Ağaç karganağı Ağaçkakan (Latince Picus Spp), (Akçaabat)

Ağrokosara Karatavuk, orman tavuğu (Trabzon). Yunanca ağro (άγριος) “yabani”  ve kosara “tavuk” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Karadeniz Rumcası ağrokosara  ([αγρο-κοσσάρα] Trabzon), ağrokosaros (Gümüşhane), ağrokosaron (Santa, Trabzon, Gümüşhane), ağrokosaro (Of) formlarında kayıtlıdır.

Atmaca

Gündüz yırtıcı kuşları (Falconiformes) takımından, atmacagiller (Accipitridae) ailesine mensup, küçük kuşlar, böcekler, küçük memeliler ile beslenilen ve Karadeniz bölgesinde çoğunlukla atmaca, yaz atmacası ve çakır kuşu türlerine rastlanılan 31 kuş türünün ortak adıdır.  Geniş ve kısa kanatlı, nispeten uzun kuyruk ve bacaklı yırtıcı bir kuş olan atmacalar sık ağaçlar arasında ustaca manevra yapabilmekteyseler de uzun kanatlı yırtıcı kuşlar (şahin ve kartal) gibi uzun süre kanat çırpmadan dönmeyi başaramamaktadırlar. Tüm atmaca türleri ormanlarda yaşamakta, büyük ağaçlara yuvalanmakta ve dişileri lekeli beyaz yumurtalar üzerine 4-5 haftalık kuluçkaya yatmaktadır.

Doğu Karadeniz’de rastlanılan karakızıl, çamkızıl, sarı, sarı kızıl, açık sarı, yanmış sarı, kara, karanın büyüğü, karanın küçüğü, ufak kara, beyaz, beyazın büyüğü, beyazın küçüğü, küllü beyaz, açık kara, çıta kızıl, pak ve boz kızı gibi daha çok renklerine göre isimlendirilmektedir. Yaz atmacası Türkiye’de nadir olarak ürer. Avrupa’daki varlığı 3600 – 5800 çift olarak tahmin edilmektedir. Atmacaya göre kanatları daha uzun kuyruğu ise daha kısadır. Atmaca popülasyonu ise 3.000-10.000 kadarı Türkiye’de olmak üzere 300.000- 400.000 çift olarak tahmin edilmektedir. Atmacanın kafası, yaz atmacası ve çakır kuşundan daha ufaktır. Sık ormanlar ve koruluk alanlar ideal üreme ortamıdır. Küçük kuşlarla beslenir ama dişiler alakarga, sığırcık vb. kuşları da avlayabilirler. Çakır kuşu tüm yıl boyunca yerlidir. Avrupa’daki varlığı çoğu Doğu Avrupa’da olmak üzere 140.000 – 170.000 çift olarak tahmin edilmektedir. Karga, güvercin gibi büyük kuşlarla beslenir.

Atmaca ayrıca Görele’de felçe, Lazcada ise Türkçe’de olduğu gibi atmaca veya sifteri, mimiya ve şkipiri (Arhavi) adlarıyla anılmaktadır. Gerçekte, Rize ve doğusunda bu kuş türünün sadece dişisine atmaca daha küçük olan erkeğine ise cüre denilmektedir. Trabzon Çaykara ilçesinde ise Yunanca kartal anlamına gelen aetos (αετός) kelimesinden ödünçlenen yanlış bir tanımlamayla aydo olarak anılmaktadır.

Atmaca Anadolu’nun diğer bölgelerinde delice (Urfa, Gaziantep, Konya), delirce (Kayseri), divdiv (Erzincan, Konya, Çankırı), karaçığa (Eskişehir) ve karatırnak (Isparta) adlarıyla da bilinmektedir. Atmaca, Türkçe fırlatmak anlamındaki at- kökünden (Gagavuzca atma:, Türkmence, Azeri, Anadolu Türkçesi atmak, Karaçayca, Kumıkca atarĝa, Tatarca, Kazakca atu, Özbekce, Uygurca otmoq, Kırgızca atu:, Yakutca ıt) kökünden türemiş bir isimdir. Atmaca kelimesinin sadece Anadolu Türkçesindeki varlığı bu kuşun doğal yaşam alanının Avrupa ve Kafkasya olmasıyla açıklanabilir. (Çeşitli dillerde atmaca: Latince Accipiter Nisus, İngilizce Sparrowhawk, Danimarka Spurvehøg, Hollandaca Sperwer, Fince Varpushaukka, Fransızca Epervier d’Europe, Almanca Sperber, İtalyanca Sparviere, Norveçce Spurvehauk, İspanyolca Gavilán común, İsveçce Sparvhök)

Atmaca avı

Atmaca, havadayken kanatlarını bir kaç hızlı kanat çırpış ve ardından kısa bir süre kayarak uçuşundan, kanat çırptığı sırada yükselip kayarken alçalmasından kısacası dalgalı uçuşundan tanınır. Atmaca, ilkbaharda yuva kurmak, yavru yapmak için batıdan doğuya; Ağustos ayında yavrularıyla birlikte doğudan batıya göçer, sonbaharda sıcak ülkelere doğru yayılmaya başlayınca avlanır. Canlı olarak atmaca yakalanmasının ardından, daha çok sportif amaçlı, atmaca yardımıyla bıldırcın avlama işi atmacacılık adıyla bilinmekte olup Doğu Karadeniz bölgesinde Rize’nin Çayeli ilçesi ve doğuya doğru sahil boyunca yaşayan Lazlar arasında yaygındır. Atmaca avlamak için önce yem olarak kullanılacak yörede ğaço adı verilen karabaş kuşunu yakalamak gerekmektedir.  Ğaço ise çekirge veya ğvapa (danaburnu) kullanılarak canlı olarak yakalanmaktadır. Bir avgahda saklanan avcı, ufukta bir atmaca belirince ayağından viça adlı çatallı bir sopaya bağlanmış ğaço kuşuna kanat çırptırarak atmacayı kuşun üzerine çeker ve kuşun, gerdiği ağa dolanmasını beklemektedir:

