Yazı: Özhan Öztürk

İslam inancında imanın şartlarından biri “kitaplara iman” olup, Allah’ın emriyle bazı peygamberlere kitaplar indirildiğine inanmayı içermektedir. İslam inancına göre Kuran-ı Kerim öncesinde indirilen 3 kitap Zebur, Tevrat ve İncil’in içeriği insanlar tarafından değiştirilmiştir.

ZEBUR

İslam inancında Davut’a vahyedilen kutsal kitabın adı olup orijinalliğini yitirdiğine inanılmaktadır (İsra 55, Nisâ 163, Enbiyâ 105)

KİTAB-I MUKADDES

Kitab-ı Mukaddes veya Kutsal kitap, Eski ve Yeni Ahit’i içerip, Hıristiyan inanışının temelini oluşturan ve Hıristiyanlarca kutsal sayılan kitaptır. Katolik Kilisesi 3. Yüzyılda 39 bölümden oluşan, Tevrat ve Zebur’u da kapsayan Yunanca yazılmış Yahudi din kitaplarını İsa’nın sağlığında veya ölümünden sonra Havariler, Hıristiyan din adamları ve âlimleri tarafından yazılmış inciller ile birleştirerek Kitab-ı Mukaddes’i oluşturmuştur. 4. Yüzyılda St. Jerome’un hazırladığı Vulgata adı verilen Latince sürümü asırlarca kanonik olarak kullanılmışsa da ilk olarak Martin Luther bu kitapta apokrif metinler olduğunu ileri sürerek 1522-1534 arasında İbranice ve Yunanca orijinal metninden halkın anlayabileceği Almanca bir çeviri yapmıştır.  1611 tarihli King James sürümü ise özellikle İngilizce konuşan Hıristiyanlarca hatasız olarak kabul edilmektedir.

İsa’nın yaşam ve ölümünü konu alan dört kutsal metinden (Aziz Matta, Aziz Markos, Aziz Luka, Aziz Yuhanna) her birinin yanı sıra Yeni Ahit’in tamamı da Türkçe incil olarak adlandırılmaktadır. Hıristiyan inancında Yahudiler tanrıya verdikleri sözü tutmamış bu yüzden vatanlarından sürülerek cezalandırılmışlardır. Yeni Ahit merhamete gelen Tanrının Yahudilere verdiği ikinci bir şans ve Filistin’i tekrar elde edebilmeleri için yeni bir anlaşmadır. Kurân’da incil Tevrat, Zebur ve Kurân’la birlikte dört kutsal kitaptan birisi olarak anılmaktadır (5:110, 9:111, 45:29).

Kudüs’te Tevrat Okuyan Yahudi

ESKİ AHİT

İbranice ‘Eski Sözleşme’ anlamına gelen Yahudi dininin kutsal kitabının adı olup, Tanrı’nın Musa peygamber aracılığıyla İsrail halkıyla yaptığı anlaşmayı tanımlamaktadır. Eski Ahit üç bölümden (Tevrat, Peygamberler, Ketubim) oluşmaktadır. Hıristiyanlarca Kitabı Mukaddes’in ilk bölümünün adı olup, Tevrat ile aynı içeriğe sahip olmakla birlikte Hıristiyanlar için Yeni Ahit olmadan tek başına bir anlam ifade etmemektedir.

TEVRAT

Tanah ve Eski Ahit’in ilk beş kitabının adı olup, Musa’nın Beş Kitabı, Tora veya Pentateuch olarak da bilinmektedir. Musa’ya inen bu beş kitap (Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye) Yahudilerce kutsal sayılmaktadır. Gelenekçi Yahudiler ve bazı Protestan gruplar Tevrat’ın tamamen Tanrı vahyi ile yazıldığına inanmakta, Müslümanlar ise Musa’ya vahiy edilen Tevrat’ın orijinalliği bozulduğunu iddia etmektedir. Tevrat’ın bir kısmının MÖ 950 civarında Güney İsrail’de Yudah adı verilen bölgede, bazı bölümlerinin Kuzey İsrail’de MÖ 850 civarında daha eski kaynaklara dayanılarak yazıldığı sonradan iki materyalin MÖ 750 civarında birleştirildiği iddia edilmektedir.

 

TALMUD ÖYKÜLERİ

Ortodoks Yahudiliğin sözlü kanun ve geleneklerini (Mişna ve Gemara) içeren yazılı koleksiyon olan Talmud, Tevrat’ın toplumsal yaşamın düzenlenmesi konusundaki boşluklarını doldurmak amacıyla MÖ 500-MS 500 arasındaki yorumların derlendiği kitabın adıdır. Sözlü kanunlar ilk olarak MS 2 yüzyılda yaşamış Yehuda Hanasi adlı haham tarafından derlenmiş ve mişna (tekrarlayarak anlamak) olarak adlandırılmıştır. Gemara ‘hukuk’, Mişna, Mişna’da bulunmayan maddeler ve Midraşim ‘Yorumlar’ adlı dört bölümden oluşan Talmud’da yaratılış öyküsü dâhil olmak üzere pek çok efsane anlatılmaktadır.

