Kangel veya gangel, ‘eğri, dolambaçlı, kıvrımlı’ ve ‘dolambaçlı, dönemeçli yol’ anlamlarına gelmekte (Trabzon, Gümüşhane) olup ayrıca ‘çengel’ (Şiran) anlamı ve Samsun’da kanger formu tespit edilmiştir. Anadolu’da gangal ‘pamuğu çıkarılmış koza’ (İzmir) ‘kurutulmak üzere ipliğe dikilerek asılan yaprak tütünün büyük demeti’ (Tokat) ve kangal (Çanakkale, Gümüşhane) formları kaydedilmiştir.

Osmanlıca en eski kayıt 1656 yılına aittir: ‘cümle yiğirmi yedi kankal alat verilür, kankal devşürülmüş halkalara derler’ (Mustafa Abdullah, Tuhfe-tü l-kibar fi esfaril-bihar). Yunanca bobin anlamındaki καγκάλί ve ise bukle, kıvrım anlamındaki kankalidi (καγκάλίδί) ile alakalı olduğu iddia edilmiştir. Yunanca’nın Girit lehçesinde gangli (γαγγλι) “kıvrım, dönemeç” anlamında kayıtlıdır. Trabzon ili, Sürmene ilçesinde, Manahos Deresi vadisi ile Küçükdere Vadisi arasında Büyük Kangel ve Küçük Kangel adlı tepe ve yaylalar yer almaktadır. Kangel mangel ‘eğri, büğrü’ anlamında kullanılmaktadır: “Başundaki çemberun kiylari kangel mangel/ Kiz sana demedum mi orman kenarindan gel” (türkü, Bahattin Çamurali, [Sürmene]). Gümüşhane ili, Torul ilçesi, Cebeci köyünde bulunan Gangelna adlı mevkinin adıda bu kelimeyle ilişkilidir.

Arkuri, eğri; düzgün olmayan, çapraz yanlamasına anlamlarına gelmektedir. Arkuri (Trabzon, Rize), arkıri (Maçka),  aykuru (Ünye), aykiri (Rize), aykuri (Çamlıhemşin), arkuru (Tonya), Trabzon Rumcası’nda arguri, Erzurum’da arhuli, Bayburt’ta arkuli formları kaydedilmiştir: ‘Kiraz çiçek açayi/ Aykırı dal üstüne/ Alur kaçarum seni/ Kollarumun üstüne’ (Rize Merkez)

Kakuç, eğri (Trabzon, Rize) ve ‘ateşin üzerine konulan pileki, kazan, kap kacağı tutup kaldırmaya yarayan baston başlığı gibi ucu eğri ağaç ve dal parçası’ (Trabzon, Rize), kakuça “dizleri veya beli bükülmüş kişi” (İkzidere), kakışlamak “ateşin sürekli veya ilk defa yanması için odunla didiklenmek ve yeni çalı çırpı koymak” anlamlarına gelmektedir. Anadolu’da kakuççekiç’  (Erzincan) ve kakur ‘kambur’  (İspir) anlamalrı da akydedilmiştir.

Kamak, fırına mısırı sürmek veya köz çıkarmak amacıyla kullanılan ucu eğri küreğin adıdır (Trabzon). Aynı zamanda fırıncıların kullandıkları ucu eğri sırıkda aynı kamak olarak adlandırılmaktaydı (Trabzon).  Anadolu’da gemek “badem düşürmek için kullanılan uzun sopa” (Isparta) anlamıyla kayıtlıdır. Geç dönem Yunanca kamakion (καμάκι-ον το) ve Orta dönem Yunanca kamaki (καμάκι) “zıpkın”  kelimesiyle ilişkilendirilmiştir.

Karac Eğri, büğrü; düzgün olmayan (Çamlıhemşin)

Kemçuk Dişleri döküldüğü için veya doğumsal olarak alt çenesi üst çeneye göre önde konumlandığı için çirkin bir yüz ve çene yapısına sahip olan kişilere verilen isimdir. Cemcük ağız veya kemçük ‘eğri ağızlı, çıkık çeneli kişi’ anlamına gelmekteydi.

Kukar, Meyve, fındık vs. döşürmek için dal eğmeye yarayan, yakşalık 2 m boyunda ucu çengel şeklinde kıvrık budaklı ağaç dalı olup ocak zincirinin ucuna bağlanarak kazan asmak içinde kullanılabilirdi. Kukar veya guar (Trabzon), kokar veya gogar (Hemşin), kokar (Samsun), kukari (Rize), kukaçi (İkizdere) ve Lazca kokari, formları kaydedilmiştir. Bölgede ayrıca kavçan (Yusufeli); kavçon (Erzurum Olur), gagart (Bayburt) ve Hemşince edevskuş (Hopa Kemalpaşa) olarak da anılmaktaydı. Trabzon ve Rize’de ‘tencere, kap kacak asmak için kullanılan çengel’ ve ‘kambur’ anlamlarında da kullanılmaktaydı. Trabzon Rumcası kukurus “kambur” (Dernekpazarı) ve Sırp Hırvatça kùkara, Ermenice gogar ve Ermeni dialektlerinde kukar (Trabzon) formlarında kaydedilmiştir. Kukarlanmak bölgede eğilmek, büzülmek, kamburlaşmak anlamlarında kullanılırken(Trabzon, Rize, Gümüşhane);, hayvanların soğuktan bü-zülmesi kukuras etmek olarak anılmaktaydı (Tonya). Trabzon ili, Akçaabat ilçesi, Acısu köyü civarında yolun eğriliğinden dolayı Kukarlar adıyla anılan bir mevki bulunmaktaydı.

