MARDUK Mezopotamya Mitolojisinde Babil şehrinin baş tanrısı olup, başlangıçta şimşek tanrısıyken MÖ 18. Yüzyılda Hammurabi döneminde Fırat vadisinin politik merkezi olduğunda, sadece bereket tanrısına dönüştürülmekle kalmamış aynı zamanda en yüce tanrı ilan edilmiştir.

Babil yaratılış destanı Enuma Eliş’te Marduk Efsanesi

Kısaca Bel (Efendi) adıyla da bilinen Marduk, Enuma Eliş adlı manzum yaratılış destanında Tiamat ile Kingu adlı kaos ejderhalarını yenmiştir. Marduk adının Sümerce “Güneş tanrısı Utu’nun danası” anlamına gelen Amar-Utuk kelimesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sarpanitu’nun kocası olan tanrının sembolü Jüpiter gezegeni olup, bereket dışında su, adalet ve büyü ile de özdeşleştirilmekteydi.

Babil yaratılış destanı Enuma Eliş’e göre başlangıçta henüz gök ve yerin adı yokken sadece boşluk Apsu ile Tiamat yani kaos bulunduğu onların karışan sularından dalgaların gürültüsü Mummu ile Lakhmu ve Lkhamu adlı yılanlar ortaya çıkmıştır. Bunlar ilk iki tanrı Anşar ile Kişar’ı doğurmuş, onlardan da Anu, Ea ve Marduk’un yanı sıra gök tanrıları İgigi ve yeraltı tanrıları Anunnaki adlı iki tanrı grubu doğmuştur.

Yeni ortaya çıkan tanrıların yaptığı gürültüden rahatsız olan Apsu karısı Tiamat’a öfkesini anlatırken Ea Apsu’nun tanrıları öldürmek istediğine dair planladıklarını duymuş ardından Apsu ile Mummu’yu yakalamıştır.  Ea’ya öfkelenen Tiamat evlatlarının üzerine çeşitli canavarlar gönderince Ea babası Anşar’dan yardım istemiş o da Ea’ya destek için Tiamat’a karşı savaşması için kahraman tanrı Marduk’u göndermiştir.

Tiamat’a karşı savaşan Marduk

Marduk kendine bir yay yaparak omzuna asmış, sol elinde ise zehri yok eden bir

Tiamat’a karşı savaşan Marduk

bitki taşırken ayrıca yanın Tiamat’ı yakaladığında içine sokmak için ağ almıştır. Tiamat’ın kaçamaması için, çevresine dört farklı yöndeki rüzgârları yerleştiren kahraman rüzgârı, hortumu, kasırgayı, dört katlı rüzgârı, yedi katlı rüzgârı, siklonu ve benzeri olmayan rüzgârı bir araya getirerek yedisini birden tuzlu suların tanrısı olan Tiamat’ın içini karıştırmak için göndermiştir. Ardından korkunç bir zırh giyip, kafasına korkunç ışık haleleri yerleştiren, dudaklarına, şeytani güçlere karşı büyülü koruma sağlayan kırmızı bir macun süren Marduk son olarak en güçlü silahı olan tahrip edici yağmur fırtınasını çağırmıştır. Tiamat ve Marduk teke tek savaşmış, Marduk, hasmını etkisiz hale getirmek için ağını fırlatmış, Tiamat, Marduk’u yakıp yok etmek için ağzını açtığında Marduk onun ağzını açık tutması için kötü rüzgârı yollamış, diğer rüzgârlar Tiamat’ın gövdesine girmiş ve onu iyice genişletip açmıştır. Hasmını dize getiren Marduk son olarak Tiamat’ı yayıyla vurmuş, midesine giren ok canavarın gövdesini yırtıp kalbini parçalayarak ölümüne sebep olmuştur.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için