Kitab-ı Mukaddes’in ilk 5 bölümünü oluşturan Tevrad, Musa tarafından Tanrı’nın buyrukları yazılarak oluşturulmuştur. Mişna ise o güne dek sözlü gelenekte süregelen dini ve günlük hayata dair kanunlarının yazıya dökülmesiyle oluşturulmuştur. Talmud’da yer alan öykülerde bir yandan hahamların hayat ve davranışları hakkında bilgi verilirken diğer yandan Tevrat’ta anlatılanlar genişletilerek yorumlanmaktadır. Talmud’un MS 3-5. Yüzyıllarda yazılan ama daha eski yazıları da içeren Babil talmudu ve daha eski olan Filistin (Kudüs) talmudu olmak üzere iki versiyonu bulunmaktadır.

 

İncil

YENİ AHİT

Kutsal Kitap’ın (Kitab-ı Mukaddes) ikinci kısmıdır ve halk arasında İncil diye bilinir. İncil, Yunanca yazılmıştır ve 27 kitaptan oluşur.

Kabe ve Kuran-ı Kerim, Mekke

KURAN

 Kur’an veya Kur’an-ı Kerim, İslam inancında Allah tarafından MS 610-632 arasında gönderilen âyetleri vahiyler şeklinde Cebrail adlı melek aracılığıyla İslam Peygamberi Muhammed’e indirilen en son kutsal kitabın (kitâb-ı semâvi) adıdır. Müslümanlara göre insan ve peygamber kabul edilen Âdem ile başlayıp, diğer peygamberlere de gönderilen ilâhî mesajlar, Kur’an’ın Muhammed’e indirilmesi ile sona ermiştir. Bu yüzden Müslümanlar, İncil, Tevrat ve Zebur’u Allah tarafından insanlara gönderilen kutsal kitaplar olarak görmekte ama tahrif edilmiş olduklarına ancak Kur’an’ın Allah tarafından kıyamete dek korunacağına ondan başka bir kitap gönderilmeyeceğine inanmaktadır.

Kur’an kelimesi Arapça “Okunan şey” anlamına gelmekte olup, 114 sure ve 6.236 ayetten (112 Bismillah sayılırsa 6.348) oluşmaktadır. İslam öncesinden günümüze en önemlisi Mu’allakat olan sadece 5 Arapça yazıt ulaştığı göz önüne alınırsa Kuran’ın Arap literatüründeki önemi de ortaya çıkmaktadır. MS 610 yılında Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde Mekke’deki Nur Dağı’nın Hira Mağarası’nda Muhammed’e indirilmeye başlanılan Kur’an metninin tamamlanması 12 yılı Mekke, 11 yılı da Medine’de olmak üzere 23 yılda tamamlanmıştır.

Muhammed’in ölümünden hemen sonra gerçekleşen Yemâme savaşlarında (Mayıs-Haziran 633) Kuran’ı ezbere bilip, sözlü olarak aktaran pek çok hafız ölünce Ashabdan Ömer bin Hattab, halifeye başvurarak hafızların toplanmasını istemiş böylece Zeyd bin Sâbit başkanlığında bir komisyon oluşturularak Kuran nüshaları bir araya getirilmiştir.  Zeyd bin Sâbit, elinde yazılı “Kur’an” metni olan herkesin bu metinleri şahitler eşliğinde getirmesini isteyerek “İmam Mushaf” adı verilen bir asli örnek oluşturmuş, İmam Mushaf ile uyuşmayan bazı sahabelerin mus’haflar ise sonradan Osman bin Affan döneminde yakılmışlardır. Kuran-ı Kerîm bugünkü dizilişi ile yazılması ise halife Osman döneminde gerçekleştirilmiş olup, Kur’an sureleri kronolojik sıraya göre değil, Ebu Bekir döneminde bir araya getirilen İmam Mushaf’a göre sıralanmıştır. Günümüze ulaşan en eski Kur’an mushafı 9. yüzyıla tarihlenen Semerkand Kuran’ı olup, Özbekistan’ın Taşkent şehrinde Eski Eserler Müzesi’nde metal bir sandık içinde muhafaza edilmektedir.

Kuran bir din kitabı olmanın ötesinde İslam’ın, toplum düzeni, ekonomi, askerlik üzerine görüş ve yasalarını da barındırmaktadır. Özellikle Şafi mezhebince benimsenen bir söylenceye göre Kuran yeryüzüne inmeden önce cennette bulunan Umm al-Kitab adlı mükemmel kitabın kopyası olup, ipekle bağlı, cennet taşlarıyla süslü bu kutsal metin Cebrail aracılığıyla Muhammed’e verilmiştir.

Kuran veya Kur’an-ı Kerîm, çeşitli ayetlerde “el-Furkân” (Furkân, 1), “ez-Zikr” (Hicr, 9), “en-Nûr” (Nisâ, 174), “er-Rûh” (Şûrâ, 52) anılmış olmakla birlikte Müslümanlarca Furkân-ı Hâkim, Mushâf-ı Şerif, Kelâmullah, Kitâbullah gibi isimlerle de anılmaktadır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için