Atmacanın gelişi sırasında çubuğu hareket ettirmek, gözleme penceresinden gözükmek veya kanat sesi gelmeden kuşu geriye çekmek atmacayı kaçırır. Halk dilinde Atmaca kaydı (esttu) denir. Atmaca geleceği anda hızla yukarıya doğru diklenir ve yönünü değiştirerek kaçar. Atmaca yakalanınca ‘op-copi’ (tuttum) diye naralar atılır. Havaya mermi patlatılır. Karşılıklı olarak diğer avcı-larla haberleşme sağlanır’

Atmaca haşlanmış yumurta sarısıyla sahibinin elinden beslenmeye alıştırılarak evcilleştirilir ve bıldırcın üzerine salınırdı:

“ona evvela ham, tuttuğumuz zaman bir tane bel bağı yapacağız. Bi hafta kol ustine tutulur, arkadan onden okşayilur. Ondan sora bi buldurcin buna uçurtma uçurtma verdunmi ondan sora artuk hangi buldurcuna salarsan sal yakalar benum babamun dedesi buni yedi sene sakladi yedi seneden başka ömri yok. Cinsleri şimdi boz kara var, kara ķízil var, ufak kara var, çita kızıl var, sari var, beyaz var. Renklerine göre yani. Bi da şeyleri var mesela babalari var, onunda ismi c’úre. Oladan daa yiri. Ayaklaruna ayakkabila yirtulu pontulun yirtulur. Şimdi o kavyaya bekler. Hemen kuşi siler, kuş başlar oynamaya yumdi ha suzdi ha! Anlaşildiki bula hep benum başuma geçecek/yememuz bitti, suyumuz bitti, hiç bi şemuz kalmadi, hava aldi bizi” (Rize)

Futlamak Atmacanın tuzağa yaklaşırken avcıyı görerek birdenbire yükselmesi (Rize)

kavya Atmaca avlamak için, atmacaların geliş istikametinde, yüksekçe yerlere kurulan, içinde avcının oturması için bir set ve üzerinde kamuflaj için fındık veya kızılağaç dalları bulunan 4 – 5 m² büyüklüğünde av kulübesi (Rize)

monta Atmaca yakalamak için, kuşun geçiş noktalarına sık dallar arasındaki boşluklara gerilen, ön kısmında seren adı veri-len bir sopa ve altında kuşun tutulacağı poş adı verilen bir torba bulunan bir ağ çeşidi (Rize)

Kaynakça

BALIKÇI, G. (1995), Rize-Pazar Akbucak, Ortayol ve Uğrak Köyleri’nin Etnik Yapıları. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkbilim Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi.  s. 87, 128

BİLGİN, M & YILDIRIM, Ö. (1990), Sürmene. Sürmene Belediyesi Kültür Yayını. İstanbul s. 572

BUCAKLİŞİ, İ.A. & UZUNHASANOĞLU, H. (1999). Lazuri- Turkuli Nenapuna. Akyüz Yayıncılık. İstanbul. S. 183, 189, 227, 229, 242

CAFEROĞLU, A. (1946; 2. Baskı 1994), Kuzey-Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar. İstanbul s. 152, 170

COŞKUN, O. (2002), İkizderemiz. S. 50-51

Çayeli İlçe Yıllığı ’95 (1995), Ankara s. 135

EMİROĞLU, K. (1989), Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü s. 82, 84, 107, 127, 215

GEDİKLİ, F. (2004), Akçaabat Yazıları. Yedirenk Yayınları. İstanbul s. 160, 191, 192, 214

GRIGORIANTZ, A. (2000), Kafkasya Halkları. Sabah Kitapları. 2. Baskı. İstanbul s. 145

GÜNAY, T. (1978), Rize İli Ağızları. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara 5/39

Her Yönüyle Güneysu Rize (1996) Güneysu Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği. İstanbul s. 49-50

KADSHAİA, O. & FÄHRINCH, H. (2001), Mingrelisch-Deutsches Wörterbuch. Wiesbaden s.82,189

KARA, İ. (2001), Güneyce. Dergâh Yayınları. İstanbul s. 120

KAZMAZ, S. (1994), Çayeli Geçmiş Günler ve Halk Kültürü. Türk Halk Kültü-rünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı. Ankara s. 230, 236, 239, 242, 260, 261, 262, 288

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

PAPADOPULOS, LP. (1958-1961), Ιστορικόν Αεξικόν της Ποντικης διαλέκτου. Atina. s. I: 18

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul s. 447, 451, 588, 743, 987, 1315

TZITZILIS C. (1987) Griechsche Lehnwörter Im Türkıshen. Österrecheschen Akademe Der Wıssenschaften. Wıen. s. 50, 55, 129

URAZ, M. (1933), Halk Edebiyatı Şiir ve Dil örnekleri. Suhulet Kütüphanesi. İstanbul s.378

YANIKOĞLU, B. (1943), Trabzon ve Havalisinde Toplanmış Folklor Malzemesi. İstanbul s. 293

Takip, tavsiye ya da beğeni için