Makale: Özhan Öztürk

19. Hanedan döneminde (MÖ 13. Yüzyılda) yazıya geçirilen ve iki yoksul kardeş ile eşlerinin zengin oluşunu anlatan İki Kardeşin Öyküsü‘nün bilinen en eski masal olduğu sanılmaktadır.

Dünyanın En eski Masalı: İki Kardeşin (Anpu ile Bata) Öyküsü

Masalda Anpu ile Bata adlarıyla anılan karakterlerin Mısır tanrıları Anubis ile Osiris adı verilmeyen iki kadının Hathor’un farklı görünümleri olduğu dahası Eski Ahit’teki Samsun ve Delilah öyküsünün öncülü olduğu iddia edilmiştir.

Anpu, Bata ile Anpu’nun karısı hep birlikte Anpu’nun evinde yaşamaktaydı. Ailenin hayvanlarını güdüp, tarla işlerine bakan bir seferinde 5 çuvalı birden sırtlayabilen güçlü yakışıklı kardeş Bata bir gün tohum almak için eve geldiğinde ağabeyinin karısını saçlarını örerken bulmuş, kadın Bata’yı baştan çıkarmaya çalışmıştır. Delikanlı annesi gibi gördüğü kadını reddetmekle birlikte olan biteni ağabeyinden saklamaya karar vermiştir. Aynı gün iki kardeş tarlayı ekerken kadın bedenine yağ sürerek bedeninde çürükler varmış gibi göstermiş, kocası ebe geldiğinde kadını yatakta bitkin bir şekilde yatarken bulmuştur. Kadın bir yandan kusarken diğer yandan kocasına Bata’nın kendisine asıldığını adamı reddedince de dayak yediğini anlatmış dahası kardeşini öldürmezse intihar edeceği tehdidinde bulunmuştur. Çılgına dönen Anpu eline bir mızrak alarak kardeşinin hayvanları ahıra getirmesini beklemeye başlamıştır. Bata akşam vakti sığırlarla birlikte ahıra geldiğinde kapının arkasında saklanan Anpu’yu gören hayvanlar huysuzlanmış, durumu anlayan Bata kaçarken Anpu’da peşine düşmüştür. Bata’nın yakarışını duyan tanrı Re-Horakhty kardeşleri aralarına içi timsah dolu bir nehir sokarak ayrılmalarını sağlamıştır. Bata durumu olduğu gibi anlatmışsa da kardeşinin ağzından karısının hafifmeşrep birisi olduğunu duymak Anpu’yu çok üzmüş, ağabeyine acısını göstermek isteyen Bata ise penisini keserek göle atmıştır. Balıklar, Bata’nın penisini yerken, Anpu’nun acısı katmerlenmiş, Bata ağabeyine eve dönüp sığırlarla ilgilenmesini tavsiye etmiştir. Bata, ağabeyine Çam Vadisi’ne gideceğini burada kalbini söküp bir çam kozalağına koyacağını eğer ağaç devrilirse kendisinin de öleceğini bildirmiştir. Eve giden Anpu eline bir kupa bira aldığında kardeşinin öleceğine dair bir işareti fark etmiş köpüren bira içerisinde Bata’nın kalbini görmüş, kalbi alıp soğuk suya atarak ölmesine engel olmuştur.

Bu olaydan sonra kardeşler ayrılmış Bata, Çam Vadisinde bir ev inşa ederek buraya yerleşmişse de bir süre sonra Heliopolis’in dokuz tanrısı ziyaretine gelerek Anpu’nun karısını öldürüp cesedini köpeklere attığını bildirmiştir. Tanrılar bununla yetinmemiş Bata’ya Khnum tarafından yaratılan bir kadın getirmişler ve kadının ölümünün ileride bıçak yüzünden olacağını söylemişlerdir. Bata karısını evden ayrılmaması özellikle denize yaklaşmaması konusunda uyarmışsa da kadın bir keresinde evden uzaklaşmış ve deniz tarafından yakalanmaya çalışılmışsa da kaçmayı başarmıştır. Bununla birlikte kadının saç tellerinden birisi denize düşmüş ve dalgalar vasıtasıyla kralın sarayına dek ulaşmış, burada çamaşırhanede kralın elbiselerinden birisine yapışmıştır. Kral saç telini bulunca bunun Ra-Horakhty’nin kızına ait olduğunu anlamış, adamlarına hemen kadını bulup kendine getirmeleri emrini vermiştir. Bata evine dek gelen habercilerin öldürmüşse de bir tanesi kaçarak krala durumu anlatmış bunun üzerine Bata’nın üzerine bir ordu gönderilmiştir. Askerler kadını alıp krala götürünce, kadın Bata’nın hayatının bir çam kozalağına bağlı olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine kral ağaca zarar verip adamın ölmesini sağlamıştır. Bata’nın öldüğünü hisseden Anpu silahlanarak Çam vadisine gitmiş ve kardeşinin cesediyle karşılaşmıştır. Anpu, 3 yıl boyunca kardeşinin kalbini aramış tam vazgeçmek üzereyken bulmuş ve kardeşinin hayata dönmesini sağlamıştır.

Bata, kendisine ihanet eden karısından intikam almaya karar verince çok güzel bir boğaya dönüşmüş, halk tarafından methiyeler düzülen hayvan sonunda kralında dikkatini çekmiş, hayvanın sahibi sanılan Anpu altın ve gümüşle ödüllendirilmiştir. Kadın, kocasının boğa formunda yaşadığını anlayınca korkmuş kocasına canının ciğer çektiğini boğayı kesmesini istediğini söylemiştir. Kral, istemeyerek de olsa boğayı kurban etmiş, hayvanın kanından 2 damla saray kapısının arkasına düşmüştür. Damlaların yerine bir gecede 2 defne ağacı birden sürmüş, Bata ağaç formunda bile olsa kendini eski karısına tanıtınca kadın bir bahane bularak krala ağaçları kestirmeyi ve mobilya yaptırmayı başarmıştır. Ağacın kesilişini seyreden Bata’nın eski karısının ağzına ağaçtan bir kıymık kaçmış ve kadın hamile kalarak bir erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Kral, çocuğu Bubia valiliği görevine atamış, kralın ölümünden sonra ise çocuk Mısır kralı olarak tahta geçmiştir. Çocuk tahta geçtiğinde annesini yargılayıp cezalandırmış, 30 yıl hüküm sürdükten sonra ölürken tahtını Anu’ya bırakmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için