Site icon Özhan Öztürk Makaleleri

Akrabalık Terminolojisi (Dünya ve Karadeniz Bölgesi)

1930'larda Rize'de ilkokul öğrencileri öğretmenleriyle kardan kuzu yapmışlar,

Kan ve evlilik yoluyla insanların birbirlerine bağlanma durumuna akrabalık, bir kişinin akrabalık ile ilişkili olduğu kişileri ifade etmek için kullanılan sisteme ise ‘akrabalık terminolojisi’ adı verilmektedir. Bireyin aile içindeki konumunu ve mensubu olduğu topluluktaki statüsünü belirten bu terimlerin incelenmesi ilgili toplumun yaşayışı, kültürü ve diğer halklarla ilişkisi hakkında fikir vermektedir. Kan ve kayın hısımlığı açısından aynı yakınlıktaki akrabalık bağına sahip kimseler çeşitli toplum ve dillerde farklı şekillerde ifade edilmektedir.

Sözgelimi anne ve babanın kardeşleri hatta bunların çocukları bazı toplumlarda

Giresunlu aile
İmerhev’de köylüler ile Rus askerleri Şavşat, 1911

aralarında bir fark gözetilmeden tek bir kelime ile bazılarında ise hangi taraftan olduğu hatta yaşça büyüklük ve küçüklüğü bile dikkate alınarak farklı kelimeler ile ifade edilebilmektedir. Akrabalık terminolojisine dair ilk sınıflandırmayı Amerikalı antropolog Lewis Henry Morgan (1818–1881) yapmış ve dünya üzerinde 6 temel kalıp bulunduğunu iddia etmiştir.Kan ve evlilik yoluyla insanların birbirlerine bağlanma durumuna akrabalık, bir kişinin akrabalık ile ilişkili olduğu kişileri ifade etmek için kullanılan sisteme ise ‘akrabalık terminolojisi’ adı verilmektedir. Bireyin aile içindeki konumunu ve mensubu olduğu topluluktaki statüsünü belirten bu terimlerin incelenmesi ilgili toplumun yaşayışı, kültürü ve diğer halklarla ilişkisi hakkında fikir vermektedir. Kan ve kayın hısımlığı açısından aynı yakınlıktaki akrabalık bağına sahip kimseler çeşitli toplum ve dillerde farklı şekillerde ifade edilmektedir. Sözgelimi anne ve babanın kardeşleri hatta bunların çocukları bazı toplumlarda aralarında bir fark gözetilmeden tek bir kelime ile bazılarında ise hangi taraftan olduğu hatta yaşça büyüklük ve küçüklüğü bile dikkate alınarak farklı kelimeler ile ifade edilebilmektedir.

Dünyada Akrabalık Sistemleri

Akrabalık terminolojisine dair ilk sınıflandırmayı Amerikalı antropolog Lewis Henry Morgan (1818–1881) yapmış ve dünya üzerinde 6 temel kalıp bulunduğunu iddia etmiştir.

1. Eskimo akrabalık sistemi: Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da yaygın olan akrabalık isimlendirme kalıbında çekirdek aile üyelerine yalnız cinsiyetlerine göre isimlendirilirken (anne, baba, erkek kardeş, kız kardeş), teyze ve amca ebeveynlerden ayırt edilmekte ama yalnızca cinsiyete göre ayrılmaktadır. Kuzenler arasında anne veya baba tarafından olmalarına göre ayrım yapılmamaktadır. Çekirdek aileyi çoğunlukla bağımsız olmaya zorlayan ekonomik sistemlerde yaygın olan bu akrabalık sistemi günümüzde en gelişmiş toplumlarda bulunmasına rağmen aynı zamanda en basit isimlendirme sistemlerinden birisidir.

