşasını Aya İrini’nin ise onarılmasını emretmişse de yapının ancak Theodora’nın ölümünden (548) önce bitirildiği sanılmaktadır. 588 yılındaki Ekümenik konsil toplantısı yine burada düzenlenmiştir. Eski Roma tapınağının olması niteliğine sahip başka bir Bizans kilisesi günümüze ulaşamamıştır. Çevresi revaklı bir avluya (atrium) sahip eski bir Roma tapınağı üzerine inşa edildiği sanılan ilk Aya İrini’nin planı bilinmemekle birlikte Ayasofya’da olduğu gibi dönemin mimari anlayışına uygun üç nefli kubbeli bazilika planlı olabileceği sanılmaktadır. Nika İsyanı sırasında Hipodrom’da toplanan halkı kılıçtan geçiren General Belisarios’un danışmanı olan Prokopius’un ‘Yapılar Üstüne’ adlı kitabında “…İmparator Justinianos, yakınındaki en önemli kiliseyle birlikte geçmişte yanmış olan İrene Kilisesini daha büyük olarak yeniden yaptırdı, öyle ki Bizans’ta, Sophia tapınağı dışında, kiliseler arasında onunla büyüklük açısından yarışacak başka kilise yoktur. Her iki kilise arasında kalan imarethane çok yoksul kişilere ve hastalara, yani sağlık nedeniyle muhtaç duruma düşenlere hizmet verir. Bu imarethaneyi Tanrıya çok saygılı bir kimse olan Sampson eski bir tarihte yaptırmıştı. Daha sonra isyancılar tarafından tahrip edilen yapı, iki kilise ile birlikte yanmış, imparator Justinianos ise onu görkemli bir şekilde yeniden yaptırmış, oda sayısını arttırmıştır…” sözleriyle Aya İrini hakkında bilgi vermiştir.   564 yangını ve 740 depreminde hasar görünce V. Konstantine (741-755) döneminde baştan aşağı onarılan kiliseye bu sırada mozaik süslemeler de eklenmiş olup günümüze ulaşan yapı budur. Atrium hariç 58 x 30 m yer planına sahip, 42.2 x 36.7 m ölçülerindeki 3 koridorlu bu yapının dört sütun tarafından taşınan kubbesinin çapı 15.5 m’dir.

Osmanlı fethi sonrasında Topkapı Sarayı sınırlan içinde kalmasına karşın camiye dönüştürülmeyen yapı bir dönem cephanelik, III. Ahmed döneminde (1703-1730) Dar-ül Esliha adıyla silah deposu olarak kullanılmış ve yapının bugünkü kuzey girişi 1726’da açılmıştır. Sultan Abdülmecid dönemine (1839-1861) denk gelen 1846 yılında Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi burada eski silahlar (Mecma-ı Esliha-i Atika) ve arkeolojik eserleri (Mecma-ı Asakir-i Atika) sergileyerek Osmanlı müzeciliğinin temelini atmış, Aya İrini kilisesi böylece 1869 yılında ‘Müze-i Hümayun’ adıyla Osmanlı’nın ilk müzesi olmuştur. 1875 yılında sergi alanının darlığı nedeniyle içindeki arkeolojik eserler 1875 yılında Çinili Köşk’e taşınmışsa da askeri müze olarak kullanımına devam edilmiştir. 1908-1940 yılları arasında askeri müze olarak kullanılan yapı bir süre boş kaldıktan sonra 1939’da Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’ne bağlanmış, 1973-1974 arasında restore edilmiştir. F. L. Cassars, Salzenberg, A. Choisy, C. Gurlitt, W. S. George, M. Ramazanoğlu ve F. Dirimtekin gibi çeşitli yazarlarca incelenen Aya İrini’ye dair en önemli araştırma 1978’de V. Peschlow tarafından yapılmıştır.

KAYNAKÇA

George, W. S., The Church of Saint Eirene at Constantinople. Oxford, 1913. s. 7.

Koçu, R. E. (1963), “Ayairini (Ayia İrini) Kilisesi”. İstanbul Ansiklopedisi, 3: 1363-1369.

Pekak, Sacit (2010). Aya İrini (Hagia Eirene). İstanbul Ansiklopedisi. NTV Yayınları. İstanbul s. 144-147

Peschlow, U., Die Irenenkirche in Istanbul: Untersuchungen zur Architektur. Tübingen, 1977. s. 206-14.

Socrates, Historia Ecclesiastica in PG 67, II.16

Van Millingen, A., Byzantine Churches in Constantinople: Their History and Architecture. Londra, 1912. s. 84

Yücel, Erdem (1993). Aya İrini Kilisesi. Dünden bugüne İstanbul Ansiklopedisi. Tarih Vakfı Yayınları 1: 434-435

Takip, tavsiye ya da beğeni için