Özet: Bu makalenin amacı Karadeniz deniz yolu üzerinden Antik Çağ’dan 20. Yüzyıl başlarına dek Yunanlılar, Bizans, İtalyanlar, Osmanlıların yönettiği İskit, Slav ve Kafkasyalı kölelerin Yunanistan, Bizans, Avrupa ve Mısır pazarlarına taşındığı köle ticareti hakkında özet bilgi vermektir. Yazıdan ayrıca köle ticareti ne zaman yasaklandı, Osmanlı’da kölelik ne zaman kaldırıldı, Osmanlı’da savaş esirlerinin başına ne gelirdi, Osmanlıda cariye sistemi ve Çerkez köleler hakkında bilgi edinmeniz mümkün.

Antik Çağ’da köle ticareti

MS 1. yüzyılda Yunan coğrafyacı ve filozof Strabon (Geographika XI.11. 2,3) ile MÖ 1. yüzyılda Yunan tarihçi Polybius’un (IV. 38. 4) notlarından açıkça anlaşılacağı gibi Karadeniz’de köle ticareti Antik Çağ’dan itibaren yapılmış olup, Helenistik dönemde Tanais, Roma döneminde Kafkasya ve Kuzey Karadeniz steplerinden elde edilen köleler Kefe ve Trabzon üzerinden Konstantinopolis hatta Mısır’a dek pazarlanmıştır. Braund ve Tsetskhladze köle ticaretinin Karadeniz’in batı, kuzey ve güney kıyılarından yapıldığını iddia etmiştir. Pers savaşından sonra yitirilen insan gününün yerine yenilerinin konulması için Attika’ya çok sayıda İskit köle getirilmiş, üretim ve ev işlerinde kullanılmışlardır. Karadeniz halklarının özellikle tuz ithal ettiği bilinmekte olup, 2. yüzyılda Yunan sofist Julius Pollux, Trak halkının tuz için çocuklarını bile sattığını kaydetmiştir. Strabon da adam kaçırma yöntemiyle köle elde eden korsan kabilelerin varlığını bildirmiş olup yazara göre (XI.ii.495-496) Karadeniz’in kuzeydoğusunda yaşayan Heniohiler orman içinde sakladıkları tekneleriyle gemilere saldırmakta ve kıyı yerleşimlerini yağmalayarak köle elde etmekteydi ki bunları bazen satmakta bazen de fidye karşılığı serbest bırakmaktaydı. Strabon ayrıca Azak denizi kıyısındaki Yunan kolonisi Tanais kentini civardaki yerel kabilelerin Pazar olarak kullandığını ve köle ticareti yapıldığını bildirmiştir ki modern yazarlar Olbia, Phanagoria, Bosphorus, Pangikapeum, Diskurias, Brezan ve Kolhis’in de benzer şekilde köle ticareti merkezleri olabileceğini iddia etmiştir (XI.ii.3). Bu dönemde Karadeniz’den getirilen köleler Sakız adasına getirilirken Roma döneminde yerini bir günde 10 bin köle alınıp satılan en önemli köle pazarı Delos adası almıştır (Strabon xiv.iv.2).

MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Attika yapımı vazolarda Kolkhos ve Skythas adlarına rastlanması bu dönemde Kolhis ve İskitya’dan köle getirildiğini düşündürmektedir. Metoikos Kephisodoros’un envanterinde Hermokopids’in (MÖ 414-13) davasında bir İskitlinin bir kölenin 144 drahmi ettiğini bildirdiği kayıtlıdır ki bu kölelerin Ksenofon’un da bildirdiği gibi savaşta ele geçirilen tutsaklar olduğu anlaşılmaktadır (Anabasis, VII. 3. 48). Bu dönemde Atina piyasasında İskitli bir kölenin değerinin aynı bölgeden getirilen 624 litre tahıla eşit olduğu görülmektedir. Böylece Blavatsky’nin tahıl fiyatlarının Attika’da nakliye ve aracı hizmetleri sebebiyle Brezan ve Phanagoria’dan % 22.5-30 daha pahalı olduğu iddiası da göze alındığında köle ticaretinin tahıla oranla hem çok daha karlı olduğu hem de mevsime bağlı olmadan sürekliliğinden dolayı önemi ortaya çıkmaktadır.

