Nemi 41°43′N 12°43′E Roma ilinde 1.918 nüfuslu (2015) bir belediye olup, yerleşimin adı Latince ‘Kutsal koru’ anlamına gelen nemus kelimesiyle ilişkilidir.
Nemi nerede? Nemi harita
Nemi gezilecek yerler
Nemi’de San Nicola, San Michele Arcangelo, Santa Maria, Santa Maria del Pozzo ve
Santissimo Crocifisso kiliseleri, Palazzo Ruspoli, Roma dönemi Diana Aricina tapınağı, Navi Romane (Roma gemileri) Müzesi, Cesare villası ile Castelli Romani Bölgesel Parkı görülebilir. Nemi, volkanik krater kenarında yetişen yabani çilekleriyle ünlü olup, yılda bir kez ‘Sagra delle fragole’ adıyla anılan çilek festivali düzenlenmektedir.
Nemi website: www.nemi.rm.gov.it
Nemi gölü, Lago di Nemi
Lago di Nemi 41°42′44″N 12°42′09″E Lazio bölgesinde bulunan küçük, yuvarlak
volkanik bir göl olup, adını Roma’ya 30 kilometre uzaklıktaki Nemi kentinden almıştır. 1,67 km² yüzölçümüne sahip gölün en derin yeri 33 m olup, batık Roma gemileri buluntuları ile ünlüdür. Antik Çağ’da göl kenarında pek çok Roma tanrı ve tanrıçası için ibadet yeri bulunmakta olup, biraz güzelliği biraz da bu yüzden (tanrıça) Diana’nın
aynası (Speculum Dianae) olarak anılmıştır.
Nemi Gölü’nde İmparator Caligula’nın batık gemileri
1928-1932 arasında Nemi gölünün dibinde bir zamanlar Roma imparatoru Caligula’ya
Gemiler yazık ki 31 Mayıs 1944 günü sabahı Amerikan ordusunca bölgedeki Alman topçusunu uzaklaştırmak için Nemi Müzesi’nin vurulması sonucu yanarak yok olmuştur. Nemi Gölü Müzesi 1953’de yeniden açılmış, İtalyan arkeolog G. Gatti’nin yangından kurtarılan çizim ve fotoğrafları yeni müzede sergilenirken yanan tarihi gemilerin de 1/5 oranındaki maketleri inşa edilip sergilenmiştir.
Bu karede görülen çapa, Caligula’nın Nemi Gölü’ne bıraktığı iki devasa gösteriş gemisinden birine ait. Gemiler Roma döneminde gölde yüzüyor, sonra bilinçli olarak batırılıyor. Yüzyıllarca çamur ve su altında kalan bu yapılar, Mussolini’nin 1928–32 arasında gölü boşalttırmasıyla gün yüzüne çıkıyor.
Burada görülen çapa, Nemi’de bulunan iki ana tipten biri. Gövdesi ahşap, uç kısımları ise demirle güçlendirilmiş. Adamın hemen önünde o demir uçlardan biri net şekilde seçiliyor. Çapanın yatay denge çubuğu, yani “stoku”, kurşundan dökülmüş; böylece çapa suya atıldığında hızla dibe oturabiliyor.
Bulunan diğer tip çapa ise tam tersine, yapısal omurgası demir çubuklardan oluşan ama dışı dayanıklılık ve şok emilimi için ahşapla kaplanmış olan tür.
Asıl ilginç ayrıntı, fotoğrafın sol alt köşesinde hâlâ görülebilen orijinal halat. Su altında o kadar uzun süre kalıp da hâlâ formunu koruyabilmiş olması, hem gölün kimyasını hem de gemilerin ne kadar ustaca inşa edildiğini gösteriyor. Arkeolojide böyle bir malzemenin bulunması oldukça nadir; bir tür mucizevi korunma koşulu diyebiliriz.
Bu tür objeler insanı ister istemez zamanda geriye itiyor. Bir imparatorun keyif düşkünlüğünden doğmuş bu görkemli gemiler, gölün karanlığında neredeyse dokunulmamış bir şekilde beklemiş ve modern çağda birden gözlerimizin önüne çıkmış. Tarih bazen böyle küçük sürprizlerle nefes alıyor.