2. Hawaii akrabalık sistemi: En basit akrabalık isimlendirme kalıbı olup, çekirdek aile dışındaki akrabalara özel bir isim verilmemekte olup, geniş aileler içindeki akrabalar yalnızca nesil ve cinsiyete göre ayırt edilmektedir. Kişinin (ego) babası ve kuşağındaki tüm erkek akrabaları ile annesi ve kuşağındaki tüm akraba akrabaları aynı akrabalık terimleriyle adlandırılmaktadır. Kız kardeşler ve tüm dişi kuzenler aynı terimle çağrılmakta olup, kuzenlerinin evliliği de genellikle erkek kardeş gibi muamele gördükleri için yasaktır. Dünya toplumlarının yaklaşık üçte biri tarafından kullanılan bu sistemde Ailenin her iki tarafı da eşit derecede muamele gördüğü için, bireyin soyunun erkek veya kız tarafından sürdürecek çizginin seçimi daha az önyargılıdır.

3. Sudan akrabalık sistemi: En açıklayıcı akrabalık isimlendirme sistemi olup, kardeş ve kuzenler birbirinden ayırt edilirken, anne ve babanın kardeşleri ve çocukları (kuzenler) farklı isimler taşımaktadır.  Sekiz farklı kuzen terimi olabilmekte, bunların hepsi de kişinin erkek kardeşi ve kız kardeşinden ayırt edilmektedir. Akrabalar arasında yapılan ince ayrımlar, toplumu sınıf, meslek ve siyasal iktidar temelinde ayırt etmeyi amaçlayan ataerkil arzuyu yansıtmakta olup, Türkiye’de de bu sistem kullanılmaktadır.

4. Omaha akrabalık sistemi: Soylu köken kullanan toplumların karakteristik özelliğini yansıtan bu sistemde akrabalar köken ve cinsiyet temelinde bir araya getirilmekte, aynı cinsiyette olan kardeşler ve paralel kuzenlere aynı referanslar verilmektedir. Ataerkil iniş prensibini kuvvetle takip eden bu tür toplumlarda ailenin anne tarafının soya karışması önemsenmemektedir.

5. Crow akrabalık sistemi: Iroquois sistemine benzer ama anne ve baba tarafı arasında ayrım yapmaktadır. Ayrıca her iki tarafın akrabaları da daha açıklayıcı terimlere sahipse de nesiller arasındaki farklılıklar göz ardı edilmektedir. Sözgelimi babanın kız kardeşi ile babanın kız kardeşinin kızı aynı isimle çağrılmaktadır.

6. Iroquois akrabalık sistemi: Cinsiyet ve kuşağa ek olarak, ebeveyn kuşağında karşı cinslerin kardeşleri arasında da ayrım yapmaktaysa da baba ile kardeşi ve anne ile annesinin kız kardeşi için aynı terim kullanılmaktadır. Bu sistemde de kuzenler arası evlilikler engellenmektedir.

Karadeniz Türkçesi’nde kullanılan akrabalık terimleri

Türkçe akrabalık adları bakımından birçok dile göre daha fazla söz varlığına sahip

Altay’da kadın şaman (Sergei Ivanovich Borisov, 1908). Türklerin İslam öncesi akraba isimlendirme geleneği İslam’a geçişin ardından köklü olarak değişmiştir.

olup, Karadeniz bölgesinde bu zenginlik yerel lehçeler ve bölgede konuşulan diğer dillerin etkisiyle daha da zenginleşmiştir. Göçebe ve Şamanist Türklerin İslam dinini kabul etmeleri ve Anadolu’da yerleşik hayata başlamaları gibi iki önemli kültürel değişim önceden kullanılan akrabalık isimlendirme sistemlerini de değiştirmiştir ki bu iddiamın savunulması bu yazının konusu değildir. Bununla birlikte Sibirya ve Orta Asya’da pastoral yaşamlarını devam ettiren Türk kavimleri ile Anadolu Türklerinin yaşam formları ve inanç sistemleri üzerindeki radikal değişikliğin etkisiyle artık Morgan sınıflandırmasında artık aynı yerde olmadığının ipuçlarını aşağıdaki madde açıklamalarındaki örneklerde bile görmek mümkündür. Bir başka deyişle Şamanizm’den İslam’a ve göçebelikten yarı göçebelik veya yerleşik tarımcılığa geçişin dil ve kültür üzerindeki etkilerinden birisi de akraba isimlerinde öncesinden farklı olarak ince ayrımlar yapılması dolayısıyla öncesinde aynı anlamda kullanılan akrabalık adlarının çeşitlenmesidir. Şamanist Türklerde aba, ata, eze, ebe kelimeleri çekirdek ailenin tüm bireylerini ifade etmekte baba, dede, amca ve anne, teyze, anneanne arasında net ayrımlar bulunmadan kullanılırken İslamlaşma sonrasında terimlerin netleştiği görülmektedir.

