Makale: Özhan Öztürk

Sindi veya Sindika[1], Karadeniz’in kuzeydoğu sahilinde Temryuk ile Novorossiysk kentleri arasında antik bir yerleşimin adı olup, modern Anapa kenti yakınlarındadır. Adını bölgenin yerli halkı Sindilerden alan yerleşim MÖ 6-5. yüzyıllarda Yunanlılarca kolonize edilmiş olup, MÖ 430-420 tarihleri arasında Sindskaya limanında Sindi kralı Gekatei döneminde ilk sikke basımı gerçekleşmiştir.

Sindi krallığı MÖ 410’da Bosphorus krallığı ile yaptığı savaşı kaybedince işgal edilmiş, Bosphorus krallığınına bağlanan kent yeniden kolonize edilirken adı da Gorgippa[2] olarak değiştirilmiştir. Gorgippia adını Spartokhid hanedanından Gorgipp adlı kraldan almıştır. Kent Bospohorus krallığının ticaret limanı olarak MÖ 5-2 yüzyıllar arasında görkemli günler geçirmiş olup, VI. Mithradates Eupator döneminde kendi sikkelerini basmış, MS 4. yüzyılda Bopshorus krallığı ile birlikte çöküş sürecine girmiştir. 13. yüzyılda Cenevizlilerce ele geçirilen liman” Mapa” olarak adlandırılmışsa da 1475’te Osmanlılara terk edilmiştir.

Osmanlılar, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım Hanlığı üzerindeki korumasını yitirince, Rusların Kafkasya’ya girmesini engellemek için Soğucak Kale’nin (Bkz. Novorossiysk) yanı sıra Fransız mühendislerinin yardımıyla Anapa’da eski bir Ceneviz kalesi kalıntıları üzerine Soğucaktaki ile aynı büyüklükte yeni bir kale inşa etmiş, Ferah Ali Paşa’yı da Soğucak muhafızı olarak atamışlardır. 3 Eylül 1785’de Anapa kalesinin inşa emri verilirken[3] İstanbul’dan koruma talep edip Ruslara isyan eden kabilelerin merkezinde yer alıyor olması dahası Anapa’nın düşmesi halinde Soğucak, Gelincik ve Sohum‘un da durumlarının tehlikeye girebileceği dikkate alınmıştır. Kalelerin inşası için öncelikle bölge imkânlarının kullanılması salık verilmişse de gerekli malzemelerin çoğu ve marangoz, doğramacı, demirci ve çilingir gibi ustalar İstanbul’dan gönderilmiştir.[4] 1784 sonrasında kalede bulunan 6 tabyada Rus işgali sonrası Temrük, Açe ve Açu kalelerinden getirilen 817 yeniçeri kalede görevlendirilmiştir.[5]

1828-29 Osmanlı Savaşı sırasında Anapa Rusların eline geçmiş, savaşın sonunda Edirne Antlaşması’yla Anapa’nın da içerisinde bulunduğu Kuban ve Bzıb nehirleri arasındaki Çerkezya toprakları Rusya’ya terkedilmiştir. Anapa ve civarı 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Osmanlılarca geri alınmışsa da savaş sonrasında imzalanan Paris antlaşması gereğinde Rusya’ya geri verilmiş, Rus Çarlığı’nın Kernomore eyaletine (guberniya) bağlanan bölgenin adı 1937’de Krasnodar Krai olarak değiştirilmiştir. Anapa limanı II. Dünya Savaşı sırasında Alman donanması tarafından 30 Ağustos 1942 ve 22 Eylül 1943 tarihlerinden bombalanarak önemli ölçüde tahrip edilmiştir. 1864 yılında Ruslar bölgedeki Adige (Çerkez) halkını Anadolu’ya sürmüştür.

Anapa (Sindi, Sindika, Gorgippa) Arkeoloji

 Sindikos Limen veya Gorgippia’da 1980’li yıllarda yapılan kazılarda sahilden 400 m kadar içerde ve kuzeyde bazıları 1.5 m kadar derinliğe ulaşan ve MÖ 6-5. yüzyıllara tarihlenen taş kaideli çamur tuğlalardan inşa edilmiş yarı gömük yer altı evleri bulunmuştur. Kentin kuzeydoğusunda ise MÖ 4. yüzyıla özgü sokak düzenlemesi, MÖ 5. yüzyıla tarihlenen bir İon vazosu ve amforalar, MS 1. yüzyıla tarihlenen mezarlık, şaraphaneler, 2.4 m yüksekliğinde savunma duvarı, güneybatıda çömlek üretimine dair kalıntılara rastlanmıştır. Kent civarında MÖ 6. yüzyıl sonlarına ait düz çanaklar ve amfora kalıntılarının varlığı başlangıçta bir çeşit emporion olarak hizmet verdiğine yorumlanmıştır[6].