Eski Yunan’da yazılı kaynaklara göre çeşitli malların fiyat listesi
Şarap (Kaliteli) 1 litre 0.2-0.3 (drahmi)
Şarap (Kalitesiz) 1 litre 0.1
Tahıl (buğday) 1 medimnos 6-9
Tahıl (arpa) 1 medimnos 3-5
At 1200
Köle (eğitimli) 1200
Köle (vasat) 200, 300, 450
Köle (çocuk) 100
Köle (maden işçisi) 225
Köle (ustabaşı) 350, 550
Köle (kâhya) 6000

 

Yunanlı kolonistler İskit köleleri sadece Yunan anakarasına göndermemiş örneğin Olbia’nın MÖ 475’de başlayan kentleşme sürecinde olduğu gibi kolonilerin işgücü ihtiyacını köle çalıştırarak sağlamışlardır. Bozkırda yaşayan İskitli göçebeler bu dönemde Yunanlılar’a köle satmanın tahıl veya diğer mallardan daha çok para getirdiğini anlamış, muhtemelen bozkır-orman sınırında yaşayan komşu halkları esir ederek kolonistlere satmışlardır. İskit köle ticareti süreklilik arz etmiş olup, Khalkedonlu tarihçi ve teolog Paulus Orosius’un (375-418), Makedon II. Philip’in İskit kralı Ateas (MÖ 429-339) ile savaşı sonrasında İskitli 20 bin çocuk kadını esir ettiğini bildirmesi ayrıca bölgenin insan kaynağı açısından ne derece zengin olduğunu da göstermektedir.

Kolhis’in kuzeyinde Psou (Ahaia) ve Bzyp (Peripla) nehirleri arasında yaşayan bir İskit topluluğu olarak gösterilip, Bizans döneminde Konstantinopolis’e hadım edilmek üzere genç ve güzel erkek köleler satan Abhazların da en azından Herodot zamanından yakın zamanlara kadar köle ticareti yaptıkları çeşitli yazarlarca gösterilmiştir (Herodotus, Historiae iii. 97, Arrian. Periplus Pont. Eux.12; Prokopius B. Goth. iv. 3, B. Pers. ii. 29). Abhazyanın yerlileri olan Abasglar doğan güzel yüzlü düzgün fizikli erkek çocukları hadım edip, Romalılara büyük paralar karşılığında satıyorlardı. Çocukların babalarını ise intikam almamaları için hemen öldürüyorlardı. Kısacası Abasglar da güzel evlat ölümle aynı anlama gelmekte olup, Roma sarayında pek çok hadım ağası Abasg soyundan gelmekteydi.