Abula

Modern Türkçe ‘Abla’ olarak bilinen büyük kız kardeş anlamındaki terim Doğu Karadeniz lehçelerinde özellikle Trabzon ve Rize’de ‘abula’ formunda söylenmektedir: ‘Ağabesi benzeyi ufag abulasına’Anadolu’da olduğu gibi büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen akraba olmayan kız veya kadınlarda saygı ifadesi olarak aynı şekilde adlandırılmaktadır: ‘Ayağunda çabula/Sefa geldun abula/Sen kidda kızın kelsin/Atlıyalım kafula’.Ayrıca kelimenin Samsun, Giresun, Gümüşhane ve Ordu’da ‘abu’, ve Trabzon Şalpazarı’nda /abıla/, Giresun’da /abca/ ve /abıca/ formlarında kullanıldığı tespit edilmiştir. Erzurum Narman’da anne anlamında kullanılan /aba/ kelimesinin Erzurum Olur’da aba ‘abla’ anlamında tespit edilmesi, ayrıca Rize ve Artvin’in bazı köylerinde yine aba kelimesinin ‘yaşlı kadın akraba’ anlamına kullanılması da dikkat çekicidir.  Kudadgu Bilig’de ‘adem, insan’ anlamında tespit edilen /apa/ kelimesi aynı kökten doğan /apa/, /ebe/ ve /epe/ formlarında “ata, büyükbaba, büyük anna, baba, anne, abi, abla” anlamlarında günümüzde konuşulan Türk dillerinde kullanılmaktadır.Anadolu dışındaki Türk dillerinde eşanlamlı sözcük egeç “büyük kız kardeş” (Türkmen ekež’i, Karaçay egeč, Tatar igeč, Azeri egeç, Özbek egeči, Kırgız agača, Yakut aĝas, Tuvan egeče) olup, bu kelime Anadolu’da egeçi “kızkardeş” formunda tespit edilmiştir. Abla etimolojik olarak, Türkçe’de baba, amca anlamına gelen /aba, apa/ (Türkmen aba, Tatar кppк, Kazak apa, Özbek opa, Kırgız aba, Tuvan Awa, Yakut aba) ve çocuk anlamına gelen /bala/ (Türkmen, Azeri, Karaçay, Özbek bala, Tuvan Pala) kelimeleriyle ilişkilidir.

Ağa

Doğu Karadeniz’de /Aga/, /ağa/ ve /aka/ formlarında tespit edilen büyük erkek kardeş anlamındaki kelime Anadolu’da olduğu gibi sadece ‘yaşça büyük erkeklere hitap’ ve ‘nüfuzlu toprak sahibi’ anlamında da kullanılmaktadır. /Aqa/ kelimesi tüm Türk dillerinde hatta Moğolca baba ve ağabey anlamına gelmekteyse de (Çuvaş akka, Gagavuz aga, Türkmen aqqa, Karaçay, Kumık aqa, Özbek, Uygur oqo, Yakut ağa, Kırgız ake, Tatar êkê, Kazak êke) Doğu Karadeniz’de aga ve ağa kelimeleri kesinlikle babayı tanımlamamaktadır.  Kelime Karadeniz Rumcası’na ağas (άγας) formunda Türkçe’de kullanılan tüm anlamlarıyla birlikte kabul edilmiştir. Trabzon Şalpazarı’nda ayrıca /agacuk/ formunda Küçük çocuklara hitaben söylenen sevgi cümlesi olarak tespit edilmiştir. Ayrıca Ordu’da /aba/ formunda ‘ağabey’ anlamında tespit edilmiştir.

