Kuzey Amerika buzul çağı sırasında Bering boğazının sularının alçalması ve bir kara koridoru oluşması suretiyle Sibirya üzerinden göçen  günümüzde Amerikan yerlisi veya Kızılderili olarak anılan Moğol kökenli halkların yerleşimine sahne olmuştur. Asya kökenli avcı-toplayıcı bu halkların mamut ve diğer av hayvanlarının peşinden zamanla güneye doğru inerek Orta Amerika’ya dek indiği sanılmaktadır. 15. yüzyıldan itibaren İspanyolar ardından İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilen kıtanın yerlileri, Kuzey Amerika’da yoğun şekilde uygulanan kıyıma rağmen Orta ve Güney Amerika’da halen varlıklarını sürdürmektedir. And dağlarında Keçuvalar eski İnka dilini konuşmakta, Amazonlar, Antiller, Arjantin ve Uruguay’da safkan yerliler de kendi soy, dil ve kültürlerini yaşatmaktadır.

İspanyollar önce Antil adaları, Meksika, Orta Amerika ardından And dağlarını istila edip sömürgeleştirmişlerse de zamanında İnka istilasına da başarıyla karşı koyan Araukanlar tarafından Şili’de durdurulmuşlardır. 1494 yılında İspanya ile Portekiz arasında imzalanan Tordesillas anlaşması ile Güney Amerika’nın doğusu paylaşılmış Brezilya Portekizliler’in Arjantin, Uruguay ve Paraguay İspanyollar’ın payına düşmüştür. Bununla birlikte sömürgeciler, eski Amerikan uygarlıklarını yaratmış Aztek, Maya ve İnkalar gibi halkların direnişinin üstesinden ustalıkla gelmeyi başarmış ve bugünkü Rio Grande nehrinden Tierra del Fuego’ya dek uzanan

Apaçi halkına ait bir saz çadır, 19. yüzyıl sonları

coğrafyaya Latin kültürünü egemen kılmışlardır. Yine de Kolomb’un Yeni Dünya’ya ulaştığı sırada yerli nüfusun sayısı bilinmediğinden sömürgecilerin yaptığı kıyımın boyutları tam olarak bilinmemektedir. Antiller ve Brezilya’da yerli halk ve sömürgecilerin dışında şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere Afrika’dan getirilen köleler, köleliğin kaldırılmasından sonra getirilen Asyalı sözleşmeli tarım işçileri ve yeni bir yurtta yeni bir hayata başlamak amacıyla gelen İskandinav, Alman ve İtalyan göçmenler kıtanın bugünkü etnik ve kültürel yapısını oluşturmuştur. MS 12. yüzyılda Huaxtek halkı Mexiko civarına egemen olmuş, 1299’da eski Toltek topraklarına yerleşen Aztekler 1323’de Toltek kralının kızını kurban edince sürülmüşlerdir. Aztekler 1426’da sürgün edildikleri bataklık alanları boşaltarak kurdukları Tenokhtitlan kenti etrafında egemenlik alanlarını hızla genişletmiş yaklaşık bir asır sonra İspanyol denizci ve fatih Hernan Cortes’in bölgeye gelişiyle başlayıp 2 kuşak boyunca süren mücadeleyi kaybedene dek gelişmiş bir uygarlık oluşturmuşlardır. Kıtaya İspanyollarca taşınan çiçek veya tifüs gibi salgın hastalıklar bölge yerlilerinin yarısından fazlasını öldürürmüştür

Amerikan yerlilerinin Dini

Hıristiyan misyonerler bir yandan yerlilerin dinlerini değiştirirken diğer yandan

Güney Amerika’da Yağmu ormanlarında yaşayan Amazon yerlileri

Aztek dinine ilişkin değerli notlar almışlardır. Maya, İnka ve Aztek gibi eski uygarlıkların efsaneleri kısmen bugün yaşayan halkların kültürlerine de tesir etmiştir. Orta ve Güney Amerika uygarlıklarının efsaneleri tanrıların dünya ve insanoğlunu yaratmak için verdikleri çaba üzerine yoğunlaşmaktayken, Kuzey Amerika halklarının ki kendi kabilelerinin kökleri üzerine yoğunlaşmıştır. Güney Amerika’da insan yerleşiminin 30 bin yıllık tarihi olmakla birlikte kıtanın güney ucunda yerleşim 7 bin yıl önce başlamıştır. Bilinen en eski medeniyet Peru sahilinde kurulan Çavin (MÖ 900-200) ve ardılı Çibça (MÖ 400–300) olup, tuz, mısır tarımı, yakut gibi kıymetli taşların çıkarılması başlıca ticari faaliyetlerini oluşturmaktaydı. Arawak ve Karib dili konuşan halkların Çibçaları verimli Peru sahilinden Kolombiya’ya doğru kovmasından sonra bölge İspanyol fatihlerce ele geçirilmiştir. Güney Amerika’nın çoğunlukla avcılık-toplayıcılıkla uğraşan yerlileri, kişileştirilmiş doğa ruhlarına tapınmakta, söylenceleri de karmaşık doğa olaylarını ve tarım, hayvancılık gibi uygarlığa özgü kurumların nasıl oluştuğunu açıklamaya yöneliktir. Bunlara örnek olarak Metuktirelerin Jaguardan ateşi elde etmeleri ya da yıldız kadının bazı tarım tekniklerini öğretmesini verebiliriz.