Ortaçağ’da köle ticareti

4. Haçlı seferi sırasında Konstantinopolis’in Latinlerce işgalinin ardından Pisa, Ceneviz ve Venedik İtalyan şehir devletleri başta Kefe ve Tana olmak üzere Kuzey Karadeniz’de oluşturdukları kolonilerden işgücü sıkıntısı çeken Avrupa’ya ve köle askerlerden ordu kurmak isteyen Mısır’a çeşitli ticari malların yanı sıra köle de taşımaya başlamışlardır. Memlûkler başta Peçenek ve Çerkez’in yanı sıra Moğol, Kürt, Ermeni, Gürcü, Rum ve Slav beyaz tenli kölelerden oluşan bir profesyonel asker topluluğuydu. Köle olarak satın alınan Memlûk adaylarının askeri eğitim almalarının ardından kölelik statüleri değişmekte, kendi iradesiyle evlenebilmekte, mülk edinebilmekte, çocukları hür doğmaktaydı. Mısır’da 1250-1517 tarihleri arasında egemen olan Memlûkler, Haçlı ordularının Ortadoğu’dan atıp ve Moğol akınlarını durdurmayı başarmışlardır. 3 Eylül 1260’da İlhanlıları Filistin’de Ayn Calut’da yenilgiye uğratan Baybars, Memluk sultanı Sultan Kutuz’u öldürerek iktidarı ele geçirmiş, Bizans imparatoru Michael Palaeologus ile yılda 2 gemi kölenin Boğazlardan geçirilmesi, Altınordu Hanı Bereka ile köle ticaretinin aksatılmaması için anlaşmalar imzalamıştır. Memluk sultanı Baybars ordusuna deniz yoluyla taze kuvvetler eklenebilmesi için Karadeniz bağını sürdürmeye çalışmış, Baybars’ın 1277’de ölümünün ardından ise ardılları Kafkasya üzerinden kara yoluyla getirilen köle ticaretini de 1285’de Ermenilerle yapılan bir anlaşma ile güvence altına almışlardır. İtalyanlar ise önce Karadeniz üzerinden Mısır’da Eyyübi hanedanlığına (1171-1250) köle sağlamışlardır. 1250’de iktidarı ele geçiren Memlûklerin ülkesinde 1250-1390 arasında Türk, 1390-1517 arasında Çerkezlerin iktidarda bulunmasından köle ticaretinin 14. yüzyılda Kuzey Karadeniz steplerinden Kuzey Kafkasya’ya doğru kaydığı düşünülmektedir.

İstanbul Latin İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Bizans, Trabzon ve Cenevizliler, Venedikliler’in hâkimiyetine son vererek Karadeniz köle ticaretinden pay kapmaya çalışmışlardır. Galata, Amasra ve Kefe’de üslenen Cenevizliler Papalığın ısrarlı karşı çıkmasına hatta Papa XI. Gregory’nin (1336 -1378) 1337 yılında Hristiyanları köle yapıp satanların aforoz edileceğine dair tehditlerine karşın son derece karlı olan köle ticaretinden geri adım atmamışlardır. Memlûk Sultanlığı da köle ticaretinde pasif davranmamış bilakis 1290’da Bizans İmparatorluğu’ndan Azak ve Don kıyısındaki İtalyan kolonilerinden bizzat kendileri köle taşımak için izin alırken, 1431’de Memlûk sultanı Baybars Cenevizlerle Kefe’den kendi gemileriyle köle ithal etmesine olanak sağlayan bir antlaşma imzalamıştır. Origo’ya göre 1414-23 yılları arasında Kefe limanından Venedik’e 10 bin köle taşınırken, 14-15. yüzyıllar boyunca İskenderiye’ye yılda ortalama 2 bin köle satılmıştır.