Pec Yamuk, eğri (Yusufeli)

Eğiş, 35- 40 cm uzunluğunda demirden yağılmış ucu kanca şeklinde kıvrılmış demir parçasının adıdır. Eğiş, peynir yapmak için bekletilen yağı alınmış sütün içinden tahta kaşıkla alınan bir miktar sütün içine ısıtılarak daldırılır. Eğer süt kesilirse peynir mayası süte hafif ateş altında katılmaya başlanır (Rize). Ayrıca eğiş ‘demirden yapılmış uzun saplı kürek’ (Ünye), ‘sac üzerinde pişen ekmeği çevirmeye yarayan demirden yapılmış alet’ eyiş (Ünye), Lazca agişi ve Erzurum’da eğiş, tekneden hamur kazımak için kullanılan yassı demir’ ((Giresun, Samsun, Gümüşhane, Sivas, Kayseri, Amasya, Şavşat) form ve anlamlarında kaydedilmiştir. Anadolu’da eğiş ‘ateş küreği’ (Malatya, Elazığ, Urfa, Tokat, Konya, Çankırı, Sivas, Diyarbakır); eğiş, egiş “ekmeği tandırdan almak için demirden yapılan bir ucu eğik, bir ucu yassı araç” anlamalrında kaydedilmiştir. Ermenice akiš ‘çengel; ateş ka-rıştırmak için kullanılan pençe’ anlamına gelen kelime Farsça âgīš kelimesinden ödünçlenmiştir.

Algar, ‘sobadan köz çıkarmak için kullanılan alet adı’ (Ordu, Samsun) ve ‘uç kısmı çengel şeklinde kıvrık olup dal tutup çekmeye yarıyan ağaç dalı’ (Ordu, Samsun) anlamları tespit edilen aletin adı Yunanca alkari (αλκάρι το) ‘çekmek’ kelimesiyle ilişkili olup, Trabzon ve doğusunda kullanılan kuakr ve eğiş aletlerine Ordu ve Samsun civarında algar olarak adlandırıldığı görülmektedir.

Kaynakça

BRENDEMOEN B. (2002), The Turkish Dialects of Trabzon. 2 cilt. University of Oslo. Oslo 37/69

BUCAKLİŞİ, İ.A. & UZUNHASANOĞLU, H. (1999). Lazuri- Turkuli Nenapuna. Akyüz Yayıncılık. İstanbul. s. 219

DANKOFF, R. (1995), Armenian Loanwords in Turkish. Harrassowitz Verlag. Wiesbaden. s. 37

EMİROĞLU, K. (1989), Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü. s. 43

GEDİKLİ, F. (2004), Akçaabat Yazıları. Yedirenk Yayınları. İstanbul. s. 286

GEMALMAZ, E. (1978), Erzurum İli Ağızları. Atatürk Üniversitesi Yayınları: 487. Erzurum. III 27

GÜNAY, T. (1978), Rize İli Ağızları. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara I/180

KABADAYI, M. (2001), Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü. İstanbul. s. 73

KAHANE, H. & R, TIZETZE A. (1958), The Lingua Franca in the Levant, Turkish Nautical Terms of Italian and Greek. Urbana. s. 512

KALYONCU, H. (2001), Trabzon-Tonya Ağzının Dilbilgisel Özellikleri ve Tonya Sözlüğü. Trabzon. s. 65

KARA, İ. (2001), Güneyce. Dergâh Yayınları. İstanbul. s. 103

KAZMAZ, S. (1998), Rize-Çayeli Halk Kültürü Araştırmaları. Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı. Ankara. s. 272

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

TIETZE, A. (1999), Anadolu Türkçesindeki Yunanca, İslavca, Arapça ve Fars-ça Ödünçlemeler Sözlüğü. Simurg. İstanbul. s. 19, 215

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul. s. 593

TZITZILIS C. (1987) Griechsche Lehnwörter Im Türkıshen. Österrecheschen Akademe Der Wıssenschaften. Wıen. s. 52

YANIKOĞLU, B. (1943), Trabzon ve Havalisinde Toplanmış Folklor Malzemesi. İstanbul. s. 260, 271, 593, 814, 825,874, 987,

Takip, tavsiye ya da beğeni için