Buba

Çocuğun dünyaya gelmesini sağlayan, kendi dölünden çocuğu olan erkek anlamında kullanılan /baba/ kelimesi Doğu Karadeniz’de /boba/ ve /buba/ formlarında da tespit edilmiştir. Bununla birlikte Doğu Karadeniz Türkçesinde, kelimenin, Anadolu ağzında bulunan ‘koruyucu, velinimet, saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan’  kullanımına rastlanılmamaktadır. Farsça ‘peder’, Modern Yunanca pateras (πατέρας) ile ilişkili olan ve ‘baba’ anlamında gelen peder kelimesi de yakın zamana dek Türkçe içerisinde yaygın olarak kullanılmaktaydı. ‘Baba çarşiya gitti (babam/babamız çarşıya gitti)’ ve ‘Anne hastalandi (annem/annemiz hastalandı)’ örneklerinde olduğu gibi özellikle Trabzon Türkçesinde baba ve anne kelimelerinin cümle içinde ek almadan kullanıldığı görülmektedir. Türk dillerinde baba ve amca anlamında ‘aba’ kelimesinin kullanımı yaygındır (Türkmen, Azeri, Anadolu, Kırgız, Hakaz, Yakut ‘aba’; Kazak ‘apa’; Özbek, Uygur ‘opa’; Tuvan ‘awa’). Sümerce ‘ab, abba’, Hint-Avrupa dil ailesinde de appa (Eski Yunanca appa [αππα]; Toharca appake; Farsça aba) ve ata (Hititçe atta, Latince ata (< Etrüskçe), Gotça ata, Macarca atya, Estonca at, Samoyed at’a, Dravidya atta  kelimeleri baba anlamına gelmektedir. Dünya dillerinde, baba anlamında kullanılan tüm kelimeler, ait olduğu dilin en eski bir kaç kelimesinden biri olmalıdır. Bu yüzden etimolojik açıdan analiz edilmesi için dillerin doğduğu ilk günlere kadar uzanmak gerekebilir. Kök kelime /apa/, /aba/ çocuk dili denilebilecek basitlikte bir telaffuza sahiptir. Ural Altay dil grubuna özgü gibi görünen baba, Sümerce (aynı zamanda Ur şehrinin 70 km güneyinde bulunan Lagaş şehrinin koruyucu tanrıçasının adıdır), Hurrice ve Çince’de de bulunmaktadır. Bu da kökenbilim açısından net bir tespit yapmayı zorlaştırmaktadır. Paris’te bulunan Dilbilimsel Tarih Öncesi Antropoloji Organizasyonu (Association for the Study of Linguistics and Prehistoric Anthropology) üyesi Dr. Pierre Bancel, bugün konuşulan 1000 dilden 700’ünde var olan papa kelimesinin bu dillerin % 71’inde baba veya benzer anlamlarda kullanıldığını, bu özelliğinin tek açıklamasının ortak soy olduğunu ileri sürmektedir. Bazı araştırmacılar da tüm dillerin 50 bin yıl ya da daha öncesinde konuşulan ortak bir dilden geldiğini, diğerleri ise tek bir dil fikrinin mümkün olmadığını ve birbirlerinden bağımsız olarak geliştiğini savunmaktadır. Ortak bir proto dilin varlığına inanan bilim adamları, 14 dil grubunda, en kıyıda köşede kalmış dillerde bile, baba ve anne anlamına gelen kelimelerin birbirine benzerliğini kanıt olarak göstermektedir. Bununla birlikte tıpkı da bir bebeğin söyleyebileceği ilk seslerin ma ma ma, da da da veya pa pa pa olacağını bu yüzden ata, apa, ama ve ana kelimelerinin bebeklerin ilk telaffuz edeceği kelimeler olduğundan, birbiriyle ilişkisiz dillerde bulunmasını, ortak atalara değil, insan beyninin programlanmasına bağlayan bilim adamlarının sayısı da az değildir.