Kuzey Amerika kıtasında her farklı bölge ve coğrafyada kendine özgü özellikler gösteren 500 farklı yerli kültürün varlığını sürdürdüğü sözgelimi güneydoğuda mısır yetiştiren kabileler ile kuzeybatı Pasifik kıyısında yaşayıp somon balığı avına

Mızrakla balık avlayan Amerikan yerlisi

çıkanlar arasında ciddi inanç farklılıkları olduğu bilinmektedir. Kuzey Amerika yerlilerinde tabiata karşı öylesine büyük bir saygı vardı ki muhtemelen yaratıcı tanrıça olarak gördükleri ‘Toprak Ana’yı rahatsız etmemek için hiçbir dönem tarımcı bir topluluk olmamış, bu yüzden yaşam tarzlarının yanı sıra efsaneleri de güneydekilerden derin ayrımlar göstermiştir. Yazılı gelenekleri olmayan kabileler söylencelerini kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarmış olup, yaratılış söylencelerinde Gökyüzü baba ve toprak ana gibi başlangıç atalarının varlığına rastlanmaktadır. Ayrıca Büyük Ruh ve Örümcek Kadın gibi önemli tanrılar, aynı zamanda kültürel kahraman olarak görülen ikizler ve düzenbaz öyküleri bu sözlü mirasın önemli ögeleridir. Amerikan yerlileri animist olup şamanlar aracılığıyla ata ruhları ve diğer ruhlarla iletişim kurmaktaydı.

Amerika yerlilerinin bereket efsaneleri ise üç ayrı formda görülmektedir:

  1. Doğaüstü bir gücün insanlara toprağı iş-leyerek besin elde etmeyi öğreterek, yaşam kalitelerini yükseltmesi
  2. Bir tanrı veya kahramanın yeryüzünü kıtlık veya benzeri tehlikelerden koruması
  3. Kıtlık sorununa yol açan bir Tanrı’nın öfkesinin yatıştırılması.

Kuzey Amerika’da Sagamore adlı şefleri tarafından yönetilen klanlar halinde yaşayan Abenaki halkı geçmişi üç tarihi bölüme ayırması yerlilerin tarih bilincini yansıtması açısından önemlidir:

  1. Eski Çağ: İnsanlarla hayvanların birbirinden farksız olduğu dönem
  2. Altın Çağ: İnsanlarla hayvanların birbirinden ayrılmaya başladığı dönem
  3. Bugün: İnsanlarla hayvanların birbirinden tamamen ayrıldığı dönem.

Kuzey Amerika Yerlileri Yaratılış Efsanesi

Başlangıçta, ilk Dünya ya da siyah Dünya vardı. Tek ışık kaynağı, çevresini yanan reçine sarmış küçük bir toprak parçasından oluşmuştu. Üzerinde yaşayanlar yalnızca kanatsız böcekler ve yerdeki deliklerde yaşamaya alışkın sürüngen yaratıklardı… Günlerden bir gün, böcekler bir araya geldiler ve dediler ki, ‘burası çok küçük, çok karanlık ve çok sevimsiz! Daha büyük, aydınlık ve yeni bir dünya bulmalıyız.’ Bunu nasıl yapacağız diye sordu karıncalar ‘Görüyorsunuz ki etrafımız ateşle çevrili!’ Pervane böceği yanıtladı ‘Kendimize kanatlar yapacağız ve dünyamızın çatısına doğru uçacağız’ Böcekler gövdelerine kanatlar ekleyerek yukarı doğru uçtular ve buldukları bir çatlaktan bir üst dünya olan Mavi Dünya’ya geçtiler. Bu dünyada kuşlarla rekabet etmek zorunda kalınca daha yukarıya gittiler ve otlar, ağaçlar ve nehirlerin bulunduğu, insanların yaşadığı Sarı Dünya’ya geçtiler ve hep birlikte İlk Halkı oluşturdular.

Amerikan Yerlileri Öyküleri

Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfetmesinin ardından Yeni Dünya olarak adlandırılan kıta Avrupalı göçmenlerle dolarken rekabet ve salgın hastalıklar yerli toplumları yok olma noktasına getirmiştir. ABD hükümeti günümüzde 48 eyalette yaşayan 300 farklı yerli toplumunu tanımakta ayrıca Kanada’da 60 ayrı topluluk daha varlığını sürdürmektedir. Büyük ölçüde sözlü kültüre dayanan yerli öykü, inanç ve efsanelerine ilişkin izlere ilk olarak misyonerlerin kayıtlarında rastlanmaktadır. 19. Yüzyıl başlarında David Zeisberger ve John Heckewelder adlı misyonerlerin notları Lewis ve Clark tarafından yayınlanmışsa da ilk önemli koleksiyon Sault Ste’de Ojibwe halkından dinlediği öyküleri ‘Algic Researches’ adıyla yayınlayan Henry Rowe Schoolcraft’a aittir. Ayrıca Amerikan Etnoloji Bürosu’nun 1879’da kurulmasından sonra Franz Boas ile öğrencilerinin antropolojik araştırmaları sırasında bolca öykü derlemiştir. Derlenen bazı öykülerin Avrupalı göçmenlerden ödünçlenmiştir ki Stith Thompson’un 1929’da yayınlanan ‘Kuzey Amerika Yerlilerinin Öyküleri’ (Tales of the North American Indians) adlı antoloji çalışmasında 7 başlı ejderhanın Ojibwe, Cinderella’nın Zuni ve Akıllı Ahmak’ın Mikmak varyasyonları gibi ödünç öyküler ayrı bir kategoride yayınlanmıştır.

Kaynakça

Öztürk, Özhan. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Öztürk, Özhan. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınevi. Ankara, 2016

 

Takip, tavsiye ya da beğeni için