Osmanlı’da köle ticareti

Osmanlı’nın İstanbul, Trabzon ve diğer Karadeniz limanlarını sırayla ele geçirip, Karadeniz’in tüm kıyılarını denetleyebilmesi sayesinde 15. Yüzyılın sonlarında Karadeniz neredeyse tamamen korsanlardan temizlenebilmiştir. 17. yüzyılda Evliya Çelebi Osmanlı’nın gerçek gücünün tüm denizlerin kaynağı olduğuna inandığı Karadeniz’e hâkim olmasından kaynaklandığını yazmıştır. Osmanlının tüm Karadeniz limanlarında egemenliği, var olabilmek için güvenilir bir üs ile çalınan malların satabileceği bir limana ihtiyaç duyan korsanların işini zorlaştırmıştır. Böylece bir yandan ticaret yollarının güvenliği sağlanırken diğer yandan köle ticareti de Osmanlı denetiminde ivme kazanmıştır. Osmanlılar Karadeniz’den getirilen köleler için pençik resmi (gümrük vergisi) almaya başlamış, konuyla ilgili mültezimler atanmıştır. Örneğin 1457’de Bursa’sa Karadeniz’den Kerpe üzerinden getirilmiş 150 kadarı Çerkez 228 köle için pençik resmi alınmıştır. Osmanlı pazarına Karadeniz dışından Arabistan, Kuzey ve Doğu Afrika ile Balkanlar’dan da köle tedarik edilmekle birlikte Karadeniz çevresinde Kırım Hanlığı, Abhaz ve Gürcü prenslikleri kanalıyla köle sağlanmış ama cariye olarak özellikle Çerkez, Gürcü ve Abhazlar tercih edilmiştir. Abaza ve Abzeğ halklarında bey sınıfı olmayıp diğer Çerkez gruplarında sırasıyla Pşı (bey), work (asilzade), tlokot (halk), pçetl (köle) sınıflarının varlığı köle ticaretini kolaylaştırmaktaydı. Trabzon limanı köle ticaretinde önemli bir aktarma merkezi olup, 1789 Fransız devriminden 5 yıl sonra Trabzon’a gelen M. Beauchamp kentte Gürcü köle ticareti yapıldığını bildirmiştir. Osmanlı devleti köle ticaretiyle sadece kar amacıyla ilgilenmemiş aynı zamanda yeterli yeniçeri devşirilemediği veya saray hizmeti için insan gücüne ihtiyaç duyulduğunda da Kırım Hanlığı ve Kafkasya’dan köle temin edilmiştir. Hatta köle temini işi şansa bırakılmamış, Kırım Hanları Çerkez kabilelerini her yıl belli sayıda genç köle temin etmekle yükümlü kılınmıştır.

Köleler çoğunlukla kaçırılma ya da kandırılma suretiyle elde edilmekle birlikte kimi zaman yoksulluğun pençesindeki aileler köleliği zenginlik ve başarıya giden bir yol olarak da algılayarak kendilerini veya çocuklarını bir köle satıcısına veya Osmanlı gemi kaptanına sunmuşlardır. Sürgün öncesinde Çerkez kadınların kendi feodal beylerinin ya da dağlık yurtlarındaki çetin hayatın bir parçası olmaktansa zengin Müslümanların haremlerinde yer almayı tercih ettiklerine dair de çok sayıda tanıklık bulunmaktadır. Bir Rus savaş gemisi tarafından esir alınan Osmanlı nakiliye egmisindeki Çerkez kızlara evlerine geri dönme, ordudaki Rus ve Kazaklarla evlenme veya kendilerini köle olarak satacak olan Türk kaptanla yollarına devam edebilme seçenekleri sunulup, nereye gitmek istedikleri sorulduğunda kızların hepsinin bir ağızdan ‘Konstantinoplis’e satılmaya’ bağırımasına şaşıran Prusyalı Baron von Haxthausen’in hatıratı bu tanıklıkların en kayda değer olanlarından birisidir.

Kırım savaşı sırasını fırsat bilen köle tüccarlarının faaliyetlerine hız vermesi üzerine İngilizler Osmanlı devletine köleliği yasaklanması için baskı yapmaya başlamış bunun üzerine 1854’de baş vezir Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa’nın önerisiyle Galata ve Beyoğlu pazarlarında açık köle satışı yasaklanmış, yakalanan Gürcü kölelerin azad edilmesine hatta Karadeniz’de ki Osmanlı donanmasının bir filosunun köle ticaretini engellemek için kullanılmasına da karar verilmiştir. Örneğin 30 Ocak 1855’de Mustafa Paşa, baş vezire gönderdiği bir raporda Trabzon Valisi, Canik mutasarrıfı ve Sinop kaymakamına köle ticaretinin engellenmesi için kesin emirler gönderdiğini bildirmiştir. Osmanlı imparatorluğu bu konuda kararlı adımlar atmaya devam etmiş, 1857 fermanıyla siyah köle ticareti yasaklanmış, 1889’da “Üsera-yı Zenciye Ticareti”nin men edilmesine dair kanunname çıkmış, 1883-84’de “özel” köle satışı da yasaklanmışsa da beyaz (Çerkez) köle ticareti ise ancak 1909’da kanunen yasaklanabilmiştir. Osmanlı Sarayı’nda dönem dönem değişmekle birlikte 500-1000 arasında değişen sayıda cariye bulunmakta olup, 1864 Çerkez sürgününden sonra bunların önemli bir bölümü kuzey Kafkasyalı kadınlardan oluşmaktaydı. Saraylı olarak anılan Çerkez cariyeler 19. yüzyıl sonlarında yazları yanlarına bol hediye verilerek ailelerinin yeni yeni yerleşmeye başladığı Marmara bölgesindeki memleketlerine (Düzce, Gönen, Hendek gibi) gönderilmekteydiler. 30 Mart 1867’de baş vezirin Sultan’a gönderdiği bir raporda Çerkez göçmenlerin 150 binden fazlasının köle konumunda olduğunu bildirmiştir ki bu sayı Çerkez göçmenlerin % 15-25’ine denk gelecek denli yüksektir.