Ana

Trabzon ve Rize’de yakın zamana dek bu kelimenin yerine yerine aynı anlamda ‘nene’ kelimesi kullanılmaktaydı. Türkçe ana kelimesine ilk olarak 13. yüzyıl öncesinde Uygurca’da rastlanmış (anasın oğlanı severçe) ayırca Hakaz, Harzemşah, Kuman ve Kıpçaklarda tespit edilmiştir. Kelime aynı zamanda Mogolca eme (anne), Tunguzca ani ve añi (anne), Korece ama (anne), Macarca anya (anne) ve anyos (kayınvalide), Fince emä (karı, anne), Sümerce me, ama (anne), Dravidya dillerinde ise anna (anne) formlarında bulunmaktadır. Türk dillerinde ana yerine ebe kelimesi (Çuvaş ‘ama’; Anadolu, Azeri, Yakut ‘ebe’; Karaçay, Kumık ‘eb’; Tatar ‘êbi’; Kazak ‘ebej’; Kırgız; Güney Altay ‘emegen’) yaygın olarak kullanılmaktadır. Macarca anya (anne) ve  ange (yenge) kelimelerinin varlığı da ayrıca dikkat çekmektedir. Ayrıca Türk dillerinde yine anne anlamında eze (Çuvaş ača, Türkmen ež’e, Azeri eĝe, Karaçay, Kumık e-čiv, Tatar êžê, Kazak êže, Özbek, Uygur e-ž’a, Kırgız ež’e,  Güney Altay eži, Tuvan ača, Hakaz iče, Yakut  ež’i) kelimesi kullanılmaktadır.

Bibi

Trabzon’un batısındaki az sayıda köy ile Ordu, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt ve Artvin’in iç bölgelerinde, ‘babanın kız kardeşi’ anlamında kullanılmaktadır. Bununla birlikte Trabzon’un büyük kısmı, Rize’nin tamamı ve Artvin’in Laz olan sahil kesimiyle Hemşin köylerinde kesinlikle bilinmemekte aynı anlamda sadece ‘hala’ kelimesi kullanılmaktadır.  Artvin iç kesimlerinde ayrıca ‘teyze’ anlamı kayıtlı olan bibi Anadolu’da yaygın olarak hala, seyrek olarak da nine, teyze, yenge anlamlarında kullanılmaktadır. Farsça bîbî ‘ev hanımı, hala’ kelimesinden ödünçlenmiştir.

Dayi

Annenin erkek kardeşi. Trabzon ve Rize’de köyün akraba olmayan yaşlıları ‘emice’ (amca) olarak adlandırılırken Lazlar’da bu anlamda ‘dayı’ kelimesi kullanılmaktadır. Anadolu’daki akrabalık ilişkilerinden farklı olarak, Trabzon ve doğusunda ama özellikle Lazlarda dayı evin çocuklarına nerdeyse ağabeyleri kadar yakındır ve amcaya göre daha az mesafelidir. Anadolu’nun genelinde olduğu gibi Karadeniz’de de çocuğun dayıya çekeceğine inanılmaktadır. Anadolu’da yaygın olan “çocuk dayıdan bozuktur” deyimiyle ifade edilen bu inanışın altında, çocuğun sağlıksız, zayıf, sakat, kötü tabiatlı olması durumunda suçu kadın tarafında, anne tarafındaki en yakın akrabada arayarak erkeğin saygınlığını koruma içgüdüsü yatmaktadır. Kelime Karadeniz Rumcası’na tais (ταής) formunda aynı anlamda geçmiştir. Trabzon Şalpazarı’nda kelimenin sonuna –mu eki getirilerek kuzenler tanımlanmaktadır: dayimu (dayıoğlu), dezemu (teyze oğlu), emicemu (amca oğlu), halamu (hala oğlu)  EbeTrabzon Şalpazarı’nda ‘babaanne’, Ordu’da ise ‘hala’ anlamlarında diğer bölgelerde ise ‘doğuma yardımcı olan kadın’ anlamıyla akrabalık belirtmeyen bir kelime olarak kullanılmaktadır.  Türk dillerinde ebe ‘anne ve anneanne’ anlamlarıyla (Çuvaş ama, Türkmen, Yakut, Azeri ebe, Karaçay, Kumık eb, Tatar êbi, Kazak ebej, Kırgız eme, Güney Altay emegen) kayıtlıdır.

