Anastasios Suru . MS. 5. yüzyılda başkentin batısındaki tahıl deposu hinterlandı Trakya’dan gelen saldırılara karşı korumak ve güvenli bir bölge yaratmak amacıyla İstanbul’un 65 km batısında Karadeniz’deki Evcik iskelesi ile Marmara Denizi kıyısında Silivri’nin 6 km batısı arasına inşa edilerek, iki deniz arasındaki kara parçasını kapatan 56 km uzunluğundaki surun adıdır. Kuzeyden güneye doğru bugünkü Karacaköy, Gümüşpınar, Pınarca, Kurfallı, Fener, Alipaşa ve Silivri Altınorak hattında uzanan Anastasios Suru (Ἀναστάσειον Τεῖχος), yapıldığı dönemde Trakya’nın Uzun Duvarları (Μακρὰ Τείχη τῆς Θράκης) olarak da anılmıştır.

Duvarın varlığı I. Leo (457-474) ve Zeno (476–491) dönemlerinde bilinmesine karşın I. Anastasios (491-518) zamanında bitirildiği için bu imparatorun adıyla anılmıştır. 3.30 m kalınlık ve 5 m yüksekliğindeki duvar çok sayıda kapı, kule, hendek ve kaleden oluşmakta olup, Hun, Slav ve Bulgar akınlarına karşı kentin batısında bir ön savunma hattı oluşturmuş ama yeterince güçlü olmadığı için etkisi sınırlı olmuş, 6. yüzyılda Prokopius’un da belirttiği gibi çoğu zaman istilacılarca kolayca aşılmıştır. Surların tam ortasında 250×300 m ölçülerinden dörtgen bir kale de bulunmaktaydı. Anastasios suru 7. yüzyılda bakım ve onarım masrafları yüzünden kendi haline terkedilmişse de, 11. Yüzyıla dek stratejik kısımları zaman zaman onarılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’a gelmiş bulunan Fransız doğabilimci ve gezgin Petrus Gyllius (1490–1555) anılarında suru “İstanbul civarındaki bölgeler ve tarlalar şehirden iki günlük mesafedeki uzun surlarla çevrilmişti. Bunlar, İmparator Anastasios tarafından Bulgar ve İskit hücumlarına karşı şehri korumak amacıyla Karadeniz’den Marmara Denizine varacak şekilde inşa ettirilmiş olup, şehirden 40 bin adım uzaklıkta ve 20 Roma adımı genişliğindeydiler. Bu sur sık sık barbarların hücumuna uğramış ve yağmalanmıştır. Ancaka Iustinianos tarafından tamir ettirilerek müdafa avantajlarından istifade edilmek istenmiştir” sözleriyle anmıştır. 1651’de Evliya Çelebi 1686’da Coppin, 19. yüzyıl başlarında ise Lechevalier ile Comte Andreossy de surların varlığını bildirerek hakkında bilgi vermişlerdir. Daha Bizans dönemindeyken 11. yüzyılda tamamen kaderine terk edilip büyük ölçüde harabe haline dönen yapı üstüne depremler ve taşlarının köylülerce ev ve yol yapımında kullanılması gibi etkenlerde eklenince büyük ölçüde yok olmuş, ancak kuzey surları kısmen günümüze ulaşabilmiş olup ancak Karacaköy’de Gümüşpınar kavşağında, Yalıköy’de Hisarpınar, Pınarca, İhsaniye ve Kurfallı köylerinde görülebilir durumdadır.

KAYNAKÇA

Andreossy, Comte (1818). Voyage a l’embouchure de la Mer-Noire, ou essai sur le Bosphore et la partie du delta dhe Thrda, comprenant le systeme des eaux qui abreuvent Constantinople, Paris. s.159

Coppin, P. Jean (1686). Le Bouclier de I’Europe ou la Guerre Sainte, Lyon. s.100-101.

Crow, J.G. (1995), “The Long Walls of Thrace”, in Mango, Cyril; Dagron, Gilbert, Constantinople and its Hinterland: Papers from the Twenty-seventh Spring Symposium on Byzantine Studies, Oxford, April 1993, Variorum, pp. 109–124

Crow, J.G.; Ricci, A. (1997), “Investigating the hinterland of Constantinople: interim report on the Anastasian Long Wall”, Journal of Roman Archaeology 10: 253–288

Evliya Çelebi seyahatnamesi (1970). (Çev.) Z. Danışman, İstanbul.  V, s.180

Gyllius, Petrus (1561). De Topographia Constantinopoleos it illius Antiquatibus, Lyon. I, s.355

Lechevalier, J.B. (1800). Voyage de la Propontide et du Pont-Euxin, Paris. II, s.7.

Mango C., Dagron G. (ed.) (1995). Constantinople and its Hinterland, Society for the Promotion of Byzantine Studies 3, Aldershot

Sodini, Jean-Pierre (2011). Konstantinopolis: bir Megapolün Doğuşu (4.-6. Yüzyıllar) İçinde: Bizans: Yapılar, meydanlar, yaşamlar. s. 13-33

Takip, tavsiye ya da beğeni için