Sindi Sikkeleri

 MÖ 423-413 Sindi gümüş diobol ve hemiobolalrının ön yüzünde Herakles başı, arka yüzünde ΣΙΝΔΩΝ yazısı ve at başı tasviri, MÖ 423-413 gümüş sikkelerinin ön yüzünde boğa, arka yüzünde at başı tasvirleri yer almaktadır. MÖ 90-80 Gorgippia sikkelerinin ön yüzünde bir erkek tanrı portresi, arka yüzde Dionysos ve panter tasviri ile ΓΟΡΓΙΠΠΕΩΝ yazısı, MÖ 90-80 bronz sikkelerinin ön yüzünde Dionysos portresi, arka yüzünde ΓΟΡΓΙΠΠΕΩΝ yazısı ile tripod ve tir tasvirleri yer almaktadır.

Hermonassa, Tamatarkha, Samkarş, Tmutarakan

Hermonassa,[7] Taman yarımadası üzerinde Karadeniz ile Azak denizi arasında yer alan Kerç Boğazı’nı kontrol eden bir Yunan kolonisinin adı olup, Teos kolonisi Phanagoria’nın 5 mil batısında yer almaktaydı.

Hermonassa Arkeoloji

 MÖ 5-4. yüzyıllar arasında yerleşim merkezi olan Hermanossa’da yapılan kazılarda MÖ 4. yüzyıla tarihlenen Apollo İetros tapınağı kalıntıları, MÖ 5. yüzyıla ait çanak çömlekler, hatta MÖ 5. yüzyıla ait gümüş bir Kolhis sikkesi bulunmuşsa da bulunan amforlar MÖ 4-3. yüzyıllarda Thasia, Karadeniz Ereğlisi, Sinop ve Rhodia’dan ithal edilmiştir. Tmutarakan’da 1068’e tarihlenen bir mermer blok 1792’de köylüler tarafından keşfedilmişse de site ancak 19 ve 20. yüzyılda kazılabilmiş, 1930-1931’de A. Miller, 1952-1955’de B. Rybakov’un yaptığı kazılarda 10 yüzyıl Tmutarakan savunma duvarları, taş döşeli sokakları ve meydanları ortaya çıkarılmıştır.

Hermonassa Tarih

Hermonassa, Phanagoria ve Panticapaeum kentleri ile birlikte Bosphorus krallığın en önemli ticaret merkezlerinden olup, arkeolojik verilerden Yunanlı yerleşimcilerin Sarmat kültürü etkisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Hunların gelmesiyle yıkılan kent kısa süre sonra yeniden kurulmuştur. MS 7. yüzyılda Hazarlarca ele geçirilen Hermonassa’nın adı Tamatarkhan[8] olarak değiştirilmiş ve yeni bir kale inşa edilmiştir. Arap kaynaklarında Hazarların dinlerine atfen Samkarş adıyla bir Yahudi kenti olarak gösterilmektedir. Bu dönemde Kuzey Avrupalı tüccarlar, Bizans imparatorluğu ve Kuzey Kafkasya ticaret yolu üzerinde konumlanan kentin Ortaçağ halkı Yunanlı, Ermeni, Rus, Yahudi (Hazar) ve Kafkasyalılardan oluşmaktaydı. 10. yüzyıl ortalarında Kiev prensi I. Sviatoslav’ın Hazar devletini yıkmasına rağmen 985–986 tarihli Mandgelis mektubundan anlaşıldığı kadarıyla Taman yarımadasında Hazar varlığının devam ettiği anlaşılmaktadır. Güney Ruslarının en önemli kroniği olan Hypatian Codex’te Kiev prensi I. Vladimir’in adı Tmutarakan olarak değiştirilen kenti oğullarına verdiği kayıtlı olduğundan, en azından 1015’de Vladimir’in ölümüne dek bölgenin Rus egemenliğinde kaldığı anlaşılmaktadır.[9] Vladimir’in oğlu Çernigovlu Mstislav 988-1036 tarihleri arasında Tmutarakan’ı yönetmiş, onun döneminde bugün yıkıntılarına rastlanan kentin Theotokos adlı ilk kilisesi inşa edilmiştir. 1066’da Tmutarakan yöneticisi prens Rostislav Vladimirovich Bizanslılar tarafından zehirlenince[10] sırasıyla Svyatoslav Yaroslavich ve Kiev prensi Vsevolod Yaroslavich tarafından yönetilen kente 1079 sonrasında “posadnik” adı verilen idareciler atanmış, 1083’de Bizans’tan gelen Rurik hanedanından Oleg Svyatoslavich, Yaroslavich bölgeden çıkararak kendini Hazar arkhonu ilan etmiş ve Tmutarakan’ı başkenti yapmıştır.[11] 12. yüzyıldan itibaren Kumanlar bölgeye yerleşerek kenti Rusya’dan izole etmişlerdir. Kefe’de üstlenen Cenevizlilerin idaresine giren bölge 1482’de Giray Han, 1791’de ise Rusya tarafından fethedilmiştir.