El canı

Yabancı; aileden hatta köyden olmayan (Rize). Sakıncaları bilinmekle birlikte toprağın bölünmesinden, sülaleye el cani sokulmasından kaçınılduğı için akraba evlilikleri yaygındı.

Emice

Doğu Karadeniz’de Babanın erkek kardeşi anlamında Modern Türkçe’deki amca kelimesinin emice ve emuce formları kullanılmaktadır. Ayrıca köydeki akraba olmayan yaşlı erkeklerin tümüne emice şeklinde hitap edilmektedir. Emmi formu sadece Samsun’da tespit edilmiş olan kelime Türkçe’ye İslamlaşma sonrasında Arapça’dan (amm) girmiş olup Anadolu’da emi, emmi, emice, amca formları kayıtlı dır.

Gardaş

Türkçe’nin temel kelimelerinden olup etimolojisi ‘aynı karnı paylaşan, karındaş’ olmalıdır. Kardaş hatta kada formları da tespit edilmiştir: ‘Biz hepumuz üç gardaş da/ Ben ayri anadanum/Sevadaluk çekenleri da/Sen kayir Yaradanum’. Trabzon ve Rize’de ‘gardaş gardaşa minci (peyniri) para ile’ deyimi menfaatin aile içi ilişkilerde bile ön planda olması durumunu anlatmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Anadolu’da kada yaygın olarak kardeş, ağabey, küçük kardeş, abla, arkadaş hatta teyze anlamlarında kullanılmaktadır. Doğu Karadeniz’de özellikle Rize’de ‘kada başına’ ve ‘kadasini almak’ deyimlerinde olduğu gibi  kada formunda sevgi ifadesi olarak da kullanılmaktadır. Türkçe kardeş (Çuvaş xurăntaš, Gagauz kardaš, Türkmen gardaš, Azeri, Anadolu kardeş, Karaçay, Kumık qardaš, Tatar kar-dêš, Kazak qarındae, Özbek, uygur qarin-doš, Kırgız karındaš, Hakaz xarındas, Yakut xarangaččı) 13. yüzyıl öncesi Türkçe kayıtlarda ise kadaş (Uygur, Kırgız, Hakaz, Harzemşah), kayaş (Çağatay) formlarında tespit edilmiştir.

Hala

Babanın kız kardeşi anlamına gelen kelime ayrıca köydeki akraba olmayan yaşlı kadınları tanımlamak amacıyla özellikle Trabzon ve doğusunda Anadolu’daki teyze karşılığı olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Kelime Farsça kökenli olup, Türkçe’ye sonradan girmiştir: Farsça ḫola “amca, teyze”  (Talişya xalê, Gilanian xеlê, Farsça xal, Puştu xаla, Pamirya xòla, Yagnobian xolà).