Kaynakça

Akdağ, Mustafa. Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi I (1243-1453). İstanbul: Cem Yayınları, 1995

Blavatsky, V. D. Agriculture in cities of  Antiquity on the Northern Coast of the Black Sea. Блаватский  (1953)

Blavatsky, V. D. “Rabstvo i ego istočniki d antičnych gosudarstvach”. Severnogo Pričernomor’ja. SovA 20 (1954): 31-56

Braund, D. C.  Tsetskhladze. G. R .“The Export of Slaves from Colchis.” The Classical Quarterly. V. 39, 01, May 1989, s. 114-125

Davis, F. The Ottoman Lady: A Social History from 1718 to 1918. New York: Greenwood Press, 1986. s. 99

Fisher, Alan W. ‘Muscovy and the Black Sea Slave Trade’. Canadian-American Slavic Studies, (1972): 575-594.

Gavriljuk, Nadežda A. “The Graeco-Scyhtian Slave-trade in the 6th and 5th Centuries BC”. İçinde: The Cauldron of Ariantas, Studies Presented to A.N. Sceglov on the Occasion of His 70th Birthday. Aarhus University Press, (2003): 75-85

Grakov, B.N. “Materialy po istoii Skifii v grecekich nadpisjach Balkanskogo poluostrova i Maloi Azii”. VDI 3, (1939): 231-312

Johnston, J. H. “The Mohammedan Slave Trade”. The Journal of Negro History. 13. 4 (Ekim, 1928): 478-4

Kanbolat, Hasan ve Taymaz, Erol. “Kafkasya – Osmanlı İlişkileri ve Köle Ticareti”. Tarih ve Top-lum Dergisi. 14.79. İstanbul (1990): 35-44

Klja čko, N. B. “Stely germokopidov kak istočnik svedenij o rabach v Vv. Do n.e. VDI 3, (1966): 114-127

Kortepeter, Carl Max. “Ottoman Imperial Policy and the Economy of the Black Sea Region in the Sixteenth Century”. Journal of the American Oriental Society, 86/2, (1966): 86-113.

Morier, Jacques. “Voyage En Perse, En Armenie, En Asie-Mineure, Et A Constantinople V1: Fait Dans Les Annees 1808 et 1809”. Paris, 1813. s. 275

Origo, Iris. “The Domestic Enemy: The Eastern Slaves in Tuscany in the Fourteenth and Fifteenth Centuries” Speculum, 30 (1955) s. 275

Öztürk, Özhan. Pontus: Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi. Nika Yayınevi (3. Baskı) Ankara, 2016

Sahillioğlu, Halil. “On Beşinci Yüzyılın Sonu ile On Altıncı Yüzyılın Başında Bursa’da Kölelerin Sosyal ve Ekonomik Hayattaki Yeri”. ODTÜ Gelişme Dergisi, 1979-1980 özel sayısı. Ankara, 1981

Toledano, E.R. The Ottoman Slave Trade and Its Suppression: 1840-1890. Princeton: Princeton University Press, 1982 s.150-51

Takip, tavsiye ya da beğeni için