Makale: Özhan Öztürk

Günümüzde Ukrayna’nın güneyinde Mıkolayiv Oblastı’na bağlı bulunan tarihî bir kale ve şehrin adı olup Özü (Dinyeper) Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü Özü Boğazı’nda Kılburun karşısında önemli bir yarımada üzerinde 1492 yılında Kırım Tatarları tarafından Özü (Ukraynaca: Очаків, Rusça: Очаков, Kırım Tatarcası: Özü, Rumence: Oceacov) adıyla kurulmuştur.

Kimi yazarlarca Olbia ile aynı kent olduğu iddia edilmişse de Özü’nün bulunduğu yerde tarihi antik döneme inen bir yerleşme bulunamadığı gibi Olbia antik sitesi kentin kurulduğu yerden oldukça uzakta bulunmuştur. Bazı yazarlar ise Tatarlardan önce 15. yüzyıl başlarında Litvanyalıların boğaz kıyısında Daşiv adıyla bir askerî istihkâm kurduğunu öne sürmüştür. Mengli I. Giray, kendisiyle birlikte Litvanya-Lehistan’a savaş açması için Loban Kolıçev adlı bir elçi gönderen Moskova Knezi İvan’a dostluk teminatı verirken Özü’de bir kale inşa ettiğini bildirmiştir[1]. Cankerman adıyla da anılan Tatar kalesi 1538’de Kanunî Sultan Süleyman’ın Karaboğdan seferi sonrasında Osmanlı idaresi altına girmiş, Osmanlı Türkçesinde “Cankirman nâm-ı dîger Özi” ya da kısaca ‘Özi’ olarak adlandırılmaya başlanmış ve Silistre livâsına bağlanmıştır. 1542 yılında kaza olduğu anlaşılan Özi önce Akkirman’a, 1570’de Silistre-Akkirman sancağına bağlanan yerleşim 1583-1584’te Kazak saldırılarının hedefi olmuş, 1584’te sancak haline getirilmişse de 1588-1589’de yine Zaporog Kazaklarınca yakılmıştır.

1737 savaşını gösteren haritada Ozi

Özi kalesi 1607’de yeniden inşa edilmekle kalmamış, 1629’da nehir etrafına çok sayıda istihkâm hazırlanmış, ayrıca 16. Yüzyıl sonlarında Özü nehri üzerinde Doğan Geçidi mevkiinde başka bir kale inşa edilmiştir[2]. 17. yüzyıl ortalarında bölgeye gelen Evliya Çelebi birbirine bitişik 3 kaleden oluşan Özi’nin Macar Ali Paşa tarafından inşa edildiğini, tahta minareli bir cami, mahkeme binası, 200 ev, yirmi kadar dükkânı barındırdığını kaydetmiştir. Cami Piyâle Paşa tarafından 1626’da yeniden inşa edilmiş olup bu dönemde nehrin denize döküldüğü yerde Küçük Hasan Paşa ufak bir kale daha inşa ettirmiştir. Rus Çarı Petro Özü nehrini takiben Karadeniz’e inmek isteyince 1736-1739 savaşı sırasında 11 Temmuz 1737 günü kale Rusların eline geçmişse de 1739 antlaşmasıyla Osmanlılara geri vermiştir. 1768 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’nın 18. maddesiyle Özü Kalesi yenilen Osmanlılara bırakılırken, Kılburun kalesi ile Özü ve Aksu nehirleri arasındaki boş alan Ruslara bırakılmıştır[3]. 1787-88 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Özü önemli bir çatışma merkezi olmuş, Feld Mareşal Potemkin 120 bin askeriyle kuşattığı Osmanlı’nın bölgedeki son askeri üssü Özü Kalesini ele geçirmeyi başarmakla kalmamış[4], Kaptan-ı Deryası Gazi Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Berezan adası yakınlarına dek gelip de suların sığlığından dolayı kaleye yaklaşamayınca 20 bin kişiden oluşan sivil halkı da katletmiştir. 1792 Yaş Antlaşması’yla resmen Rusya’ya verilen Özi, 1855 Kırım savaşı sırasında müttefik güçlerce savaş sonuna dek işgal edilmiştir. 1917–1921 arasında devam eden Ukrayna Halkın Cumhuriyeti, 1919-1991 arasında Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin parçası olmuşsa da 2. Dünya savaşı sırasında 1941-1944 arasında III. Reich’ın müttefiki Romanya’nın işgaline uğramış, SSCB’nin dağılmasından sonra Ukrayna sınırları içerisinde kalmıştır.

Osmanlı belgelerine göre Özi Kalesinde 1570 yılında 944’ü İslam, 6’sı gayrimüslim 950’si kalede 50’si kale dışında toplamda 1000 kişinin yaşamaktaydı. 2001 nüfus sayımına göre Ochakiv kentinde 16.900 kişi yaşamakta olup, kentin en eski yapısı 1804’te St. Nicholas adıyla kiliseye çevrilip günümüzde Suvorov Müzesi olarak kullanılan 15. Yüzyıl yapımı bir camiidir.

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Karamzin, 2001: 510.

[2] BA, MD, nr. 83, s. 1

[3] Mustafa Nuri Paşa, 1992: III-IV, 81.

[4] Mustafa Nuri Paşa, 1992: III-IV, 177

Takip, tavsiye ya da beğeni için