Terzopoulos ailesi (Fatsa, 1918): Haralambos,Yangos, Kyriaki, Polyxeni, Vasiliki,Yiannis, Anthi ve Andreas Terzopoulos

Nene

Anne, anneanne, ve babaanne kelimelerinin yerine yaygın olarak kullanılmaktaydı: ‘Fermenenin (yeleğinin) altinda/Beyaz guduḳli (uçlu) meme/Tişledım uşlarini/Bağırdi nene nene!’. Trabzon ve Rize’de –cık, -cuk anlamı katan –ka son ekiyle neneka (annecik) formunda da kullanılmaktaydı. Aynı şekilde emiceka (amcacık) formu da kayıtlıdır.

Nife

Gelin. Trabzon’un bazı bölgelerinde Rumca etkisiyle kullanılmaktadır. Karadeniz Rumcası nifi (νύφη), Lazca ise nisa veya nusa formlarında kayıtlıdır. Gelin kelimesi ise Türkçe olup, etimolojisi ‘aileye gelmesine’ şeklinde açıklanabilir.

Paçi

Kız kardeş anlamındaki bacı kelimesinin paci, paçi ve baci formları kullanılmaktadır. Ayrıca akrabadan olmayan evlenmemiş genç kızlar ve yaşı geçmiş bekar kadınlar da aynı şekilde adlandırılmaktadır: ‘Paçi, nenenden (annenden) sebep/ Ben çok dereler aştum’, ‘O paç’i senden sebep/ Tutmadum remezani (Ramazanı)’. Karadeniz Rumcası paçi (πατζή) formunda kayıtlıdır.

Torun

Anadolu’da ‘evladın çocuğu’ anlamında kullanılan kelime Trabzon ve Rize’de ‘erkek yeğen’ anlamında kullanılmaktadır: ‘Ben derum torunum yok, o derki dayimsun dayım’

Uşak

Erkek çocuk. Karadeniz Türkçesi’nde uşak kelimesi aynı zamanda yiğitlik, delikanlılık niteliklerini de barındıracak şekilde anlam genişlemesine uğramış olup, bu yönüyle Rumca palikar ve Anadolu Türkçesinde efe (Ege bölgesi), koçak (Kars), koçari (Artvin’in iç bölgeleri), seymen (İç Anadolu) kelimelerinin de karşılığıdır. 13. yüzyıl öncesi Türkçe kayıtlarda uvşak “küçük” (Uygur), uşak oğlan “erkek çocuk” (Hakaz), uşax “ekmek kırıntısı” (Kuman), uşak “çok küçük şey” (Kıpçak), uşak “küçük” (Osmanlı) anlamları kayıtlıdır. Rize ve Trabzon’da Rumca’nın etkisiyle uşakopo (yavrucuğum) formu da kaydedilmiştir.Karadeniz Türkçesi’ne özgü çok sayıda deyim ve kelimenin de oluşmasını sağlamıştır ki bunların başlıcaları şöyledir:

uşaklarun anasi Anne; evin hanımı. Evin erkeği mutaassıplıktan dolayı başkalarıyla konuşurken eşinin adını söylemeden uşaklarun anasi, kanayaklı gibi terimler kullanırdı

uşağa kalmak Hamile kalmak, gebe olmak. Yörede kullanılan eş anlamlı  deyimler: yükli olmak, iki canli olmak, ağır ayaklı olmak

uşağı kesilmek  Hamile kadının düşük yapması uşak kestirmek dey. İlkel yöntemler kullanarak çocuğunu düşürmek

uşaktan kesilmek Kadının menapoza girerek çocuk doğurma yetisini kaybetmesi

uşaklık Rahim; kadının içinde fetusun geliştiği organ (Giresun, Trabzon, Rize), “Kadının uşaklığı eğrilmiş; çektirmeye gidecek”