Kepoi

Kepoi[12] veya Kepi Milesiorum Taman yarımadasında antik Phanagoria’nın 3 km doğusunda yer alan bir MÖ 6. yüzyılda Pseudo Scymnus’a göre[13] Miletliler tarafından kurulmuş bir Yunan kolonisinin adıdır.[14] Atikalı 10 hatipten birisi olan Aeskhines (MÖ 389–314) bölgeyi yöneten Bosphorus kralının burada bir bahçe yaptırdığını bildirmiştir. MS 1. yüzyılda gösterişli ve kalabalık bir yerleşim olmasına karşın Hun ve Got saldırıları yerleşimin sonunu getirmiştir. Sovyet arkeologların 1957’de kazmaya başladığı bölgede mermer bir Afrodit heykeli (Taman Aphroditi), 400 kadar mezar, 1984-90 yılları arasında yapılan kazılarda ise MÖ 6. Yüzyıla ait amforalar, Korinth ve Attik stilde kâseler, bronz ok uçları bulunmuştur.

 Tanais

Tanais,[15] Avrupa ve Asya kıtalarını ayırdığına inanılan[16] Don nehrinin Antik Çağ’daki adı olup aynı zamanda aynı isimli nehrin Azak Denizi’ne (Palus Maeotis) döküldüğü noktada modern Rostov-na-Donu kentinden 30 km uzakta MÖ 3. yüzyılda Miletlilerce kurulmuş bir Yunan kolonisinin de adıdır.[17] Antik site civarındaki kazılarda bulunan nekropolisten bölgede yerleşimin bronz çağına dek indiği anlaşılmıştır.

İskit topraklarında Bosphorus krallığı sınırında arhonlar tarafından yönetilen yerleşim kürk ve köle ihracatı sayesinde hızla büyüyerek önemli bir ticaret merkezi olmuşsa da MS 330’da Gotlar tarafından yıkılmıştır. 1823’de I.A. Stempkovsky antik kaynakları tarayarak bölgedeki site ile ilişkilendirerek antik Tanais’i keşfetmiş, 1955’de bir Rus-Alman arkeolog grubu modern kazıları başlatmıştır.

Ulskie, Ulyap

Kuzey Kafkasya’da Rusya Federasyonuna bağlı Adıge Cumhuriyetinin Krasnogvardeiskii bölgesinde yeralan Ulyap köyünde bir grup İskit tümülüsü bulunmuş olup, bunların Kimmer kökenli veya Kafkasya’nın ilk yerlileri oldukları sanılan Maiote halkına ait oldukları iddia edilmiştir. Batı tümülüsü 1898 ve 1908-1910’da N. Veselovskii tarafından keşfedilip kısmen kazılmış, diğer iki tümülüs 1981-1983 arasında A. Leskov tarafından keşfedilmiş, 2007’de V. Erlikh ilk tümülüsü yeniden kazmaya başlamıştır. Mezarların en eskisi Kelermes tümülüsü MÖ 7. Yüzyıl ortalarına Ulskie tümülüsü ise MÖ 6.-5. Yüzyıllara tarihlenmiş olup, çoğu zamanında soyulmuş olmakla birlikte yine de pek çok bronz ve altın obje ile Yunan çömlekleri bulunmuştur. Tümülüslerin en büyüğü 15 m yüksekliğinde olup 400 at iskeletini barındırmaktaydı[18].

Tyritake, Dia

Tyritake, Doğu Kırım’da Bosphorus krallığının başkenti Pantikapaeum’un 11 km güneyinde Çurubaş gölünün kıyısında MÖ 6. Yüzyıl ortalarında kurulmuş, 3. Yüzyılda Goth ve 4. Yüzyılda Hunlar tarafından ardarda yıkılmasına karşın ve MS 4. Yüzyıl sonuna dek varlığını sürdürmüş bir Yunan kolonisidir[19]. Tyritake’yı bulan V. Gaydukevich kentin Roma döneminde Dia olarak anıldığını iddia etmiştir. Başlangıçta ekonomisi tarıma dayanan kentin Roma döneminde şarap üretimi ve balıkçılığa yoğunlaştığı anlaşılmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Yunanca Σινδική

[2] Yunanca Γοργιππία

[3] BOA, HAT, 21/1011-C

[4] BOA, C.AS, 50364, (18 Haziran 1782); BOA, MAD, 8946, s. 296 (25 Mayıs 1786)

[5] BOA, C.AS, 49592, (3 Nisan 1785)

[6] Salov, 1986: 188-95.

[7] Yunanca Ἑρμώνασσα (Dionys. A. R. 552; Scymn. Fr. 152; Pomp. Mela, I.19.5; Ptol. V.9)

[8] Taman + Tarkhan “Bir Türk adı”

[9] Tikhomirov, 1959: 33

[10] Dimnik, 2003: 82, 285

[11] Tikhomirov, 1959: 616

[12] Yunanca Κῆποι, Κῆπος “bahçe”

[13] Pliny Nat. VI.6

[14] Pomp. Mela, I.19.15; Diod. 20.24; Procop. Bell. Goth. IV.5; Strab. xi. s.494

[15] Yunanca Τάναϊς

[16] Strabon, Geographika XI. 1; 11.2.2

[17] Ptol. III.5.26, VIII.18.5

[18] Ivantchik, A.I. –Leskov, A.M., 2008

[19] Ptol. III.6.3; Anon. PPE 76(50H); Plin. V.1.2.

Takip, tavsiye ya da beğeni için