Yenge

Kardeş karısı anlamının yanı sıra âşıkların arasını yapan, aralarında laf getirip götüren kadın anlamıyla da tespit edilmiştir. Anadolu’da yenge, yinge. Etimolojisi Türkçe’nin mantığı içinde kurgulanırsa yeni + (erkek evine) gelen/gelin düşünülebilir. Türk dillerinde (Azeri yenge, Başkurt yingä, Kazak jeŋge, Kırgız ceŋe, Özbek yängä, Tatar cingä, Türkmen yeŋŋe, Uygur yäŋgä) formları kayıtlıdır. Bununla birlikte Hint Avrupa dil ailesinde “kardeş karısı” anlamındaki ieneter kökünden türeyen İtalyanca janitrices, Yunanca enateros (ενατερος), Baltık dilleri jente, Hintçe yatar) kelimeleri ile Türkçe orijinli yenge arasındaki benzerlik ilginçtir. Ayrıca Macarca ángy “kardeş karısı”, néne “teyze”, Samoyed oñe “teyze”, Sümerce nin “teyze, kız kardeş” formları kayıtlıdır.

annemolar

Annemgiller annemler (Trabzon Sürmene), babamolar “babamgiller”, dedemolar “dedemgiller; atalarım”. Türkçe annem + onlar kelimelerinin brileşiminden oluşmuştur.

Kaynakça

ATILCAN, İ. C. (1977), Erzurum Ağzı, Halk Deyimleri ve Folklor Sözlüğü. İstanbul III: 319

BALAŞOĞLU, N. (1946), Karadeniz Destan ve Deyişleri. 1946 s. 85

CAFEROĞLU, A. (1946; 2. Baskı 1994), Kuzey-Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar. İstanbul s.309, 317,318

CLAUSON, G. (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish. Oxford s. 5, 16, 169COŞKUN, O. (2002), İkizderemiz s. 49

ÇELİK A. (1999), Trabzon-Şalpazarı Çepni Kültürü. T.C. Trabzon Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları. Trabzon s. 552

DEMİR, N. (2001), Ordu İli ve Yöresi Ağızları. Türk Dil Kurumu Yayınları. Ankara s. 333

EMİROĞLU, K. (1989), Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü s. 29, 223

GEDİKLİ, F. (2004), Akçaabat Yazıları. Yedirenk Yayınları. İstanbul s. 159,160, 220, 273

GEMALMAZ, E. (1978), Erzurum İli Ağızları. Atatürk Üniversitesi Yayınları: 487. Erzurum s. III 18.

KALYONCU, H. (2001), Trabzon-Tonya Ağzının Dilbilgisel Özellikleri ve Tonya Sözlüğü. Trabzon s. 134

GÜLENSOY, T. (1985), Trabzon Yöresi Türküleri. Anadolu Sanat Yayınları. İstanbul s. 19

KARA, İ. (2001), Güneyce. Dergâh Yayınları. İstanbul s. 75

Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü (1991), Kültür Bakanlığı 1371. Kaynak Eserler 54 s. 984

KAZMAZ, S. (1998), Rize-Çayeli Halk Kültürü Araştırmaları. Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı. Ankara. s. 269

Kutadgu Bilig (1979), Reşit Rahmeti Arat. Türk Kültürünü Araştırma Enstütüsü 47 (IV) 12 III: 21

MORGAN, Lewis Henry (1871). Systems of Consanguinity and Affinity of the Human Family, Smithsonian Contributions to Knowledge. Washington DC.

ÖZCAN. S (1990), Gümüşhane Kültür Araştırmaları ve Yöre Ağızları. Kültür Bakanlığı s. 587

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

PAPADOPULOS, LP. (1958-1961), Ιστορικόν Αεξικόν της Ποντικης διαλέκτου. Atina I: 16, 94; II: 85, 169, 356

Türkçe Sözlük (1998), Türk Dil Kurumu (9. Baskı). Ankara s.1843

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul s. 63, 65, 145, 203, 509

YANIKOĞLU, B. (1943), Trabzon ve Havalisinde Toplanmış Folklor Malzemesi. İstanbul s. 131, 182

Yurt Ansiklopedisi (1982-1983), Anadolu Yayıncılık. 10+1 cilt. İstanbul. s. 7252

Exit mobile version